ÇEVREYİ MERKEZE ALMAK

Çevreyi tahrip eden unsurları bilimsel araştırmalar eşliğinde bir bir sıralıyorlar, çözüm önerileri getiriyorlar, alarm zilleri çalıyorlar. Ama şu soruları sormaktan ısrarla kaçınıyorlar: İnsana ne oldu da bu denli tahripkâr oldu? Tahripkâr insanın evrenle ilişkilerini tanzim eden hangi temel felsefedir? Kemal Mansur Çevre kavramı, popüler anlamlarıyla marazi bir teolojik, kültürel, politik zemin üzerine oturtulsa da ihtiva ettiği yalın gerçekliği itibara aldığımızda kaçınılmaz olarak ilgi duymamız gereken temel kavramlardan biri olduğunu fark ediyoruz. Çağdaş Müslüman zihnin klişeci, fırsatçı, taklitçi, tüketici karakterinin geç fark edip erken tükettiği kavramlardan biri olan çevre, maalesef hayatı her anlamıyla zehir eden şeytani mihrakların günah çıkartma ritüellerinin hammaddesi haline dönüştürülmüştür. Pagan bir doğa…

Okumaya devam edin ÇEVREYİ MERKEZE ALMAK

YEŞİL CAMİLER

Dünya kamuoyunda büyük ilgi uyandıran Cambridge Merkez Camii, Avrupa’nın çevre dostu ilk camii olarak lanse edilmiştir. 2008 yılında başlayan çalışmalar 2019’da tamamlanmış ve dokuz ödül almıştır. Ali Kuzudişli Prof. Dr., Gümüşhane Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Genel itibarıyla dinler, insanın tabiatın bir parçası olduğunu ve ona saygılı olunmasını, zorunlu olmadıkça herhangi bir canlıya zarar verilmemesini öğütler. Dinler arasında İslam’ın doğaya vurgusu oldukça belirgindir. İslam’a göre doğada bulunan her şeyin yaratıcısı ve sahibi Allah’tır (4/126). Doğada bulunan her bir varlığın bir yaratılış amacı ve görevi vardır (44/38). Günümüzde ekosistem olarak adlandırdığımız düzeni koyan da Allah’tır (55/7-10). İrade gücü verilen insan, başıboş bırakılmamıştır; ona emanet edilen dünyada sorumluluk içinde…

Okumaya devam edin YEŞİL CAMİLER

Osmanlı Ormancılığında Orman Yangınlarıyla Mücadele Yöntemleri

Milli Mücadele Dönemi’nde Ankara Hükümeti, hazırladığı kanun tasarısında ömür boyu kürek cezasını yinelemiştir. Bu konuyu detaylıca anlatmamızın sebebi ormanlarımız hiçbir dönem başıboş bırakılmamıştır. Erhan Kılıç Orman Yüksek Mühendisi İçinde bulunduğumuz mevsim itibarıyla orman yangınları gündemdeki yerini korumaktadır. Ülkemizde orman yangınlarının geçmişini, mücadele yöntemlerini ve hukuki yönünü bilmekte fayda vardır. Ülkemiz Akdeniz iklim kuşağında yer almaktadır.  Meteorolojik şartlar, bitki örtüsü, sarp ve engebeli arazi yapısı ve en önemlisi insan faktörü yangınları kaçınılmaz hale getirmiştir. İhmal ve dikkatsizlik sonucunda meydana gelen yangınların yanında tarla açmak, hayvan otlatmak, ağaç kovuğundan bal almak, kömür yapmak, kereste kaçakçılığı vb. nedenlerle de ormanlar kasten yakılmıştır. Özellikle daha ucuza odun kömürü elde…

Okumaya devam edin Osmanlı Ormancılığında Orman Yangınlarıyla Mücadele Yöntemleri

Ruhu Kirlenen İnsan, Çevreyi Kirletir

Çevre kirliliği, ruhu kirlenen insanın bir eylemidir. Bir sonuçtur yani. Kar hırsı ile gözü dönmüş kapitalistler için tek kutsal kavram kar olduğu için elbette kirlilik onların umurunda olmayacaktı, bunda şaşılacak bir şey yok. Derviş Çelebi Çöp kavramı ile ilk tanışmam 1970’li yıllarının ikinci yarısında köyümden çıkıp şehir merkezinde ortaokula başlamamla aynı yıllara rastlar. Gerçi, sanayi devrimi sonrası bütün dünya sistemine hâkim olan kapitalizmin bizim ülkemize, daha doğrusu Anadolu şehirlerine sirayet etmesi ile de yakın bir ilgisi var. Zira sonrasında bütün köylerimiz de bu tsunamiye teslim olmak zorunda kaldı. Özellikle bir petrol türevi olan plastiğin hayatımızın her alanına yönelik bir kullan at hâkimiyetinin, yanı sıra gelişen…

Okumaya devam edin Ruhu Kirlenen İnsan, Çevreyi Kirletir

YOK OLAN GELECEĞİMİZ

Yükselen tüketim kültürü, gelişen sanayi üretimi ve vahşi hammadde kullanımı tüm canlıların ortaklaşa yaşadığı doğayı berhava ediyor. Ebubekir Dilekçi Eğitimci-Yazar İnsanoğlu, kendisine verilen akıl yeteneğiyle yeryüzündeki tüm yaratılmışlardan ayrılıyor. Yüzyıllar boyu biriktirdiği bilgiyi mantıksal bir kurgu içinde kullanma becerisi onu uzay çağının eşiğine getirdi. Yeryüzünün sırlarını keşfetmesi, maddenin yapısını analiz etmesi bilimin temel dinamiklerini oluşturdu. Bilginin pratik yansıması olan teknoloji son iki yüzyılda baş döndürücü bir hızda gelişti. Bunun sonucunda hayvancılık ve el sanatlarına dayalı toplumsal yapı büyük bir değişime uğradı. İnsanlar kütleler halinde şehirlere akın ettiler. Teknolojinin gelişmesiyle daha kolay bir yaşama ulaşacağına inanan insanoğlu teknolojiyi elde ederken neleri kaybettiğini zamanla anladı.   Yükselen tüketim…

Okumaya devam edin YOK OLAN GELECEĞİMİZ

Muhit: Yeni Bir Tabiat Tasavvuru

“Dünya dönüyor”  cümlesi ile dönmeyen dünya üzerine bina edilen dünya değişti, bu düzenin inşa ettiği değerler ve sosyal yapılar dönüşerek, değişimin yol açtığı sancı bütün insanlık ailesi tarafından hissedildi. Âdem Ceylan Mart 2020’ den bugüne yaşadığımız kriz günleri insanlık için büyük bir imkânı da beraberinde sundu: muhasebe. Yaşadığımız bu olağan dışı süreç; tüm insanlığı aynı anda etkisi altına alan hastalıkla eş zamanlı bir biçimde çevre, tabiat, iklim – ve daha birçok- felaketlerle de yüzleşmemizi sağladı. Yer kürenin bir yanı aşırı sıcaklıklarla boğuşup yüzlerce insan hayatını kaybederken başka bir yanı sel sularıyla sürüklenen canlara tanıklık etti. Bu muhasebe fırsatı hem insan ve insanlığın geleceği hem de…

Okumaya devam edin Muhit: Yeni Bir Tabiat Tasavvuru

İnsan, Fıtrat ve Tabiat Üzerine

Zihninin tabiatla bağ kuran melekelerinin modern paradigmalarca talan edilmesi sonucu insan, tabiatı, savaşması ve yenmesi gereken bir düşman olarak görmeye başlamıştır. Tabiatın sömürülmesi, istifaden çok istila edilmesi ve doğal halinde bulunan her şeyin metalaştırılması üzerine kurulu olan bu sistem, vahşi ve gayri insanidir. Şehnaz Fındık Bugün insanlık atmosfer, biyoçeşitlilik, tatlı su kaynakları, kıyı alanları, sahiller, toprak ve daha birçok konuda çetin bir sınav vermektedir. Her ne kadar meselenin buharlı gemilerle başlayıp, emperyalizme ve oradan da kapitalizme ulaşan ekonomik bir boyutu bulunsa da esasında maruz kaldığımız çevresel sorunların temelinde insan ve tabiat arasındaki ilişkinin bozulması yatmaktadır. Zihninin tabiatla bağ kuran melekelerinin modern paradigmalarca talan edilmesi sonucu…

Okumaya devam edin İnsan, Fıtrat ve Tabiat Üzerine

Covid-19 Pandemisi ve Yeşil Alanlar

Dünyadaki tüm bu kısıtlamalar insan davranışlarında bir takım değişikliğe neden oldu. Örneğin, karantinadaki insanlarla yapılan anket sonuçlarına göre, kahir ekseriyetle Covid-19'un psikolojik etkilerinin stres ve kaygı olduğu ortaya çıkmıştır. Safa Balekoğlu İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Orman Fakültesi, Silvikültür Anabilim Dalı 2020 yılının ilk çeyreğinde, dünya Covid-19 virüsünün yayılma hızını yavaşlatmak için bir dizi eylem gerçekleştirdi. Bu eylemlerin çoğu, insanların hareket alanını büyük ölçüde kısıtlamayı amaçlayan karantina stratejilerinden oluşuyordu. İtalya, ulusal düzeyde kısıtlayıcı önlemler alan ilk ülke oldu. Başlangıçta (9-20 Mart 2020 tarihleri arasında), halka açık toplanmaların yasaklanmasına rağmen, açık havada yürüyüş ve bilumum sportif faaliyetlerde herhangi bir kısıtlama getirilmedi. Ancak pozitif vakalardaki hızlı artış, Sağlık Bakanlığı'nın her…

Okumaya devam edin Covid-19 Pandemisi ve Yeşil Alanlar

Dünyaya İmar Edenler Değil, İmha Edenler Hâkim!

Batı'da ise kapitalist bir anlayışla yalnızca ceplerini doldurmaktan başka bir şey düşünmeyenler, çevreyi, tabiatı korumak gibi bir endişeyi hiçbir zaman taşımadılar ve halen de çok umurlarında değil. Mucahid Yıldız Bazı tevillerde 'Cenab-ı Allah, Hz. Âdem A.S ile Hz. Havva validemizi cennetten çıkardığında dünyaya sürgüne gönderdi' ifadesi yer alır. Yeryüzüne baktığımızda her karış toprağından neşvünema bulan nebatatın bin derde deva çarelerle dolu olduğunu görüyoruz. Elbette cennetle mukayese edilmesi mümkün değil. Zira Kur'an ve Hadislerden öğrendiğimize göre cennette hiçbir kötülük ya da zarar verici bir şey bulunmuyor. Dünyanın sayısız nimetlerine ulaşmak için ise zahmet gerekiyor. Nimetlerle birlikte sıkıntılar da var. Bütün bu sıkıntılara rağmen bir sürgün yeri…

Okumaya devam edin Dünyaya İmar Edenler Değil, İmha Edenler Hâkim!

AHLÂKÎ BİR SORUN OLARAK ÇEVRE KİRLİLİĞİ

İnsan, yaşamak için tabiata muhtaçtır. Tabiata sahip çıkarsa, onu korursa o da ona hizmet etmeye devam eder. İnsan, hayatını devam ettirebilmek için elbette tabiatın imkânlarını kullanacaktır. Ancak bunun yanında tabiatın ona bir emanet olduğunu, onun sadece kendisine mahsus olmadığını, gelecek nesillerin de bunda hakkı olduğunu unutmayacaktır. Mustafa Özel Prof. Dr., FSMVÜ İslami İlimler Fakültesi İnsan, yeryüzünde var olduğu andan beri çeşitli sorunlarla karşı karşıya gelmiştir. Bunların mühim bir kısmı, kendisinin yol açtığı, sebep olduğu sorunlardır. Bunun temelinde de onun ahlâkî zafiyetleri yatmaktadır. İnsanın hırsı, bencilliği, açgözlülüğü, kıskançlığı, vurdumduymazlığı onun hem insanlarla hem de tabiatla olan ilişkilerini olumsuz etkilemiştir. Canlılar bir ortam içinde yaşarlar. Hayatiyetlerini sürdürebilmeleri,…

Okumaya devam edin AHLÂKÎ BİR SORUN OLARAK ÇEVRE KİRLİLİĞİ