TARTIŞMA ÂDÂBI VE İNCELİKLERİ
Tartışmada muhataba galebe çalma değil, hakkı ve hakikati açığa çıkartma niyeti taşınmalıdır.
Tartışmada muhataba galebe çalma değil, hakkı ve hakikati açığa çıkartma niyeti taşınmalıdır.
Rivayetlerdeki aktarım ve anlaşılma hatalarını fark edip karşısındaki diğer sahabi arkadaşını düzelten ve birbirlerini eleştirmekten çekinmeyen isimler arasında Abdullah b. Abbas, Ubade b. Samit, Hz. Ömer, Hz. Ali, Abdullah b. Ömer, Zeyd b. Sabit ve Enes b. Malik gibi isimleri görmek mümkündür. Hadislerin anlaşılması açısından yanlış anlaşılmaların düzeltilmesi konusunda çaba sarf eden en önde gelen isimlerden bir diğeri ise Müminlerin annesi Hz. Aişe’dir.
Gazzâlî ulemâya dönük eleştirisini, teklif ettiği yeni bir “ilim” merkezinde kurgulamaktadır: Âhiret yolu ilmi (ilmu tarîki’l-âhira). Kelam ve felsefeden önemli unsurlar içerse de özü itibariyle tasavvuf ve fıkhın yeni bir bileşkesinden ibaret olan bu yeni ilmin âlimleri, Gazzâlî tarafından “âhiret âlimleri” olarak nitelenirken, onun karşısındaki âlimler “kötü âlimler” veya “dünya âlimleri” adıyla karşımıza çıkmaktadır.
Evet, tenkit yapıcı olmalı, yaralayıcı ve yıkıcı olmamalı, zalimin huzurunda da olsa hakkı dile getirmeli ama üslubu iyiye ve hayra yönlendirici bir üslup olmalıdır.
Nazarî hikmeti, felsefî bilgi; amelî hikmeti ise felsefî tavır ve eylem olarak anlarsak, felsefî bilginin gerekli ama yeterli olmadığını ifade etmemiz, bununla birlikte felsefî bilgiyi tamama erdirenin felsefî tavır ve eylem olduğunu bilmemiz gerekir.
Müslüman toplumların eleştiriye ve ifade özgürlüğüne gereken değeri verip vermediklerinin kıstası/ölçütü (her nedense) İslam’ın ilke/prensip/umde ve şiarlarının rahatlıkla “tahfif edil(ebil)mesi” olarak belirginleşiyor.
Ha, bir de kim ne kadar hak verir bilmem, oturur mevzunun diline bakarım. Adamakıllı olmasa da en azından iyi niyetli olmak koşuluyla ortalıkta dolaşan dilin Türkçesine bir bakarım. Düzgün kurulmamış bir cümlenin içindeki özensizlikten huylanır, buyurgan, tepeden konuşan, öğretme heveslisi yorumlardan çekinir, kendimi güvenli bir limana atarım.
Fethi düşünmek, bayrağımızı bu göğün semalarında dalgalandıran şehrin fatihini düşünmekti biraz da… Fatih Sultan Mehmet, 21 yaşında pek yetenekli bir komutan olmanın yanında nice vasıflar taşırken biraz da onun gönül dünyasına nüfuz etmeye yeltensek ne güzel olurdu.
Sezai Karakoç’un Alınyazısı Saati adlı eseri, bir şehrengiz gibidir. Şair burada birinci bölümde Kudüs’ü, ikincisinde Bağdat’ı, üçüncüsünde Şam’ı anlatır. Şiirin 4. 5. ve 6. bölümlerinde şair sabah yıldızına seslenerek İslam coğrafyasının ezilen, hor görülen, zulmedilen ülkelerini, şehirlerini gezer, okuyucularını gezdirir hislendirir.
Türk Üsküb’ün çarşılarını bu gidişimde hiç olmadığı kadar sakin buldum. Türk’ün adını verdiği çarşısı eski coşkusunu kaybetmiş gibiydi. Esnafa ait çarşı boyunca uzanan kadîm dükkanların modernizasyonu ile büyü bozulmuştu sanki.