Gittim- Gördüm- Yandım
Açlık ve susuzluktan kırılan insanların yaşadığı mahallelerde, istisnasız her bakkalımsı yerde gördüğümüz tek şey maalesef COLA idi. Ekmek yoktu ama cola çoktu. Milyonlarca dönüm arazi gördüm, bomboş, hem de nehir kenarında.
Açlık ve susuzluktan kırılan insanların yaşadığı mahallelerde, istisnasız her bakkalımsı yerde gördüğümüz tek şey maalesef COLA idi. Ekmek yoktu ama cola çoktu. Milyonlarca dönüm arazi gördüm, bomboş, hem de nehir kenarında.
Sinema ve sinemasal düşünme pratiği, kişiye çok geniş imkanlar sunan sanatın, tefekkür kalelerinden biridir. Bu pratiğin sanatsal eleştiriyle buluşturulabilmesi izleyiciye birden fazla alanda düşünme, farkındalık oluşturma ve çözüm üretme imkânı sunar.
Mesela trafikte en çok bağıran adama dikkat edin ya ters yöne girmiştir ya da yan sokaktan bodoslama caddeye hızla akan trafiğin önüne atlamıştır. Yolda kavga eden iki adam görseniz büyük ihtimal asıl suçlu en fazla bağırandır.
Bu yazıda bu son kategoride yer aldığını düşündüğüm bir ilim adamını anlatmaya çalışacağım. Arapların “fakihü’l-felsefe (Felsefe Fakihi)”, “Mağrib’in Filozofu”, filozof, düşünür vb. vasıflarla andığı Faslı ilim adamı, felsefe hocası Taha Abdurrahman’dan bahsediyorum.
İbn Arabî ile başlayan dönem, başlangıcı ve sonuçları itibariyle hem kelâmdan hem de söz konusu felsefeden farklıdır. İbn Arabî ve mektebi için, kaynağı tamamıyla İslâmî olan felsefî bir tecrübe, bir düşünce tarzı denebilir. Bu bağlamda tarih boyunca birçok düşünürün teşebbüs ettiği dinle felsefenin uzlaştırılması çabalarına dair yeni bir teklifin İbn Arabî mektebinden geldiği söylenebilir.
Sabah Yıldızı kitabı, adeta arkeolog titizliğinde çalışılıp hazırlanmış otuz yıllık bir emeğin ürünüdür. Kitabı okuyan herkes, ne denli titiz bir eserle karşı karşıya olduğunu hayretle görecektir.
1944’te hıfzını tamamladıktan sonra hocanın ilmî ve fikrî gelişmesinde en büyük pay, İzmir’in Kestanepazarı’ndaki Kur’an Kursu ve çevresindeki dinî muhite aittir. Kendisi de “1946-1950 yılları, İzmir’deki tahsil hayatımın en önemli ve en verimli yıllarıdır” derdi. Özellikle Türkiye’nin dinî ve ilmî hayatına önemli katkılarda bulunmuş olan şahsiyetlerin yetiştiği bu Kur’an Kursu’nun hocası Hacı Salih Efendi, geleneksel İslamî ilimlere her bakımdan vâkıf, zihni ve ufku açık bir Hoca Efendidir.
Adında Han kelimesinin bulunması, atalarının menşeinin Afganistan veya Orta Asya olduğunu göstermektedir. Aile efradının isimleri de bu çağrışımı güçlendirmektedir. Zira Azamgarh bölgesinde, Orta Asya menşeli ve Türk asıllı çok sayıda aile bulunmaktadır.
Hz. Ebubekir, Medine’ye hicret etmek istediği zaman Rasulullah, beklemesini söyledi. Müslümanların tamamına yakını hicret ettikten sonra Mekkeliler Darü’n-Nedve’de Rasulullah’ı öldürmeye karar verince o gün gizlice Hz. Ebubekir’in evine gelen Hz. Peygamber, onunla birlikte Sevr mağarasında üç gün gizlendikten sonra beraberce Medine’ye hicret ettiler.
Gerçek ile sanalın, algı ile hakikatin bu kadar belirsizleştiği, küresel çetelerin bu kaotik durumdan dijital bir diktatörlük/ tanrılık devşirmek istediği bir dönemde, insanlıktan yana olduğunu söyleyen çevrelerin, daha somut ve cesur adımlar atması kaçınılmaz gözükmektedir