“Samimi olarak söylemem gerekirse, bu çapta bir teveccüh beklemiyordum. Uygurlar, beni aşırı derecede mahcup eden bir ilgi gösterdiler kitaba. Çok farklı çevrelerden dönüşler oldu. İslâmî camia kitlesel olarak sahiplendi. Birbirinden farklı gruplar, vakıflar ve dernekler kitabı okuma listelerine aldılar. Türkiye’nin dört bir yanında okuma ve tahlil halkaları kuruldu. Resmî kurumların, üniversitelerin, siyasî partilerin ve STK’ların temsilcileri, üst düzey bir hüsn-ü kabul gösterdiler.”
Taha Kılınç ile Kayıp Coğrafyanın İzinde: Doğu Türkistan Seyahatnamesi kitabı ve Doğu Türkistan ziyareti üzerine söyleştik.
İstifadesi bol olsun.
İNSİCAM

Öncelikle böyle bir kitabı kaleme aldığınız için, İnsicam Dergisi olarak teşekkür ederiz. Şöyle diyorsunuz girişte: “Böyle bir kitabı kaleme almaktaki öncelikli hedefim, Müslüman Uygurların karşı karşıya bulunduğu dramı ve gerçekliği, mümkün olduğunca anlaşılır biçimde aktarmak.” Bu hedefinizi ne kadar gerçekleştirebildiniz?
Bunun takdirini, zannediyorum ki, en iyi okurlar yapacaktır. Ben tamamen gördüğüm her şeyi aktaracağım bir seyahatname yazma hedefiyle, belli bir plan dâhilinde ve zihnimde bazı sorularla Doğu Türkistan’a gittim. Sekiz günde, büyük tarihî şehirlerin neredeyse tamamını gezdik; mekânların durumunu, sokakların manzarasını ve insanların ahvalini gözlemledik. Şahit olduğum bütün detayları adaletli ve doğru bir biçimde aktarabildiğim noktasında vicdanım gayet rahat.
Siz çok seyahat eden birisiniz. Birçok kez gittiğiniz ülkeler var. Doğu Türkistan seyahati, daha önce mümkün olmadı mı? Ata yurdu topraklarına seyahat kararınız nasıl gerçekleşti? Bölgeye varıncaya kadar nasıl bir süreç geçirdiniz? Kısacası, seyahat öncesinden ve hazırlıklarınızdan bahsedebilir misiniz?
Yıllardır hasbelkader İslâm coğrafyasıyla hemhal olan biriyim. Doğu Türkistan, elbette benim hem duygu dünyamda hem de çalışmalarım arasında bir yer tutuyordu. Ancak hem Çin’in uyguladığı çok boyutlu karartma ve dezenformasyonlar hem de bölgeye ulaşmanın güçlükleri sebebiyle, şimdiye kadar Doğu Türkistan’la alakalı müstakil bir çalışma da yapmamıştım. Derken, bir dostumuzun seyahatinden aldığım ilhamla 9 Haziran 2025 günü yola çıktım ve elhamdülillah seyahati gerçekleştirdim.
Hazırlık aşamasında, haftalar boyunca bölgeyi çalıştım. Cadde cadde, sokak sokak, notlar aldım; haritalar başında uzun saatler geçirdim. Bazen tek bir binanın doğru konumunu ve ismini tespit etmek bile bir günümü alıyordu. Elde hazır bir materyal veya gezi rehberi tarzında bir metin de olmayınca, seyahatin ayrıntılarına ve ziyaret edilecek hedeflere dair her şeyi kendim bizzat hazırlamak durumunda kaldım.
Seyahat biraz da zorluk demektir. Doğu Türkistan seyahatinin kendine mahsus zorlukları var mıydı? Bunlardan bahsedebilir misiniz? Bunların üstesinden nasıl geldiniz?
Doğu Türkistan seyahati, şimdiye kadar İslâm coğrafyasına yaptığım bütün seyahatler içinde en zoru, en streslisi ve manevî açıdan en yorucusuydu. Polis tarafından defalarca sorgulandık, bazı şehirlerde açıktan takip altındaydık; her yer zaten kameralarla kaplıydı. Doğrusu, yola çıkmadan evvel bu türden gerilimlerin zaten aşinasıydım. Filistin ziyaretlerimde de benzer durumları yaşadığım için, bir nevi hazırlıklıydım. Yaşadığımız her gerilim, Uygurların on yıllardır yaşadıkları hayatı somut biçimde zihnimizde canlanmasına yardımcı oldu, diyebilirim.

Kitap, büyük boy ve 256 sayfa. Fotoğraflarla zenginleştirilmiş. Seyahatin ne kadarını kitaba aktarabildiniz? İstediğiniz gibi bir kitap çıktı mı ortaya?
Muhataplarımızın başı bizden sonra belaya girmesin diye aktarmadığım bazı küçük anekdot ve hatıralar dışında, yaşadığımız her detayı kitaba aktardım. Gördüklerimiz, yaşadıklarımız, yaşadıklarımızın bana düşündürdükleri… Ayrıca mekânların hikâyeleri, Doğu Türkistan’ın yakın tarihinin dönüm noktaları, önemli şahsiyetlerin hayat öyküleri… Doğu Türkistan’la alakalı bilinmesi gereken en temel noktaları toparlayabildiğimi düşünüyorum doğrusu. Daha fazla ve detaylı okumalar yapmak isteyenler için, kitabın sonuna detaylı bir “tavsiye metinler” listesi de ekledim. Meraklı ve ilgili okurlar, o kısımdan ilhamla kendi okuma serüvenlerini sürdüreceklerdir.
Bir de kitabın yazılma sürecini sormak istiyorum. Klavyenin tuşuna ilk bastığınız anla son bastığınız an arasında nasıl bir duygu yaşadınız? Tuttuğunuz notları kitabi bilgilerle desteklemek, sağlıklı bilgilerle genişletmek ve derinleştirmek gerekmiştir herhalde. Neler oldu bu süreçte?
Doğu Türkistan Seyahatnamesi’nin yazım süreci aslında epey planlı gelişti: Yolculuğa çıkmadan önce, kitabın bütün bölümlerini taslaklar halinde yazmıştım. Şahitlik edeceğim kısımlar ve güncel tecrübeler dışında, bilhassa tarihî arka plana, hadiselere ve şahsiyetlere dair ayrıntıları yerlerine yerleştirip yola çıktım. Seyahat boyunca sürekli günlük tuttum, gördüğüm her bir ayrıntıyı defterime kaydettim. Seyahatten elli sayfalık bir defterle döndüm. Sonra da yaklaşık iki haftalık bir sürede, gece-gündüz çok yoğun bir çalışmanın neticesinde metne son şeklini verdim. Metin, konunun ve bölgenin uzmanı en az on isim tarafından detaylı biçimde okundu; hepsinin de çok önemli önerileri ve katkıları oldu.
Yola koyulurken zihninizde mutlaka bir Doğu Türkistan fotoğrafı varmıştır. Zihninizdeki fotoğrafla gördüğünüz manzarayı karşılaştırırsanız neler söyleyebilirsiniz? Sizi en çok şaşırtan şey ne oldu?
Doğu Türkistan’a doğru yola çıkmadan evvel bölgeyle alakalı çok fazla kitap, dosya ve raporu zaten okumuştum. Ancak sahayı görmek, bizzat gözlemlemek ve yaşamak bambaşka pencereler açtı önümde. Maalesef, okuduklarımdan ve duyduklarımdan çok daha ağır bir manzarayla karşılaştım Doğu Türkistan’da. Şaşırdığım, üzüldüğüm, hayrete düştüğüm epey hadise oldu. Bunların hemen hepsini kitaba aktardım.

Şimdiye kadar birçok kitap yazdınız. “Kayıp Coğrafyanın İzinde: Doğu Türkistan Seyahatnamesi”, bunların içinde nerede duruyor? Bunun sizin kişisel serüveninizdeki yeri nedir?
Genel olarak, çalışma sahamı ve temel hedefimi şu şekilde özetliyorum: İslâm coğrafyasının bizim sınırlarımız dışında kalan kısmını bize ve içeriye anlatmak. Filistin’le alakalı kitaplar yazdım; seyahat izlenimlerinden oluşan kitaplarım var, Suriye’yle ilgili Türkçedeki en kapsamlı kitaplardan birini kaleme almak nasip oldu. Ancak bütün bunların hepsinin ötesinde, Doğu Türkistan’ı görmek ve o mahzun beldelerle ilgili bir seyahatname yazabilmek, tümüyle Rabbimin ikramı. Onca kuşatmaya ve gerilime rağmen, herhangi bir ciddi problem yaşamadan ve rotamızdan hiç sapmadan seyahati tamamlayabilmeyi bütünüyle ilahî bir ikram olarak görüyorum. Başka bir izahı yok.
Bölgeye gittiniz, yaşananları gördünüz ve yazdınız. Yazarken ve bitirdikten sonra neler hissettiniz? Bunu da öğrenmek isteriz.
Doğu Türkistan’ı gördükten sonra, yaşadıklarımızı anlatmak ve aktarmak artık omuzlarımda bir vazifeydi. Bunu net bir şekilde hissederek Türkiye’ye döndüm. Seyahatin öncesinde Doğu Türkistan, uzaktan uzağa bir efsane gibiydi benim için. Gidip geldikten sonra ise, manzara cam gibi berrak biçimde zihnime kazındı. Kitabı yazarken seyahati dakika dakika tekrar yaşadım. Heyecanımı, bazen öfkemi ve hüznümü kontrol etmekte zorlandım. Temmuz ayının ikinci yarısında metin tamamen bittiğinde, üzerimden büyük bir yükün kalktığını hissettim. Zor bir vazifenin salimen ifası gibiydi.
Bir ay olmadan on bin adet basılan kitap tükendi. Bu kadar ilgi bekliyor muydunuz? Kitapla ilgili gelen tepkilerden söz edebilir misiniz? Yayın dünyası, okuyucular, kamuoyu nasıl yaklaştı kitaba?
Samimi olarak söylemem gerekirse, bu çapta bir teveccüh beklemiyordum. Uygurlar, beni aşırı derecede mahcup eden bir ilgi gösterdiler kitaba. Çok farklı çevrelerden dönüşler oldu. İslâmî camia kitlesel olarak sahiplendi. Birbirinden farklı gruplar, vakıflar ve dernekler kitabı okuma listelerine aldılar. Türkiye’nin dört bir yanında okuma ve tahlil halkaları kuruldu. Resmî kurumların, üniversitelerin, siyasî partilerin ve STK’ların temsilcileri, üst düzey bir hüsn-ü kabul gösterdiler. Tüm bunları, unutulmuş bir İslâm beldesinin güçlü bir şekilde kamuoyunun gündemine gelmesi bakımından, Rabbimin bir ikramı olarak görüyorum. Kullar sadece birer vesiledir.
Son olarak ilave etmek istediğiniz bir şey varsa buyurunuz.
Rabbimizden, emeklerimizi boşa çıkaracak kötü amellerden bizleri muhafaza buyurmasını niyaz ederiz.
Verdiğiniz bilgilerden dolayı teşekkür eder, eserinizin hayırlara vesile olmasını dileriz.
