Avukat Fatih Yalçınkaya’ya Hukuk Akademi’yi Sorduk

İnsan ve Medeniyet Hareketi Hukuk Birimi sorumlusu ve Hukuk Akademi Programı Genel Koordinatörü Avukat Fatih Yalçınkaya ile Hukuk Akademi’yi ve hukukçu gençlerin adalet ve hukuka dair beklentilerini konuştuk. İNSİCAM S: Öncelikle Hukuk Akademi Programına katılan genç hukukçulara ve programda emeği geçenlere teşekkür ederek başlayalım. Yolları açık olsun. Sn. Yalçınkaya, okurlarımız için kısaca Hukuk Akademi nedir? Nasıl teşekkül edildi ve programın amaçları nelerdir, kısaca bahsedebilir misiniz? Bizler de bu röportajda teveccüh göstererek düşüncelerimizi paylaşma imkânı sunan İnsicam ekibine ve emeği geçen herkese teşekkür ederiz. İkinci yılını tamamlamak üzere olduğumuz ve ilk mezunlarını verecek Hukuk Akademi, hukuk fakültesi öğrencilerine yönelik olarak İnsan ve Medeniyet Hareketi bünyesinde hayata…

Okumaya devam edin Avukat Fatih Yalçınkaya’ya Hukuk Akademi’yi Sorduk

Mevsim Kara Kış

Tabii platformunda yayınlanan, yönetmen koltuğunda Levent Onan’ın oturduğu Kara Kış dizisinin senaryosu Meriç Demiray, Cenk Boğatur ve Ahmet Kurt imzasını taşıyor. Başrolünde ise Murat Yıldırım’ın yer aldığı sekiz bölümlük yapım, 1939 Erzincan depremi ile başlayıp Türk siyasi tarihinde önemli bir yere sahip olan Savcı Yusuf İzzet Akçal'ın gerçek hayat hikayesini takip ederek yakın tarihimize ışık tutuyor. Elif ÇEVİK “İşte bir zavallı yürüyor. Nereye gidiyor? Şimali, şarkı, cenubu yani hiçbir mabedi olmayan şehirde nereye gidiyor?”[1] 1939 Erzincan depremine dair kaydedilen görüntülerde, yıkık dökük binaların arasında karla kaplı yollarda beliren bir adamcağızı, anlatıcı böyle tarif ediyor. 27 Aralık gecesi 7,9 şiddetiyle tam elli iki saniye boyunca sallanan…

Okumaya devam edin Mevsim Kara Kış

70’lerden Bugüne

-Sosyal, Kültürel ve Siyasî Gelişmeler Ortamından Kesitler (2) Düşünce Dünyamız ve Öncü Dergiler İstanbul ve Ankara’daki bu dergi yazıhanelerine sadece İstanbul ya da Ankara’daki kişiler geliyor değildi; dergi ve muhtevasıyla ilgisi şu ya da bu düzeyde olan bu kişiler Türkiye’nin her köşesindendi, ama tabii ki çoğunluk bu büyük metropollerde üniversite tahsili için bulunan öğrencilerdi. Yusuf YAZAR 70’li yıllar, önceki bölümde söz konusu etmiş olduğumuz, kendi yağında kavrulan ‘İslâmcı’[1] kesimin solcu kesim dilinde tuhaf bir biçimde Suudi Aramco (petrol şirketi) ile ilişkilendirildiği yıllardır. Muhtemelen, başka bazı ülkelerdeki faaliyetlerde tanık olunan Suud merkezli ‘Rabıta’ desteğinin Türkiye’de de olduğunu varsayıyorlardı; bilmedikleri şey ise, Suud karakterinin dizayn ettiği Rabıta…

Okumaya devam edin 70’lerden Bugüne

Filistin Topraklarının İşgali: Büyük Oyun

Büyük Oyun (The Great Game) 19. yüzyılda dünyaya hükmeden iki büyük imparatorluk olan İngiltere ve Rusya arasında yaşanan jeopolitik rekabeti ifade eder. Tahmin edeceğiniz üzere İngiltere’nin amacı Rusya’nın sıcak denizlere inmesine engel olmaktır. Ve yine az çok aşikâr olduğunuz üzere bu oyunu sürdürebilmek adına askeri çatışmaların yanında her türlü diplomatik manevralar ve casusluk faaliyetleri de kullanılmıştır. Elif ATABAŞ Yazar, https://balkandays.blogspot.com/ İnsicam Dergisi 58. sayı ile başlamış olduğum Filistin Tarihi makale çalışmasına bu sayıda  Büyük Oyun ve Kim romanı ile devam edelim.. Bir önceki makalenin devamında planladığım konulara geçmeden önce bu sayıda tarih olarak biraz daha öncesine giderek literatüre “Büyük Oyun” olarak geçen kavramdan bahsetmeye karar…

Okumaya devam edin Filistin Topraklarının İşgali: Büyük Oyun

Karadağ’da Varlık Mücadelesi

Ülgün’ün Osmanlı ile ilk teması Fatih Sultan Mehmet döneminde olsa da tam hâkimiyet 1573’te Kaptan-ı Derya Müezzinzade Ali Paşa tarafından Venediklileri mağlup ederek sağlanmıştır. Zübeyir ŞEKERCİ Fotoğraf: Zübeyir ŞEKERCİ   Gün ağarmadan Nail Abi beni otogara getirdi. Bir süre otobüsü aradık, vaktin gelmesine rağmen gecikeceği söylendi (Burada zaten bir şeyler gecikiyor genelde). Otobüs geldiğinde Nail Abi ile vedalaşıp bindim. Karadağ’ın kadim bir İslam beldesine, bir Türk şehrine doğru yola koyulduk. Üç dört saatin ardından nihayet varmıştık. Ülgün, bizi olanca samimiyetiyle karşılamıştı. Kalacağım ev, merkeze uzak ve tepede olduğu için yarım saate kadar yürüyerek ancak vardım. Biraz dinlendikten sonra şehri adımlamaya başlayacaktım.   Cuma namazı vaktine…

Okumaya devam edin Karadağ’da Varlık Mücadelesi

Vefa Sandığa Sığmaz

İşte o an, salonun ortasında yalnızca bir abimiz ve hanımı yoktu. Bir duruş, bir inanç, bütün zorluklara rağmen kardeşliğin hakkını verme iradesi vardı. Vefa, samimiyet ve kardeşlik uzun nutuklarla değil, işte böyle sessiz, vakur ve derinden gelen anlarla anlatıyordu kendini. Cemal BALIBEY Orman Mühendisleri Odası, Kahramanmaraş şubemizin seçimine destek olmak ve dostlarımızla hasbihal etmek için İstanbul’dan Mustafa kardeşimle birlikte yola çıktık. Bu güzel şehre gidişimiz, sadece seçim için değildi; daha çok hatır içindi, vefa içindi, gönül bağı içindi. Oy kullanmaya gelecek arkadaşlarımıza şehre vardığımızı ve ertesi gün görüşebileceğimizi akşamdan mesajla bildirmiştim. Ertesi gün seçim vardı. Gece saat 22.00 sularında telefonum çaldı. Arayan, İstanbul Orman Fakültesi…

Okumaya devam edin Vefa Sandığa Sığmaz

Mümkünlükten Muteberliğe

Vermenin, hem dahili dünyasında hem de harici dünyasında nasıl bir faydaya dönüştüğünü yaşayarak öğrenir. Bu öğrenme ile müsavi bir kelime ve tecrübe girmiş olur belleğine: paylaşmak. Mustafa ESER “Ey Derviş! Her kim taharet-i nefsi tahsil etmezse emir-i şehvettir ve mal ve canın bendesidir.” Azizüddin Nesefi, İnsan-ı Kamil, Dördücü Risale Almak ve vermek bir dengenin ve dolayısıyla bir ahengin taraflarıdır. İnsan nefes alır, sevdiğini toprağa verir; hediye alır, güzel bir sese ya da söze kulak verir; tabağına yemek alır, küçülen kıyafeti üzerine olacak birine verir; bir meselede bir bilenden fikir alır, hak eden kişinin hakkını avucuna verir. Hasılı insan alır verir, verir alır ve bu döngü…

Okumaya devam edin Mümkünlükten Muteberliğe

İnfak Etmek Tohum Ekmek Gibidir

Tohum saklanarak değil, toprağa atılarak çoğalır. Ve infak, insanın ektiği en değerli tohumdur.İnfakın en temel ilkelerinden biri akıştır. Çünkü varlık, özü itibariyle durağan değil, akışkan bir düzendir. Ahmet POÇANOĞLU Emekli Konya İl Müftüsü    “Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Muttakiler için yol göstericidir. Onlar gayba inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimizden Allah yolunda infak ederler.”(Bakara 2–3)     Bu ayetler, varlığın akışını nizama koyan bir anlayışı ortaya koyar. Bize insanın hem iç dünyasını hem de dış dünyayla kurduğu ilişkiyi kökten dönüştüren bir çerçeve sunar.    Bu çerçevede; İlk nitelik: gayba iman.Gayba iman eden insan, varlığın mekanik değil, anlam yüklü bir süreç olduğunu kabul…

Okumaya devam edin İnfak Etmek Tohum Ekmek Gibidir

İnfakın Sessiz Devrimi

Sosyal adaletin en zarif yolu olan infak; “Komşusu açken tok yatan bizden değildir" düsturuyla, toplumsal uçurumlar önüne geçip muhabbet ve dayanışmaya kapı aralamaktır. Bir gönül köprüsü kurmak ve toplumsal bir denge mekanizması oluşturmaktır. Sevgül ÇEVİK GÜLMEZ İnsanoğlu, varlık alemine adım attığı andan itibaren biriktirme dürtüsüyle tanışır. Sahiplenmek, "benim" demek ve korumak fıtratın bir parçası gibi görünse de; ruhun asıl huzuru "bırakabilmekte" saklıdır. Verdikçe hafifleyen, paylaştıkça büyüyen bir ruhun sahibi olmak dünyanın en büyük servetidir. Modern dünyanın "kazan ve biriktir" dayatmasına karşı kadim geleneğimiz, insanın bu sancısına reçeteyi sunar: "Paylaş ve hafifle. Kur’an-ı Kerim, bu cömertliğin bereketini sarsıcı bir metaforla müjdeler: "Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu,…

Okumaya devam edin İnfakın Sessiz Devrimi

İmam Gazâli Düşüncesinde İnfâkın Hakikati: Kalbin Arınma Yolu

Mutlak manada mülk yalnızca Allah’ındır; insan ise bu mülk üzerinde muvakkat bir tasarruf yetkisine sahip olan bir "emanetçidir". Mülayim Sadık Kul Varlığın Mavera Arayışı ve İnfâkın Ontolojisi Ontolojik olarak sadece bu dünyaya ait olmayan insan, adım attığı dünya sahnesinin göz kamaştırıcı zenginliklerine kapıldığı andan itibaren, biriktirme ve sahip olma arzusuyla sınanır. Kendi nefsini fıtratına uygun şekilde tanımaktan ve korumaktan aciz kalan beşer; aslında yeryüzünün halifesi olma şerefiyle tüm varlığa “efendi” kılınma potansiyeline sahipken, ilahi bir aldanışla yolunu şaşırır. “Tüm hataların başı dünya sevgisidir!” (Beyhakî) uyarısını bir an için unutuverir. Daha dünyaya gelmeden kefil olunan rızkının farkında olmayan insan; derin bir gafletle, sanki bu âlemde ebedi…

Okumaya devam edin İmam Gazâli Düşüncesinde İnfâkın Hakikati: Kalbin Arınma Yolu