Haleb-i Şehbâ

Zamanla Halep ile aramıza Avrupalı kara kediler girmiş. Haleplilere, “Osmanlı sizi sömürgesi yaptı; siz yüzyıllarca onların işgali altında yaşadınız” demişler. Ders kitaplarını yazanlar, bu konuyu enine boyuna işlemişler. Osmanlı’nın Halep’teki varlığını “ihtilâl-i Osmanî” şeklinde formüle etmişler. Bununla, Osmanlı ülkenize darbe yapıp işgal ettiğini anlatmak istemişler. Mehmet KAHRAMAN Dr. Halep’i Halepken gördün mü, diyorsun? Evet, gittim ve gördüm ve hatta biraz da yaşadım. Orada yaşadığım günlerde şöyle düşünüyordum: Halep adeta bizim bir şehrimiz. Hatay’dan Türkiye’deki bir şehre otobüse atlayıp gider gibi Halep’e gidiyorsunuz. Hatta şehir içinde bir taksiye binip bir adrese gider gibi Halep’e gidiyorsunuz. Otobüs düşünüyorsanız garajdan, taksi düşünüyorsanız Hatay’ın merkezindeki taksi durağından. Bir gidiş…

Okumaya devam edin Haleb-i Şehbâ

Mahmut Osmanoğlu ile Suriye Gündemine Dair

Hâlihazırda Şam’da bulunan gazeteci, İslam dünyası uzmanı Mahmut Osmanoğlu ile Suriye devrimine dair merak edilenleri konuştuk. İNSİCAM S: Aralık 2024’te komşumuz Suriye’de meydana gelen köklü değişim, sizce sürpriz miydi? Böyle bir beklenti var mıydı? Bu değişim, sadece bize değil, tüm dünyaya sürpriz oldu. Hatta şu anda Suriye’de görüştüğüm, devrimi gerçekleştirenlere de sürpriz olmuş. Şuradan anlayabiliriz bunu: Bu devrimi gerçekleştirenler, bir sene kadar sadece Halep’i kuşatıp ele geçirme planı yapmışlar. Ama hadisenin gelişimine baktığımızda, neredeyse 13 günde İdlip’ten Şam’a kadar indiler ve Şam’ı ele geçirdiler. Sürpriz olmasının bazı sebepleri var tabii, bunları da mutlaka zikretmek gerekir. Bunlardan birincisi, devrimcilerin zaten uzun zamandır savaşıyor olmaları ve Esed…

Okumaya devam edin Mahmut Osmanoğlu ile Suriye Gündemine Dair

Esed Kaçtı Ancak Esad’çılar Fitne Saçıyor

Başkan Erdoğan da konuşmalarında “Esad” yerine “Esed” ismini kullanınca yol, yordam bilmeyen, ilim ve ahlak yoksunu sözde muhalifler inatla “Esad” demeye başladı. Bunu muhaliflik(!) duygusuyla yapmaları çok gülünç. Biz bu cahillere defalarca açıkladık; ancak taş kafalılar anlamamakta ısrar ediyor. Erdoğan’a muhalefet etmek adına bu katilin ismini yanlış yazmaya devam ediyorlar. Aslan BALCI Gazeteci-Yazar Cahil ve kültürsüz insanlarla uğraşmak ve işin doğrusunu anlatmak gerçekten zordur. Ülkemizde bir güruh, inatla devrik Suriye lideri ve bebek katili Beşşar Esed’ı “Esad” olarak tanımlıyor, yazıyor ve konuşuyor. Cani birinin adı “Esed” veya “Esad” olsa ne olur olmasa ne olur? Hiçbir özelliği yok. Adam, alçak bir katil! Kaçak caninin adı Esed’dır.…

Okumaya devam edin Esed Kaçtı Ancak Esad’çılar Fitne Saçıyor

“İslamcı Terör” Yaftası Artık Prim Yapmıyor

“Aksa Tufanı” sonrasında siyonist İsrail rejiminin ve ABD'nin içine düştüğü durum da bugün böyledir. Siyonist rejim, Gazze'de alenen,  sözde kendi güvenliği için terörle mücadele ettiğini bahane ederek çiğnenebilecek tüm insan haklarını çiğnedi. Bu durum elbette aklıselim insanların gözünden kaçmadı. Doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine tüm dünyada siyonist İsrail'in yüz binler tarafından protesto edildiğine ve edilmekte olduğuna şahit oluyoruz. Mucahid YILDIZ Yeryüzünde medyayı, sosyal medyayı, iktisadi hayatı ve siyasi gücü elinde tutan küresel menfaat çetesi, İslamcı hareketlerin ilerlemesini engellemek için 'İslamcı terör' yaftasını kullanıyordu. Herkesin malumu, İkiz Kulelerin yerle bir edilmesinden sonra özellikle bu suistimal daha da şiddetlendi. Latince bir kelime olan “terror”, aslında Orta Çağ Avrupa'sında…

Okumaya devam edin “İslamcı Terör” Yaftası Artık Prim Yapmıyor

Dijital Köyde Ümmet Olmanın İmkânlarını Aramak

Yönetim kademesinin, ensar-muhacir denklemine oturtarak topluma sunduğu yoğun göç gerçeği hem gelenler hem de karşılayanlar açısından yeni sınama/sınanmaların arenasına dönüşmüştü. Şüpheci, tedirgin ve dışlayıcı seslere rağmen İslami oluşumların başını çektiği ana gövde, kuşatıcı bir pratik ortaya koymuş, yerel ve genel yardım kampanyalarıyla halkı adeta seferber etmişti. Kemal Mansur Türkiye’nin Suriyeli mülteciler ile yaşamakta olduğu tecrübe, birçok anlamda öğretici ve yol gösterici özellikler içermektedir. Bu yazıda, Suriye’de Esed zulmünden kaçarak ülkemize sığınan insanlarla yaşadığımız tecrübeyi merkeze alarak, gücümüz ölçüsünce ümmet kavramına dair bir anlama ameliyesine girişeceğiz. İslami yapılanmaların merkeze koyduğu temel referans kavramlarından biri olan ümmetçiliğin, hâlihazır dünya düzeninde, insan ve yaygın kültürel ortamda realizasyonuna dair…

Okumaya devam edin Dijital Köyde Ümmet Olmanın İmkânlarını Aramak

Colani’nin Kayıp Elli Sayfası

Ancak Suriye Devrimi, ne zannedildiği gibi on dört günlük bir devrimdir ne de Amerika’nın ve İsrail’in bölgedeki yeni bir oyunu. Suriye halkı, kendi öz vatanlarında özgür ve onurlu yaşadıklarının hayalini altmış bir yıl kurdu. On dört yıl boyunca bizzat çatışma içinde, pes etmeden bu hayalin mihenk taşlarını döşedi. Gözde ÇİMEN Suriye Devrimi hakkında medyada henüz dikkat çekici ve derinlemesine inceleme yapan uzman isimler az gibi. Daha çok içerik peşindeki meraklı gazeteciler sayesinde bir şeyler okuyabiliyoruz. Bu anlamda herhangi bir konu hakkında derinlemesine bilgi sahip olmak isteyenler için dijital bir arşiv oluşuyor. Bir sabah uyandığımızda “Baas Rejimi Düştü, Esed Rusya’ya Kaçtı” şeklinde büyük puntolu haberlerin içinde…

Okumaya devam edin Colani’nin Kayıp Elli Sayfası

Hollywood Balonunun Sonu

Sinemanın bu büyüleyici yüzünün farkında olan Batı ve ABD, sinemayı oryantalizmin en önemli bir aparatı haline getirmeyi başarmıştır. Beyaz perdeyi, toplumların algılarını kendi lehlerine döndürmede sihirli bir değnek misali kullanmayı becerebilmişlerdir. Avrupalı, çok eski çağlardan itibaren dünyayı iki kutupta kamplaştırmıştır. Bu düşünce tarzı, Doğu’nun ikinci sınıf olduğunu, üretmeyen, bağımlı, tahammülsüz, tembel, akılcı olmayan, keyfi, geri kalmış, çocuksu, olgunlaşmamış, egzotik, karmaşık, durağan ve değişmeyen gibi kötü özelliklere sahip olduğunu iddia etmiştir. Nihal PAKIRDAŞI Geleneksel altı sanatın ilki olan resim ve heykelden sonra müzik, tiyatro, dans, edebiyat, mimari de sanat kategorisi arasında yerini alır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte 1895 yılında ilk sinema filmi çekilir. 1921’de İtalyan asıllı Fransız…

Okumaya devam edin Hollywood Balonunun Sonu

Misafir

Çadır kentler, başta kaymakamlar olmak üzere AFAD görevlileri tarafından en iyi şekilde organize edilmeye çalışılıyordu. Gecesini gündüzüne katarak çalışan o insanların gayretlerini hâlâ dün gibi hatırlıyorum. Bugünden bakınca, bu görevin Ortadoğu tarihine olan merakımda ve ilerleyen süreçte yapacağım çalışmalarda çok önemli bir yere sahip olduğunu daha iyi  görebiliyorum.  Elif ATABAŞ (Viyana Ekonomi Üniversitesi mezunu. İşine ara vermiş tam zamanlı bir anne ve ev hanımı. Okumayı ve yazmayı seven bir blog yazarı. https://balkandays.blogspot.com/ ) “Kıyafetimiz tamam da şu yüzümüze kazınan acının gölgesini ne yapacağız!” Yıl 2011… Yurtdışı Türkler Başkanlığında ikinci görev yılım. Aynı zamanda Suriye iç savaşının başlangıç dönemi. Türkiye’nin doğu illerine Suriyeli misafirler yeni yeni…

Okumaya devam edin Misafir

Almatı’dan Bize Kalan

Kazakistan özelinde, genel olarak Türkistan coğrafyasında yemekler et ağırlıklıdır. Elbette coğrafya, yemek kültürünü de şekillendiriyor; hayvancılık oldukça yaygın. Yemekleri yedikten sonra, her Türk’ün yaptığı gibi rastladığımız bir Türk restoranında çay içtik. Türk olduğumuz anlaşılmış olacak ki çayların bir kısmı ikram edildi. Çay faslının ardından otele döndük. Zübeyir ŞEKERCİ   Yaklaşık beş, beş buçuk saat süren uçak yolculuğunun ardından Almatı’ya varmıştık. Sabah namazının vakti çıkmaya yakın olması hasebiyle mescid aramaya koyulduk. İnternetten baktığımızda havalimanında bir mescid olduğu yazıyordu ancak bulamamıştık. Görevliye sorduktan sonra tarif edilen yere baktığımızda yine bulamamış ve son çare olarak yanımızdaki seccadeyi serip köşede bir yerde namazı eda etmiştik. İlk intiba kötüydü, Müslüman diyarında,…

Okumaya devam edin Almatı’dan Bize Kalan

Yalnız mıyız?

Güzel bir anı yaşarken yalnızız, ama aynı zamanda bir o kadar kalabalığız. Ruhumuz yalnızlık duygusuyla üşürken, yalancı baharların bizi ısıtabileceği yanılgısına kapılıyoruz.  “Kalpler ancak Allah’ı anmakla mutmain olur” sırrına eremediğimiz için, kaçıncı yalancı bahara aldanışımız?  Kaçıncı yalnızlık mevsimi yaşadığımız? Öznur GÖRÜR KISAR    Türk Dil Kurumu, 2024 yılının kelimesini “kalabalık yalnızlık” olarak belirledi. Yaklaşık bir milyon kişinin katıldığı halk oylamasında, “kalabalık yalnızlık” yılın kelimesi ve kavramı olarak seçildi.   Oylamada öne çıkan diğer kelimeler ise “merhamet, yabancılaşma, algoritma, yozlaşma, yapay zekâ ve dijital yorgunluk” oldu.   Yalnızlığı seçen insanoğlunun, yalnızlıktan müşteki olması ne garip değil mi? Rabbine, kendi sesine ve en yakınlarına yabancılaşmayı tercih etmesi yahut…

Okumaya devam edin Yalnız mıyız?