İbnülemin Mahmud Kemal İnal’ın İstanbul Üniversitesi’nde Yaptığı Konuşma*

*Metinde İbnülemin tarafından üstü çizilen yerler çeviri yazıya alınmamıştır. *Metni yeni yazıya aktaran Dr. Fatih Tığlı İNSİCAM-ALINTI KAYNAK: Fatih Belediyesi Sanat Yayınları No:6 6 Şubat 1943 “Üç aydan beri hasta idim. Tamamiyle kesb-i afiyet edemediğim halde kıymet bilen kıymetli gençlerimizin lütfen tertip ettikleri bu toplantıda bulunmağı vecibe addettim. Aziz vatandaşların, bilhassa ilim ve irfanıyla milleti tenvir edecek olan münevver gençlerin sevgisine nâil olmak, en büyük şeref iken böyle bir toplantı tertip edilmesini, istihkakımın fevkinde bir iltifat olarak telakki eylerim ve kadirşinas gençlerimize ve beni tatyib için teşrifeden zevat-ı kirama teşekkürler ve dualar ederim. Müddet-i ömrümde bir kürsiye çıkıp hitabet etmeğe nefsimde salahiyet ve liyakat tasavvur…

Okumaya devam edin İbnülemin Mahmud Kemal İnal’ın İstanbul Üniversitesi’nde Yaptığı Konuşma*

Suriye: Dönen Hesaplar, Beklentiler ve Sahadaki Gerçeklik

ABD kendini “büyük güç” olarak görebilir ve kendi perspektifinden her yaptığı eylemi haklı ve doğru kabul edebilir; zira, büyük güçler için “mümkün olan meşrudur” ve geri kalan sadece detaydır. Yusuf YAZAR (Ortadoğu –Değişen Dengeler- (1991), Ortadoğu’nun Son Yüzyılı (1901-2017) –Ateş Sarmalında Kaosun Yükselişi- (2017) ve Başlangıcından Bugüne Ortadoğu –Önemli Dönüm Noktaları Üzerinden- (2020) kitaplarının yazarıdır.)             Türkiye dışında, dünyada olup bitenlere dair bir dikkati ve hassasiyeti bulunan, “zulüm ile âbâd olunamayacağı” gerçeğine inanan kesimler, Suriye’ye dair görüşlerini -eğer daha öncesinde değilse - 1982 Şubatındaki Hama katliamı ile netleştirmiştir. Bu kesimler, azınlık desteğine sahip Esed rejiminin uzun süre pâyidâr kalamayacağı ve kalmaması gerektiği kanaatine çok önceden…

Okumaya devam edin Suriye: Dönen Hesaplar, Beklentiler ve Sahadaki Gerçeklik

Hama’nın Dinmeyen Acısı

1970 yılına gelindiğinde yaptığı bir darbeyle iktidarı ele geçirdi. 1970'te parti içinde bir darbe daha yaparak iktidara tek başına hâkim oldu ve 1971'de kendini ülkenin devlet başkanı ilan etti. Hafız Esed'in iktidara gelmesinin ardından ülkede baskı ve zulüm dönemi başladı. Azınlığın çoğunluğa tahakkümü sebebiyle Suriye’de barış ve huzur sağlanamadı. Tüyler ürperten kanlı olaylar, tarihin en acımasız katliamları ve büyük yıkımlar yaşandı. Müslümanların sığınağı olan Hama, bu tahakküm ve zulme boyun eğmedi;  şehit kanlarıyla sulanan Gülistan’a döndü. Ahmet POÇANOĞLU Emekli Konya İl Müftüsü  Yıllardır içimiz kan ağlayarak hatırladığımız, ciğerimizi dağlayan Hama katliamı sebebiyle, Suriye’nin özgürlüğüne sevinmekten korkar hale geldik. Bu sürecin zorluğunu ve tehlikelerini tam anlamıyla kavrıyoruz; …

Okumaya devam edin Hama’nın Dinmeyen Acısı

Şam İnkılabı ve Sednaya

Ya Şam'da ele geçirilen Sednaya hapishanesine ne demeli? Vahşetin ve barbarlığın en akıl almaz,  korkunç işkencelerinin yapıldığı, rivayetlere göre Suriye'deki 60'tan fazla hapishaneden sadece biri.  Esad rejiminin korkunç cinayetleri ve zulümleri günbegün daha fazla gün yüzüne çıkmakta. Suriye'de binlerce insanın ömrünün yok edildiği, kadın ve çocukların dahi bu cinayetlere maruz bırakıldığı gerçekler artık tüm dünyanın gözleri önünde sergilenmektedir. Mucahid YILDIZ Son yüzyılımızın en mühim iki hadisesinden birisi “Aksa Tufanı”, diğeri de “Şam İnkılabı”dır. Yarım yüzyıldan uzun süredir Esad rejiminin zulmünü yerle bir eden bu taarruz, Mekke'nin fethine benzer bir görüntü sergilemiştir. Büyük çatışmalar yaşanmadan, fazla kan dökülmeden, sadece 12 gün gibi kısa bir sürede muhalif…

Okumaya devam edin Şam İnkılabı ve Sednaya

Bir Gecenin Şahitliği: Umudun ve Gözyaşının Hikâyesi

Bu, sadece bir halkın sevinci değildi; bu, zulmün son bulduğu, umudun ve özgürlüğün kazandığı bir geceydi.   Nuran ÖNDEŞ Arş. Gör., FSMVÜ O gece her zamankinden farklıydı. Odamı paylaştığım Suriyeli arkadaşımın gözlerinde tarifsiz bir karmaşa vardı: endişe, umut, korku ve sabırsızlık... Sanki bir fırtına, tüm duygularını aynı anda sarıp sarmalıyordu. Gece boyunca haber kanalları arasında mekik dokuyordu. Bir şey söylemeden ekranı izliyor, ardından derin bir nefes alıyor ve  sonra tekrar gözlerini uzaklara dikiyordu. Her yeni haber, onun yüreğini biraz daha sıkıştırıyor, bakışlarındaki endişeyi derinleştiriyordu. Korku ile umut arasında gidip geliyordu. Her zamankinden farklıydı bu gece; sanki tüm hayatının düğümü bu birkaç saate sığdırılmıştı. Başta arkadaşım olmak…

Okumaya devam edin Bir Gecenin Şahitliği: Umudun ve Gözyaşının Hikâyesi

Teoman Duralı’nın Felsefe-Bilim Görüşü Etrafında

Teoman Duralı, felsefe-bilimin felsefe bileşeni olarak filo-sofiya’yı esas almıştır. “İmdi, biz de burada kadim felsefe yapma usulü ile üslubuna geri dönüyor, felsefemize filo-sofiyayı esâs alıyoruz. Filosofluk inayetine mazhar olmadığımızdan, filo-sofiya âlemine, tabii ki, girmiyoruz, giremiyoruz. Ama yapmağa, kurmağa gayret gösterdiğimiz felsefenin membaı olarak filo-sofiya’yı görüyoruz. Durmuş GÜNAY Prof. Dr., Maltepe Üni. Giriş Ş. Teoman Duralı, felsefe-bilimi bir toplumun/milletin beyni mesabesinde görür. Duralı, çalışmalarının odak noktasına felsefe-bilimi koymuştur. Felsefe alanında, özellikle felsefe-bilim alanında teorik düzeyde ortaya koyduğu çok sayıda eserinin yanı sıra, felsefe-bilimin kurumsallaşmasına yönelik bir vakıf kurulması için hazırlık çalışmaları yapmıştır. “Kutadgubilig Türk Felsefe-Bilim Araştırma Merkezleri Birliği Vakfı” adıyla bir vakıf senedi taslağı hazırlamış ve…

Okumaya devam edin Teoman Duralı’nın Felsefe-Bilim Görüşü Etrafında

Gufraneke Ya Rahman!: Gassal Üzerine

Çünkü artık hayatlarımızda ölüm yok. Hayatla ölümün tevhidi bozulmuştur. Memurlaşan modern insana ölüm hiçbir şekilde hatırlatılmamalı, karşısına dahi çıkartılmamalıdır.  Ölüm bilincinden ayrı yaşayan insana, ölüm düşüncesinin hayatın bütün katmanlarından dışlayan zihniyete karşı dizi, modern bir hatırlatma yaptı. Mehmet YETİM Malumunuzdur ki son günlerde yayınlanan ve başrolünde Ahmet Kural’ın olduğu Gassal dizisi, ülke gündemini epey meşgul etti. Dizide Ahmet Kural’ın oyunculuğunun getirdiği etki bir hayli yüksek. Bu işin hakkından fazlasıyla geldiği açıkça görülüyor. Dizi, TRT’nin Tabii platformunda yayınlandı. Senaristi olan Sümeyye Karaarslan Hanım, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sinema ve Televizyon Bölümü’nden mezun olmuş ve ardından da Marmara Üniversitesi'nde Din Psikolojisi alanında yüksek lisans yapmış. Gelgelelim…

Okumaya devam edin Gufraneke Ya Rahman!: Gassal Üzerine

Toprağımızın Kokusu

Kitapta bölgedeki çoğu aktörü bulmanız mümkün; Filistinli ve evi 3 kez yıkılan Müslüman bir babadan, evleri yıkılan Filistinlilere yardım eden İsrailli Jeff’e; tamamen dini saiklerle “Kutsal Topraklar"ın onlara ait olduğuna inanan yerleşimciden, o topraklarda doğup büyüyen Rahip Bernand’a; savaşmayı reddeden İsrail askerinden, intihar komandolarına; babasının kolları altında katledilen küçük Muhammed ve babasının fotoğrafını çektiği için topa tutulan Fransız asıllı İsrailli gazeteci Charles Erlerlin’den, Filistinli çocuklara kadar...  Elif ATABAŞ (Viyana Ekonomi Üniversitesi mezunu. İşine ara vermiş tam zamanlı bir anne ve ev hanımı. Okumayı ve yazmayı seven bir blog yazarı. https://balkandays.blogspot.com/ ) Kenize Mourad’ın bu kıymetli çalışmasının Fransızca orijinalindeki ismi La Parfum De Notre Terre. Türkçeye…

Okumaya devam edin Toprağımızın Kokusu

Madrid Deyince Yahut Endülüs’ten Bir Parça

Şehir, diğer Endülüs şehirlerine göre “İslami” hafızadan oldukça uzaktı. Bugün şehri gezen birisi, burada bir zamanlar kocaman bir cami olduğunu ve bu caminin bünyesinde büyük âlimlerin yetiştiğini idrak edemeyebilir. Çünkü Reconquista sonrası cami yıkılmış, yerine bir kilise inşa edilmişti. Akabinde, İspanya’nın başkenti olması hasebiyle şehir, “öteki” unsurlardan büyük ölçüde arındırılmıştı. Zübeyir ŞEKERCİ Endülüs yolculuğumuzun son durağı olan Madrid’e doğru yola koyulmuştuk. Üç saatlik tren yolculuğunun ardından şehre varmıştık. Şehrin ulaşımı biraz karmaşık; metro ve tren hatları farklı sistemlere ve ücretlendirmelere tabi. Bu sebeple, kalacağımız yere gitmek için önce tabelaları takip edip nihayetinde görevlilere danışarak epey vakit harcamıştık. Ardından trenle bir durak gittikten sonra, kalacağımız yere…

Okumaya devam edin Madrid Deyince Yahut Endülüs’ten Bir Parça

Kalemi, İsyanı, Sevdayı Sevmeyelim de Ne Edelim?

Yazmak değil midir ince ince ısıtması bir kış güneşinin, iyiden iyiye buza dönen, ince narin parmakların beklenen bütün mevsimlerde? Öznur GÖRÜR KISAR Yazmak… Bir sese söz olmak, Bir şarkıya nota, Bir türküye derin bir “ah” olmak değil midir? Yazmak; ince ince, için için yanıp tüten cılız bir ateşin, boğucu dumanına bir çıkış yolu, ufak bir pencere açmak gibi sanki. Işığa açılan  o ufak pencereyle, gönül evinin boğucu bir dumanla savaşıp nihayet nefes alması, isli ve puslu havadan temizlenip arınması gibi yazmak…  Yazmak baharı katık eyleyip kelimelere, bir can simidi olmak değilse nedir aşıklar için?   İnce, cılız bir aşık “ahı”na eş kılmak değil midir, bir…

Okumaya devam edin Kalemi, İsyanı, Sevdayı Sevmeyelim de Ne Edelim?