Ancak Suriye Devrimi, ne zannedildiği gibi on dört günlük bir devrimdir ne de Amerika’nın ve İsrail’in bölgedeki yeni bir oyunu. Suriye halkı, kendi öz vatanlarında özgür ve onurlu yaşadıklarının hayalini altmış bir yıl kurdu. On dört yıl boyunca bizzat çatışma içinde, pes etmeden bu hayalin mihenk taşlarını döşedi.
Gözde ÇİMEN

Suriye Devrimi hakkında medyada henüz dikkat çekici ve derinlemesine inceleme yapan uzman isimler az gibi. Daha çok içerik peşindeki meraklı gazeteciler sayesinde bir şeyler okuyabiliyoruz. Bu anlamda herhangi bir konu hakkında derinlemesine bilgi sahip olmak isteyenler için dijital bir arşiv oluşuyor. Bir sabah uyandığımızda “Baas Rejimi Düştü, Esed Rusya’ya Kaçtı” şeklinde büyük puntolu haberlerin içinde şaşkınlık yaşamış olabilirsiniz. Ancak Suriye Devrimi, ne zannedildiği gibi on dört günlük bir devrimdir ne de Amerika’nın ve İsrail’in bölgedeki yeni bir oyunu. Suriye halkı, kendi öz vatanlarında özgür ve onurlu yaşadıklarının hayalini altmış bir yıl kurdu. On dört yıl boyunca bizzat çatışma içinde, pes etmeden bu hayalin mihenk taşlarını döşedi.
Bu hayali, Şam’da dünyaya gözlerini açtığı andan itibaren kuranlardan biri de Ahmet el-Şara, namı diğer Golanlı/Colani’ydi. Onun kişisel yaşamına girmeden, Suriye Devrimi’ne giden yolda önemli bir belge niteliği taşıyan bir belgeselden bahsetmek istiyorum. Belgeselin ismi The Jihadist: An Islamist Militant Jockeys for Power in Syria’s Idlib. Aynı zamanda, Colani’nin Batı’ya verdiği ilk röportaj olması açısından da önemli. Hem ilk gençlik dönemindeki Irak deneyimine yönelik sorular hem de ailesi ve İdlib’te ki yönetim tecrübesine dair araştırmalar açısından kayda bir çalışma. İlgi çekici bulduğum bilgiler biri, Colani’nin Irak Savaşı başlamadan iki hafta önce orada bulunuyor olması. Yani, Amerika’dan önce Colani Irak’taydı. Çocukken, babasının dükkanında çalıştığı dönemlerde, takriben 17-18 yaşlarına denk gelen Filistin İntifadası, onun hayatının dönüm noktalarından biri oldu. Colani de klasik bir Müslüman çocuğu gibi bir gün Kudüs’ün fethedileceğini hayal eder, Filistin davası onun zihin dünyasını şekillendirdi. Kendisi de zalim ve zorba bir rejimin altında hayat sürdüğü için, başka bir bölgede zulüm altında kalan Müslümanlara kayıtsız kalamadı ve Amerika ile savaşmak için Irak’a gitti. O dönemin tanıkları bilir; Suriye’den Irak’a gitmek isteyenler, konsolosluğun önünü panayır alanına çevirmişlerdi. Suriye havaalanı, binlerce gönüllü için çok mesai harcamıştı. Colani, karayolundan geçerek Bağdat’a gitmek için bindiği minibüste aradığı cihadı aslında bulamaz. Karşılaştığı bazı uygulamalar ve taktiklerden rahatsız olduğu için, davasına inanmakta zorlanır. Fikirlerini söylemekten çekinmeyen bu genç adam, o dönemde içinde bulunduğu grupta yalnız olmadığını da belirtiyor.

Tüm bu itirazların ardından, 2005’te tüm gruplarla ilişkisini kesti. Henüz 23 yaşındayken, Amerika tarafından tutuklanıp Kuwaiti sınırına yakın Camp Bucca Hapishanesi’nde beş yıl kaldı. Çocukluğunda da sessiz ve içine kapanık olan Colani, Bucca Hapishanesi’ndeki zamanını, arkadaşlarının anlatışına göre, sessiz ve akıllıca geçirenlerden oldu. Hayal kurmayı hapishanede de ihmal etmeyen Colani, gelecekte hayalini kurduğu Suriye Devrimi ve yönetim biçimini burada şekillendirdi. Bu hayalini, henüz dünyanın varlığından haberdar olmadığı 50 sayfalık bir rapor halinde yazdı. Rapor, Suriye’nin tarihi ve coğrafi özelliklerinden, Esed ailesinin nasıl güçlendiğine ve Suriye’de olası bir cihad durumunda nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine dair bilgiler içeriyordu. Colani’nin en büyük hayali, hapishaneden çıktıktan sonra Irak’ta yaşanan hataları tekrarlamadan, zalim Baas rejimini yıkmaktı. En nihayetinde, hapishane süreci sona erdikten sonra, Irak’ta kalması yönündeki baskılara rağmen, “Ben Suriye’ye aitim” diyerek bunu reddetti ve kolunun altına sıkıştırdığı 50 sayfalık raporuyla Suriye’ye gitmek istedi. Hikayenin bundan sonraki kısmı daha ilginç. Hapishanede tanıştığı ve yazdığı dokümanlardan haberdar olan Abu Müslim, bu metinleri Bağdadi ile paylaşmasını tavsiye etti. Colani, görüşme öncesinde son derece heyecanlı olduğunu belirtse de hapishaneden çıktıktan sonra aynı heyecanı taşıyamadı. Colani, Suriye’nin geleceği hakkındaki düşüncelerini, Irak’ta yaşanan hataları ve buna dair gözlem ve deneyimlerini Bağdadi’ye aktardığında, onun bu konuları analiz edecek yeterliliğe ve güçlü bir karaktere sahip olmadığını fark etti. Bu nedenle, görüşme Colani için beklediği gibi sonuçlanmadı. Bu düşüncelerle, yanına bir miktar para ve 6 kişi alarak, beline bağladığı intihar kemeriyle karayolundan Suriye sınırını geçti. Hikayenin bundan sonrası ise birçoğumuzun malumu. Suriye Devrimi, yıllar içinde çok farklı biçimlere ve boyutlara evrildi. Colani, Irak tecrübesini Suriye’de taklit etmeyerek, kendi halkını korumak için eline aldığı silahı başarıya ulaştırdı. 6 kişi ile çıktığı yolda, bugün milyonlarca destekçisi ve takipçisi olan bir lider haline geldi. Yönetim tecrübesi kazandığı İdlib, zamanla kafasında papatyaların olduğu çiçekçiler dükkanına dönüştü.
Colani’nin, Suriye’yi şekillendirdiği elli sayfalık raporuna dönecek olursak, kendisine bu raporun bir kopyasının olup olmadığı sorulduğunda gülerek “Şam’da kaybettim” cevabını veriyor. Kim bilir, belki bir gün Suriye’nin tamamı çiçekçilerle dolduğunda, Colani’nin kayıp elli sayfası da bulunduğu yerden çıkar.
