Kudüs Kitaplığı

İnsicam dergisi olarak okurlarımız için Filistin meselesi, İsrail sorunu ve Kudüs hakkında birkaç temel eser tanıtmak istedik. Gerek araştırma inceleme sahasından, gerek edebiyat sahasından olmak üzere Kudüs’ü birçok açıdan okuyabileceğimiz bilindik, güncel ve en iyi eserlerden beşini sizlere takdim ediyoruz. İstifadesi bol olsun. İNSİCAM Selahaddin: Şarkın Kartalı (Ali Emre, Ketebe Yayınları, ss. 472) Ali Emre, “Şarkın Kandili: Nureddin Zengi” romanının ardından üçlemenin ikinci kitabı “Selahaddin: Şarkın Kartalı”nda Eyyubi Devleti’nin kurucusu, kutlu komutanı, ilk hükümdarı ve Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyubi’nin hayatını epik bir şekilde anlatır. Roman, Haçlı seferlerinin gölgesindeki Filistin topraklarını ve Müslümanların zulme karşı direnişini günümüze taşır. Emre, eserin tanıtımında “Şark’ın kartalı; yıllarca çöllerin, ovaların,…

Okumaya devam edin Kudüs Kitaplığı

“Kudüs Yazıları”na Bir Bakış

Kitapta makaleler arası geçiş yaparken Kudüs’ün sokaklarını Taha Kılınç’ın rehberliğinde dolaşıyormuş hissine kapılıyorsunuz. Fakat bu seyahat esnasında, mesela; Filistin’in El Halil şehrindeki Halîlurrahman Külliyesi’nin ortadan ikiye bölündüğünü, Hz. İshak ve eşi Refika’nın kabirlerinin Müslümanların ayrılmış olduğu bölümde yer alırken; Hz. İbrahim ve eşi Sâre’nin kabirleri bölünmüş alanın arasında; Hz. Yakup ve eşi Hz. Lea’nın kabirlerinin ise caminin Yahudilere tahsis edilmiş kısmında olduğunu anlıyorsunuz. Ya da İsrail İşgalinin gözüne kestirdiği Şeh Cerrah mahallesini, parsel parsel satılan sokaklarını görüp duyduktan sonra hayretinize karışan hüznünüzü, kahrınızı anlatacak cümle bulamıyorsunuz. Nihal PAKIRDAŞI “Filistin, İslâm dünyası için cami avlusunda bulunmuş bir bebek gibi adeta. Tamamen terk edilemiyor, ama eve alınıp…

Okumaya devam edin “Kudüs Yazıları”na Bir Bakış

Sınır Kapısındaki Deniz Kızı: Yelda

Çünkü göç mevzusu dramatize edilecek bir mevzu yahut sadece Türkiye’nin sorunu değil; aksine dünyanın en büyük problemi bu. Ve bu durum gün geçtikçe ciddi bir tehlike olma durumuna doğru da gidiyor. Kitabı okuyup bitirince meselenin göçü bu şekilde yansıtmak ya da ülkemizden uzak tutmaktan Betük ZEYREK  “Coğrafya kaderdir!” Bu cümleyi hepimiz duyuyoruz hatta bilinçli-bilinçsiz kullanıyoruz da bazen. Sınır Kapısındaki Deniz Kızı/ Afganlar Türkiye’ye Neden Geliyor? kitabını okuyunca bu cümleyi iliklerime kadar hissettim. Yaşadığımız coğrafyayı seçme şansı bizim değil. Bize verilen coğrafyada hayata tutunmaya çalışıyor kimimiz, kimimiz de arkasında kalbinin yarısını bırakarak sebepler değişse de yerlerini terk etmek durumunda kalıyor. Bu eserde bizi bekleyen terkedilişin sebebi…

Okumaya devam edin Sınır Kapısındaki Deniz Kızı: Yelda

İnsan Dediğin Bir Nefes Bin Kafes

Hepimiz içimizde bir benlik kafesi taşıyoruz. Ama küçük ama büyük, bu kafesten azade bir fani yok. Ben de yok diyenlere aldırma, onların kendisi koca bir kafese dönüşmüşler de farkında değiller. Mehmet BULAYIR Uzaktan baktığında herkesi özgür sanırsın. Bir yol tutturmuş yürümektedirler nasılsa, kimi yaya, kimi dört teker üzerinde, kimisi gökyüzünde süzülür kendi özel uçağıyla; en çokta o uçanlara özenirsin, en özgür onlar sanırsın. Sonra döner kafesteki kuşlara bakarsın el kadar kafesin içinde ömür tüketmekteler; sonra bir gün hayvanat bahçelerine düşer yolun, ormanlara sığmayan aslan, beş on metrekareye sığmış, boynunu öne eğmiş, yan gelmiş yatmaktadır. Önce kızarsın sonra acırsın, kederlenirsin, hüzün kaplar kalbini. Aslında seni kedere…

Okumaya devam edin İnsan Dediğin Bir Nefes Bin Kafes

Hoş Geldin Bahar Gelin

Sen sanıyor musun ki ey bahar, geldiğinde sadece gönlümüzü şen eyleyip, avutuyorsun? Senin gelişin bize, düştüğümüz yerden yeniden kalkıp yürüyebilmeyi, her türlü güçlüğe rağmen ayakta kalabilmeyi hatırlatıyor. Öznur GÖRÜR KISAR    Hoş geldin bahar.    Bu sefer seni her zamankinden çok bekledik, gelmeni çok istedik. Yeşilin her tonu ile, toz pembe çiçeklerin ve içimizi sıcacık ısıtan bütün renklerinle öyle güzelsin ki. Biliyoruz, bize çok iyi geleceksin. Gönlümüzün yaralarını büyük bir şefkat, merhamet ve rikkat ile sarıp sarmalayacak ve iyileştireceksin. Her tomurcuğun, çiçeğin, kalbi kırıkların ellerine bir parça umut, kucaklarına adeta sevgili mektubu gibi taze bir sevinç bırakacak, bir muştu olacak varlığın. Sevdalı gönüllere bir avuntu;…

Okumaya devam edin Hoş Geldin Bahar Gelin

Kırk Kandil -23-

Ebu Ubeyde ibn Cerrah: Ümmetin Emini Hz. Ebû Bekir de Ebu Ubeyde’yi ekonomik konularda değerlendirmiş sonra da askeri alanlarda kendisinden yararlanmıştır. Başarılı askeri harekatlar gerçekleştiren Ebu Ubeyde Şam fetihlerinin yolunu diğer İslam ordularıyla beraber açtı. Rıza SAVAŞ Prof. Dr., Dokuz Eylül Üni. İlahiyat Fak. Emekli Öğretim Üyesi Teslimiyet, güvenilirlik, cesaret, fedakârlık ve cihad dendiğinde akla ilk gelecek isimlerden biri Ebu Ubeyde b. Cerrah’dır. Mekke’de dünyaya gelen Ebu Ubeyde Amir b. Abdillâh b. el-Cerrâh el-Fihrî, Kureyş kabilesine mensup bir sahabîdir. Ebu Ubeyde, Mekke’de okuma yazma bilen az sayıdaki kişilerden biri olduğundan dolayı cahiliye devrinde de toplumda saygın bir yeri vardı. Ebu Ubeyde b. Cerrah, İslam geldiği…

Okumaya devam edin Kırk Kandil -23-

İnci Mercan Gerdanlığı -23-

Ukbe İbn Amir (R.A.) Hz. Peygamber döneminde gazvelere iştirak etti ve zekât toplama göreviyle çeşitli kabilelere gönderildi. Resûl-i Ekrem’in vefatından sonra da fetihlere katıldı. Dımaşk’ın fethedildiği haberini Medine’de olan Hz. Ömer’e müjdelemek için gönderildi. Mısır’ı fetheden Müslüman ordunun komutanlarındandı. Mısır valiliği yaptı. Ebû Eyyûb el-Ensari ile birlikte İstanbul kuşatmasına katıldı. Ahmet POÇANOĞLU Emekli Konya İl Müftüsü َ      Ukbe bin Amir el- Cüheni (r.a) İbn-i Abs İbn-i Amr İbn-i Adiy İbn-i Amr İbn- Rifaa’ İbn-i Mevdua’ İbn- Adiy İbn-i Ğanem İbni Riba’ İbn-i Rüşdan İbn-i Kays İbn-i Cüheyne el- Cuheni El Mısri’den nakledilmiştir: Allah Rasulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), “Yerine getirmenize en layık (titizlik göstermeniz…

Okumaya devam edin İnci Mercan Gerdanlığı -23-

İnsan Eksiktir, Aşk Tamam Eder

Önce aşka sonra bu zırhlara sahip olmayan kişi çöl yolculuğuna çıkmasın, diyor Âşık Hüdai. Yoksa çöl incinir ki, çöl hayattır. Hayatın sahibi incinir. Sonra ve nihayet hem kendi incinir hem de Leyla’yı incitir. Bunun adı aşk değil. Derviş Çelebi Bekle dost kapısın sadık kul isen Gönüller tamir et ehl-i dil isen Sevda çölünde Mecnun değilsen Ne Leyla’yı çağır ne çölü incit Aşık Hüdai İnsan oğlu eksik doğar; temiz, saf ama eksik. İlk olarak anne tamamlar onu, o yüzden en büyük minneti anneyedir insanın. Önce sütüyle ve hizmetiyle, sonra sıcak nefesi ve merhametiyle tamam eder. Çocuk yüreğinin ilk aşkı, cenneti ayakları altına serilen bu sevda çölünün…

Okumaya devam edin İnsan Eksiktir, Aşk Tamam Eder

Âşık Olamayanlar Radyosu

Ne diyordum, sıradaki şarkı bana geldi bu kez ama sol çaprazdan gördüğüm o ellerden bahsediyordum evet. Tüm çocukluğumu avucuna sığdırabilecek ve tüm yaşlılığımı okuyabilecek kadar büyük ellerden bahsediyorum. Büyük dediysem, elbette naif, ellerinden belli olur bir kadın! El başka bir metafor, gözümüzle gördüğümüzün ötesinde. Ah Arif ah, yüreği çörek gibi pişen adamsın da sus işte, bil susmayı. Çörekçizade Arif Efendi FM bandının 109.1 dalgasından yayın yapmakta olan Âşık Olamayanlar Radyosu’ndayız evet, alıcınızın ayarıyla oynamayınız, evet evet biz burdayız; âşık olamayanlar! Nasıl olalım da olalım? Olamıyoruz işte. Sizler için yayındayız amaaa sıradaki şarkı bana gelsin; 'nırınım nırınım nırınırı nırınım' Efendim, yine bir Gülnihal aldı bu gönlümü…

Okumaya devam edin Âşık Olamayanlar Radyosu

Namlunun Ucundaki Maşuk

Misafirin evi talan etmeden sahibine teslim etmesi kadar, gönül evine emanetçi olmuş âşığın da kalbin sahibi hatırına misafirine gönül mülkünü talan ettirmemesi gerekmez mi? Şehnaz FINDIK “Kalp için ötekinin (maşukun) anlamı nedir? Kalp ötekine kavuştuğunda yoksa kendisi ile mi buluşmuş oluyor? Maşuk, yoksa kalbin bizzat kendisi haline mi geliyor? Kalp, maşuka bir misafirhane mi oluyor? Sahip kim? Misafir kim? Nasıl belli oluyor, buna kim karar veriyor? Her yerde maşukunu gören kalp, öyleyse onu nerde aramalı? Kalp her yerde maşukunu görür de, gördüğü her şey maşuku mudur?” (Rasim Özdenören, Aşkın Diyalektiği, İz Yay. s. 29) İnsan, doğduğu andan öldüğü ana kadar büyük bir arayış içerisinde. Öyle…

Okumaya devam edin Namlunun Ucundaki Maşuk