Mümkünlükten Muteberliğe

Vermenin, hem dahili dünyasında hem de harici dünyasında nasıl bir faydaya dönüştüğünü yaşayarak öğrenir. Bu öğrenme ile müsavi bir kelime ve tecrübe girmiş olur belleğine: paylaşmak. Mustafa ESER “Ey Derviş! Her kim taharet-i nefsi tahsil etmezse emir-i şehvettir ve mal ve canın bendesidir.” Azizüddin Nesefi, İnsan-ı Kamil, Dördücü Risale Almak ve vermek bir dengenin ve dolayısıyla bir ahengin taraflarıdır. İnsan nefes alır, sevdiğini toprağa verir; hediye alır, güzel bir sese ya da söze kulak verir; tabağına yemek alır, küçülen kıyafeti üzerine olacak birine verir; bir meselede bir bilenden fikir alır, hak eden kişinin hakkını avucuna verir. Hasılı insan alır verir, verir alır ve bu döngü…

Okumaya devam edin Mümkünlükten Muteberliğe

İnfak Etmek Tohum Ekmek Gibidir

Tohum saklanarak değil, toprağa atılarak çoğalır. Ve infak, insanın ektiği en değerli tohumdur.İnfakın en temel ilkelerinden biri akıştır. Çünkü varlık, özü itibariyle durağan değil, akışkan bir düzendir. Ahmet POÇANOĞLU Emekli Konya İl Müftüsü    “Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Muttakiler için yol göstericidir. Onlar gayba inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimizden Allah yolunda infak ederler.”(Bakara 2–3)     Bu ayetler, varlığın akışını nizama koyan bir anlayışı ortaya koyar. Bize insanın hem iç dünyasını hem de dış dünyayla kurduğu ilişkiyi kökten dönüştüren bir çerçeve sunar.    Bu çerçevede; İlk nitelik: gayba iman.Gayba iman eden insan, varlığın mekanik değil, anlam yüklü bir süreç olduğunu kabul…

Okumaya devam edin İnfak Etmek Tohum Ekmek Gibidir

İnfakın Sessiz Devrimi

Sosyal adaletin en zarif yolu olan infak; “Komşusu açken tok yatan bizden değildir" düsturuyla, toplumsal uçurumlar önüne geçip muhabbet ve dayanışmaya kapı aralamaktır. Bir gönül köprüsü kurmak ve toplumsal bir denge mekanizması oluşturmaktır. Sevgül ÇEVİK GÜLMEZ İnsanoğlu, varlık alemine adım attığı andan itibaren biriktirme dürtüsüyle tanışır. Sahiplenmek, "benim" demek ve korumak fıtratın bir parçası gibi görünse de; ruhun asıl huzuru "bırakabilmekte" saklıdır. Verdikçe hafifleyen, paylaştıkça büyüyen bir ruhun sahibi olmak dünyanın en büyük servetidir. Modern dünyanın "kazan ve biriktir" dayatmasına karşı kadim geleneğimiz, insanın bu sancısına reçeteyi sunar: "Paylaş ve hafifle. Kur’an-ı Kerim, bu cömertliğin bereketini sarsıcı bir metaforla müjdeler: "Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu,…

Okumaya devam edin İnfakın Sessiz Devrimi

İmam Gazâli Düşüncesinde İnfâkın Hakikati: Kalbin Arınma Yolu

Mutlak manada mülk yalnızca Allah’ındır; insan ise bu mülk üzerinde muvakkat bir tasarruf yetkisine sahip olan bir "emanetçidir". Mülayim Sadık Kul Varlığın Mavera Arayışı ve İnfâkın Ontolojisi Ontolojik olarak sadece bu dünyaya ait olmayan insan, adım attığı dünya sahnesinin göz kamaştırıcı zenginliklerine kapıldığı andan itibaren, biriktirme ve sahip olma arzusuyla sınanır. Kendi nefsini fıtratına uygun şekilde tanımaktan ve korumaktan aciz kalan beşer; aslında yeryüzünün halifesi olma şerefiyle tüm varlığa “efendi” kılınma potansiyeline sahipken, ilahi bir aldanışla yolunu şaşırır. “Tüm hataların başı dünya sevgisidir!” (Beyhakî) uyarısını bir an için unutuverir. Daha dünyaya gelmeden kefil olunan rızkının farkında olmayan insan; derin bir gafletle, sanki bu âlemde ebedi…

Okumaya devam edin İmam Gazâli Düşüncesinde İnfâkın Hakikati: Kalbin Arınma Yolu

Roger Garaudy’nin Görüşlerinde İktisadi Sistem ve İnfak

İslam ekonomisiyle ilgili görüşleri bu beklentisiyle paraleldir. Garaudy, Taberi’nin Kur’anda namaz ve zekat farzlarının büyük çoğunlukla birlikte anıldıklarına ilişkin tespitine yer vererek, bu durumun Allah’a karşı görevlerin topluma karşı görevlerden ayrılmaz olduğunu ortaya koyduğunu belirtir. Fatma Sümer Dr., Yeni Yüzyıl üniversitesinde Hukuk Fak. Herhangi bir ekonomik sistemin dayatılmadığı İslam dininin kapitalizmle barışık olmadığını ancak sosyal devlet ve dayanışmayı ilkesel olarak benimsediğini düşünmeme yol açan sebepler var. Bu sebeplerin başında Kur’anı Kerim’de mal biriktiren ve ihtiyaç sahipleriyle paylaşmayanların sert bir dille kınanması[1] ve fitre, fidye, zekat, sadaka gibi kurumlara verilen önem geliyor. Bu yazıda servet birikimine karşı daha radikal tutumlar geliştiren, bu meseleyi bireysel ahlakın ötesine…

Okumaya devam edin Roger Garaudy’nin Görüşlerinde İktisadi Sistem ve İnfak

Bilal Kemikli İnfak Kültürünü Anlattı

"İkram, infaktır. 'Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı var' derler. Bu hangi kahve? Emek verilen kahve. Kahveyi kavuracaksın, değirmende öğüteceksin, mangalda pişireceksin. Sonra dosta ikram edeceksin. Şimdi makinayla yapılan kahvenin ne kadar hatırı olsun? Hele bir de o kahveyi kâğıt bardakla servis edersen… Bu kahvenin 3 yahut bilemedin 5 dakikalık hatırı oluyor." İNSİCAM Hocam, tarihimizde infak anlayışı daha çok dini bir sorumluluk hali midir yoksa toplumsal dayanışmanın bir parçası mıdır? İnfak, elbette öncelikle dini bir kavram. Allah’ın bir emri… Hz. Peygamber’in sünneti. Dolayısıyla infak kavramı, “Allah’ın hoşnutluğunu elde etme amacıyla kişinin kendi servetinden harcama yapması, muhtaçlara aynî ve nakdî yardımda bulunması” şeklinde tanımlanır. Ancak burada…

Okumaya devam edin Bilal Kemikli İnfak Kültürünü Anlattı

Kapitalizmin Panzehiri: İnfak

Şöyle ki, geçtiğimiz Ramazan ayında sosyal medyada paylaşılan bir sosyal deneyde, bir fast food dükkânının sahibi, orucunu açacak parası olmadığını fark ettiği bir gence hiç tereddüt etmeden sofra hazırlatır ve eline bir miktar harçlık da sıkıştırır. Bu davranış karşısında delikanlı, “Zahmet verdim ağabey.” diyerek teşekkür etmesi üzerine, işletme sahibinin ağzından şu sözler dökülür: “Ne zahmeti canım, bize rahmettir.” Nihal Pakırdaşı Sanayi Devrimi sonrası küresel bir sisteme dönüşen “parayı veren düdüğü çalar” zihniyetiyle keskinleşen kapitalizmin demir dişleri, insani değerleri öğüterek varlığını sürdürmektedir. Bu bağlamda John Steinbeck tarafından kaleme alınmış, bir başyapıt olan Gazap Üzümleri, kapitalizmin insani sonuçlarını en çarpıcı biçimde gözler önüne seren eserlerden biridir. Roman,…

Okumaya devam edin Kapitalizmin Panzehiri: İnfak

Muhabbetimiz Ziyade Olsun

Kardeşimizin bize ihtiyaç duyduğu demlerde onun yanında olmamız, sevgimizden ona da pay biçmemiz, onu sevgiyle sarıp sarmalayışımız da infak kültüründe olduğu gibi kendinde olan güzelliğin paylaşılması demek değil midir? Öznur Görür Kısar       Kur'an'da varlıklı Müslümanların mallarında yoksulların haklarının bulunduğunun Zariyat suresinde (51/19) belirtildiği üzere Allah’ın Rezzak sıfatının insanları maddi imkanlarla kuşatmasının ve bu imkanları kullarından ihtiyaç sahibi insanlarla paylaşma beklentisinin olduğunu görmekteyiz.      Peki, infak kavramı sadece maddi imkanların paylaşılması şeklinde mi okunmalıdır?      Kardeşimizin bize ihtiyaç duyduğu demlerde onun yanında olmamız, sevgimizden ona da pay biçmemiz, onu sevgiyle sarıp sarmalayışımız da infak kültüründe olduğu gibi kendinde olan güzelliğin paylaşılması demek değil midir? Mevla…

Okumaya devam edin Muhabbetimiz Ziyade Olsun

İnsanlığın Tezahürü İnfak

Hayatında edindiği prensipleri sıralarken, bunlar arasında diğer insanlara ve çevresine yaptığı iyiliklerin hiçbir zaman boşa gitmediğini ve kendisine çok daha fazla olarak geri döndüğünü belirtti. Mucahid YILDIZ ''Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe iyiliğe nail olamazsınız.'' Ramazan Bayramı'nda bir Alman ahbabımız bizi ziyarete geldi. Kendisine baklava türü ceviz sarma ikram ettik. Diyette olduğunu söyledi, ancak dayanamayıp tadına bakmak istedi. Bir iki derken beşi buldu. Afiyet şifa olsun. Sohbetimiz, niçin Ramazan Bayramı kutlanıyor, başka hangi bayramlarımız var sorularına cevap vermek suretiyle devam ediyordu. Kurban Bayramı'nı da hasbelkader anlatırken, Hz. İbrahim a.s.'ın Allah için yapması gereken fedakarlıkların en hassası olan canından da çok sevdiği evladını, Hz. İsmail a.s.'ı kurban…

Okumaya devam edin İnsanlığın Tezahürü İnfak

Sahip Olma Yanılgısına İtiraz

Cepteki kağıtlardan, banka hesaplarındaki rakamlardan cüzdandaki sembollerden ibaret değildir ‘vermek’… İhtiyaç olan yerde var olma sorumluluğudur. Zamanını vermek, enerjini vermek, bilgini vermek, sabrını vermek, ilgini vermek… Rabia Şekerci Güler İletişim Bilimleri Uzmanı İnsan… Sahip oldukça güçleneceği zannına kapılan insan… Kendisinin olmayana bile ‘benim’ deme cüretini gösteren insan… Peki insan gerçekten sahip mi? Yoksa emanet edilenin akışı içinde mi? Modern çağ insanının en güçlü arzularından biri olan ‘sahip olma’ dürtüsü, ona daha fazlasına sahip oldukça hem daha güvende olacağı hem de daha değerli hissedeceği yanılgısını da beraberinde getirir. Güven ve değerlilik hissinin peşinden koşan insan aslında kalbindeki boşluğu doldurmayı amaçlar. Oysa, kalpteki o boşluk, biriktirilenler ile…

Okumaya devam edin Sahip Olma Yanılgısına İtiraz