Kardeşimizin bize ihtiyaç duyduğu demlerde onun yanında olmamız, sevgimizden ona da pay biçmemiz, onu sevgiyle sarıp sarmalayışımız da infak kültüründe olduğu gibi kendinde olan güzelliğin paylaşılması demek değil midir?
Öznur Görür Kısar

Kur’an’da varlıklı Müslümanların mallarında yoksulların haklarının bulunduğunun Zariyat suresinde (51/19) belirtildiği üzere Allah’ın Rezzak sıfatının insanları maddi imkanlarla kuşatmasının ve bu imkanları kullarından ihtiyaç sahibi insanlarla paylaşma beklentisinin olduğunu görmekteyiz.
Peki, infak kavramı sadece maddi imkanların paylaşılması şeklinde mi okunmalıdır?
Kardeşimizin bize ihtiyaç duyduğu demlerde onun yanında olmamız, sevgimizden ona da pay biçmemiz, onu sevgiyle sarıp sarmalayışımız da infak kültüründe olduğu gibi kendinde olan güzelliğin paylaşılması demek değil midir? Mevla infak edenlerin varlıklarını ziyadeleştirdiği gibi, sevgi ile paylaşılan güzel duygular, kardeşimizin, arkadaşımızın bizim cümlelerimizde teselli bulması, bizim omzumuzda şefkatimize sığınması, sevdiklerimize şifa olmamız, sevgimizi ziyadeleştirip, gönlümüzün infakı sayılmaz mı?
İnfak edilen malın ziyadeleşmesi gibi, aslında sevginin de paylaşılarak ne denli çoğaldığını ve insanı ne denli yücelten ve tamamlayan bir duygu olduğunu hatırlamak ve yaşamak kardeşliğimizi, arkadaşlığımızı, dostluğumuzu, muhabbetimizi de ziyadeleştirecektir.
Düşen omuzlarıyla, dağılmış, kırık kalbiyle, hayatın zorlu hallerinde, çıkmaz yollarda olan, nice nefesler vardır ki, uzatılan güzel bir dost eliyle ruhları kanatlanır.
Sevgi’nin aşk’ın, şefkatin ve merhametin cimrisi olmadığımızda nice sarp yokuşlar aşılır, nice kışlara bahar gelir. Nice umutsuzluklar umudun kalesi oluverir.
Değil midir ki; her kara kıştan sonra bahar, her dik yokuştan sonra bir düzlük, her müşkülden sonra bir kolaylık, her acının sonrasında bir sabır, her derdin sonunda bir şifa, her karanlık gecenin sonunda bir sabah aydınlığı ve her imtihanın sonunda güzel bir inşirah vardır.
Bütün bir hayat yolculuğumuz esnasında birlikte yürüdüklerimize şifa, ellerimizi uzattıklarımıza derman, omuz verdiklerimize yaren, gönlünü bize yaslayanlara sevgili olabilmek, gönül içre en kıymetli hazinemizi paylaşmak değil midir?
İltifat ve güzel sözü esirgemeden, kibirli, üstenci bir tutumdan uzak, yargılamadan azade, gönülden destekleyen yaklaşımlarımız, yüreklendiren bir takdir, cesaretlendiren yerinde bir destek bizi çoğaltır. Bu hal ruhumuza ve dokunduğumuz kalplere iyi gelecektir.
Yüksünmeden verdiğimiz bir selam, iyi gelecek içten bir gülümseme, sorgulamayan, gerçekten şifa veren bir hâl hatır, öncelikle kendi ruhumuzu beslemez mi?
Güzel bir gönlün de zekâtı, engin bir şefkat ve anlayış ile sarıp sarmalamak, gülen yüzün sadakası içten bir gülüş, kendinden emin olduklarımız, eminliğin hakkını verenler için ne güzel bir salih ameldir.
Salih amel düşüncesinin bilincinde olan her kul bilir ki onun için her fırsat, her uygun durum, kazanılacak nice ecirler demektir.
Bu bakış açısıyla bakıldığında Mevlana’ya atfedilen “Her olayı hayır bil, her geceyi Kadir bil, her geleni Hızır bil, sözü anlam kazanmaktadır.
Dokunduğumuz her hayat, yeşerttiğimiz her gönül aslında bizim kendi dünyamızı güzelleştirdiğimiz, hızır bilebileceğimiz bir fırsat, dönüştürebileceğimiz bir hayır kapısı olarak görmek gerekir ki, bu da elbette bizi güzel insan kılar.
İnsan kendinden önce yoldaşını düşündüğünde ve bir başkasının müşkülünü gidermede ne kadar samimi ise Mevla zaten kardeşinin işlerini asan eyleme çabasından dolayı onu hayırla mükafatlandırıp, güzellikler nasip eder.
Modern Dünya, yaşadığımız çağ ruhu yalnızlık sancısı çekenler ile doluysa, belki de selamlaştığımız, irtibatta olduğumuz insanlara yeteri kadar dokunamadığımızın bir göstergesi olabilir. Vahiy kültüründe ve kadim gelenekte öncelenen yüce gönüllülüğü, sevgiyi göstermede engin bir deniz gibi olabilmeyi, bunu başarmada son derece mahir olmamız gerektiğini idrak etmeye muhtacız. Kalbimizin zekatını vermede eksiklerimizin olduğu kabulü ile yeniden bir dostluk ve kardeşlik inşasını kendi gönlümüz özelinde hatırlamak, sürdürme gayretinde olmak ve muvaffak olma duasını taşımak gayesinde olmalı. Vesselam.
