İnsanların bir diğer ihtiyacı, kim olduğuna ilişkin aradığı cevaptır. Tesettür, dini referansla kim olduğunu ve nereye ait olduğuna aradığı cevabı kolaylaştırmaktadır. Ait olduğumuz kaynağın sınırsız kuvvete sahip olması ve irademize kıymet vermesi teslimiyeti ve huzuru artırmaktadır.
Sevanur CANER

Minik kara harflerin, kelimelerin ardı sıra gelmesiyle ne düşündüğümüzü, ne hissettiğimizi anlatıyor ve anlıyoruz. Hayatın rutininde olan bu gör-duy, anla, algıla ve tepki oluştur süreci bizler için sıradan olsa da bu sistem hayran bırakan müthiş hızda gerçekleşiyor. Gecenin ardından gündüzün gelmesi, taşın içinden minik otların ve çiçeklerin çıkması… Bilmiyorum, kaç yaşındasınız ama ana rahmine düşüldüğünden beri harikulade yaratılmış bir vücut ve düşünce sistemiz var. Herhangi bir maddi bedel istenmeden en ince detaylarına kadar hesaplanmış organlar senkronizasyonu, servet. Bizler için yaratılan kâinat, hiçbir desteği olmadan havada asılı duran devasa büyük su ve toprak kütlesi, dünya. Ve onun içinde Allah’ın esmasını taşıyan biraz durup incelemeye koyulduğumuz zaman hayrete bırakan nice müthiş yaratılışlar. Akıllar üstü bu tasarımı yaratan; tüm bunlar yetmezmiş gibi kendisine iman etmenin durup nimetleri tefekkür etmenin de tadını veriyor.
Kirpik uçlarımıza kadar bizi tanıyan, dara düştüğümüzde kapısına koşulan, gönüllere ferahlık veren, şükrün yegâne sahibi, ölüm hakikatini yaşatan ve dirildiğimizde merhametine sığınacağımız Allah; elbette ki bir emir vermişse de kulunun faydasınadır. Faydası olmasa dahi bu kadar nimetler karşısında sözlerini tutmamak, iman etmemek, rızasını kazanamamak en büyük kaybımız olur. Başka bir neden aramaya ihtiyaç duymadan, “Rızasını hangi kapıdan kazanırız?” diye koştuğumuzda bugün önünde durduğumuz “tesettür” kapısı. Necip Fazıl Kısakürek’in “Benim istediğimi Allah istemiyorsa konu kapanmıştır” sözleri imanının temeli niteliğinde. Peki, Allah kulunun faydasına emir verir, nedir bu âlemdeki faydaları?
Cevap aramak adına birkaç tema üzerinden örtünmenin psikososyal etkisini ele alacağız.
Cinsiyet ve yaş fark etmeksizin insan, değerli olduğunu, varlığının anlamlı olduğunu ve kabul edildiğini hissetmek ister. Hususi olarak çağımızda ise bu ihtiyaçların kaynağı görünür olma, beğeni alma arzuyla karşılanmaktadır. Özellikle gençler için sosyal mecrada kaç tıklama aldı, kaç beğeni aldığı bilgisi değerli hissetmesi için mühim bir istatistiktir. İçinde bulunduğumuz çağın dayattığı algı; görünürlüğü değerlilik kaynağı, açıklığı cesaret, teşhirciliği ise özgürlük olarak dikte etmektedir. Mahremiyetin git gide buharlaştığı bu dünyada tesettür, kadın ve erkeğin beden sınırlarının kendi himayesinde olduğunu gösteren bir duruştur. Bu bağlamda tesettür edilgen değil aktif bir tutumdur.
Geleneksel toplumda “El âlem ne der?” görüşünü eleştirel bakış açısı bugün “Âlem görsün, beğensin” görüşüne evrilmiştir. Duygusal ihtiyaçları ve yoksunlukları karşılamada dışardakinin onayı ve belirleyici olmaktadır. Kimi zaman ise fiziksel cazibe takdir görmenin kaynağı olarak düşünülmektedir. Ancak hakiki tatmin bireyin içine dönerek, bir başkasının onayına ihtiyaç duymadan, yaratıcısını merkeze alarak kendini değerli görmesinden kaynaklanmaktadır. Örtünme sebebi olarak dinini referans alan kadın ve erkekler dış değerlendirme sistemini redderek hakiki özgürlüğünün tadına varır.
İnsanların bir diğer ihtiyacı, kim olduğuna ilişkin aradığı cevaptır. Tesettür, dini referansla kim olduğunu ve nereye ait olduğuna aradığı cevabı kolaylaştırmaktadır. Ait olduğumuz kaynağın sınırsız kuvvete sahip olması ve irademize kıymet vermesi teslimiyeti ve huzuru artırmaktadır. Kişinin kendisine olan saygısını pekiştirirken zorluklara olan dayanıklılığını da artırmaktadır. Zira zorlandığımız, engellere takıldığımız vakitlerde yegâne ve tek sığınak ise Allah (c.c)’dır. Tesettürü yaratana teslimiyet olarak değerlendiren kişi, hakiki özgürlüğün ve kalıcı tatminliğe ulaşmış olur.
Velhasıl tesettür bir parça kumaş değil; yaratanın rızası hedefinde, kulun rızası ile faydasına olan üniformadır.
