Modern Çağın İmtihanı: Sanal Kumar ve Dijital Bağımlılık

Işıklı ekranlarda karanlık alışkanlıklarımız gün geçtikçe artıyor sanki. Zamanı tüketen bir tuzakla karşı karşıyayız. Kolayca erişim sağladığımız ama kolayca vazgeçemediğimiz alışkanlıklarımız arttı. Çevremizde sık sık duymaya başladığımız sanal kumar da bunlardan biri. Sadece fertleri değil toplumu da tehdit eden bir tehlike var karşımızda. Kaydırarak kaybolduğumuz ekranda bir “tık” ile başlayan esaretimiz söz konusu. Zaferler sanal, yenilgiler gerçek…

Sevdegül ÇEKİÇ

Uzman Vaiz, Diyanet İşleri Başkanlığı

“Mutsuzum! Hayattan keyif alamıyorum.”

“Gerginim sürekli. Neredeyse her sabah kaygılı uyanıyorum.”

“Kimseyi istemiyorum etrafımda, rahat bırakın beni!”

Böyle cümleler duyduğunuz oluyor mu hiç? Ya da bu gibi cümleler dilinize düşüyor mu elinizde olmadan? Zamanınızı yönetemediğiniz, kendinizi çaresiz hissettiğiniz anlarınız var mı?

Sıraladığımız cümlelerin birçok nedeni olabilir tabii ki. Zira modern dünya pek çok argümanı ile birlikte eşlik ediyor bize. Bu argümanlardan biri de, dijital dünya. Araştırmalara bakılırsa yanı başındakinin yüzüne bakmaktan daha çok ekrana bakanların sayısı hiç de azımsanacak kadar değil.

Işıklı ekranlarda karanlık alışkanlıklarımız gün geçtikçe artıyor sanki.Zamanı tüketen bir tuzakla karşı karşıyayız. Kolayca erişim sağladığımız ama kolayca vazgeçemediğimiz alışkanlıklarımız arttı. Çevremizde sık sık duymaya başladığımız sanal kumar da bunlardan biri. Sadece fertleri değil toplumu da tehdit eden bir tehlike var karşımızda. Kaydırarak kaybolduğumuz ekranda bir “tık” ile başlayan esaretimiz söz konusu. Zaferler sanal, yenilgiler gerçek…

Sanal kumar siteleri, özel bir mekâna ihtiyaç duyulmadan evdeki koltukta rahatça otururken kullanılabilecek kadar erişilebilir konumda. Dolayısıyla sanal kumar da bağımlılıklar arasında yerini almış durumda diyebiliriz. Bu bağımlılığın gelişmesinde birçok psikolojik, biyolojik ve çevresel faktörden söz ediliyor. Öncelikle akıllı telefonlar ve bilgisayarlar aracılığıyla 7/24 erişim kolaylığı, sanal kumar bağımlılığını tetikliyor. Hızlı kazanç sağlayarak kısa sürede büyük paralar kazanabileceklerini düşünenler için sanal bir tuzak haline geliyor bu ortam. Bağımlılık üzerine çalışmalar yapan uzmanlara göre, kumar oynarken beynin kimyası değişiyor. Oyun sırasında salgılanan dopamin, kişiye haz veriyor ve bağımlılığın gelişmesine neden olabiliyor. Depresyon, kaygı bozukluğu, yalnızlık ve stres yaşayan fertler sanal kumarı tüm bunlardan bir kaçış olarak görebiliyor. Reklamlar, cazip bonuslar ve promosyonlar insanları sanal kumara teşvik ediyor.  “Bir kereden bir şey olmaz.” diye başlayan bu eylem, kaybı telafi etme isteğiyle birlikte kısır bir döngüye dönüşüyor. Para kaybeden kişi, daha fazla oynayarak zararını çıkarmaya çalışıyor ve böylece karanlık bir sarmalın içinde kaybolarak bu bağımlılıktan kopamaz hale gelebiliyor.

Kişiye kolay kazanç vaadi sunan sanal kumar aynı zamanda koskoca bir hüsran ve pişmanlık yaşatıyor. Bireyin iradesini sessizce ele geçirerek hem maddi hem de manevi yıkımlara yol açıyor. Aslına bakılırsa bu konunun üzerinde durmamızın temel nedenlerinden biri, sanal kumarın geleneksel kumar tiplerine göre daha tehlikeli olması. Dijitalin sağladığı hız, sonucun da hızla ortaya çıkmasını sağlıyor. Kimi zaman boş vaktini doldurma isteği kimi zaman kolay kazanç arzusuyla başlayan süreç, eski bağımlılık türlerine kıyasla daha çabuk ilerlediği gibi bu sürecin yol açtığı yıkımlar da daha ağır oluyor.

Parmak uçlarında başlayan bu imtihanın yol açtığı zararların bir kısmına göz atalım:

  • Zamanın ve İradenin Kaybı

Dijitalin bize sunduğu faydalar yadsınamaz durumda. Bunun yanında, her hususta olduğu gibi bu mecrada vakit geçirirken de itidal üzere olmak çok önemli. Bilinçli kullanım şart. “Ne, ne kadar, ne zaman ve nasıl?” sorularına içimize sinen cevaplar verebiliyorsak ne ala! Aksi halde içimizi kemiren kurt, en kıymetli hazinemiz olan zamanı da kemirir. Dijitalde bağımlılık derecesine varan vakit kaybı ve bunun üzerine eklenen zararlı alışkanlıklar, bizi biz olmaktan alıkoyar. Yüreğimizde anlamsız bir huzursuzluk ortaya çıkarır. Sanal bağımlılıklarda kaybolan ruhumuz, çıkmaz sokaklarda bulur kendini adeta. Farkında bile olmadan zamanımızı, emeğimizi ve kazancımızı bir ekrana teslim ederiz. Emaneti koruyamaz hale gelerek büyük bir hüsran içinde kalıveririz. Hâlbuki “Asra yemin olsun ki insan gerçekten ziyan içindedir.” (Asr, 103/1-2) buyuran Rabbimiz, aleyhimize harcadığımız her vakit için bizleri açıkça uyarmakta değil midir? İnsanı üretmekten alıkoyan, düşünmeyi, tefekkür etmeyi unutturan her eylem; insan için ziyan değil de nedir?

  • Modern Dünyanın Sanal Günahı

İslam dininde emektir esas olan. Helal kazançtır yüceltilen. Kumar ise ister fiziki bir mekânda ister sanal ortamda oynansın, emeği yok sayan, başkasının kaybı üzerine kazanç kuran ve helal olmayan bir sistemdir.

“Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar, fal okları şeytan işi iğrenç şeylerden ibarettir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.” (Maide, 5/90) buyurur Yüce Rabbimiz. Sanal kumar, bu hükmün kapsamına girmektedir. Zira ortamın dijital olması, hükmü değiştirmez. İnsanın tevekkül anlayışını bozan, hırsı körükleyen ve şükür bilincini zedeleyen bir haramdır kumar.

  • Ekranda Kazanıp Ailede Kaybetmek

Sanal kumar yalnızca fertleri değil, aileyi ve toplumu da olumsuz etkiler. Hiç bitmeyen borçlar, sık sık başvurulan yalanlar, ihmal edilen sorumluluklar ve güven kaybı… Tüm bunlar zaman geçtikçe aile bağlarının zayıflamasına neden olur. Kul hakkından söz ederiz değil mi yeri geldikçe? Sanal kumar da ekran vasıtasıyla girilen bir kul hakkıdır. Ailemizin her bir ferdi ise haklarına girilemeyecek kadar değerli ve kendilerine karşı sorumlu olduklarımızın en başında gelenlerdir.  

Aile, ilk ve en önemli okuludur insanın. Birbirini ihmal etmekten sakınmış, ne olursa olsun iletişimi güçlü tutmaya çalışmış olan aileler, birbirini tüketen insanların olduğu hanelerdekilere ne güzel örnektir. Yasaklayıcı değil rehberlik eden, yargılayıcı değil anlayış gösteren ebeveynler, kendini ve haddini bilen evlatlar yetiştirir.

“Amellerinden başka” kimsenin kimseye faydasının dokunmayacağı o büyük günden önce tedbir alanlar Allah Teâlâ’nın şu ayet-i kerimesine kulak vermiştir aslında:

“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.” (Tahrîm, 66/6)

  • Çabanın Olmadığı Yolda Yürümenin Sonu

“İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.” (Necm, 53/39) buyurur Rabbimiz. Başkasının kaybını kendi kazancı haline getirenler için ciddi bir hatırlatma vardır Hayat Kitabımız Kur’an’da. Çalışmadan kazanmayı normalleştirenler uyarılır. Çaba gösterilmeyen bir yolun sonunda mutsuzluk, huzursuzluk ve hatta hüsran olduğu vurgulanır.

Sözünü ettiğimiz sanal kumar; emek vermeden, alın teri dökmeden, kolay kazanca giden bir yol olarak tercih edilmektedir. Yoksulların, yetimlerin, kimsesizlerin hakkı vardır oysa bu haksız kazançta. İşte bu sebeple, sanal kumar gibi kötü alışkanlıklar yalnızca bireysel bir günah değil, aynı zamanda toplumsal bir ahlak erozyonunun en tehlikeli nedenlerindendir.

Kur’an-ı Kerim kumarın yapmak istediği erozyonu şöyle açıklar: “Şeytan, içki ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister.” (Mâide, 5/91)

Sonuç

Her bağımlılık gibi sanal kumarın da bir çıkış yolu vardır. İlk adım inkâr etmemek, farkında olmaktır. Kişi iradesinin zayıfladığını kabul etmeli ve yardım almaktan çekinmemelidir. Danışmanlık ve tedavi için ise hastanelerin psikiyatri kliniklerine ve Yeşilay Danışmanlık Merkezlerine (YEDAM) müracaat edilebilir. Ayrıca bu süreçte manevi destek almak istenirse Diyanet İşleri Başkanlığımızca yürütülen çalışmalar kapsamında müftülüklerimizde hizmet sunan bağımlılıkla mücadele koordinatörlerimize başvurulabilir.

Dijital sınırlamalar koymak ve vaktini faydalı etkinlikler için planlamak, profesyonel yardımın yanında ilk adımlardan olmalıdır. Namaz, dua ve zikirle manevi bağları güçlendirmek, aile içi iletişimi artırmak da gerekmektedir.

Maneviyatından güç almalıdır insan. İnancına tutunmalıdır. Samimi bir dönüşün Allah katından çevrilmeyeceğini bilmeli, tövbe kapısının önünden ayrılmamalıdır.  Zira hata ya da günahlar ne kadar büyük olursa olsun, samimi tövbe yeni bir başlangıçtır. Kullarına merhameti bol olan Yüce Allah, “…Ey kendi aleyhlerine olarak günahta haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah (dilerse) bütün günahları bağışlar; doğrusu O çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.”(Zümer, 39/53) buyurmaktadır.

Öyleyse modern çağın süslü ambalajlarda sunduğu büyük bir imtihan olan sanal kumar gibi kötü alışkanlıklardan uzak durarak, iradeli bir canlı olduğunu hatırlamalıdır insan. Nefsinin esiri değil, iradesinin ve inancının sahibi olmalıdır.

Kurtuluş, ekranların esiri olmakta değil; ahlakla ve maneviyatla hayatı bilinçli bir şekilde yeniden inşa etmekte gizlidir. Hayatı ölçülü ve dengeli bir şekilde yaşamaksa en mühim gayrettir. Velhasıl mutluluk ve huzuru, anlık haz ve sevinçlerde değil Rabbinin rızasına götüren eylemlerde bulmaktır aslolan. Unutmayalım ki;

“Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.”(Ra’d, 28/43)