Sosyal medya kullanımımızı bilinçli hale getirmek ve sağlıklı sınırlar koymak mümkündür. Bilinçli bir sosyal medya kullanımı için otomatik pilottan çıkıp şu soruları kendimize sorabiliriz: Ne kadar süre vakit geçiriyoruz, en çok hangi uygulamaları kullanıyoruz, ne zaman kendimizi sosyal medyada sürekli reels kaydırırken buluyoruz, taşımakta zorlandığımız duygular var mı, yaşamımız etkileniyor mu? Bu soruların cevaplarına göre kullanımlarımızı sağlıklı sınırlara çekebiliriz.
Ahsen Karakaş
Klinik Psikolog

Günlük yaşamımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelen sosyal medya platformları ile uzaklar yakın olmakta, tarihte hiç görülmemiş bir biçimde gelişmelerden anbean haberdar olmaktayız. İnsanlarla hiç olmadığı kadar bağlantıdayız; yıllardır görüşmediğimiz ilkokul arkadaşımızla bağlantı kuruyor, başka insanların hayatları, dünya ve ülkemizdeki gelişmeler sürekli yenilenen bir akışla gösteriliyor. İnternet devrimiyle birlikte artık her işimizi online platformlardan hızlıca hallederek yaşamımız kolaylaştı, zaman ve emek tasarrufu sağladık. Ancak teknolojinin kazandırdıklarının yanı sıra bilinçsiz kullanımı sonucu kaybettirdiği şeyler de mevcut. İnsanlar dikkat sürelerinin azaldığı, konsantrasyon problemi yaşadığı, uyku kalitelerinin bozulduğu ve anlamlı ilişkiler kuramadıklarına dair sıklıkla şikayet etmektedir.
Son yıllarda sosyal medya platformlarının aşırı kullanımı sonucu insan yaşamı üzerindeki olumsuz etkileri giderek artmaktadır. Tıpkı bir madde gibi aşırı sosyal medya kullanımının bağımlılık etkisi yaptığı görülmektedir. Temel bir soru ile başlayacak olursak bağımlılık nedir ve insan neden bağımlılık geliştirir sorularına bakalım. Bağımlılık, insanın bir maddeye veya davranışa zarar görmesine rağmen kontrol edilemeyen bir istek ile tekrar tekrar başvurmasıdır. Bağımlı kişi, hayatındaki işlevselliğine zarar verdiği halde maddenin veya davranışın getireceği hazzın peşindedir. Ona ulaşamadığında sinirlilik, depresif duygulanım gibi geri çekilme belirtileri yaşar. Her seferinde aynı haz miktarını yakalamak için daha fazla miktara ihtiyaç duyar. İnternet bağımlılığı ve onun alt bağlığı olan sosyal medya bağımlılığı davranışsal bağımlılıklar arasına girmiştir.
Gündelik yaşamın getirdiği iş ve okul stresi, ekonomik kaygılar, zorlayıcı duygular kişiyi rahatlamak için bir arayışa yöneltmektedir. Sosyal medyada video kaydırmak kısa vadeli rahatlamayı sağlasa da uzun vadede kişinin yaşamına zarar vermekte, görevlerini ertelemesine ve gerçeklikten kopmasına neden olmaktadır. Eğer kişi duygularını düzenlemek için saatlerce reels kaydırıyorsa, sosyal medya hayatının merkezi haline gelmişse, erişimin olmadığı zamanlarda huzursuzluk, kaygı ve boşluk hissi yaşıyorsa, iş ve okul yaşamındaki performansı düşürüyorsa burada bir bağımlılıktan söz etmek mümkündür.
İnsanların sosyal medyaya sıklıkla başvurmasının ardında temel psikolojik ihtiyaçların olduğunu görüyoruz. İnsanın ekmek su kadar ihtiyaç duyduğu psikolojik ihtiyaçlardan biri bağ kurmaktır. İnsan görülmediği, bir ötekine temas etmediği, aynalanmadığı bir yerde yaşayamaz. Sosyal medya insanlarda sahte bir bağ kurma hissiyatı oluşturmaktadır. Paradoksal bir şekilde sosyal medya insanların sosyalleşmesi, bağ kurması ve iletişime duyduğu ihtiyaçtan türetilmiş olsa da en büyük zararı insanlar arasında kurulan bağa vermiştir. İnsanlar giderek yalnızlaşmaktadır. Kurulan sofralarda, en ufak bir boşlukta kişiler ellerine akıllı telefonlarını alarak ve sosyal medyada kaydırarak kendilerini rahatlatmaktadır. Cal Newport’un kaleme aldığı Dijital Minimalizm kitabında yer alan şu cümle durumu özetlemektedir: “Dünyanın öbür ucundaki arkadaşlarıyla irtibatta kalmak için Facebook’a üye olmuşlardı fakat nihayetinde masanın öbür ucundaki arkadaşıyla bölünmeden, dolu dolu sohbet edemeyecek halde buldular kendilerini”.
İnsanlar sosyal medya paylaşımlarında genellikle yaşamlarının en güzel taraflarını göstererek olumlu ve idealize edilmiş bir imaj çizerler. Bu içeriklere sürekli maruz kalan kişiler kendilerini sosyal medyadaki imajlar üzerinden yukarı yönlü sosyal karşılaştırmalar yapar. Bu durum başkalarının daha başarılı, daha çekici, daha iyi bir yaşama sahip olduğu yanılgısını oluşturur ve bu tür karşılaştırmalar bireyde yetersizlik hissi, özgüven eksikliği, kaygı ve depresif duygular oluşturmaktadır.
Sosyal medya bağımlılığında bir diğer faktörün FOMO (Fear of Missing Out) dediğimiz gelişmeleri kaçırma korkusu olduğunu görüyoruz. Sosyal medya kullanıcıları üzerinde yapılan bir araştırmada katılımcıların %67’sinin çevrim içi ağlara bağlı olmadıklarında “bir şeyleri kaçırdıkları” korkusu yaşadıkları, %66’sının sosyal medyada fazla zaman geçirdiklerinde uyku problemi yaşadıkları, %50’sinin hayat kalitelerinde düşüş olduğu ve %25’inin e-postalarını ya da Facebook mesaj kutularını kontrol etmediklerinde huzursuz oldukları sonucu ortaya çıkmıştır.
Sosyal medya uygulamalarını tasarlayanlar, insanların bu uygulamalarda daha fazla vakit geçirmeleri ve aldıkları hazzı arttırmayı hedeflemektedir. Beğeni ve yorumlar ile kişinin onay alma, kabul görme ihtiyacı karşılanmaktadır. Eğlence ve mizah unsurları kişinin günlük yaşamındaki stresi ve gerilimi azaltmaktadır. Burada renklerin psikolojisinden tutun, kişiye haz verecek paylaşımların aralıklı bir biçimde sunularak pekiştirilmesi ile beynin ödül sistemi uyarılmakta ve kişiler bağımlılığa teşvik edilmektedir. Kişiyi mutlu hissettiren, güldüren, eğlendiren ve bilgilendiren bu paylaşımlar kişiye aralıklı olarak sunulduğu için tıpkı kumar bağımlılığında olduğu gibi kişi her seferinde daha fazla hazza ulaşmak için sayfayı sürekli yeniler ve sayfa her yenilendiğinde daha fazla dopamin salgılanmaktadır. Gün geçtikçe bu dopamin miktarı yeterli gelmemekte tolerans gelişmekte ve daha fazlası için sosyal medyada geçirilen süre giderek artmaktadır. Yapılan araştırmalar madde bağımlılığı ve internet bağımlılığında aynı beyin bölgelerinin aktive olduğu görülmüştür.
Dijital 2025 Türkiye Raporu’nda yer alan sosyal medya kullanım verilerine göre sosyal medyada geçirilen günlük ortalama süre dünyada 2 saat 21 dk, Türkiye’de ise 2 saat 43 dk’dır. Türkiye’de Instagram kullanıcı sayısı 58,5 milyon olmuştur. Bir kullanıcının instagramda geçirdiği aylık toplam süre 32 saat 36 dakikadır. Dünya ortalaması ise 16 saat 13 dakikadır. Türkiye, Instagram’da en çok zaman geçiren ülkedir. Bu veriler ülkemizde sosyal medya bağımlılığı ile ilgili çalışmalara dikkat çekilmesi gerektiğine işaret etmektedir.
Sosyal medya kullanımımızı bilinçli hale getirmek ve sağlıklı sınırlar koymak mümkündür. Bilinçli bir sosyal medya kullanımı için otomatik pilottan çıkıp şu soruları kendimize sorabiliriz: Ne kadar süre vakit geçiriyoruz, en çok hangi uygulamaları kullanıyoruz, ne zaman kendimizi sosyal medyada sürekli reels kaydırırken buluyoruz, taşımakta zorlandığımız duygular var mı, yaşamımız etkileniyor mu? Bu soruların cevaplarına göre kullanımlarımızı sağlıklı sınırlara çekebiliriz. Sanat, spor ve öz bakım faaliyetlerinde bulunmak, yüz yüze iletişimi ve ilişkileri güçlendirmek, yaşamımıza anlam katacak faaliyetlerde bulunmak sosyal medyada aşırı vakit geçirme alışkanlığını kırmada yardımcı olabilir. Türkiye’de artan kullanım oranları ve süreleri sadece bireysel değil toplumsal bir bilinçlenme gerektiğini bizlere göstermektedir. Bağımlılık yaşı düştükçe, bu duruma karşı koymak zorlaştığı için çocuklar ve gençler en çok risk altındaki gruptur. Toplumun özellikle genç yaştan itibaren sosyal medyayı bilinçli kullanımı konusunda bilgilendirilmesi ve anlamlı bir yaşam inşa etme konusunda desteklenmesi ile sosyal medya bağımlılığı sorununun azalacağı öngörülmektedir.
