Mevlâna İdris’e Saygıyla

Mevlâna İdris, bizim kuşağımızın en kendine özgü temsilcisiydi. Yetenekliydi; yaptığı her işte, elini neye dokunsa, bir simyacı gibi ona bütünüyle kendisini katar, güzelleştirirdi. Kitapları yazdıklarından ibaret değildi; kapağından, grafik tasarımına, yazı karakterine, içindeki resim ve desenlere kadar her şey onun düşünceleri ve sunduğu güzelliklerdi. Mustafa KİRENCİ Mevlâna İdris’i 1988’de Diriliş’te tanıdım. O zaman Diriliş dergisinin haftalık 7. dönemi çıkıyordu. Hukuk Fakültesi’nde öğrenciydi. Üstad’ı zaman zaman ziyarete gelir, yaklaşma mesafesinde, başıyla ve hafif bir sesle selam verir, bir anlığına ayakta kalır, Üstad’ın mukabele etmesiyle daim hali üzere sükûnetle otururdu. Oturuşunu hiç değiştirmez, konuşuluyorsa ya da devam eden bir konu varsa dinler, eğer sükût hali varsa kendi…

Okumaya devam edin Mevlâna İdris’e Saygıyla

Mevlâna İdris’e Dair

Onda dikkatimi çeken ikinci şey, çoğumuzun sahip olmadığı bir meziyet idi: Suskunluk, az ve öz konuşma. Konuştuğu zaman kısık sesini duymak zor olduğundan, özel bir çabayla ona odaklanmanız gerekirdi. Söylediğini, “sesini yükseltmeyi deneyerek” tekrar etmek zorunda kaldığı çok olurdu. Rahmetli Hilmi Oflaz Ağabeyimiz gibi, o da gıybetsiz konuşmaya özen gösterirdi. Ekrem AYYILDIZ     91 yılının sonlarına doğru Çorlulu Ali Paşa Medresesi’ndeki Erenler Kıraathanesi’nde tanımıştım onu. O, İstanbul Hukuk’u 2 yıl önce bitirmiş, ben ise İstanbul Edebiyat’a yeni başlamış, kitaba ve kaleme meraklıların başkenti Babıali’ye adım atmıştım. Dâhil olduğum geniş ve renkli arkadaş çevresinde Mevlâna İdris, önünde daim çayı ve çekirdeği, etrafında ona iştirak eden arkadaşlarıyla…

Okumaya devam edin Mevlâna İdris’e Dair

Mevlâna İdris

ÇETO’da eserlerini yayınladığımız çocuklarla nasıl büyük bir içtenlikle ilgilendiğine defalarca şahit oldum. Çocukların birkaç dizelik şiirlerini uzun uzun incelerdi. Onlarla telefonda konuşurken çocuklar kadar heyecanlandığını görebilirdiniz. Enes BATMAN Yazar-Şair Bu yazıyı, Mevlâna İdris’in evininin önünde, onun sevdiği şarkıları dinleyerek yazıyorum. Değerli Mustafa Özel hocam, O’nun hakkında yazı istediğinde bunun zor olacağını biliyordum, fakat bu kadar zor olacağını tahmin etmemiştim. Ne yazacağımı, nereden başlayacağımı düşündükçe onu ne kadar çok özlediğimi bir kez daha fark ediyordum. Onun bambaşka bir bakışı vardı daima. Çiçekli, hüzünlü, yorgun, ümitli bir hali vardı. İnsanları şüphesiz severdi. Ve özellikle de çocukları. ÇETO (Çocuk Edebiyatı Tercüme Ofisi) dergisinin editörlüğü görevini vermişti bana. Bir…

Okumaya devam edin Mevlâna İdris

Gazâlî’nin Tasavvufla İlgili Eserleri

Meşhur eseri İhyâ kendi tecrübesi olan halvet hayatının ürünüdür. Mişkâtü’l-envâr, Mükâşefetü’l-kulûb, el-Maksadü’l-esnâ, Ravzatü’t-tâlibîn, er-Risâletü’l-ledünniyye, ed-Dürretü’l-fâḫire, Mîzânü’l-amel, Meʿâricü’l-kuds, Minhâcü’l-ârifîn, Miʿrâcü’s-sâlikîn, Minhâcü’l-âbidîn, Kimyâ-yı Saâdet ve el-Münkız mine’d-dalâl gibi eserleri hep bu döneme ait ve tasavvuf ağırlıklıdır. Mülayim Sadık Kul Daha önceki yazılarımızda Gazâlî’nin genel anlamda tasavvuf hakkında görüşlerine yer vermeye çalıştık. Özellikle de şeriat ilimleri ile tasavvuf arasındaki ilişkinin onun gözünde nereye oturduğunu anlama ve anlatma gayretinde olduk. Bu bağlamda bilinmesi gereken diğer önemli konunun da onun bu bağlamda kaleme aldığı eserler olduğu kanaatindeyiz. Hedefimiz detaylarda boğulmadan bu eserler hakkında bilinmesi gereken temel meselelere kısaca işaret etmektir. Gazâlî’nin tasavvufî görüşleri ve din anlayışı bakımından en önemli eseri tartışmasız, “Dinî İlimlerin İhyâsı” anlamına gelen İhyâü ulûmuddîn adlı kitabıdır. Gazâlî diriliş projesini İslam düşünce geleneği paradigmasına…

Okumaya devam edin Gazâlî’nin Tasavvufla İlgili Eserleri

Dijitalleşme ve Mahremiyet

İnsanların odalarından bile çıkmadan son gelişmeleri takip ettiği, alışveriş yaptığı, oyun oynadığı, dil öğrendiği esnada tüm eğilimleri, beğenileri, korkuları, başarıları tıkladığı uygulamalarca kayıt altına alınmaktadır. Sevde ÖZTÜRK İbn Haldun Üni. Sosyoloji Doktora Öğrencisi Son yıllarda hakkında konuştuğunuz bir ürünün teknolojik aletlerinizde karşınıza reklam olarak çıktığına şahit oldunuz mu? Hatta aynı mekânda bulunduğunuz şahısların algoritmalar tarafından size arkadaşlık için “tanıyor olabilirsiniz” olarak sunulduğuna? Özellikle, sosyal medya ve akıllı cihazlar en özel alanlarımıza girdiğinden beri kişisel alanımız ve mahremiyetimiz tartışma konusu olmaya başladı. En başta kişiselimizi kendi isteklerimiz ve kontrolümüz doğrultusunda paylaştığımızı düşündüren dijital ağ, daha sonraları kişisel verilerin ticari, reklam ve kötü amaçlı kullanımına sebebiyet verdi.…

Okumaya devam edin Dijitalleşme ve Mahremiyet

Sanat Eseri Güzel midir?

Gündelik hayatta kullanımı sıradanlaşan ve seri olarak üretilen nesneleri seçerek, sanatını icra eden Duchamp, eserlerinde kullanılan nesne için Readymades yani hazır nesne/buluntu nesne terimini kullanır. Burak KIZILET “Tehlikeli olan, kendinizi bir beğeni biçimine yönlendirmenizdir. Bu tehlike, aynı şeyin bir beğeni halini alıncaya kadar tekrar edilmesidir. İyi ya da kötü olmasının bir önemi yok; sonuç olarak biri için iyi olan şey, her zaman bir başkası için kötü olacaktır.”   Marcel Duchamp Clive Bell, 1914 yılında Cezanne’dan etkilenerek yazdığı Sanat (Art) isimli kitabında sanatın başat biçim (significant form) olduğunu savunmuştur. Bell’e göre her biçim bu sınıfa girmez, çünkü önemli olan çizgi, şekil ve renk ilişkilerinin kendi aralarındaki…

Okumaya devam edin Sanat Eseri Güzel midir?

Teşhirin Cazibesi ve Kültürleyiciliği -I-

Teşhiri hudutsuzlaştıran yeni medya, bir yandan yeni kültürün sömürücüsü diğer yandan ise taşıyıcısı olarak tebarüz ediyor. H. Yahya ŞEKERCİ Ruhlar yoksullaşıyor. Bir mirasyedi olarak iç zenginliğini tüketen insandan geriye yalnız bedeni kaldı. Ruhlar yoksullaştıkça insan, elinde kalan tek şeye, bedenine dönüyor. İtminan için beden, gösterilmesi gereken bir malzemeye dönüşüyor böylece, metalaşıyor. Bedenin bizatihi kendisi kadar bedenin arzuları da belirleyici bir konuma oturtuluyor çağdaş dünyada. Maneviyatından, moral değerlerinden geriye tortulardan başka bir şey kalmamış, insan için derinlikli düşünmek, idrak etmek artık zahmetli bir eylem. “Modern insan, kendisini hakikat seviyesine yükseltmeye çalışacağı yerde hakikati kendi seviyesine indirmektedir.” diyor Rene Guenon. Belki bu bile aşıldı. Zira hakikat değil,…

Okumaya devam edin Teşhirin Cazibesi ve Kültürleyiciliği -I-

Türkistan’ın İslamlaşmasında Hacegan Yolu’nun Önemi ve Altın Silsile Seyahat Hatıraları -I-

Hacegan Yolu, İslam’ın Arabistan’dan Avrupa’ya, Afrika’dan Endülüs’e, Kafkasya’dan Çin’e kadar yayılmasında öncülük eden tebliğ ve irfan yoludur. Selahattin SEMİZ Uzm. Dr., Afiyet Hastanesi Başhekimi Coğrafi ve Tarihi Sınırlar Türkistan; İran’ın Horasan bölgesinden başlayarak Kuzey Afganistan dahil Pamir ve Hindukuş dağlarının kuzey eteklerinden Çin’in Tun-huang bölgesine kadar uzanan, oradan Mançurya’nın batısına ulaşan, Moğolistan ile birlikte Güney Sibirya’nın tamamını içine alan, batıda Ural dağları ile Volga ırmağının Hazar denizine ulaştığı noktaya kadar devam eden geniş bir alanı kaplar. Bu alanın tarihî kaynaklardaki adı XIX. yüzyıl ortalarına kadar Türkistan’dır. Çoğunluğunu günümüzde Uygur ve Kazak Türkleri ile diğer Türk gruplarının oluşturduğu Çin Halk Cumhuriyeti hâkimiyetindeki bölgeye Doğu Türkistan, 1924’ten…

Okumaya devam edin Türkistan’ın İslamlaşmasında Hacegan Yolu’nun Önemi ve Altın Silsile Seyahat Hatıraları -I-

Acının Gölgesinde Gelenek

“Mehman atandan uludur” bir Özbek atasözü. Bu sözün altını fazlasıyla dolduracak hareketlere şahit olduk yol boyu. Hiç tanımadığım, bir vasıta ile iletişim kurduğum insanların, seyahat boyunca edinmiş oldukları tutum ve davranışlar örnek alınacak seviyedeydi. Zübeyir ŞEKERCİ Gelenek, bir toplumun belirleyici özelliği olmasının yanı sıra ferdin toplum içindeki ahenk bütünlüğünü yakalamasına katkı sunan bir hafızadır. Aynı zamanda toplumu ayakta tutan en mühim direklerden birisidir. Bir toplumu işgal için en kullanışlı yol, geleneğin tahribatıdır. Özbekistan; SSCB yıkıldıktan sonra bağımsızlığını ilan etmiş, 30-40 yıllık nevzuhûr bir devlet. Sayısız zulme, asimilasyon politikalarına ve ötekileştirmeye maruz kalmış bir halkın devleti. Seyahat boyunca yaşanan zulmün ve asimilasyon politikalarının acısını ve işlevselliğini…

Okumaya devam edin Acının Gölgesinde Gelenek

Bir Müslüman Nasıl Bakmalı?

Sorgulama, arayış içinde bulunma, bir Müslüman için önemli bir husustur. Doğru yol ve yöntemi bulduğunuz takdirde cevaplar da kendiliğinden karşınıza çıkacaktır. Araştırmalara nereden başlayacağınızın ve nasıl bir yol/yöntem izleyeceğinizin yönergesini/iskeletini bu seride bulabilirsiniz. Betül ZEYREK Fotoğraf: Ahmet Furkan ONAT “Size iki şey bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız: Bunlar, Allah’ın Kitabı ve Peygamberinin sünnetidir. " (Hadis-i Şerif) Sizlere Beyan Yayınları’ndan çıkan, çok değerli bir setten bahsetmek istiyorum. Bu set, her biri alanında uzman farklı hocalar tarafından kaleme alınmış olup yirmi kitaptan oluşuyor. Editörlüğünü Yasin Aktay ve Mahmut Hakkı Akın’ın yaptığı bu seri, 2021 yılının eylül ayında yayınlanmıştır. Bir Müslüman’ın dünyaya gönderiliş gayesi, Rabbine…

Okumaya devam edin Bir Müslüman Nasıl Bakmalı?