Yolcudan Yolculuğa Çıkmak İsteyenlere

Küçük yaşta çıktığı hadis yolculuğunda katlandığı zorlukları, hadis derlemek için çektiği meşakkati ve sabrını anlatarak başlıyor. Betül ZEYREK Öyle bir kitap okudum ki bitirdiğimde şöyle bir kapağını kapatıp uzun uzun düşündüm. Hatta itiraf edeyim ilk defa bir kitabı üçüncü kez okudum. Kitap anlaşılmıyor diye değil, ne okudum ben diye şaşkınlığımdan. Râvi, Ketebe Yayınlarından ilk baskısını Ekim 2021, ikinci baskısını da Kasım 2021’de yaptı. Benim okuduğum, eserin ikinci baskısı. Hicri ikinci yüzyılda bir muhaddisin ilim serüvenini, iki ayrı zaman dilimini karşılaştırmalı olarak ele almış. Roman türünde bir eser olmasının yanında; biyografi diyemedim, hatırat da diyemedim. Bitirince hiç beklemediğim bir sonla karşılaşınca daha da şaşırdım. Sonra Sayın…

Okumaya devam edin Yolcudan Yolculuğa Çıkmak İsteyenlere

“Kubbeyi Tutan Aydınlık”

Diriliş; insanı, toplumu, insanlığı, dünya ve ahireti kapsayan var olma durumunun ifadesi olarak bir çığır açma ve konumlama halidir. Diriliş söylemi sade, reaksiyonsuz, gündeme teslim olmayan, duru bir nehrin akışını simgeleyen güçlü fikir kalesidir. Ahmet MERCAN Yazar 16 Kasım 2021’de Üstad Sezai Karakoç, dünya sürgününü tamamlayıp “Dost”una döndü. Onsuz bir ülke Hızır’ın nefesinin eksikliğini hisseder. Sezai Karakoç’u anlamak ve meramını derinden idrak etmek bu nedenle vefatı sonrası çok daha önemli. “Biz koşu bittikten sonra da koşan atlarız” mısrasının hikmetinin saklı olduğu bunun sarsıcı bir ifadesi olsa gerek. Yaşadığımız çağda Karakoç, duruşu, düşüncesi, tavrı ile Cumhuriyet döneminde kıyaslanamaz, benzersiz bir yere sahiptir. Öncelikle mütefekkir olarak taşıdığı…

Okumaya devam edin “Kubbeyi Tutan Aydınlık”

Sezai Karakoç’un 1957 Yılı

1957 yılı içinde Sezai Karakoç’un yayınladığı şiirlerden en çok ses getireni “Balkon” olur. İki atıf yapılır bu şiire. Biri, Cemal Süreya’dan diğeri Attila İlhan’dan gelir. Suavi Kemal Yazgıç Sezai Karakoç’un 1957 yılından bahsedeceksek, öncelikle genel olarak 1957 yılından bahsedelim. Zira Karakoç’un 1957 yılı uzay boşluğunda aniden karşımıza çıkmıyor. Dünyada ilk frizbinin üretildiği, Gana’nın ve Malezya’nın bağımsızlığını ilan ettiği, Avrupa Birliği’nin temellerinin atıldığı Roma Antlaşması’nın imzalandığı, Atatürk Üniversitesi’nin Erzurum’da kurulduğu, Sovyetler Birliği’nin uzaya ilk uydu Spurnik1’i ve Sputnik2 ile Layka isimli bir köpeği uzaya gönderdiği, Türkiye’de genel seçimlerin yapılıp Demokrat Parti’nin 27 Mayıs darbesinden önceki son kez iktidara geldiği yıldır 1957. Daha kim bilir ne olaylar…

Okumaya devam edin Sezai Karakoç’un 1957 Yılı

Üstad’a Dair Bazı Hatıralar

Meğer Üstad yazıyı görmüş, okumuş. Çok sevindim, heyecanlandım, gururlandım da elbette. Hatta, yazını gördüm, samimi bir yazı, demiş ve hemen ardından da şunu eklemişti: “Suskun ve kırgın demişsin ama ne suskunum ne de kırgın. Şu kadar kitap yayınladım, orada duruyorlar. Kimseye kırgın da değilim, buradayım, kapım herkese açık.” Saadettin ACAR Yazar Fotoğraf: Şehnaz Fındık İlk yazım ve ilk görüşmem Üstad Sezai Karakoç ile ilk kez 1997 yılında görüştüğümü hatırlıyorum. İsmini çokça duyduğum, saygıyla andığım, kitaplarını büyük bir hayranlıkla okuduğum Üstad’ı tanımak istemiş ve Diriliş Yayınları’na ait telefonu arayarak görüşme talebinde bulunmuştum. Aslında görüşme cesaretini de onunla ilgili yazdığım bir yazıdan almıştım. Çünkü bu görüşmeden birkaç…

Okumaya devam edin Üstad’a Dair Bazı Hatıralar

Benim Gözümden Sezai Karakoç

Sezai Karakoç’ta beni en çok etkileyen sağlam kişiliktir. İstese çok zengin bir hayat sürebilecekken, istese popüler edebiyatın bir parçası olabilecekken, istese siyasette daha gözle görünür bir noktaya gelebilecekken bunları tercih etmeyişidir. Zeynep KARACA Benim gözümden Sezai Karakoç yazısını yazmamı istediklerinde aslında şöylece bir durup düşündüm. Bir düşünür hangi boyutu ile ele alınmalı; bir şair olarak mı, bir siyasi şahsiyet olarak mı? Bu özellikler, Sezai Karakoç’ta öne çıkanlar. Ama benim anlatmak istediğim, kişiliğindeki şahsiyetli duruşu ve hayata bir mümin hassasiyeti ile bakıyor oluşu. Bir şairi, düşünürü ya da siyasetçiyi özel hayatından ayırarak yapıtlarını değerlendirmek tartışma konusu olmuş bir durumdur. Bugün Dostoyevski’yi yaşamından ayırıp yapıtlarına bakabiliriz. Eserlerinin…

Okumaya devam edin Benim Gözümden Sezai Karakoç

Sezai Karakoç’un Emin Gölgesinde

Sezai Karakoç, çok iyi bir şair olmanın ötesinde, gölgesine en çok ihtiyaç duyduğumuz, o gölgede yolumuzu şaşırmadan kendimizi bulduğumuz, tuttuğu fenerlerin ışığında istikamet üzere yürümeye gayret ettiğimiz bir ağabeyimiz, büyüklerimizden bir büyüğümüzdür. Süleyman ÇELİK Erdem Bayazıt ağabeyle ilgili yazdığım yazıda ‘’gölgelerinde boy attığımız ağabeylerimiz’’ ifadesini kullanmıştım. Çünkü, bizim neslimiz için bu ağabeylerimiz yol aydınlatıcı, rehber, emin ve edebiyatta öncü ve yetkin insanlardı. Sezai Karakoç, çok iyi bir şair olmanın ötesinde, gölgesine en çok ihtiyaç duyduğumuz, o gölgede yolumuzu şaşırmadan kendimizi bulduğumuz, tuttuğu fenerlerin ışığında istikamet üzere yürümeye gayret ettiğimiz bir ağabeyimiz, büyüklerimizden bir büyüğümüzdür. Evet, ‘’kaderin üstünde bir kader vardır’’. Daha lise talebesiyken, Samsun’un tek…

Okumaya devam edin Sezai Karakoç’un Emin Gölgesinde

İlk Kez Sensizim Bir Pazar Şehzadebaşı’nda

Üstad konuşmalarında İslam medeniyetinin anlamı ve öneminden bahsediyor, ilk yıllarından bu yana medeniyetimizin bu topraklarda kalıcı ve büyük eserler bıraktığını, içinde bulunduğumuz zamanda bu eserlerin kıymetinin pek bilinmediğini anlatıyordu. İstanbul onun için “Başkentler Başkenti”ydi, İstanbul’un içindeki birçok mekân bizzat yazılarında, şiirlerinde isimleriyle zikrediliyordu. Şakir KURTULMUŞ Yetmişli yılların sonuydu sanıyorum “Bir Pazar Şehzadebaşı’nda” şiirini yazdığım tarih. Pazar günleri gelip caminin içinde ve dış avlusunda saatlerce oturur, bazen kitap okur, bazen de derin düşüncelere dalardım. Bazı günler gelirken yanımda okumak üzere kitap getiriyor, arkadaki büyük avlunun bir köşesinde oturup okuyordum. Rahmetli Ramazan Dikmen’le de sıklıkla geldiğimiz mekânlar arasındaydı Şehzadebaşı Camii. Draman’da ya da Fatih’te buluşur, yürüyerek gelir,…

Okumaya devam edin İlk Kez Sensizim Bir Pazar Şehzadebaşı’nda

Günlük Defteri

Ne çabuk geçti zaman. On gün olmuş gideli. Kelimelerime ayna tutan sevgili günlüğümün sayfaları içine Sezai Karakoç adını yazmak, hürmet hissinin en yüce basamaklarından biridir. Ezel ve ebed mirasımızın ruh köklerini, sanat içinde nasıl şekillendirebileceğimizi en sahih biçimde bizlere gösteren kendisiydi. Seyfettin ÜNLÜ 16.11.2021 Sezai Karakoç. Göklere çekilen kartalımız. Kendisini tanıdığım andan itibaren nedense hep Selman-ı Farisi efendimizin ruh ikizi olarak düşündüm. Bugün haber düştü yeryüzüne ve sevgili üstadımız, geçti Can’dan Canan’a Hû. Yaşadığı seksen sekiz yıllık ömrü nasıl da bereketli bir yağmurdu bu topraklara. Hakkını kimse ödeyemez. 17.11.2021 Adeta ezberlediğimiz; “Şehzadebaşı'nda Gün Doğmadan” şiirinde, "Yerleşecek yer aramamak, caminin avlusunda, soğuk bir taşa oturmak, gün…

Okumaya devam edin Günlük Defteri