Bir Yazı ve Bir Şiir

Diriliş dergisinde, Üstad Sezai Karakoç çok sayıda yazısına yer verdiğinden, değişik müstearlar kullanıyor. Başyazılar genellikle “Diriliş” imzalıdır. Bu yazılar bir plan ile düzenli bir biçimde ne yapılması gerektiğinin göstergesi. Düşünce hareketinin oluş süreci ile ilgili bir düzenlemedir bu. Bu yazılar hem günün, hem de çağın sorunlarını irdeler. İslâm tezini tam anlamıyla ayrıntılandırarak ortaya koyar. Ali Haydar HAKSAL İnsanlık adına olan bir düşünce hareketi, insanlığın sorunlarını çok yönlü olarak bilmek yetmiyor. Bilmenin yanında yol gösterme, hareketlendirme ve hızlandırma sorumluluğu bulunuyor. Şubat 1975 tarihli Diriliş dergisinin altıncı sayısında, “İnsanlığın Dirilişi: Hakikat Savaşı” başlığı altında olması gerekenler üzerinde duruluyor. İnsanın arayışına öncülük edecek olanın, bu donanıma sahip olması…

Okumaya devam edin Bir Yazı ve Bir Şiir

Ufku Selamlamak

Zamanlı varlık olan insan, fıtratını koruyabilse, bütün zamanlarda bilgiye, manaya ve bakışa nüfuz edecektir. Oradan aldığı feyzle kâh Yunus Emre’nin külahını giyip devrana duracak, kâh Akşemseddin’in sarığına sığınıp kesbî ve vehbî ilimlerde temayüz edecek yahut da Mimar Sinan’ın kavuğunu giyip hünerler gösterecektir. Bilal KEMİKLİ Prof. Dr., Uludağ Üni. İlahiyat Fak. Resim: Selvigül Kandoğmuş Şahin Sezai Karakoç, “Şehzadebaşında Gün Doğmadan” isimli şiirinde, gün doğmadan Şehzadebaşı camii avlusunda oturacak bir yer aradığını, sonuçta soğuk bir taşa oturduğunu zikrederek okuyucuyu bir kıssanın şahidi eder. Şair, orada bir yer bulmuştur, sonra başını avuçlarına alarak derin bir düşünceye dalmıştır. Mesela kuşların kanatlarını toplamakta, bir kervana katılmakta ve şiirden mest olan…

Okumaya devam edin Ufku Selamlamak

Bir Şiirden Yola Çıkmak: Kandan Elbiseler Giymek

Tanrı ölümsüz, sevgili hayatta olduğuna göre bu dizelerin patikasında muhtemelen bir anne yürümüş olmalıdır. Ne de olsa anne sesiyle, sözüyle olduğu kadar sükutuyla da öğreticidir. Anneler dışında kimin ellerinin içinde ışık vardır ki? Annesi melek olmuş bir şair ancak böyle konuşur. Hüseyin AKIN Yazar-Şair Kendinden bir şeyler kattın Güzelleştirdin ölümü de Ellerinin içiyle aydınlattın Ölüm ne demektir anladım Üstat Sezai Karakoç şiirinde ikinci tekil şahıs hep gizemlidir. Kolay kolay dile gelmez ve aşkın bir zaman, aşkın bir mekânın içerisinden kopup gelir. Onun müdavim bir okuyucusu olarak belki de her dizesiyle benim kapımı çalan anlam bana öyle gelmektedir. “Sen” ne büyük bir samimiyet ne derin bir…

Okumaya devam edin Bir Şiirden Yola Çıkmak: Kandan Elbiseler Giymek

Konuştun, Güneşi Hatırlıyordum

Yağmur duası, kuraklık zamanlarında insanların Allah’a sığındığı ve yağmur için, bolluk, bereket için ona el açtığı duanın adıdır. Öyle zamanlarda hava açık olur. Bulutlu olmaz. Buna rağmen Sezai Karakoç, yağmur duasına çıksaydık bulutların yarılıp havanın açılacağından bahseder şiirde. Harun YAKARER Yazar-Şair Sezai Karakoç’un şiirlerinin toplamı olan Gün Doğmadan kitabının içinde güneş kelimesi, tam 236 kez geçmektedir. Hepsi de aynı anlama gelecek şekilde kullanılmıyor elbette. Fakat büyük çoğunluğu mecâzî anlam içeriyor. Sezai Karakoç’un eserleri fikrî boyutuyla daima bir bütünlük arz edecek şekilde ele alınabilir. Buradan hareketle bazı sembolik kelime tercihleri de aynı anlam noktasından hareketle yorumlanabilir. Onun eserlerindeki “güneş” kelimesine bu cihetle bir göz atmak niyetindeyim.…

Okumaya devam edin Konuştun, Güneşi Hatırlıyordum

Cumhuriyet Devri Şiirinde Kendisine Bağımsız Sayfalar Açan Şair

Parantezi kapanmadan nesre giren isimlerden biri de Sezai Karakoç’tur. Karakoç, toplam 360 Türk edebiyatçısının yer aldığı “Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü’ne girdiğinde yirmi yedi yaşındadır. Bu yaş Rilke’nin daha henüz bir eser yazmamış olmasını şikâyet konusu yaptığı yaştır. Sözlüğe göre ilk şiiri Ocak 1951’de yayımlanan 1933 doğumlu olan Karakoç, 1960’ta edebiyat hayatının dokuzuncu yılında, yirmi yedi yaşında, 360 Türk edebiyatçı arasına girmiştir. Muhammet Sani ADIGÜZEL Doç. Dr., FSMVÜ “Adı, soyadı Açılır parantez Doğduğu yıl, çizgi, öldüğü yıl, bitti Kapanır parantez.” Behçet Necatigil “Kitaplarda Ölmek” adlı şiirine böyle başlar (Necatigil, 205, 163). Yayım tarihi 1 Şubat 1957 olan şiirin nesirdeki karşılığı “Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü” adlı eserin yayım tarihi…

Okumaya devam edin Cumhuriyet Devri Şiirinde Kendisine Bağımsız Sayfalar Açan Şair

Kırmızı Kiremitler Üzerine Yağmur Yağıyor

Sezai Karakoç’un “Ötesini Söylemeyeceğim” şiirine alımlama estetiği penceresinden baktığımızda ötesi söylenmeyerek bırakılan mana alanlarıyla karşılaşırız. Fakat bunlar şairin yok sayılıp okurun rahatça at oynatacağı meydanlar değildir. A. Ali URAL Yazar Maç bitmeden oyuncuları kenara alıp tribündeki seyirciyi sahaya indiriyor edebiyat hakemleri. Birdenbire seyircilikten oyunculuğa terfi ediyor okurlar. Çünkü onlara “Bir edebiyat eserinin anlamı metnin içinde hazır olarak beklemez, ipuçlarından hareketle okur kendi anlamını arar,” denmiştir. Bu yeni oyunculara arayışlarında tecrübe, bilgi, birikim ve beklentileri eşlik edecek. Anlam aramak, hazine aramak kadar zor ve heyecanlıdır çünkü. Her işaret kıymetli, her esinti cevherdir. Okur, yazarı, edebi metni ve o metnin oluştuğu ortamı tanımak bu “alımlama edebiyat üçgeni”nde…

Okumaya devam edin Kırmızı Kiremitler Üzerine Yağmur Yağıyor

Çeşmeler ve Şairler: Bir Yürüyüş Denemesi

Ona göre çeşmeler de şairler de toplumun ortasında yüzyıllardır çağıldayıp duruyorlardır; ikisinin de alın yazıları unutulmak ve terk edilmektir ne yazık ki. Buna rağmen, insanların bu umarsızlığına karşın çeşmeler onların susuzluğunu giderirken, şairler de ruh susayışlarını gidermişlerdir. Adem TURAN Sezai Karakoç’un, İstanbul’daki tarihi çeşmelerden yola çıkarak kaleme aldığı “Çeşmeler” şiirini okurken hem su gibi akarız hem susuzluğumuzu gideririz hem tarihe bir yolculuk yaparız hem de tabiata açılırız, ağacın, çiçeğin ve suyun doğduğu yerlere doğru. “Çeşmeler” şiirini okurken, bir taraftan üstad ile birlikte İstanbul’u adımlarız bir taraftan da çeşmelerin unutulmuşluğunu görür ve üzülürüz. Biz bu yazımızda üstad ile birlikte yürüyerek, onun “Çeşmeler” şiirinde işaret etmiş olduğu…

Okumaya devam edin Çeşmeler ve Şairler: Bir Yürüyüş Denemesi

Bir Doğu-Batı Mukayesesi: Masal

Ona göre Batı düşünceyi kısıtlar, Doğu ise onu basitleştirir. Medeniyeti düşünce üzerinden temellendiren Sezai Karakoç, düşüncenin, medeniyetin ve kültürün, İslam ile asıl anlamını bulduğunu ifade eder. Alim YILDIZ Prof. Dr., Sivas Cumhuriyet Üni. İlahiyat Fak. Sezai Karakoç’a göre insanoğlunun en üstün vasıflarından birisi, düşünme eylemidir. O, insana, Müslümanlara, düşünme teklifi yapmıştır. Batı’yı da Doğu’yu da ancak düşünmekle anlayabileceğimizi söylemiştir. Fikri, düşünceyi zihinlerde açan bir çiçek olarak görmüştür. Ona göre Müslüman, düşünerek var olacaktır. Batı ve İslam medeniyetine yönelik düşüncesinin özetini de “Masal” şiiriyle ortaya koymuştur. Şiire bir babanın yedi oğlu konu olmaktadır. Bu yedi oğul üzerinden çağı ve insanı anlatmaktadır. Şiirde İslam ülkelerinin çocuklarının Batı…

Okumaya devam edin Bir Doğu-Batı Mukayesesi: Masal

Sezai Karakoç’un Şiirinde Hz. Meryem İmgesi

Karakoç, şiirde kutsalı imanın esaslarını referans alarak kullanılır. Peygamberlere, kitaplara, meleklere…imanın gereğidir diğer dinlere ait inanç unsurlarının seçilmesi. Lakin bir gayri müslim gibi bakmaz, bir oryantalist gibi hiç değildir. Onun bakışı özgündür, mümincedir. Salih UÇAK Gürcistan Üniversitesi Türkoloji Kürsüsü Kadın, varoluşun sırrı olan aşkın vazgeçilmez duraklarından biridir. Şiir başta olmak üzere hemen bütün sanatların temel nesnelerinden biridir kadın. Maşuk tipinden ideal anneye kadar pek çok boyutuyla şiirde kendine yer bulur. Belkıs, Züleyha ve Meryem gibi isimler, şiirin kadın imgeleri içinde apayrı bir yer tutar. Hz. Meryem; iffet, ismet ve takvanın sembolüdür. Adına Kur’an’da sûre bulunan Hz. Meryem, İmran’ın kızı ve Hz. İsa’nın annesidir. Zekeriya’nın irfan…

Okumaya devam edin Sezai Karakoç’un Şiirinde Hz. Meryem İmgesi

Prof. Dr. Münire Kevser BAŞ ile Sezai Karakoç Üzerine

Prof. Dr. Münire Kevser Baş, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde öğretim görevlisidir. “Sezai Karakoç`un Düşünce ve Sanatında Temel Kavramlar” başlıklı doktora tezi de dâhil olmak üzere Sezai Karakoç’un sanatı üzerine yaptığı birçok çalışma ile tanınmaktadır. Üstelik Baş, Sezai Karakoç’un sanatına dair “Sezai Karakoç’un Düşünce ve Sanatı” üzerine doktora dersleri vermesinin yanı sıra “Diriliş'in Yapıtaşları Sezai Karakoç'un Düşünce ve Sanatında Temel Kavramlar” ve “Sezai Karakoç Şiirinde Metafizik Vurgu” gibi önemli eserler de vermiştir. İNSİCAM dergisi olarak Münire Kevser Baş Hocamız ile Sezai Karakoç üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. İNSİCAM S. Sezai Karakoç hakkında çalışmaları olan birisiniz. İlk yazmaya…

Okumaya devam edin Prof. Dr. Münire Kevser BAŞ ile Sezai Karakoç Üzerine