Rasim Özdenören ile Sezai Karakoç Üzerine

"1962’nin Mart ayıydı, bir cumartesi günüydü, iki üç saatlik bir sohbetinden ayrıldıktan sonra Galata köprüsünden geçerken Alaeddin’e sordum, 'Biz dâhî biriyle konuştuk Alâeddin, farkında mıydın?' dedim. Alaeddin de 'tabii ki' diye beni tasdik etti." Röportaj: Mustafa Özel Prof. Dr., FSMVÜ İslami İlimler Fak. Maraş’ta yapılan bir sempozyumda merhum Sezai Karakoç ismiyle ilk defa 1956 yılında, İstanbul dergisinde yayınlanan “Ölüm Tellalları” yazısıyla karşılaştığınızı söylüyorsunuz. Siz on altı yaşında bir gençsiniz o zaman. Nasıl bir fotoğraftı o ilk izlenim? O yazı, Cahit Sıtkı’nın ölümü üzerineydi. Cahit Sıtkı, 1956 yılının Ekim ayında, yanılmıyorsam, Viyana’da vefat etti. Herkesin Cahit Sıtkı’nın arkasından acınarak kaleme aldığı duygusal yazıların yanında bu yazı,…

Okumaya devam edin Rasim Özdenören ile Sezai Karakoç Üzerine

Sezai Bey’i Sevmek için 9 Sebep

Şiire anne çok yakışır. Annelere her şey. Biz annemizi Sezai Bey ve Necip Fazıl Bey’in şiirlerinden sonra daha çok sevdik. Özcan ÜNLÜ Fotoğraf: Şehnaz Fındık 1. Ümit: En büyük yitiğimiz ümit. Hayal, ümidin kanatları. Ümit, hayalin sıfır noktası. Ümidini toprağa gömüp, üzerine büyük bir kaya parçası koymuş bir millet olarak yaşadık on yıllarca. Bize ‘devlet’ olarak sundukları nimetlerin hiçbiri ümidimizi kanatlandıracak güçte olmadı. Birçoğu dünyaya dair, küçük bir kısmı ütopya. Üstad Sezai Karakoç, Diriliş akımının dinamosuna ümidi yerleştirdi. Ümitle harekete geçti Diriliş… Bizi hayal ile gerçek sarkacında, küçük dünya menfaatlerine hapseden ezberlere karşı çıktı ve haykırdı: “Diriliş, bir ayrılışın, İslam’dan ayrılışın sona erişi, bir kavuşmanın,…

Okumaya devam edin Sezai Bey’i Sevmek için 9 Sebep

Sezai Karakoç’un Başarı Hikayesi

Ayrıca onun düşünce dünyasında İbn Arabi’nin, Mevlana’nın, Yunus Emre’nin yeri olduğu gibi Mehmet Akif’in, Malik bin Nebi’nin, Seyyid Kutub’un da yeri vardı. Mahmut Hakkı AKIN Prof. Dr., İstanbul Medeniyet Üni. Edebiyat Fak. 16 Kasım 2021 tarihinde kaybettiğimiz Sezai Karakoç’un ardından birçok dergi özel sayı yaptı ve pek çok yazı kaleme alındı. Elbette Sezai Karakoç gibi bir ismin kendisini takip edenler üzerinde büyük etkiye sahip olduğu ve böylece yoğun bir ilgiye muhatap olduğu düşünülebilir. İslam karşıtı birkaç yayın organı dışında onunla ilgili olumsuz değerlendirmede bulunan da olmadı. Hatta kendisiyle siyasi olarak uyuşmayacak birkaç edebiyat dergisinde de kendisinden olumlu bahsedildi. Sezai Karakoç’un duruşuyla ve yaşayışıyla sağduyu sahibi…

Okumaya devam edin Sezai Karakoç’un Başarı Hikayesi

Sezai Karakoç’u Tanımak

Taha’nın Kitabı’nı böyle bir görev bilinciyle ve dikkatle baştan sona kadar okumaya karar verdim. Sanıyorum ilk okuyuşta bazı noktaları anlar gibi oldum. Sonra tekrar baştan okumaya başlayınca anladığımı düşündüğüm mısra veya bölümlerin altlarını çizmeye başladım. Dr. Mehmet Kahraman Sezai Karakoç ismiyle ilk karşılaşmam, lisede öğrenciyken bir hocam sayesinde olmuştu. Derse altı geniş, kahverengi, büyük bir çanta ile gelirdi. Ders başında genellikle ne yapalım gibi bir soruya muhatap olurduk. Dersi hafif işler, geri kalan zamanda bazen sorularımızı cevaplar bazen de bir kitaptan seçtiği bir yazıyı okuturdu. Birçok defa o geniş karınlı çantadan Sezai Karakoç’un Yazılar isimli siyah ciltli bir kitabını çıkardığını, ön sırada oturduğum için önüme…

Okumaya devam edin Sezai Karakoç’u Tanımak

Sezai Karakoç’un Düşünce Dünyası

İslam Medeniyetinin inşası Karakoç’un ana meselesidir. O, bu yeni medeniyetin temel taşları için kafa yorar. Karakoç’a göre iki tür medeniyet vardır: Ak (İslam) Medeniyeti ve Kara (Vahiy dışı) Medeniyet. Kazım SAĞLAM Sezai Karakoç için “O, ulu hocaların öğretemediklerini öğreten öğreti ustası, bir haberci, bir muştucudur.” der Arif Ay. 1930’lu yılların Anadolu insanının tüm temiz yürekliliğini, insanî özelliklerini ve o tarihlerde yaşanan felaketlerin izini de taşır. Yoksulluk, harbin bıraktığı yıkım ve akabinde kurulan yeni cumhuriyetin getirdiği sarsıntı da kendisini etkilemiştir. Düşünürümüz, tek parti döneminden çok partiye geçişi, 27 Mayıs ihtilalini, 12 Mart muhtırasını, 12 Eylül’ü, 28 Şubat’ı fiilen yaşamış ve bunların etkisini ruhunda hissetmiştir. Tarihten ve…

Okumaya devam edin Sezai Karakoç’un Düşünce Dünyası

“Sen”

Üstad Sezai Karakoç'un yaşarken eserleri ve hayatıyla itinayla an be an meydana getirdiği portre artık başka şekilde, çok başka şartların kaideleriyle devam edecek. Öncelikle sanat, edebiyat, düşünce ve genel olarak sosyal bilimlerin çeşitli alanları bu portreyi anlamaya, kavramaya çalışacaklar. Üstad'ın eserlerinde çizdiği coğrafyanın düşünürleri ve sanatçıları onu keşfedecek, onun portresini bir millet aydını olarak tescil edeceklerdir. Mustafa KİRENCİ Yazar Üstadın bir yazısının başlığıyla söyleyecek olursak "her insan kendi portresini çizer." Bu herkes için böyledir. Bizler yaşarken, sürdüğümüz ömür boyunca an be an tutum ve davranışlarımızla, sahip olduğumuz düşüncelerimizle, adeta elimizde bir kalem, daima portremize yeni çizgiler ilave ediyoruz ya da daha önceki çizginin üstünden geçiyor…

Okumaya devam edin “Sen”

Diriliş İnsanı

Diriliş insanı, erdem insanıdır.  Erdem sitesinin bir işçisidir. Başkasının eline ne kadar çok maddi ve manevi değer ulaştırabilirse o kadar erdemli olduğunu düşünür.  Durmuş GÜNAY Prof. Dr., Maltepe Üniversitesi Öğretim Üyesi “Diriliş insanı”, Sezai Karakoç’un diriliş perspektifi açısından ortaya koyduğu bir kavram ve (çağımız) Müslümanını ifade etmek için eserlerinde kullandığı bir terimdir. Üstad Sezai Karakoç’un eserlerindeki “diriliş insanı”nın nitelikleri, bu yazının hacmi ölçüsünde, Üstad’ın kitaplarından özetlenerek alınmış ve büyük ölçüde, kendi ifadelerine sadık kalınarak aktarılmıştır.  Diriliş İnsanının Nitelikleri 1. Diriliş insanı; genel olarak ifade edilecek olursa, İslâm’ın dirilişi, insanlığın dirilişi ve medeniyetimizin dirilişi bilincine ve aksiyona sahip, adanmış kişidir. 2. Diriliş eri, ereni ve piri…

Okumaya devam edin Diriliş İnsanı

Diriliş Düşüncesinde Geleceğin Biçimleri

Sezai Karakoç, Cumhuriyet ideologları üzerinden bir değerlendirmeye giderek bu üç zamandan birine takılarak kalanları şöyle değerlendirir: Geçmişin reddi, bir köksüzlüğün işaretidir. Yüksel KANAR Diriliş düşüncesinde zaman kavramının özel bir yeri vardır. Sezai Karakoç zamanı bir bütün olarak ele alır ve bu bütünlüğün bozulmadan korunması üzerinde ısrarla durur. Biz bunu “zamanın bölünmezliği” şeklinde kavramlaştırıyoruz. Nitekim zamanın geçmiş, şimdi ve gelecek şeklinde üçe bölünmesi kategorik şekilde sembolik ve zihinsel bir olaydır. Karakoç zamanın bu şekilde üçe ayrılmasının bir kolaylık olarak seçildiğini, yoksa aslında zamanın yapısının bu ayrıma uymadığını söyler: Bir bakıma, şimdiki zaman da gelecek zaman da bir parça geçmiş zaman değil midir? Bir bakıma, geçmiş zaman…

Okumaya devam edin Diriliş Düşüncesinde Geleceğin Biçimleri

Bilge Düşünür Sezai Karakoç

Diriliş bir düşünce ekolü ve bir fikir akımı olmanın ötesinde aynı zamanda sanat, edebiyat ve kültür alanında bir estetik yol gösterici fonksiyonunu üstlenmiştir. Temel Hazıroğlu Yıl 1933 ve Sezai Karakoç, hatıratının daha ilk bölümünde, “bahsedeceğim şehir, coğrafyadaki ya da tarihteki şehir olduğu kadar, bizzat içinde yaşadığınız, dikeni ayağınıza batan, suları ve kuşlarını dinlemekle çocukluğunuzu bütünlediğiniz, kırmızı toprağından altın kokusunu ya da bakır yakıcılığını hissettiğiniz, belki de güneşi her yerdekinden daha parlak gibi gelen şehirdir. Sizinle birleşmiş, ruhunuza geçmiş, onunla özdeşleşmiş şehir. Siz onda doğdunuz belki. Ama o sizde hiç ölmeyecek gibi kat kat zihninize yerleşti, kalbinize sindi,” olarak anlattığı Diyarbakır Ergani’de doğdu. Annesinin deyişiyle “gülan…

Okumaya devam edin Bilge Düşünür Sezai Karakoç

Diriliş Düşüncesinin Anlam, Muhtevâ ve Yorum Çerçevesi

Sezai Karakoç Müslümanı, “vücudunda bir kıyamet taşıyan, ötenin sarsıntısını duymamış kişilere bir kıyamet aşılayan ve onları en şiddetli bir kıyametle sarsan kıyamet adamı” olarak, imanı ise “insana göklerin armağanı” olarak tanımlar. Çağımızda insanoğlunun mutsuzluğunun ana kaynağını insanoğlunun ‘öteki dünyaya’ inanmaması olarak görür. Yusuf Bilâl AYDENİZ “Şehirlerde meyve vermeyen ağaçlar çoğalmışsa, o memleketin insanları sefahate düşmüşlerdir”, der İbn Haldun. Düşünce susuzluğunun bizi anlamsızlık çölüne götürdüğü bir çağa karşı yapılan mücadelenin adıdır diriliş. Diriliş düşüncesinde teori, pratiğin izdüşümüdür. Diriliş, gelip çağı görüp ve ürperen Taha’nın bir bahar günü yeniden doğmasını sembolize ederken; aynı zamanda karamukları, kavisleri, soytarıları ve yarasaları iman gücüyle etkisiz hâle getirmeyi de kapsayan düşünce…

Okumaya devam edin Diriliş Düşüncesinin Anlam, Muhtevâ ve Yorum Çerçevesi