Ateş Kesilen Sabâ

Türkçe yazılan şiir, bünyesine sirayet etmiş onca meselenin yanında bir dil garabetini dillendirme sancısı, dile getirme sıkıntısı, dil bilmeme zaafı, dilsizlik ağrısı, yanlış ya da yabancı bir dille konuşmaya zorlanma tehdidi yaşamaktadır. Ali Emre      Türkiye’de yazılan şiirin taşıdığı zindelik ve zenginliğin görünür kılınmasını, sahici ve nitelikli arayışlara yönelmesini, çıtayı yükselterek irtifa kazanmasını engelleyen iki sakat yaklaşımdan söz edilebilir.      Bunların ilki, edebiyat dışı süflî ilgilerin, yoz ilişkilerin ve doğallıktan uzak yenilik arayışlarının tazyikiyle, işi şiirin evleğini çerçöple doldurmaya kadar vardıran hoyrat ve hoppaca tutumdur. Belirgin bir gerekçesi ve yörüngesi olmayan bu tutumda, şiire ruhsuz ve kirli bir dış dünya giydirilmektedir. Şiir sıradan bir nesne,…

Okumaya devam edin Ateş Kesilen Sabâ

Dile Gelmeyen

Bütün mesele mânâsını kaybeden maneviyatta, kutsiyetini yitiren mukaddesatta ve hafızası çöken muhafazakârlıkta odaklanmaktadır. Hüseyin AKIN Şair-Yazar Lise birinci sınıf, herkes gibi benim de kafamdan çekilip bir belirsizliğe doğru sürüklendiğim yılların başlangıcını teşkil ediyordu. Bakınız hâlâ “oluşturuyordu” yerine “teşkil ediyordu” diyorum. Ne Türkçe biliyorduk o yıllar ne Arapça ne de herhangi bir yabancı dil. Anlayacağınız Anadolu’dan İstanbul’a doğru giden göç katarına takılmış kafileden biri olarak kendi dilimin de yabancısıydım. Dil bizim muhafazakâr ortamlarımızda hiçbir zaman önemli bir mesele olarak görülmemişti. Hatta ne vakit böyle bir mesele zihnimizde depreşirse, ümmet çizgisinden kayma endişesiyle bize kendimizden şüphelenmek gerektiği telkin edilmişti. Arapça o kadar kutsal bir dildi ki (cennette…

Okumaya devam edin Dile Gelmeyen

Türkçenin İlk Kelimesi Üzerine

Ezcümle, nasıl olduğu açıkça bilinmese de konuşma ve yazmanın bizzat Yaratıcı tarafından öğretildiğini, dillerin ve onları gösteren yazıların, Allah’ın âyetlerinden bir âyet olduğunu anlıyoruz. Kâmil YEŞİL Bazı olaylar vardır ki yıllarca halledilemeyen tarihî, felsefî, itikadî vb. bir konuyu kökünden çözmese bile konuya dair büyük bir açılım getirir. Bu, Fransızların “l’esprit d’escalier” dedikleri cinsten bir şeydir. Fransızlar, bir tartışmada akıllarına bir türlü gelmeyen o çözümleyici düşünceyi, o hazır cevabı, tartışma mekânında otururken değil de oradan ayrıldıktan sonra hatırladıkları için ona “L’esprit d’escalier” yani “merdiven düşüncesi” demişler. Biz Türklerin böyle durumlar için söyledikleri sözün argosu biraz koyudur. Türk’ün aklına ya kaçarken… diye devam eder bu söz. İnsanoğlu…

Okumaya devam edin Türkçenin İlk Kelimesi Üzerine

Dil

Rabbimiz kitabını arı duru bir dille (Mübîn) indirdiğini beyan ediyor (Şuara, 195). Bu olgu üzerinde uzunca tezekkür/tefekkür etmeliyiz. Apaçık bir dille gönderilmiş kitabı hakkıyla anlayabilmek için apaçık bir dile sahip olmalı. Apaçık bir dile sahip olabilmek için ise hassasiyet ve gayret gereklidir. Pejmürde bir dille yüce anlamları taşımamız imkân dâhilinde değildir. Kemal MANSUR Halifelik gibi ayrıcalıklı bir paye ile yeryüzüne konumlandırılan insan, dil kullanabilme yeteneği ile diğer canlılardan çok daha zengin ifade yelpazesini haizdir. Dil, insani aidiyetlerin en köklü ve kavilerinden biridir. Annenin kucağında bir coğrafyaya gözünü açan sabi, aynı zamanda bir dilin içine de doğmuştur. Dil ile büyür, dili büyütür. Hayatının tüm yoğruluşlarını dil…

Okumaya devam edin Dil

Tanpınar Türkçesinde Rüya Nizamı

‘Dilde rüya halini kurmak’ olarak nitelendirebileceğimiz bu durum, onun mükemmeliyet fikriyle açıklanabilir. Valery’den mülhem geliştirdiği “dildeki rüya nizamı”ından kasıt, bir başkasına benzemeyen ve sadece kendine has ses imzası olan poetik/figüratif bir söylem oluşturmaktır. Salih UÇAK Gürcistan Üni. Türkoloji Kürsüsü Dilin tabii müştereklerinden sıyrılarak kendine özgü bir söylem geliştiren Tanpınar, metin içi tutarlılık ve anlam dizgesindeki şaşırtıcı başarısıyla kalıcı olmuş ender sanatçılardan biridir. Dil tasarrufunda gösterdiği sarraf titizliği, her kelimeyi gram gram tartan dikkati; ayar ve miyarına göre tercihte bulunma ihtiyarı onu zirveye taşımıştır. Tanpınar’ın kelime seçiminde tesadüflere yer yoktur.  Bu bağlamda eserlerindeki ifade derinliği, Türkçeyi kullanmadaki ustalığı tartışılmaz bir nas olarak karşımıza çıkar. ‘Dilde rüya…

Okumaya devam edin Tanpınar Türkçesinde Rüya Nizamı

Lisanımıza Kasteden Medeniyetimizi Yok Etmek İster

Osmanlıca’da bu zenginliği gayet güzel görebilmekteyiz. Zira farklı dillerin bir araya getirilmesi ile en basit bir yaklaşımla insanın meramını anlatması daha kolay ve güçlü hale getirilmiştir. İlmi yönü ise çok çok daha derindir. Mucahid YILDIZ Çizgi: Hasan Aycın Derler ki insanlar konuşa konuşa, hayvanlar koklaşa koklaşa anlaşır. Dil, ağzımızdan çıkan seslere şekil vermek suretiyle karşımızdakinin bizi anlamasını sağlayan azamızdır. Aynı zamanda bu şekilleşmeye de dil denilir ama bir başka ifadesi ise lisandır. Lisanın aslı Arapçadır, anlamı da yine Türkçedeki dil demektir. Ancak bizim Türkçemizde lisan ile daha çok konuşulan kastedilir, aza değil. Bir lisan bir insan, iki lisan iki insan eder atasözümüz, farklı dillerle elde…

Okumaya devam edin Lisanımıza Kasteden Medeniyetimizi Yok Etmek İster

D. Mehmet Doğan ile Türkçe Üzerine

D. Mehmet Doğan, 1947'de Ankara Kalecik'te doğdu. Doğan, 1968'de Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın ve Yayın Yüksek Okulu'na (şimdi Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi) girdi. 1972'de bu okulun radyo-televizyon uzmanlık bölümünden mezun oldu. 1972- 1978 yılları arasında sırası ile Türk Tarih Kurumu Yeni Türkiye Araştırma Merkezi, Dergâh Yayınları ve TRT Kurumunda çalıştı. Türkiye Yazarlar Birliği Vakfı ve Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı'nın kurucularından biri olan D. Mehmet Doğan, 1978-1996 yılları arasında Türkiye Yazarlar Birliği'nin başkanlığını yürüttü. Doğan ile Türkçe, Türk dilinin yozlaşması ve Türkçe dil eğitimi üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. İNSİCAM S- Türkiye'de gittikçe büyüyen bir dil meselemiz var: “Dilde yozlaşma”. Konuşma dilinden akademik dile kadar yaygın olan bu…

Okumaya devam edin D. Mehmet Doğan ile Türkçe Üzerine

Ah Kelimeler!

Kendi kelimelerimiz ile bir hayat kuramadığımız zaman başkalarının kelimeleri ile hayaller kurup hayatımızı şekillendirmeye başlıyoruz. Betül ZEYREK Kelimelere yüklenen anlamlar, içi boşaltılan yalnız bırakılan kelimeler… Unutulmuş, içi boşaltılmış, ruhsuz bırakılmış kelimeler… Kelimelerin ruhu olur mu diye düşünmeyin. Kelimelerin asıl ruhu olmazsa insan özü ile bütünleşemez, bir kimliğe bürünemez. Her kelimenin yansıttığı bir ruh vardır, gelir sarar sizi ve yaşadığınız dönemlerde enfes bir yolculuğa çıkartır. Tabii bu bahsettiğimiz kelimeler; bizim, bizden olan, bizi yansıtan kelimeler. Uzun zamandır kendi kelimelerimizden bihaber yaşıyoruz. Kullandığımız kelimeleri hafife alıyor, ne ifade ettiğini bilmeden ya da yanlış anlamlar yükleyerek kullanıyoruz. Bir toplumun kendisidir aslında kelimeler ama maalesef bizler bunu anlamaktan bile…

Okumaya devam edin Ah Kelimeler!

Çeviri Üzerine

Çeviri denince ilk akla gelen şey bir dilden başka bir dile dönüşüm olsa da özünde her dil, kendi içinde de çevirme eylemine ihtiyaç duyar. Herhangi bir metni okurken öncelikle kendimize tercüme ederiz. Selma Aksoy Türköz Yazar-Çevirmen Kelimeler bir dilin esasını oluşturur ve anlamı bina eder, bu binadaki kavram örgüsü ise dil ile ortaya çıkar. Her dilin kendi kavram örgüsünü anlamak, hakiki manaya ulaşmada esastır. Kelimelerin zihinlerde uyandırdığı kavramlar, kültürden kültüre değişiklik arz eder. Bu değişiklikte tarih, dünya görüşü, din gibi unsurlar rol oynamaktadır. “Tanışabilsinler diye”[1] boylara ve kabilelere ayrılan insanoğlu,  konuştuğu farklı diller yoluyla bu tanışıklığı farklı zeminlerde yaşar.  Bu zeminlerin esasında zihnî, ilmî ve…

Okumaya devam edin Çeviri Üzerine

Taha Kılınç ile Son Kitabı Bir Rüyayı Hatırlar Gibi’yi Konuştuk

Gazeteci-Yazar Taha Kılınç 1980 Anamur (Mersin) doğumlu. Kartal Anadolu İmam- Hatip Lisesi ve İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ni bitirdi. 2011-2016 arasında Sabah gazetesinde editör ve dış haberler müdürü olarak çalıştı. 2016'dan beri Yeni Şafak gazetesinde, haftanın iki günü Ortadoğu ve İslâm dünyası merkezli yazılar yazıyor. Yayımlanmış 17 kitabı olan Taha Kılınç, aynı zamanda aylık Derin Tarih dergisi ve gzt.com/mecra internet sitesinin de genel yayın yönetmeni. Kılınç, geçtiğimiz ay 2005 yılında basılan “Şam Kitabı” adlı eserini, “Bir Rüyayı Hatırlar Gibi” adıyla ve içeriğinde önemli değişiklikler de yaparak yeniden okuyucuyla buluşturdu. İnsicam Dergisi olarak Taha Kılınç ile son kitabı “Bir Rüyayı Hatırlar Gibi -Savaştan Önce Suriye-” üzerine konuştuk.…

Okumaya devam edin Taha Kılınç ile Son Kitabı Bir Rüyayı Hatırlar Gibi’yi Konuştuk