Size Mutluluğun Sırrını Vereyim Mi?

Olan şey şudur, başka bir kavram dünyası ile zihinlerimiz işgal ediliyor, tıpkı gıda mühendisliği gibi bir tür toplum mühendisliği yöntemi ile düşünce genetiğimiz ile oynuyorlar. Gençlerimize doğrudan ya da dolaylı olarak bu metinler rehberlik ediyor. O halde onları hafife alma lüksümüz yok. Aksine dikkat kesilmek durumundayız.  Derviş Çelebi Sevgili okur, peşin olarak söyleyeyim, başlığın ima ettiği gibi bir kişisel gelişim yazısı yazma niyetinde değilim. Üstelik kişisel gelişim safsatalarına inanan biri de değilim. Aksine hiç hoşlanmadığım bir tür. Bu tür yazılardan medet uman modern hurafe düşkünlerinin Telli Baba’ya çaput bağlayan muhafazakâr versiyonlarından bir farkı yok benim nazarımda. Öyle zengin olmanın beş kuralı gibi saçmalıklara inananlar, ancak bu saçmalığı saçmalayanları…

Okumaya devam edin Size Mutluluğun Sırrını Vereyim Mi?

es-Selâm

Selam, sözlükte “her türlü bedenî ve ruhî hastalıklardan, eksiklik ve kusurdan uzak; selamette, barış ve esenlik içinde olmak, kurtulmak, rahatlamak” anlamlarında iken, Kur’ân-ı Kerîm’de ve hadis-i şeriflerde “emân, kurtuluş, esenlik, barış” manalarında kullanılır. Zehra TUNÇ İMH Genel Sekreter Yrd. “Efendim, Evveli, âhiri, zâhiri, bâtını selâmlarım. El-Evvelü Allah, El-Âhirü Allah, Ez-Zâhirü Allah, El-Bâtınü Allah... Sâhib’i selâmlarım. Sâhib-i Hakîki’yi selâmlarım. Sağımı, solumu, önümü, ardımı selâmlarım. “Levlâke Sırrının Mazharı”nı selâmlarım. Vâlidesini, Hadîce Vâlidemi, Fâtıma Vâlidemi selâmlarım. Cihâr-ı Yâr-ı Güzîn’i selâmlarım. Erkân-ı Erbaa’yı: Selmân’ı, Mikdâd’ı, Ammâr’ı, Ebu-Zerr’i selâmlarım. İmâmeyn’i Muhteremeyn’i selâmlarım. Tâife-i ecinnîyi selâmlarım, mü’minlerini ve Müslimlerini... Ve sizi selâmlarım... Peygamber-i Ekber bir hadîs-i nebevîlerinde buyuruyorlar ki, “Önce selâm,…

Okumaya devam edin es-Selâm

Kırk Kandil -11-

TULEYB B. ’UMEYR: Hz. Peygamber’in Halaoğlu Kureyş kabilesinden soyu Kusay’a dayana Tuleyb’in yaklaşık olarak miladi 600 yılında doğduğu söylenebilir. Annesi Hz. Peygamber’in halası Ervâ bint Abdülmuttalib’dir. Rıza SAVAŞ Prof. Dr., Dokuz Eylül Üni. İlahiyat Fak. Emekli Öğretim Üyesi Kureyş kabilesinden soyu Kusay’a dayana Tuleyb’in yaklaşık olarak miladi 600 yılında doğduğu söylenebilir. Annesi Hz. Peygamber’in halası Ervâ bint Abdülmuttalib’dir.[1] Tuleyb, Resûlullah, Erkam’ın evinde iken İslâm’a girdi ve Hz. Peygamber’i savunmaya başladı. Tuleyb b. Umeyr, İslâm’a girdiğini annesi Ervâ bint Abdilmuttalib’e haber verince Erva’nın bu habere sevindiği verdiği cevaptan anlaşılmaktadır. Hâlbuki Ervâ bu sırada henüz Müslüman olmamıştı. Çok geçmeden İslâm’ı kabul eden Ervâ, oğlunu Hz. Peygamber’e yardım…

Okumaya devam edin Kırk Kandil -11-

İnci Mercan Gerdanlığı -10-

SAİD İBN-İ ZEYD (R.A.) Said tek başına Müslüman olmamış, Ebu Bekir'in davetiyle, hanımı Fatıma bint Hattab ile birlikte Müslüman olmuştur. O delikanlılık ve gençlik çağlarındaki bütün enerjisini İslam'ın hizmetine harcamıştır. Ahmet POÇANOĞLU Emekli Konya İl Müftüsü                   Cennetle müjdelenen Said ibn-i Zeyd ibn-i Amr ibn-i Nüfeyl ibn-i Abd’il Uzza ibn-i Rebah ibn-i Abdillah ibn-i Kurt ibn-i Rebah ibn-i Adiy ibn-i Ka’b ibn-i Lüey El- kuraşiyyi El- adeviyyi Ebu’l A’ver (Allah Ondan razı olsun) Hadisi:      Erva bint-i Ebi Üveys, Mervan'a müracaat ederek Said ibn-i Zeyd aleyhine dava açtı. Erva, kendi hakkı olan bir arazi parçasına Said ibn-i Zeyd’in el koyduğunu iddia ediyordu.…

Okumaya devam edin İnci Mercan Gerdanlığı -10-

İbrahim Metin Uğur ile “Türkistan’dan Anadolu’ya Göçen Türk’ün Sesi: Rebâb”

Çellist ve Rebâbzen İbrahim Metin Uğur Tarsus’ta doğdu.  Beş-altı yaşlarında babasının (tânbur gibi) çaldığı bağlamayla tanışarak müziğe adım attı. Daha sonra öğretmen olan büyük ablasının çaldığı keman sazına yöneldi. İlk gençlik yıllarında bir motor tamiri ustası olan Habib Karpuzoğlu’ndan ilk nota bilgilerini öğrendi. Bestekâr İsmail Baha Sürelsan'ın otuz üç kişiden oluşan grubunun üyelerinden Kanuni Abdulhafız Konaç'dan mûsikî nazariyatı, klasik tavır ve üslup dersleri aldı. Daha sonra Rebâb sazıyla tanışarak, bu sazla bir ömür sürecek irtibatı başlamış oldu. 1987-1996 yılları arası TRT Erzurum Radyosu'nda, 1996-2018 yılları arasında ise TRT İstanbul Radyosu'nda çello sanatçısı olarak görev yapmış ve buradan emekli olmuştur. Sanat anlayışını, klasik tavır ve üslubunun…

Okumaya devam edin İbrahim Metin Uğur ile “Türkistan’dan Anadolu’ya Göçen Türk’ün Sesi: Rebâb”

Dil Derinleşme Midir, Kesişme Midir?

Dil, kalbin durumuna göre kendine eklemeler ve çıkarmalar yapar; anlam katmanları böyle oluşur veya böyle ölür. Büyük sûfî Abdülkadir Geylâni ne güzel ifade ediyor bu durumu.  Şöyle diyor bir yerde: Dil kalbin çocuğudur ve ona tabiidir. Mustafa AYDOĞAN Dil bir sistem olarak, doğmak, gelişmek ve kendi mükemmel sınırlarına ulaşmak için bir bilgiye ve özel bir çabaya muhtaç değildir.  Dil bir mahlûktur. Her mahlûk gibi yaratıcının yaratış formlarından bir formdur. Dolayısıyla bütün yaratışlar gibi yaratıcının bilme durumu ve iradesi dışında hiçbir gerekçeye ve bilme durumuna muhtaç olmaksızın doğar, yaşar ve ölür. Dünyada her gün birçok devasa dil sistemi ölüm gerçeğinin içine düşmektedir. O dili kullanan son…

Okumaya devam edin Dil Derinleşme Midir, Kesişme Midir?

Türkçe ve Dünyevileşme

Kelime neden bu kadar önemlidir? Bunu anlamak için geleneğimizde neden zikir ve tesbihatın olduğunu ve ısrarla neden tavsiye edildiğini düşünmek gerekir. Mustafa ÖZÇELİK Dünyevileşme, bu çağda karşı karşıya kaldığımız en temel problemlerden biridir. Bu durumun etkilerini hemen her alanda görmekle beraber en çok da din ve dil konusunda görmekteyiz. Zira dünyevileşme (sekülerleşme), sözlük manasıyla bile  “dinden bağımsız, dinî ya da ruhanî olmayan”ı ifade etmektedir. Mesele bağımsızlıkla da kalmamakta, bu tutum son noktada din karşıtlığına dönüşmektedir.  Dindeki sekülerleşme; din, hayatın bütün alanlarında tezahür eden bir özellik taşıdığı için bu durum, bütün hayatı kapsayıcı bir genişliğe sahip olma gibi bir özellik taşımaktadır. Gerek zihin dünyamızda gerek hayatımızda…

Okumaya devam edin Türkçe ve Dünyevileşme

Dil Bizim, Lisan Bizim, Zeban Bizimdir!

Her dil, özünde gelişme ve zenginleşme gücünü taşır. Dolayısıyla diller arasında üstünlük yarışı pek de anlamlı değildir. İbrahim DEMİRCİ Adımı İbrahim koymuşlar. “Bu cümlenin öznesi ne?” diye sorsanız bana “onlar” diyebilirim. “Onlar mı, onlar kim?” diye devam etseniz sormaya “Ailem”, “babam”, “annem”, “annem babam” gibi cevaplar verebilirim ama bunların doğruluğunu veya yanlışlığını kanıtlayacak bilgiden yoksunum. Bende böyle bir bilgi yok çünkü. Adımın İbrahim olmasını belki de ebem/ninem/babaannem istemiştir. “Onlar mı, onlar kim?” yerine “Onlar mı, onlar ne?” diye sorsanız bana, “Onlar zamir, şahıs zamiri!”, “üçüncü çokluk şahıs zamiri” yahut “üçüncü çoğul kişi adılı” diyebilirim. Sonra da “çokluk” ile “çoğul” arasındaki fark veya “Güzelim ‘zamir’ varken…

Okumaya devam edin Dil Bizim, Lisan Bizim, Zeban Bizimdir!

İmlânın Türkçeyi Teşrifi Arz Olunur

Eline her klavye alanın kendini yazar, önüne düşen her kelimeyi alt alta yazanın kendini şair sandığı bir girdaptayız artık. Mehmet Şamil BAŞ Şair-Dr. Öğretim Üyesi, Recep Tayyip Erdoğan Üni. İlahiyat Fak. Konu, Türkçesi varken yabancı dildeki kelimeleri kullanmanın ötesine geçti artık. Başıboş bir öz güven ve hak edilmemiş bir gurur ile kuruluyor cümleler. Dahası mevcut kelimeleri bozma ve kendi anlam dünyasından kelimeleri, terkipleri çıkartma; onlara bambaşka bir anlam katma çabası içerisinde görüyoruz insanımızı. Şüphesiz bunda, sosyal medyanın büyük bir etkisi var. Sosyal medyayı farklı olma, bu farklılığa bağlı olarak tepki çekebilme ve bunu etkileşime sokarak neticede buradan nemalanmaya çalışmak, herkesin aslî göreviymişçesine yazılan cümlemsilerle kuşatılmış…

Okumaya devam edin İmlânın Türkçeyi Teşrifi Arz Olunur

Gönül Deniz Dil Kıyıdır

Türk dili, gönül dilidir. Hz. Yunus’tan itibaren -öncülleri pîr-i Türkistan Hace Ahmed Yesevî ve öncüllerini de düşürsek- Türkçe, gönlün dilidir, semavî öğretinin en sade biçimde aktarıldığı bir dünyadır. Sadık YALSIZUÇANLAR Ebu’l-Hasan Harakanî Hazretleri’nin sözüdür: “Gönül deniz, dil kıyıdır. Denizde ne varsa kıyıya, gönülde ne varsa dile o vurur.” Efendim, insan dilinin altında gizlidir derler. Mübarek Kur’ân “ırkların ve dillerin, Allah’ın ayetleri” olduğunu beyan eder. Hani, Hz. Yunus’un dediği gibi “gelin tanışık idelüm, işi kolay tutalum; sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz.” Cenab-ı Hak, bizleri, birbirimizi severek tanış olalım diye yaratmıştır. O’na gerçek anlamda kul olalım diye. Kul, her türden rububiyyet vehminden arınmış kimseye denir. Dil bilimci…

Okumaya devam edin Gönül Deniz Dil Kıyıdır