Uzak Coğrafyalara Yakın Mercek III: Kore Tugayının Genç İmamı Zübeyir Koç Hoca Efendi

Zübeyir Hoca, 6. Kore Türk Taburu İmamı Abdulgafur Hoca’nın çalışmaları ile ortaya çıkan Kore İslam topluluğunun büyümesi ve Güney Kore’de İslami faaliyetlerin gelişmesinde kritik rol oynamıştır. Sevde Öztürk Fotoğraf: Sevde Öztürk Arşivi Kore’de bulunduğu süreçte belki de en dikkat çeken tabur imamı Kore Türk Tugayı’nın en genç imamı 21 yaşındaki Zübeyir Koç Hoca Efendi olmuştur. Zübeyir Koç Hoca, yurtta henüz ilk imamlık vazifesine atandığı sırada 7. Kore Türk Taburu İmamlığı için sınavlara girmiş ve pek çok hatıratta geçtiği üzere takdir edilesi bilgisi ve yeteneği ile bu vazifeye en yüksek puanla seçilmiştir. Zübeyir Hoca, 6. Kore Türk Taburu İmamı Abdulgafur Hoca’nın çalışmaları ile ortaya çıkan Kore…

Okumaya devam edin Uzak Coğrafyalara Yakın Mercek III: Kore Tugayının Genç İmamı Zübeyir Koç Hoca Efendi

DÜNYAMIZDAN BİR YILDIZ DAHA KAYDI: REÎSÜ’L-KURRÂ HÂFIZ AHMED EFENDİ

Günümüzde reîsü’l kurrâ’nın üzerine düşen başlıca sorumluluk veya iş, davet edildikleri hafızlık ve kıraat icazet(nâme) cemiyetlerinde merasimleri sevk ve idare etmektir. Yusuf ALEMDAR Prof. Dr., Bilecik Şeyh Edebali Üni. İslami İlimler Fak. Reîsü’l-kurrâ, Kur’ân-ı Kerîm’in çeşitli vecihler (7, 10 ve 14 değişik şekil) de okunmasını konu edinen Kıraat İlmi literatüründe yer alan bir kavramdır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Reîsü’l-kurrâlık makamı, Şeyhu’l-İslâmlığa bağlı resmî statüde yüksek memuriyetlerden biri idi. Bu itibarla reîsü’l-kurrâlık, o devrin şartlarında ve o devletin bürokratik yapılanmasında âli derecede bir unvan ve mevki idi. Reîsü’l-kurrâ mertebesine erişen şahıs, ülkenin tüm kurrâ sınıfının ve kıraat tedris müesseselerinin başkanı sayılırdı. Buna göre Osmanlı’da reîsü’l-kurralık makamına atanmakla…

Okumaya devam edin DÜNYAMIZDAN BİR YILDIZ DAHA KAYDI: REÎSÜ’L-KURRÂ HÂFIZ AHMED EFENDİ

Tacikistan Seyahat Hatıraları

Taciklerin Farsça konuşmaları sebebiyle, tarih ve kültür bakımından İranlılarla ve Sünnî Müslüman olmaları bakımından Türkler ile sıkı bağları vardır. Selahattin Semiz Uzm. Dr., Afiyet Hastanesi Başhekimi Genel Bilgi Kuzeyinde Kırgızistan, doğusunda Çin (Doğu Türkistan), güneyinde Afganistan ve batısında Özbekistan’ın yer aldığı ülkenin resmî dili Tacikçe; yüzölçümü 143.100 km2, nüfusu yaklaşık 10 milyon; başşehri Duşanbe olup, diğer önemli şehirleri Hucend, Kulyab ve Kurgantepe’dir.Tacikistan, yüzölçümünün yarısından fazlası 3.000 metrenin üzerinde olan yüksek dağ sıralarının geniş yer kapladığı bir ülkedir. Arazi yer şekilleri bakımından farklı bölgelere ayrılır. Kuzeyde Siriderya’nın (Seyhun) nehri boyunca Fergana vadisinin bir bölümü yer almakta ve en verimli tarım alanını oluşturmaktadır. Orta kesimde, Kırgızistan sınırı…

Okumaya devam edin Tacikistan Seyahat Hatıraları

Güneyin İncisi: ŞÂM-I ŞERÎF

Kendi dönemi ve vefatını izleyen zamanlarda “Kutbü’l-ârifîn” unvanıyla anıldı. Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethedeceğini, Yavuz Sultan Selim’in Şam’a geleceğini, keşif yoluyla önceden haber vermiştir Rıdvan CANIM Prof. Dr., Trakya Üni. Edebiyat Fak. Şam’dan önce size biraz Malula’dan bahsetmeliyim. Suriye seyahatimizin ilk konaklama yeri, Malula oldu. Arami dilinde “geçiş yeri, geçit” anlamına gelen bu kasabayı gelip görmeden önce bir düzlükler ülkesi diyebileceğimiz Suriye’de, neyin geçidi olabilir ki, diyebilirsiniz haklı olarak. Fakat coğrafi yapısıyla biraz Mardin ve çevresini andıran, muhteşem kayalık dağların çevrelediği, tarih öncesinden kalma mağara evleriyle Malula, bir zamanlar Hz. Meryem ve oğlu Hz. İsa’nın uğradığı bir yerleşim bölgesi olmuştur. Anlayacağınız Hristiyanların kutsal şehirlerinden biridir…

Okumaya devam edin Güneyin İncisi: ŞÂM-I ŞERÎF

Okulda Yapılabilecek Yazma Merkezli Çalışmalar

İyi bir okul, çıkardığı dergilerden de belli olur. En az bir derginin çıkmadığı okulda, okuma ve yazma faaliyetinin yeterli olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Sinan Özyurt Eğitimci-Yazar Bir okulun gerek personeli gerekse öğrencileri tarafından sevilmesini sağlayan ve mensuplarında aidiyet duygusu oluşturan unsurların başında okul iklimi gelir. Okul iklimini olumlu yönde etkileyen faaliyetlerden biri de okullarda yapılan okuma ve yazma çalışmalarıdır.  Bir önceki yazımızda, okulda birlikte okuma merkezli çalışmaları ele almıştık. Bu yazımızda da okullarda yapılabilecek yazma merkezli çalışmalardan bahsetmek istiyoruz. Şunu baştan belirtmek gerekir ki, yazma okumanın evladıdır. Okuma olmadan yazmaya geçilemez. Okumak, insanın yeni kelimelerle yeni dünyalarla tanışmasını ve ufkunun açılmasını sağlar. Yazmak, bir birikim işidir.…

Okumaya devam edin Okulda Yapılabilecek Yazma Merkezli Çalışmalar

Yine Yakmış Yar Storynin Ucunu, Instagram’da Sevda Çekmek Zor Diyor

“Konuşmak” sıradanlaştı, yeni dönemin Ali’leriyle Ayşe’leri bakışmakla yetinmeyip “çıkmaya” başladılar. Bu yeni ilişki biçimine batılıların “flört etmek” dediği kavramın Türkçeleşmiş halidir desek yeridir. Derviş Çelebi Sevgili dostlar, dergimizin ilk sayısında “ben varmam inekliye yoğurdu sinekliye” başlıklı bir makale yazmıştım. Okuyanlarınız hatırlayacaktır, bu yazı, bir türkü üzerinden kadın erkek ilişkilerini daha çok kadınların bakışı üzerinden anlamaya yönelik bir denemeydi. Bu kez, bu kadim meseleye biraz daha yakından bakmaya gayret edeceğim.  Elbette, süreci hazreti Âdem’den bu yana ele almak niyetinde değilim, bu kapsamlı bir kitabın konusu olabilir. Kendi kişisel hikâyemden yola çıkarak, 1970’li yıllardan bu yana gençlik dönemi kız erkek ilişkilerinin kısa tarihini yazmaya gayret edeceğim. Amacım…

Okumaya devam edin Yine Yakmış Yar Storynin Ucunu, Instagram’da Sevda Çekmek Zor Diyor

VELÂDET ŞİİRLERİ

Doğum yeri ve doğum zamanı manalarına gelen mevlid kelimesi, edebî ıstılahta ise Hz. Peygamber’in doğumu başta olmak üzere nübüvveti ile ilgili bazı önemli hadiseleri anlatan, genellikle mesnevi biçiminde yazılan manzum eserleri ifade eder. Ali ÖZTÜRK Prof. Dr., İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi "Bu şeb hurşîd-i evreng-i risalet geldi dünyâye Muhammed Mustafa’nın nûru saldı âleme sâye" Abdurrahman Refîa Efendi (ö. 1132/1720) İslâm kültüründe Hz. Peygamber’in doğumuna özel bir önem atfedilmiş ve bu kutlu hadisenin vuku bulduğu gün ve gece, yüzlerce yıldan beri çeşitli etkinliklerle yâd edilmiştir. Bu kıymetin bir alâmeti olarak Türk dinî edebiyatında doğum olayını merkeze konumlandıran “mevlid” adıyla bir edebî tür meydana getirilmiştir. Doğum yeri…

Okumaya devam edin VELÂDET ŞİİRLERİ

Kırk Kandil -8-

Saîd b. Zeyd (R.A) Saîd b. Zeyd’in, Hz. Ebubekir gibi İslam’ın Mekke’de yayılması için çalışanlardan biri olduğu kaydedilmektedir. Rıza SAVAŞ Prof. Dr., Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi Saîd b. Zeyd, Kureyş kabilesinin Adiy koluna mensup bir sahabidir. Onun babası Zeyd b. Amr İslâm gelmeden önce Mekke’de putlara tapmayan, onlar adına kesilen hayvanların etini yemeyen, şirke bulaşmamış ve Hz. İbrahim’in dini üzere hareket eden sayılı birkaç Hanîften biri idi.[1]  Çok genç yaşta İslâmiyet’i kabul eden Saîd b. Zeyd’in 13 veya 15. Sırada Müslüman olduğunu belirten kaynaklar bulunmaktadır. Kur’an-ı Kerim’de “Muhacirlerden es-Sabikune’l-Eevvelun” diye isimlendirilen İslam’da önde ve önce gelen Müslümanlardandır.[2]   Saîd b. Zeyd’in Ömer…

Okumaya devam edin Kırk Kandil -8-

İnci Mercan Gerdanlığı -7-

Abdurrahman b. Avf (R.A) İlim noktasında da Abdurrahman b. Avf, Rasûlüllah zamanında fetva veren, sonrası dönemlerde de fetvaları çok olan fakih sahabedendir. Ahmet Poçanoğlu Emekli Konya İl Müftüsü 7. HADİS :حديث أبو محمد عبد الرحمن بن عوف بن عبد بن الحارث بن زهرة بن كلاب بن مرة بن كعب بن لؤي، عن عبد الله بن عباس أنَّ عُمَرَ بنَ الخَطَّابِ رَضِيَ اللَّهُ عنْه خَرَجَ إلى الشَّأْمِ، حتَّى إذَا كانَ بسَرْغَ لَقِيَهُ أُمَرَاءُ الأجْنَادِ؛ أبُو عُبَيْدَةَ بنُ الجَرَّاحِ وأَصْحَابُهُ، فأخْبَرُوهُ أنَّ الوَبَاءَ قدْ وقَعَ بأَرْضِ الشَّأْمِ. قَالَ ابنُ عَبَّاسٍ: فَقَالَ عُمَرُ: ادْعُ لي المُهَاجِرِينَ الأوَّلِينَ، فَدَعَاهُمْ فَاسْتَشَارَهُمْ، وأَخْبَرَهُمْ أنَّ الوَبَاءَ قدْ وقَعَ بالشَّأْمِ، فَاخْتَلَفُوا؛ فَقَالَ بَعْضُهُمْ: قدْ…

Okumaya devam edin İnci Mercan Gerdanlığı -7-

Bilmek Ne İşe Yarar, Bilince Ne Oluyor?

Etimolojinin dolaylı olarak da olsa itiraf etmesi bir tarafa her okul, bir ekol yani klişedir. Öğrenciler kurulmuş bir cümlenin arkasında sıra olurlar. Zihin okulun dışına çıktıkça özgürleşir. Sınıftan avluya ve bahçeye, oradan da sokağa taşan eğitim-öğretim kalıbını kırmış sayılır. Dört duvar arasında derslik dışına çıkmayan eğitimin statükoya adam yetiştirmekten öte bir fonksiyonu yoktur. Hüseyin AKIN Okul, mektep ve medrese... Üçünün de iddiası “yetiştirme” üzerinedir. Okul, “okumak” kelimesinin içerdiği anlama işaret ediyorsa da “Ekol” ve “School” sözcüklerine de sürünerek geçer. Şayet okumak anlamını seçiyorsak, okumayı merkeze alan bir eğitimi öne çıkarıyoruz demektir. Mektep, 20. yüzyıla kadar halk eğitiminin yaygın adı idi. Eğitimin temeli mekteplere dayanırdı. Kelimenin…

Okumaya devam edin Bilmek Ne İşe Yarar, Bilince Ne Oluyor?