Merhum Mehmed Zahid Kotku (1897-1980) Hocamız ve Ehli Sünnet Çizgisinde Tasavvuf

Seksen seneyi aşkın ömrünü “Kale Allah, kale Resulullah” diyerek, insanları hakka çağıran, hal ile kali birleştirip hakiki bir mürşit olarak hizmet veren hocamızın bereketi, geride bıraktığı eserlerinde gözükmektedir. Ali Rıza Temel İslâmî şuur ve zevkine vararak halisane şekilde yaşama mesleği olan tasavvuf, Kuran-ı Kerim’i ve Hz. Peygamberin örnek hayatını, ferdî ve toplumsal hayatımıza aktarmayı hedeflemektedir. Kitap ve Sünnete uygun hayatı en canlı yaşayanlar, farzlar yanında vacip ve nafileler hususunda en fazla titizlik gösteren sofilerdir. Şekil ve merasimlere takılıp kalmayan tasavvuf, İslâm’ın gerçek ve canlı manada bir uygulamasıdır. Zaten tasavvuf ıstılahlarının pek çoğu, Kuran ve Sünnetten alınmadır. Tezkiye, zikir, tevekkül, zühd, kanaat, tefviz-i umur, Rabbanilik, fakr,…

Okumaya devam edin Merhum Mehmed Zahid Kotku (1897-1980) Hocamız ve Ehli Sünnet Çizgisinde Tasavvuf

Mehmed Zahid Hocaefendi’nin Cihad Anlayışı

Mehmed Zahid Kotku, İslâm’ı üçe ayırır: ednâ (en alt: Müslüman olmak), evsat (orta: İslâm’ı yaşamak) ve âlâ (en üst: İslâm’ı yaymak). En üsttekinin cihad olduğunu vurgular. Mustafa ÖZEL Prof. Dr., FSMVÜ İslami İlimler Fak.  “İslâm’ın temel kavramları nelerdir?” dendiğinde, akla hemen gelivermeyen bir kavramdır cihad. Bu durum eskiden de mi böyleydi, bilinmez. Oysa “Allah’ın mesajının insanlara ulaştırılmasında, dininin yayılmasında en mühim unsur cihaddır” desek, yeridir. Cihadın tek hedefi vardır, o da i’lâyi kelimetullâh’tır, yani Allah’ın sözünün yüceltilmesi. Cihad kavramıyla ilgili şöyle de bir sorun vardır. Batılıların kirlettiği İslâm’ın ulvi kavramlarının başında gelir. Sömürgecilik döneminde ve sonrasında İslâm coğrafyasında işgalcilere karşı gösterilen direniş ve mücadelenin kırılması…

Okumaya devam edin Mehmed Zahid Hocaefendi’nin Cihad Anlayışı

XX. Yüzyılda Peygamber Vârisi Bir Âlim: Mehmed Zâhid Kotku Hazretleri

Kotku Hazretleri’nin irşad ve davetinde, şeriata olan vurgu çok açık ve kesindir. Dolayısıyla şeriatsız bir tasavvuf anlayışı batıldır. Şeriat ise ilim temeli üzerine kâimdir. Nasıl ki marifet ancak ilimle mümkün ise tasavvuf da ancak ilim temeli üzerine inşa edilebilir. Bu ilim, öncelikle zâhir ilmi diyebileceğimiz fıkıh ve kelam ilmi üzerine bina edilir. Bu minvalde Kotku Hazretleri özellikle sahih bir akide ve fıkıh bilgisi olmadan sufi olunamayacağının altını çizer. Mülayim Sadık Kul Ölümüyle birlikte ilk defa adını duyduğum, gönül dünyamın en müstesna yerine yerleşen bu güzel insanın tasavvuf anlayışını anlatmak görevi bu fakire tevdi edildi. Haddim olmasa da bu fırsatın kaçırılmayacağını düşündüm. Zira böyle bir Allah…

Okumaya devam edin XX. Yüzyılda Peygamber Vârisi Bir Âlim: Mehmed Zâhid Kotku Hazretleri

LATİN HARFLİ İLK TEZKİRETÜ’L-EVLİYA TERCÜMESİNİN İZİNDE: M.Z.K. NEŞRİ

Tezkiretü’l-evliya tercümesi, Latin harfleriyle ilk kez Mehmed Zahid Kotku (rahmetullâhi aleyh) tarafından neşredilmiştir. Ali ÖZTÜRK Prof. Dr., İstanbul Üni. İlahiyat Fak. Ferüdiddîn-i Attâr’ın (v. 618/1221) Tezkiretü’l-evliya isimli eseri veli, Allah dostu olarak tanınmış kişilerin hayatlarından, ibretli hikâye ve kerametlerinden bahsedildiği, sözlerinin nakledildiği menkıbe türünün en meşhur örneğidir. Feridüddîn-i Attâr’ın diğer eserleri gibi Tezkiretü’l-evliya’nın da çok erken devirlerden itibaren Türkçeye tercüme edilmeye başlandığı görülmektedir. İlk tercümesinin Aydınoğlu Mehmet Bey’in (v. 734/1334) isteği üzere[1] yapıldığı anlaşılan Tezkiretü’l-evliya, Beylikler devrinden başlayarak müteakip dönemlerde Türkçeye birkaç defa çevrilmiştir. Bunlardan bir kısmının mütercimi bilinirken diğer bir kısmının mütercimleri hakkında yeterli bilgi bulunmamaktadır.[2] Bu çeviriler üzerine çok sayıda gramer incelemesi[3] ve…

Okumaya devam edin LATİN HARFLİ İLK TEZKİRETÜ’L-EVLİYA TERCÜMESİNİN İZİNDE: M.Z.K. NEŞRİ

Mehmed Zahid Kotku’ya Göre Nefis Terbiyesi

Nefis, aklın ve vahyin denetim ve gözetimi altında tutulmalıdır. Nefis her ne kadar mahza kötü olarak görülse de ıslah ve terbiye edilip disiplin altına alındığında âhiret amelleri için kendisinden yararlanılabilmektedir. Ömer ÖZGÜL Dr., DİB Atama 1 Daire Başkanı Ressam: İlhami Atalay, "Kalp ve Nefsin Savaşı"  “Nefis, içinde İblis’in saklanıp gizlendiği bir mahzen, huzura ve rahata erdiği bir sığınak gibidir. Onu tanıdığında ona galip gelmen kolaylaşır.” Hâris el-Muhâsibî İnsanoğlu dünya pazarına çıktı çıkalı bir anlam, mutluluk ve sonsuzluk arayışındadır. Bu arayışta, maddi yönünden çok manevi yönü önem arz etmektedir. Nitekim insan, maddi olarak her istediği imkânı elde etse de gerçek mutluluğa sahip olamamaktadır. Her daim ruhunun…

Okumaya devam edin Mehmed Zahid Kotku’ya Göre Nefis Terbiyesi

Kilit ve Anahtara İhtiyaç Duyulmayan Bir Dünya

İslâm tasavvufunda elbette zikrullah önemli bir yer teşkil etmektedir. Ancak, asıl öncelikli konu nefis terbiyesidir. Enâniyeti yani bencilliği bir tarafa bırakıp, diğer insanların haklarını gözetmek, bu terbiyenin en önemli unsurlarındandır. Nefis terbiyesi ile kişi edep sahibi olur. Mucahid YILDIZ Teknikte hızla ilerleyen dünyamızın insanları, nefis terbiyesi ve onun tezahürü neticesinde hızla edep hususunda Avrupa Ortaçağ’ına doğru gerilemektedirler. Avrupa Ortaçağ’ını hatırlarsak eğer; zayıfların ezildiği, aşağılandığı, güçlülerin daha fazla güç sahibi olduğu, adaletin akıllara bile gelmediği, zulmün ayyuka çıktığı bir zaman dilimidir. Bütün bu baskı ve tağutî düzene karşı ayaklanamayanların, inzivaya çekilmekten başka çarelerinin kalmadığı bir dünyadır. Aynı çağda İslâm dünyasının tarihine baktığımızda; tabir-i caizse Batı’nın keşişlerine…

Okumaya devam edin Kilit ve Anahtara İhtiyaç Duyulmayan Bir Dünya

Mehmet Demir Hoca, Mehmed Zahid Kotku Hocaefendi’yi Anlattı

Bu yüzden ilk zamanlarda Hocamızı tanımayan ve sonradan “gelemedik” diyenlere, “sizde değil kabahat yahu bizde” diyormuş. “Biz sizi celb edemedik. Getiremedik. Kabahat bizdedir, sizde değil” diyormuş. İNSİCAM Kendinizi kısaca tanıtır mısınız? Bendeniz Mustafa oğlu Mehmet Demir, 1938 de Ordu Çaytepe’de doğdum. Çaytepe ilkokulunda okudum. Perşembe’de hafızlık yaptım. Sonra 1954’te Arapça’ya başladım Perşembe vaizinde.1955’te İstanbul’a geldik. İsmailağa Kuran Kursuna girdik. 1957’ye kadar orada okuduk. Abdullah Vanlıoğlu Hoca, İhsan Mehmetalioğlu, Çolak Mehmet Efendi bizim o dönemki hocalarımızdı. Ordu Selimiye Camii’nde imam vekilliği yaptım, Kuran Kursu kadrosuyla 1966’dan 1972’ye kadar köyde vazife aldım. Daha sonra Yalova’da görev yaptım ve sonra da Üsküdar’a geldik. Haseki Eğitim Merkezi açıldı ve…

Okumaya devam edin Mehmet Demir Hoca, Mehmed Zahid Kotku Hocaefendi’yi Anlattı

Ahmet Akın Çığman Hocanın Gözünden Zahid Efendi

Ahmet Akın Çığman, 1945 Kayseri doğumludur. Ailesi itibariyle Çankırılıdır. Çığman, her ne kadar Ankara İmam Hatip Lisesi’ne başlasa da buradaki eğitimden memnun kalmaz ve okuldan ayrılır. Bu ayrılık ile Konya, Siirt, Tillo, Van, Medine, Şam gibi yerlere giderek ilmi hayatını buralarda zenginleştirdi. Medreselerde İslâmî ilimler okudu. Askerlik sonrası Ankara’da Cemal Öğüt ve Bitlisli Tahir Silahtaroğlu hocalardan da bir süre ilmi dersler aldı. 1968’de yirmi üç yaşındayken, Mehmed Zahid Kotku Hocaefendi’ye intisap etti. Sonraki yıllarda İslâmî İlimler Araştırma Enstitüsü bünyesindeki Hadis Enstitüsü’nde 8 yıl ders verdi. Son yıllarda yaşadığı sağlık sorunlarından dolayı tedristen uzak kaldı. Hocamıza Cenâb-ı Hak’tan tedris günlerine dönmesini niyaz ediyoruz. İNSİCAM Hocamızla nerede,…

Okumaya devam edin Ahmet Akın Çığman Hocanın Gözünden Zahid Efendi

Ülkemizin Manevi Mimarlarından Mehmed Zahid Kotku Hocaefendi’yi Talebesi Dr. Metin Erkaya’ya Sorduk

14 Kasım günü cuma namazından önce, Süleymaniye Camii’nin içi, dışı, avlusu ve çevre sokaklar, yollar cemaatle doldu. Yurdun hemen her tarafından ve yurtdışından gelenler görülüyordu. Üzgün fakat çok vakarlı bir kalabalık vardı. Hemen herkes sessiz sessiz ağlıyordu. İNSİCAM 1- Merhum Hocaefendi ile tanışmanızdan bahseder misiniz? Lisede öğrenciydim. Okuduğum kitaplardan bir kâmil mürşidin gerekli olduğunu öğrenmiştim. Yıldız Teknik Üniversitesi Mühendislik’te okuyan bir ağabeyimiz (Rüstem Altınbaş), Hocaefendi'den bahsetti. İskenderpaşa Camiinde yaptığı zikirle ilgili bir sohbeti kasetten dinledim. Çok etkilendim. Kendisini ziyaret etmek istedim. Yazın İstanbul’da, YTÜ Mühendislik’te okuyan arkadaşların bir kampı varmış. Kampa katılmak için Rüstem Ağabeyle birlikte İstanbul’a gittik. Ortaköy’de Abdurrahman Paşa Köşkü’nde kalıyorduk. Bir pazar…

Okumaya devam edin Ülkemizin Manevi Mimarlarından Mehmed Zahid Kotku Hocaefendi’yi Talebesi Dr. Metin Erkaya’ya Sorduk

Ülkemizin Manevi Mimarlarından Mehmed Zahid Kotku Hocaefendi’yi Talebesi Zekeriya Karaman’a Sorduk

İddiasız ve çok doğal konuşur ama toplumun her meselesine ilgi gösterip temas ederdi. Kültürden sanata, ticaretten sanayiye ve siyasetten ahlâka ve özellikle güzel ahlâka, gençliğe çok önem verirdi. İNSİCAM Mehmed Zahid Kotku Hazretleri’nin gençlerle irtibatı nasıldı? Bilhassa onlarla bu kadar alakadar olmasının özel bir sebebi var mıdır? Ne düşünüyorsunuz? Gençlerle ilgilenmek, Gümüşhanevî Dergâhı’nın bir geleneğidir. Özellikle rahmetli Hasip Efendi ve Aziz Efendi zamanında Ümmü Gülsüm Camii’nde başlayan teknik üniversiteli gençlerle ve diğer üniversitelerdeki gençlerle olan sohbetler, 1952 yılında Hocaefendi’nin göreve başlamasıyla devam etti. Hocamızın İskenderpaşa’ya intikalinden sonra bu çalışmalar ivme kazandı. Özellikle pazar günleri yapılan hadis sohbetleri, bütün gençlerin ilgiyle takip ettiği derslerdi. İskenderpaşa aynı…

Okumaya devam edin Ülkemizin Manevi Mimarlarından Mehmed Zahid Kotku Hocaefendi’yi Talebesi Zekeriya Karaman’a Sorduk