Aliya İzzetbegoviç’in Seyahatlerine Dair

Aliya’yı Mayıs 1994’te Mekke’de hac ibadeti yaparken görürüz. Burada hacılara ve Boşnaklara bir hitapta bulunmuştur.[1] 15.08.1994’te Tahran’dadır. 27 Eylül 1994’te New York’ta BM Genel Kurulu’nda hitap etmiştir. 5 Aralık 1994’te AGİT Zirvesi için Budapeşte’dedir. 13 Aralık 1994’te ise İslam Konferansı Örgütü Toplantısı için Kazablanka’ya geçmiştir. Ahmet ÇAPKU Prof. Dr., Kırklareli Üni., Fen Edebiyat Fak. Kureyş suresinde kış (Yemen/güney) ve yaz (Şam/kuzey) dönemlerinde yapılan ticari yolculuklara yer verilir. Bu yolculuğun gerçekleşebilmesi şartı, îlâf (karşılıklı menfaat ve dayanışmaya bağlı anlaşma) halidir. Îlâf’ın kuvveden fiile geçebilmesi için Hz. Peygamber’in dedesinin ne çok gayret sarf ettiği, tarih kitaplarında kayıtlıdır. Çünkü, Mekke gibi ticaretle ayakta kalabilen bir şehirde hayatın devamı,…

Okumaya devam edin Aliya İzzetbegoviç’in Seyahatlerine Dair

Bir Entelektüel Lider Olarak Aliya İzzetbegoviç

Bütün liderler gibi Aliya’nın liderlik özellikleri onunla ilgili yazılan ya da konuşulanlardan ziyade yazılmayan veya konuşulmayanlarda yatmaktadır. Ancak satır aralığından okunabilen özgün liderlik karakteri Aliya’nın destansı mücadelesinin de belirleyicisi olmuştur. Hüseyin AKIN Şair-Yazar Liderlik, bir zor zaman sanatıdır. Direnme gücü, kriz yönetebilme ve mukavemet, liderliğin alamet-i farikalarındandır. Kolay zamanlar saltanat sahiplerine mahsus boş alanlarda at koşturup cirit atma zamanlarıdır ki tarih onları en fazla bir-iki dönem sırtında taşıyabilir ve sonra yok olup giderler. Sahici liderler çağının neredeyse kapanmaya yüz tuttuğu bir süreçte insanlığın ümidini diri tutan şahsiyetler de yok değil elbette. Bilge Kral olarak tanınan bağımsız Bosna Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç tüm dünya Müslümanlarının…

Okumaya devam edin Bir Entelektüel Lider Olarak Aliya İzzetbegoviç

Aliya’nın Düşünce Dünyamıza Mirası

Aliya için aklın, adaletin ve hikmetin Müslüman bireylerin her birinde inşa edilecek ahlak ve karakter nezdinde önemi, birincildir. Yine O’na göre derin ve ulvi hasletlerin edinilmesinde erdemli bir Müslüman portresini destekleyecek yegâne unsur, vahiydir. Şehnaz FINDIK Aliya İzzetbegoviç, İslâm’a dair sunduğu tezlerin hemen hepsinde tanımların ve sınırların kutsandığı bağlamı reddeden bir anlayışla yeni bir dimağ, yeni bir paradigma ortaya koymayı savaşın kendisi olarak telakki eder. Çünkü O’nun savaşı, Bosna’nın ötesine taşan gerçek bir savaş meydanını, zihinlerin ve kalplerin işgalini işaret eder. Aliya’nın Müslümanların zihinlerine, kalplerine ve toplumlarına bıraktığı bu savaş meydanı, mirasın ta kendisidir. Bu savaş, mutlak surette muvaffak olmaktan çok gayretle ortak olmamız gereken…

Okumaya devam edin Aliya’nın Düşünce Dünyamıza Mirası

Mesul ve Hür İnsan: Aliya İzzetbegoviç’ten Mülhem Bir Değerlendirme

İzzetbegoviç, bu bakış açısına imkân tanır. Bu imkânın izini bir soru ve ona verilebilecek cevap çerçevesinde sürmeyi deneyebiliriz. Kişi, dışarıdan gelen ve görünen bir varoluş (ex-istere) ile mi var olur, yoksa içinden doğan bir varoluş (in-sistere) ile mi? İzzetbegoviç, varoluşun temel dinamiğinin içten geldiğini, bunun îman ve niyet ile şekillendiğini, bu temel üzerine hâricî varoluşun (ex-sistere) ise idrâk, irâde ve amel ile inşâ edilebileceğini düşünür. Onun görüşüne göre, iç varoluş îmanın ışığıyla; dış varoluş ise îmanın gücüyle neşet edecek hayırlı amellerle kurulur. İç ve dış, ancak birlikte uyum içinde olursa, sağlam ve sürekli bir varoluş ve şahsiyet varlığı meydâna gelebilir. Şahsiyet ise mesûliyet ve hürriyet…

Okumaya devam edin Mesul ve Hür İnsan: Aliya İzzetbegoviç’ten Mülhem Bir Değerlendirme

Aliya İzetbegoviç’in İslâmcılığa Katkıları Üzerine Bir Deneme

Aliya’nın çağrısı karşılık bulmuş olacak ki Bosna’da pörsüyen İslâm ruhu tekrardan canlanmış, dünyanın her yerinden Müslümanlar Bosna’ya akın etmişti. Türkiye İslâmcılığı özelinde değerlendirecek olursak doksanlı yılların gündemini oluşturan en önemli konu Bosna’daki Müslümanların vermiş olduğu varlık mücadelesiydi. Burak ÇETİK Her yıl takvimler 19 Ekim’i gösterdiğinde Aliya İzetbegoviç’i vefat yıldönümünde anma programları yapılır. Bu programlarda genel olarak vurgulanan liderliği ve bilgeliğidir. “Bilge Kral” tamlamasıyla yapılan bu vurgu, doğru olmakla beraber çoğunlukla altı doldurulmayan bir ifadedir. Konuşmalarda genelgeçer ifadelerle Aliya övülür fakat fikirleri tartışılmaz. Bunun istisnaları olmakla beraber ne yazık ki tablo bu şekildedir.  Öncelikle bu tarz programlarda yapılan salt övgülerden oluşan konuşmaların, Aliya’nın düşüncelerine aykırı olduğunu…

Okumaya devam edin Aliya İzetbegoviç’in İslâmcılığa Katkıları Üzerine Bir Deneme

Aliya’ya İzzetbegoviç’e Göre İslam Dünyasında Kadın ve Aile

Anneden gördüğü dinî eğitimin etkisiyle Aliya, çocuklarına da aynı şekilde yaklaşır. Şefkatle ve baskı olmadan verilen dinî eğitimin, aile bağlarını güçlendirebileceğine inanır. Bu yaklaşım, Aliya'nın aile ve din eğitimi konusundaki değerlerini birleştirerek çocuklarına sağlıklı bir şekilde aktarmasını sağlar.  Hatice BALİN Uzm. Sosyolog İslam'a dayalı düalist bir anlayışa sahip olan Aliya, tüm boyutlarıyla tevhid ilkesini benimser. Tevhid, birliğe ve tekliğe işaret eder ve Aliya'ya göre varlık, sebep-sonuç ilişkileriyle birbirine bağlı bir bütün olarak anlaşılmalıdır. Aliya İzzetbegoviç'in düalizm kavramını anlamak için ortaya koyduğu dünya tasnifine göre, dünya görüşlerini üç ana kategoriye ayırdığı anlaşılmaktadır: İzzetbegoviç'e göre, mâneviyatçı dünya görüşü, madde ötesi gerçekliği vurgular. Bu dünya görüşü, maddi olmayan,…

Okumaya devam edin Aliya’ya İzzetbegoviç’e Göre İslam Dünyasında Kadın ve Aile

Üçüncü Yolu Tercih Eden Bilge: Aliya

Malum olduğu üzere Avrupa’nın ortasında, Bosna’da, bir cinnet yaşanır. Binlerce Müslüman katledilir. Bu, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’nın şahit olduğu en büyük kıyımdır. Dünya, sessizliğe bürünür. Çünkü ölenler Müslümandır. Abdulvehap BALLI Aliya, ütopyaya karşıdır. Çünkü bütün ütopyalar, yeryüzünde cennet kurma hayali peşindedirler. Aliya’nın hayatı ise bir dramdır. Dram insanla, ütopya dünya ile uğraşır. Peki, ütopik bir toplum modeli kurmak mümkün müdür? Aliya’ya göre insanın yeryüzüne indirilmesiyle bu mümkün değildir. Aliya, mükemmel insanın, mükemmel toplumun peşinde değildir. Tüm istediği, normal insanlar ve normal bir toplum. Oysa Aliya, duruşuyla bizlere hep bir ideali hatırlatır: “Toplumları bilge insanlar yönetmeli.” Farabi’nin erdemli şehir ütopyası belki o zaman gerçek olur.…

Okumaya devam edin Üçüncü Yolu Tercih Eden Bilge: Aliya

Aliya’nın Özgürlüğe Kaçışından Notlar

Aşırı okumak bizi daha akıllı yapmaz. Kimi insanlar sadece kitapları "yutar." Onlar bunu, okunmuş olanların "hazmedilmesi," işlenmesi, içselleştirilmesi ve idraki için elzem olan düşünme aralığı olmadan yaparlar. Tıpkı arının topladığı çiçek tozunu bala dönüştürmesi için bir "içsel" gayret ve zaman gerekmesi gibi, okumak için de şahsi katkı gereklidir. Sinan ÖZYURT Aliya İzzetbegoviç 20. yüzyılın en önemli Müslüman düşünür ve liderlerinden biridir. O, düşünce ve eyleminin bedelini defalarca ödemiş bir dava adamıdır. 1983 yılında fikirlerinden dolayı 14 yıl hapse mahkûm edilir ve beş yıl cezaevinde kalır. Bu süre zarfında okumak, düşünmek ve yazmak onun için özgürlüğe kaçışın bir yolu olur. Zor şartlar altında şifreli ifadelerle kaleme…

Okumaya devam edin Aliya’nın Özgürlüğe Kaçışından Notlar

Gençlere Neden Aliya Okutmalıyız?

Aliya; başkayı, başkasını, iyi tanır, tanıtır. Batı nedir, Doğu nedir, bilir. Sezai Karakoç, hatırlayalım, Diriliş Neslinin Âmentüsü kitabında diriliş erinin özelliklerini anlatırken bunu söylüyordu. Doğu’yu ve Batı’yı bilir, diyordu. Batı’yı içinde yaşadığı coğrafya nedeniyle, Doğu’yu da din kardeşliği vasıtasıyla, bağ kurduğu toplumlar nedeniyle bizzat tanıyan Aliya, bizi bir diriliş eri yapamaz mı? Yapar. Harun YAKARER Müslümanlar olarak ortak bir kaygımız var diye düşünüyorum. Kaygısız olanları ve siyasetçileri bir kenara bırakarak söylüyorum. Bu kaygının adı, yeni nesiller. Türkiye’de bir araştırma yapılsa genel olarak ne yetişkinler gençlerden ne de gençler yetişkinlerden memnun ve ümitvar olduğunu söyler. Halbuki kaygılarımızın ortadan kalkabilmesi, sorunlarımızın çözülmesi için önce ümit etmek gerekir.…

Okumaya devam edin Gençlere Neden Aliya Okutmalıyız?

Kaybedenlere Hayranlığımız Nereden Kaynaklanıyor?

İzzetbegoviç, vazife ahlakının pratikte karşımıza çıkan gerekçelerinden bahsetmektedir. Merhamet, diğerkâmlık, kahramanlık, fedakârlık, iyiyi ve adaleti isteme gibi kavramlar veya tecrübeler, özü itibariyle yarar gözetmeyen tecrübelerdir. Bu bir ruh-beden düalizmini zımnen kabul ederek, vazife ahlakı, ruhun varlığından kaynaklanmaktadır şeklinde bir temellendirmedir. Latif TOKAT Prof. Dr., Ankara Sosyal Bilimler Üni. İlahiyat Fak. Aliya İzzetbegoviç’in hem Doğu Batı Arasında İslam hem de Özgürlüğe Kaçışım adlı eserlerinde ahlak felsefesi hakkındaki düşüncelerine yer verirken vurguladığı iki kavram, “vazife” ve “fedakârlık”tır. Bununla birlikte pek çok yerde, fedakârlıkları veya ahlaklılıkları nedeniyle “kaybedenler”e duyduğumuz hayranlığın ve sempatinin nereden kaynaklandığını sorgular. Kaybedenlere duyulan hayranlık, ahlak felsefesinin vazife ahlakı olarak gerekçelendirilmesi için İzzetbegoviç’in kullandığı fenomenolojik…

Okumaya devam edin Kaybedenlere Hayranlığımız Nereden Kaynaklanıyor?