Bütün liderler gibi Aliya’nın liderlik özellikleri onunla ilgili yazılan ya da konuşulanlardan ziyade yazılmayan veya konuşulmayanlarda yatmaktadır. Ancak satır aralığından okunabilen özgün liderlik karakteri Aliya’nın destansı mücadelesinin de belirleyicisi olmuştur.
Hüseyin AKIN
Şair-Yazar

Liderlik, bir zor zaman sanatıdır. Direnme gücü, kriz yönetebilme ve mukavemet, liderliğin alamet-i farikalarındandır. Kolay zamanlar saltanat sahiplerine mahsus boş alanlarda at koşturup cirit atma zamanlarıdır ki tarih onları en fazla bir-iki dönem sırtında taşıyabilir ve sonra yok olup giderler. Sahici liderler çağının neredeyse kapanmaya yüz tuttuğu bir süreçte insanlığın ümidini diri tutan şahsiyetler de yok değil elbette. Bilge Kral olarak tanınan bağımsız Bosna Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç tüm dünya Müslümanlarının kabul ettiği önemli liderler arasındadır. Onu önemli kılan hasletler şartların ve koşulların üzerine çıkarak sonuçları kendi lehine değiştirebilme iradesinde yatmaktadır. Bütün liderler gibi Aliya’nın liderlik özellikleri onunla ilgili yazılan ya da konuşulanlardan ziyade yazılmayan veya konuşulmayanlarda yatmaktadır. Ancak satır aralığından okunabilen özgün liderlik karakteri Aliya’nın destansı mücadelesinin de belirleyicisi olmuştur. İşte bir ömrün satır aralığından derlediğim Aliya’ya dair bilgelik ve de liderliğin müjdecisi bazı unsurlar:
- Önce toprağa eğilip sonra insana ve hakka yönelmek.
Bu özelliğin Aliya’daki hayata dönük tarafı, Ziraat Fakültesi’nde geçen iki yılın ardından Hukuk Fakültesi’ne geçiş yapmak şeklinde tezahür etmiştir.
- 16 yaşında iken Müslüman Gençler Kulübü’nü kurması, bilahare El-Hidaye topluluğunda aktif biçimde çalışması.
16 yaş, sosyal atılım için erken sayılabilecek bir yaştır. Bu, mücadeleci ruhun çocukluk çağında demlendiğinin göstergesidir.
- Hırvat ordusunda askerlik yapmamak için Saraybosna’dan Gradçaç’a kaçması.
Kişiliğini tahrip edebilecek sömürgeci ve istilacı niyet ve güçlere karşı tavizsiz bir duruş sergilemenin eylemsel şeklidir bu.
- Savaş esnasında Bergson ve Kant gibi Batılı meşhur filozofların temel metinlerini okumuştur.
Savaş’ın zihinsel bir cephesi olduğunu ancak Aliya gibi inanç göğüne sahip olanlar idrak edebilirler.
- Aliya, 14 yıl hapis cezasına çarptırıldığında mahkeme şayet pişmanlık duyup bir daha siyasal faaliyetlere girmeyeceğine dair söz verirse kendisini serbest bırakacağını söylemesine rağmen Aliya buna boyun eğmemiştir.
- 1970 yılında tekrar hapse girmesinin sebebi “İslam Deklarasyonu” adlı yazdığı kitaptı. İçinde İslam olmayan hiçbir davanın bedelini ödemedi. Dünyalık hiçbir derde tenezzül etmedi.
- 1987 yılında yazdığı Doğu Batı Arasında İslam kitabı, gerçek Müslüman bir liderin entelektüel arka planını ve düşünsel birikimini ortaya koyması bakımından anıt kitap değerindedir.
Aliya İzzetbegoviç bu kitapla alışıldık İslamcı lider portresinin çok üzerinde bir portre oluşturmuştur. Derinlikli düşünce, sanat, edebiyat ve felsefi donanım, siyasi anlamda dirayetin besleyici unsuru olmuştur.
- Çağını çok iyi tanıyan, yaşanan zamanı ıskalamayan, algısı açık bir Müslüman şahsiyetti Aliya.
Bu yüzden onu ne dogmatik Kemalistler ne de şabloncu dindarlar anlayamadılar. Bu iki zümre şayet onu anlamış olsaydı, muhtemelen Aliya’nın fikirleri gibi mücadelesi de tahrif edilmiş olacaktı.
- Eleştirel bakış açısı, geniş perspektif.
Aliya’ya ait şu cümle aynı zamanda İslam toplumlarındaki problemleri doğru yerden kavrayabildiğinin somut ifadesidir: “Ben olsam Müslüman Doğu’daki bütün okullara eleştirel düşünme dersi koyardım, pek çok zaafın kaynağı budur”
- ● Bilgeliği de liderliği de hiçbir zaman sonuç almalar üzerine gelişmemiştir.
“Savaş ölünce değil, düşmana benzeyince kaybedilir” sözünden savaşı sadece her şekilde galip gelmek ve silahlanmak zannedenler elbette fazla bir şey anlamayacaklardır.
