Film Yapmak ya da Film Sanatı Üzerine Bir Şeyler Yapmak

Film üzerine bir şeyler yapmaya gelince… Bu temelde bağımlı bir ilişkidir. Evvelce bahsettiğimiz meşakkate gelemeyenler, film sanatına olan bağlılıklarından ötürü film üzerine bir şeyler yapmaya yönelirler. Kahir ekseriyetin burada cem olduğu zahirdir. İlk akla gelen film eleştirisi yazmaktır. Mehmet Zahid BAŞAK Film yapmanın iki şekli mevcut. İlki, halihazırda mevcut bir fikrin filme dönüştürülmesinde yer almak. Kamera önünden kamera arkasına geniş bir yelpazede bir vazife alanıdır burası. İkincisi ise bir fikir ile yola çıkıp filme dönüşmesine öncülük ederek süreci yürütmek. İkinci yol daha meşakkatli lakin daha nitelikli olandır. Bu yolun ilk adımı fikrin zihinden diğer zihinlere geçişini ifade eden senaryo safhasıdır. Film sanatı için masada başlayıp…

Okumaya devam edin Film Yapmak ya da Film Sanatı Üzerine Bir Şeyler Yapmak

Sinema Hakikati Bulma Kapısı Olabilir Mi?

Baki,  Fuzuli, Nef’î,  Şeyh Galip dünyanın en güzel şiirini yazdıysa, o zamanda film üretmiş bir yönetmenimiz kabil olsa film çekse, eşsiz üstünlükte filmler ortaya koyardı. Şiirde olduğu gibi, diğer gelenekli sanatlarda olduğu gibi mecazdan hakikate yönelen güçlü bir dil kurulurdu sinema perdesinde de. İşte bu zayıf anımızda toplumumuza girmiş olan sinema ne yazık ki ruhumuzun, medeniyetimizin, mayamızın, temsillerimizin kötülenmesiyle de işe başladı. Nazif TUNÇ “Sinema hakikati bulma kapısı olacaktır. Yani bugün makine dairelerinden perdeye doğru akan o güçlü ışığın gönülleri de temizleyeceğine inanıyorum. Bu yüzden bunu gerçekleştirmenin de ancak kendi insanımızın, kendi toprağımızın, kendi irfanımızın keşfiyle, Müslümanca temsillerle mümkün olacağına inanıyorum.” Bizim sinemamız ne yazık…

Okumaya devam edin Sinema Hakikati Bulma Kapısı Olabilir Mi?

Mesut Uçakan ile Sinemayı Konuştuk

"Sinemaya dair ilgi ciddi planda daha çok gençlerde görülüyor. Yönetmen olmak artık pek çok gencin hayallerini süslüyor. Bu yüzden kısa film çalışmaları yoğunlukta. Ama profesyonel yönetmen olmak kolay değil tabii. Hem ağır işçiliğin altından layıkıyla kalkmak hem çarpık bir ortamda tutunmak zor iş." Yönetmen Mesut Uçakan ile sinema hakkında merak edilenleri konuştuk. İstifadenize. İNSİCAM S: Kıymetli hocam, kendinizden kısaca bahsedebilir misiniz? Sinemaya ilginiz nasıl başladı? Bizim gençliğimizde yani 1965-70 yıllarda sinema tek eğlencemizdi, heyecanımızdı, merakımızdı. 5-6 büyük sinema salonu vardı şehirde. Ortaöğretim dönemindeydim. Sinema kadar şiire, romana, senaryoya ve araştırma yazıları yazmaya da düşkündüm. Okumak ise delice bir düşkünlüktü. Bir roman yazdım ismini bile hatırlamıyorum,…

Okumaya devam edin Mesut Uçakan ile Sinemayı Konuştuk

Dizi ve Film Sektörümüz Küresel Karar Vericilerin Onay Sistemini Parçalayabilecek mi?

Türkiye’nin dizilerinin Latin Amerika’dan Uzak Asya’ya, Orta Doğu’ya sınırları aşarak ilerlemesi ve ABD’nin ardından en çok izlenen yapımlar olması planlama işinde usta olanları harekete geçirdi. Yakın zamanda ülkemizde küresel aktörlerin piyasaya girişini gördük. Bünyamin YILMAZ Dünya büyük bir altüst oluştan geçiyor. Teknolojinin ilerlemesi toplumları birbirine yakınlaştırmaktan ziyade güçlülerin elinde yeni bir silaha dönüşüyor. Bir taraftan küçülen dünyaya uzaydan bakan insanoğlu, öte taraftan sonsuzluk karşısındaki nokta varlığını göremeyeceği bir çizgiye doğru ilerliyor. İnsanlığın hayal dünyasını geçmiş asırlarda takip ettiği satırlar belirliyordu. Kitaplar vazgeçilmez unsurdu. Bu yüzyıla sinema damgasını vurdu ve hayal perdeye indi. Sesler radyodan dinleyiciye ulaşırken görüntüler televizyonla geldi. TV sinemayı bitirir mi sorusunun cevabı…

Okumaya devam edin Dizi ve Film Sektörümüz Küresel Karar Vericilerin Onay Sistemini Parçalayabilecek mi?

İhsan Kabil ile Sinema Okuryazarlığı Üzerine

"Film okumaları, sinema okuryazarlığı kapsamında ele alınabilir. Aslında film okuma, bir filmi derinlemesine anlamak için uzunca bir zaman diliminde kimi sahneleri durdurarak, belli bir sahnenin veya sekansın seyirciye ne ilettiği, bu bölümlerdeki imgeleme, diyalog, oyunculuk ve mekân çalışmasıyla yönetmenin ne kastettiği, belli imgelerin psikanalitik, fenomenolojik anlamda neye tekabül ettiği, manevi olarak ne denli aşkın bir dil ortaya koyduğu sürecini kapsar." Sinema Yazarı İhsan Kabil'e sinemaya dair sorular sorduk. İstifadenize. İNSİCAM S: Kıymetli hocam, kendinizden kısaca bahsedebilir misiniz? Sinemaya ilginiz nasıl başladı? 1959 İstanbul doğumluyum, on beş yıl yatılı okudum. Sinemaya ilgim, Yakacık Yetiştirme Yurdu’ndayken, yurtta gösterilen 16mm tarihi ve belgesel filmlerle ve Yakacık’taki sinemaların girişinde…

Okumaya devam edin İhsan Kabil ile Sinema Okuryazarlığı Üzerine

Kızılcık Şerbeti ve Kızıl Goncalar Örnekliğinde Muhafazakâr Kesimin Televizyon Dizilerindeki Temsili

Dizideki seküler karakterlerin dine bakış açıları ötekileştirme ve etiketleme noktasında etkiliyken muhafazakâr kesim ise dindarlığı mecburiyet, baskı ve kurallar çerçevesinde sunmaktadır. Bu durum, bizzat dindar olarak sunulan bireyler tarafından doğrulanmaya çalışılmaktadır. Hatice BALİN Uzm. Sosyolog Diziler, insanlar için vakit geçirmeyi sağlayan, onları günlük telaşlarından uzaklaştıran eğlence araçlarından bir tanesidir. Toplumumuzda TV izleme oranının kitap okuma vb. gibi etkinliklerden daha fazla vakit geçirildiği kaçınılmaz bir gerçek.  Dizilerde yansıtılan yaşantılar ve karakterler bazen doğrudan bazen de dolaylı olarak izleyicilerin zihnine belli yapıları inşa etmektedir. Dizilerin etkililiği, diziler aracılığıyla verilen mesajlar ile sağlanmaktadır.  Görsel sanatın bu anlamda toplumu dönüştürme gücü çok önemlidir. Görsel sanatın herhangi bir konuyu dizi…

Okumaya devam edin Kızılcık Şerbeti ve Kızıl Goncalar Örnekliğinde Muhafazakâr Kesimin Televizyon Dizilerindeki Temsili

Sinema Sektörümüz İkinci Kez Ölüm Döşeğindeyken

Dizi sektörümüz uzunca bir süredir, Amerika’dan sonra, dünyada ikinci büyük ihracatçı konumunda. Bu muhteşem bir başarı ve bunu sürdürebilmek için var gücümüzle çalışmaya devam etmeliyiz. Ancak varoluşsal bir farkı atlamamalıyız: Dünyanın her yerinde, lokomotif sinemadır; televizyon onu takip eder. Yeni bir teknoloji yahut yeni bir hikayeleme tekniği, her zaman önce sinemada varlık bulur, sonra bunun türevleriyle televizyonda karşılaşırız. Fatih MUTLU 35 milyon nüfusumuzun olduğu 1970’lerin başında yılda 300’den fazla filmin yapıldığı ve 120 milyondan fazla biletin satıldığı, ilk altın çağını yaşayan bir sinema sektörümüz vardı. Sinemamızın bağrına haince bir hançer gibi saplanan ve (dikkat; seyircinin “teveccühünü” kazandığı için) 1970’lerin ortasında gemi azıya alan erotik film…

Okumaya devam edin Sinema Sektörümüz İkinci Kez Ölüm Döşeğindeyken

Salih Diriklik ile Sinema Üzerine

"Filmlerin cazibesine kapılıp sinemaya amatör olarak ilgi duyan gençlerin aslında tavsiyeye ihtiyacı yoktur. Neler yapabiliyorsa yapar, kısa film çeker, yarışmaya katılır, tanıdığı varsa setleri ziyaret eder. Sonunda neye gücü yeteceğini kendi gözleriyle görerek işe devam eder veya vazgeçer. Sinemayı meslek edinme amacı olan gençlerin ise hangi branşında olursa olsun, sinema piyasasında sabit bir gelir garantisi olmadığını bilmesi gerekir. Eğer ikinci bir meslekleri varsa, bu onlara büyük avantaj sağlar." Yönetmen Salih Diriklik ile sinema üzerine söyleştik. İstifadenize. İNSİCAM S: Kıymetli hocam, kendinizden kısaca bahsedebilir misiniz? Sinemaya ilginiz ne zaman ve nasıl başladı? Lise yıllarında iyi ve seçici bir sinema seyircisi olduğumu hatırlıyorum. Sinemayla aktif ilgilenmemse üniversite…

Okumaya devam edin Salih Diriklik ile Sinema Üzerine

Kış Işığı: Tereddütte İnanmak

İnsan dünyayı yurt kılabilmek için ona inanmak zorundadır. Ancak bazen dünya aksar ve hasarlanır. İşte orada kaygı ve şüphe açığa çıkar: “İnandığımız dünya ya inandığımız gibi değilse?” Bu şüpheyi hesaba katarak bir şeylere gerçekten inanmaya ve ümit etmeye devam edebilir miyiz? Gökhan ÖZCAN Uzm. Psikolog “Tedirginlik, yaşam karşısındaki, kişisel gerçeğimiz karşısındaki gerçek davranıştır.” Søren Kierkegaard, Ölümcül Hastalık Umutsuzluk İnanç ya da dini literatürdeki karşılığıyla “iman” ile ilgili genel kanaat kabaca şöyledir: Bir kez inanan kişi, hep inanarak yaşamaya devam eder. Bu bakışa göre iman sabit bir edimdir. İnanmak yaşam yolculuğunda biteviye inşa ettiğimiz bir şey değil de; çoğu zaman bize verilenle yetindiğimiz, devinimden arınmış, pasif bir…

Okumaya devam edin Kış Işığı: Tereddütte İnanmak

Ayşe Şasa’nın “Yeşilçam Günlüğü” Üzerine

Yeşilçam Günlüğü’nde, Türk sinemasının 1960’lı yıllardan beri içine zorla itildiği yavan bir gerçekliğe maruz bırakıldığı iddia edilmektedir. Türkiye’deki sinemanın karmaşık durumunu Daryush Shayegan’ın Yaralı Bilinç kavramsallaştırmasıyla izah etmeye çalışmaktadır.[1] Şasa bu bilinç zedelenmesinin onarılması ve Türk sinemasında köklü bir bakış açısına sahip olmak için kapsamlı bir düşünüşün gerekliliğine işaret etmektedir. Furkan EMİROĞLU Araştırma Görevlisi, Sivas Cumhuriyet Üni. Türkiye’nin, bünyesine tiyatro ve sinemayı almasıyla gerçekleşen siyasi, toplumsal dönüşümünü “kadraj”ın, dolayısıyla senaristin ve yönetmenin tutumları, bunların toplumumuz üzerindeki tezahürleri önemli hale gelmiştir. Bu sanat faaliyetleri, içerdiği estetik ve teknik unsurlar ile ele aldığı dönemlerin incelenmesinde faydalı materyaller olarak görülmektedir. Bu amaçla, Türk sinemasının duayen isimlerinden Merhum Ayşe…

Okumaya devam edin Ayşe Şasa’nın “Yeşilçam Günlüğü” Üzerine