40 Yıl Sonra Doğu ve Batı Arasında İslam

Doğu Batı Arasında İslam, temelde bir insan ve ahlak felsefesi kitabı olarak kabul edilebilir. Hatta Aliya İzzetbegoviç’e bu çalışmasının bir felsefe doktora tezi olarak kabul edilebileceği teklifinde de bulunulmuştur. Mahmut Hakkı AKIN Prof. Dr., İstanbul Medeniyet Üni. Edebiyat Fak. Merhum Aliya İzzetbegoviç’in en önemli eseri 1984 yılında, Amerika Birleşik Devletleri’nde yayınlanan Doğu Batı Arasında İslam’dır. Eseri yayınlandığında kendisinin hapishanede olduğunu hatırlatmak gerekir. Bu kısa yazıda temel bir soru üzerinde durulacaktır. “Bu eser, Çağdaş Müslüman düşünce açısından neden önemlidir” sorusuna cevap aranacaktır. Doğu Batı Arasında İslam’ın ilk yayınlanmasının üzerinden 40 yıl geçmiştir. Bu kitap, sadece zaman ve mekân sınırlarında kendi coğrafyasındaki güncel meselelere odaklanan bir kitap…

Okumaya devam edin 40 Yıl Sonra Doğu ve Batı Arasında İslam

Türkçede Aliya Şiirleri

Şair dünyanın değersizliğini, onun bir istatistik oluşuna işaret ederek ifade eder. Dünyada artık her şey rakamlara indirgenmiştir. Rakamların büyüklüğü, yegâne değer ölçüsü olmuştur. İyiyi, güzeli, adaleti anlatması gereken şiirler, siparişle yazılır olmuştur. Egemenler her şeye olduğu gibi şiire de, kendi güçlerine güç kattığı oranda alan açmaktadırlar. Aynayı ayna yapan sır, dökülmüştür. Mustafa ESER Prof. Dr., FSMVÜ İslami İlimler Fak. Çizgi: Hilal Özder Olayların, şahsiyetlerin, kurumların nisyana terk edilmemesinin yollarından biri, onları yazmak, onları sanatsal ve kültürel enstrümanlarla kayda geçirmek, böylece tarihe not düşmektir. Bunlar arasında şiirin yeri ayrıdır, ayrıcalıklıdır. Peygamber Efendimizin Medine’yi nurlandırmasından (Talaa’l-bedru aleynâ) müslümanların Endülüs’te katledilmesine (Endülüs’e Ağıt) kadar birçok tarihi olay, şiirle…

Okumaya devam edin Türkçede Aliya Şiirleri

Savaşın Ortasında Barışın Hükümdarı: Aliya İzzetbegoviç

Aliya, eseri gibi doğu ile batı arasında iki cenahı da anlama ve tahlile tutma ehliyetine sahip yegâne düşünür ve liderdi. Ahmet MERCAN Bir dönemi ilmi, eylemi, irfanı ile ihya eden önderleri nasıl analım sorusu önemlidir. Tarihten günümüze taşıdığımız bu isimleri genelde yücelterek anarız. Şüphesiz hayır ekseninde ele almamız gereken bu durumda söz konusu şahsiyeti aşırı yüceltme yoluyla kendimizden uzaklaştırdığımızı fark etmeyiz. Aşırı yüceltme anmaya evet ama anlamaya engel bir durum oluşturur. Kişinin beşeri özelliklerini, zaaflarını (ki, bunlar toplumsala ait durumlardır) görmeden meleklere denk bir örnekleme yaptığımızda kendisiyle özdeşlik ve örneklik, tutumumuzu da kaybetmiş oluruz. Vefa elbette bu anmada anlamanın görünmez kapısıdır. Bu bahsi ihmal etmeden…

Okumaya devam edin Savaşın Ortasında Barışın Hükümdarı: Aliya İzzetbegoviç

“İslam Teslimiyettir!” Diye Haykıran Örnek Lider Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç

Aliya dünya görüşlerini Batı’nın religion karşılığı kullandığı dinî, materyalist ve İslamî olarak üçe ayırır. Dinî olanla İslamî olanı bu manada kesinlikle birbirinden ayırır. Bu manada religionu, maddeyi ve dünyayı temel alan ve kötü gören görüşü Hristiyanlık temsil ederken, İslam sırf ruhanî olanla, sırf maddî olanın kesiştiği ortak noktayı temsil eder. Dolayısıyla İslam, Kur’ân’ın da davet ettiği ruh ve maddeyi, ahiret ve dünyayı birlikte temsil eden dengenin adıdır. Küçük kozmos olan “insan”daki ruh ve beden birlikteliği İslam’ın ta kendisidir. Mülayim Sadık Kul Son yüzyılın Bilge Kralı Aliya İzzetbegoviç gibi dev bir şahsiyeti kelimelere sığdırmak çok zor. Kimileri vardır söz etmeye değmez, kimileri de vardır kelimeler onları…

Okumaya devam edin “İslam Teslimiyettir!” Diye Haykıran Örnek Lider Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç

Köle Olmayacağız

Yugoslavya’nın dağılma sürecinden sonra bir grup arkadaşı ile parti kurup (SDA) başına geçtikten sonra 90 yılında devlet başkanlığı ve ardından gelen kanlı savaş. Aslında 90 öncesi ve 90 sonrası karşımıza çıkan Alija farklıdır. 90 öncesi teorik tarafı ağır basan Alija’dan 90 sonrası Bosna’nın özgürlük mücadelesinde halkına önderlik, komutanlık eden Alija’ya dönüşür. Dünya tarihinde de en çok bu tarafı ile tanınır hale gelir. Gözde ÇİMEN Dünya tarihinde hayatı ve mücadelesi ile zihinlerde ve kalplerde bir inşa süreci yaratabilecek kimler vardır diye sorgulamaya, sıralamaya kalksak Alija İzzetbegoviç bu isimlerin başında gelecek, özel ve değerli bir şahsiyet. Felsefi entelektüel boyutu ile devlet adamı olarak duruşu ile kendisinde bir…

Okumaya devam edin Köle Olmayacağız

Cesareti Korkularına Galip Gelen Komutan: Aliya İzzetbegoviç

Aliya İzzetbegoviç, soykırıma maruz kalmış bir milletin önderiydi. Muhakkak ki milletinin yaşadığı bu trajik durum karşısında halkı için hissettiği korkuları da vardı. Bu durum zayıf bir iradenin değil insan olmanın, insan kalmanın getirisiydi. Nihal PAKIRDAŞI  “1949'da, 18 yaşımdan beri tanıdığım bir kızla evlendim. Çok güzel bir kızdı Halide. Savaş sırasında tanışmıştık. Hava bombardımanını haber veren sirenler çaldığında sokakların boşalmasını fırsat bilerek buluşurduk. İtalya'daki üslerden kalkan İngiliz savaş uçakları, Macaristan'daki hedeflerini vurmak için Saraybosna üzerinden geçmek zorundaydılar. Ve bu çok sık olmaya başlamıştı. Biz de bu sayede sık sık buluşabiliyorduk. İnsanlar her siren çalışında panik içinde sığınıklara koşturur; Halide ile ben ise sokaklarda parklarda dolaşır ve…

Okumaya devam edin Cesareti Korkularına Galip Gelen Komutan: Aliya İzzetbegoviç

Her Çiviye Peşkir Asmak

Bir dergâhın yolunu geçtim, adını dahi duymayan, dahası adına dahi tahammülü olmayan bir taifedir bu zümre. Her bir şeyi bilirler. Her bir mevzuda kanaatleri, her bir irapta mahalleri vardır. Zinhar bilmedikleri nane, ütmedikleri misket yoktur. Ezcümle “nefs-i emmâre” taifesi. Benlik davasının erleri. Derviş Çelebi Sevgili dostlar, tarih boyunca bu sosyal medya kadar insanın nefsi emmâresini azdıran başka bir mecra oldu mu bilmem, en azından bendeniz şahit olmadım bilgi sahibi de değilim. Beni takip edenler bilir. Sanal alemde bu sosyal medya ile ilgili bazı makaleler yazdım. Özellikle de WhatsApp grupları ve Facebook üzerine merak edenler arayıp bulabilir, tekrar etmek istemem. Lakin bir not, küçük dipnot vermeden…

Okumaya devam edin Her Çiviye Peşkir Asmak

Talepleri ile İman

Yaratan ile yaratılanlar arasında karşılıklı ve elbette dikey yönde bir seyir vardır. Allah’tan kullara olan seyrin adı uluhiyet; kullardan Allah’a olan seyrin adı ise ubudiyettir. İlkinde bir arıza, ihmal ve inkıtanın olması itikadımızca söz konusu olamazken; ikincisinde farklı sebeplerden kaynaklı pek çok nakısa mümkün haldedir. Mustafa ESER       “Hiç şüphesiz burada bir varlık bulunmaktadır ve her varlık ya zorunlu ya da mümkündür. Eğer o varlık zorunlu ise o zorunlunun varlığı doğru olmuş olur ki zaten hedeflenen de buydu. Eğer o varlık mümkün ise mümkünün varlığının nihayetinde zorunlu bir varlığa dayandığını açıklarız.”  İbn Sînâ el-Mebde’ ve’l-meâd İman olgusu hem bir netice hem de bir seyir halidir.…

Okumaya devam edin Talepleri ile İman

İnci Mercan Gerdanlığı -32-

Hz. Fatıma (Rha) Hz. Fatıma, Hz. Peygamber’in nübüvvetle şereflendiği yıllarda henüz küçük bir çocuktu. Ehl-i beyt içinde, ilk Müslümanlar arasında yerini aldı. Ahmet POÇANOĞLU Emekli Konya İl Müftüsü    32. HADİS - حديث فاطمة عليها السلام و عائشة عنها : إنَّا كُنَّا أزْوَاجَ النبيِّ صَلَّى اللهُ عليه وسلَّمَ عِنْدَهُ جَمِيعًا، لَمْ تُغَادَرْ مِنَّا واحِدَةٌ، فأقْبَلَتْ فَاطِمَةُ عَلَيْهَا السَّلَامُ تَمْشِي، لا واللَّهِ ما تَخْفَى مِشْيَتُهَا مِن مِشْيَةِ رَسولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عليه وسلَّمَ، فَلَمَّا رَآهَا رَحَّبَ قَالَ: مَرْحَبًا بابْنَتي ثُمَّ أجْلَسَهَا عن يَمِينِهِ أوْ عن شِمَالِهِ، ثُمَّ سَارَّهَا، فَبَكَتْ بُكَاءً شَدِيدًا، فَلَمَّا رَأَى حُزْنَهَا سَارَّهَا الثَّانِيَةَ، فَإِذَا هي تَضْحَكُ، فَقُلتُ لَهَا أنَا مِن بَيْنِ نِسَائِهِ: خَصَّكِ…

Okumaya devam edin İnci Mercan Gerdanlığı -32-

Kardeş Kanı Dökmenin Diğer Adı Soykırım, İnsanlığın Kaderi mi?

Kur’ân’ın bize öğrettiği diğer temel bir prensip de bir insanı öldürmekle/yaşatmakla tüm insanları öldürmek/yaşatmak arasında kurulan ilişkidir. Birini öldürmekle insanların tamamını öldürmek aynı kefeye konmuştur. Dolayısıyla meseleye bu perspektifle yaklaştığımızda, ilk soykırımının Habil ve Kabil hadisesiyle başladığı tespit edilebilir. Mülayim Sadık Kul Yeryüzünde işlenen ilk suç, dökülen ilk kan, kardeş kanıdır. Cennetten kovulma sebebi olan ilk günahı, kardeş kanı takip etmiştir. İslam tefekkürü, vahyin haber verdiği bu örnek ve uyarı üzerine inşa edilmiştir. İnsanoğlu, bitmeyen arzu ve kıskançlığının esiri olmaya karşı uyarılmıştır.    Kur’ân ve hadislere baktığımızda kıskançlığın ne kadar tehlikeli olduğuna vurgu yapıldığını görüyoruz. “Ateşin odunu yediği gibi haset de hasenatı yer!” (İbn Mâce)…

Okumaya devam edin Kardeş Kanı Dökmenin Diğer Adı Soykırım, İnsanlığın Kaderi mi?