Türkiye’de Birlikte Yaşama Tecrübesi

Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’a girdiğinde, şehri terk eden Rum nüfusu geri çağırdı. Rum Patrikhane kurumu o günden günümüze varlığını sürdürdü. Osmanlı’nın son zamanlarına kadar İstanbul’un yarıya yakını Hristiyan, Yahudi, Levanten ve diğer azınlıktan oluşuyordu. İstanbul merkezde yaklaşık 400.000 Müslüman, 152.000 Rum, 149.000 Ermeni, 44.000 Yahudi vardı. Kemal KAHRAMAN Dr., Tarihçi Osmanlı coğrafyasında çok farklı kültürlere, dinlere, dillere mensup insan grupları belli bir hukuk çerçevesinde barış ve huzur içinde yüzyıllarca birlikte yaşadı. Batı dünyası buna Pax Ottomana adını verdi. Gevşek bir merkezi yönetime dayanan Osmanlı sisteminde devlet güvenliği sağlıyor, toplumsal yaşamın koordinasyonunu yapıyordu. Öyle ki modern zamanlarda merkezi yönetimin üstlendiği birçok mahalli işlevi orijinal halinde vakıflar,…

Okumaya devam edin Türkiye’de Birlikte Yaşama Tecrübesi

Endülüs’e Açık Mektup

Allah’ın lanetinden hissesini almış bu süfli Siyonist topluluk, zamanında siz Endülüs’ü çarmıha gerdikleri gibi şimdi de, ABD ve İsrail başta olmak üzere çoğu Batı ülkesi “arz-ı mev'ûd” planlarına ulaşmak için Filistin’i, Çile Yolu’nda (Via Dolorosa) yürümeye zorlamaktadır. Nihal PAKIRDAŞI Çzigi: Hilal Özder Hamd Allah’a, salât-u selam Resul’üne, âline ve ashabına olsun! Asaletini ahlâkından, zarafetini ruhundan, görkemini aklından alan, Müslümanların yitik yurdu Endülüs. Uğruna gemiler yakılan, yedi cihana namı salınan, herkesi kendine hayran bırakan, yeryüzünde tekrarlanan nakarat Endülüs. Heybetini, “Lâ ğâlibe illâllâh”sözünden alan, Hak karşısında başı önde, kul Endülüs. Hikmetinde son Nebi’nin (sav) izini taşıyan, kıyamete kadar kurulacak her uygarlığın harcına katılan, sedası hoş Endülüs. Muhabbeti,…

Okumaya devam edin Endülüs’e Açık Mektup

Endülüs Devletinde Yumuşak Güç Politikası

Batılı öğrencilerin Endülüs ve diğer yerlerdeki İslami okullarla temasının büyük etkisi oldu. Bir dizi içtihat ve yasa hükümlerini tüm dillere aktardılar. O dönemde Avrupa'nın ayrıntılı bir hukuk sistemi ve adil yasaları yoktu. Radouan Yousfi Dr., Endülüs İlim ve Kültür Değişimi Derneği Başkanı Medeniyetlerin ölümsüzlüğü; insanlık tarihinde düşünce, bilim ve ahlakla ilişkili olarak çeşitli alanlarda sunulan ölümsüz etkilerin boyutuna bağlıdır. İnsanlığın ilerlemesi için tarihte genel olarak İslam medeniyetinin, özel olarak ise Endülüs'ün oynadığı ve katkıda bulunduğu büyük rol kapsamında, Avrupa'nın veya Rönesans ile Avrupa medeniyetinin başardıklarına yönelik aynı rolün etkilerini açıklığa kavuşturabilir ve tahmin edebiliriz. Avrupa medeniyetinin başarısının kendisinden önceki İslam medeniyetinden etkilenmesinde şaşılacak bir durum…

Okumaya devam edin Endülüs Devletinde Yumuşak Güç Politikası

Endülüs Hakikatini Ziya Paşa’nın Tasavvuruyla Okumak

Ziya Paşa, ön söz niteliğinde olan ilk sayfalarda Endülüs gibi bir medeniyetten kalan özellikle ilmî eserlerin çoğunun taassup sahibi Hristiyanlar tarafından mahvedildiğini, geriye kalanlardan da Osmanlı Devleti’nin bölgeye uzaklığı sebebiyle çok da faydalanılamadığı, bölgenin sahip olduğu, ulaştığı medeniyet zirvelerinin doğuda bir efsane olarak anlatıldığını, daha sonra gündemin dışına atılarak bir müddet sonra da unutulmuş olduğunu vurgulamaktadır. Zehra GÖZÜTOK TAMDOĞAN Doç. Dr., Tekirdağ Namık Kemal Üni. İlahiyat Fak. “Ger Endülüs olmasa Ziyadâr, Kim Avrupa’yı ederdi bîdâr.” Ziya Paşa Endülüs medeniyeti Müslümanların Akdeniz’i aşarak Avrupa topraklarına geçtiği fetihlerle birlikte 711 yılı itibariyle bugünkü İspanya topraklarında sekiz asır hüküm sürmüş; bir arada yaşama sanatını dünya tarihine geçecek şekilde…

Okumaya devam edin Endülüs Hakikatini Ziya Paşa’nın Tasavvuruyla Okumak

Hüseyin Gökalp ile Endülüs’ü Konuştuk

"Türkiye’de Moriskolar tanımı belki çok bilinmiyor olabilir ama Endülüs’ün sonuyla ilgili hafızalarda İspanyol zulmünün yerleşik olduğunu tahmin ediyorum. Çok uzun bir dönem, daha fazla çalışılması gerekiyor. Genel olarak da nostaljiye veya turizme hapsedilmeyecek kadar da stratejik bir konu." Selçuk Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi öğretim üyesi Dr. Hüseyin Gökalp ile Endülüs üzerine konuştuk. İNSİCAM Endülüs tarihinde bizi çeken ne var? Endülüs bizim için nedir? İki türlü cevap verilebilir. Endülüs, fetihlerle birlikte bize ait bir toprak parçasına dönüştükten sonra elden çıkan nadir bölgelerden biridir. Bu yönüyle geçmişimizin biraz travmatik bir tarafını temsil eder. Benzer şekilde yaklaşık 3 asır tutunmamıza rağmen kaybettiğimiz Sicilya bölgesi de benzer durumdadır. Diğer…

Okumaya devam edin Hüseyin Gökalp ile Endülüs’ü Konuştuk

Dün Endülüs, Bugün Filistin!

Günümüzde bilimin en yüksek aşamada elde edildiği kurumlar olarak üniversitelere baktığımızda, Müslüman kızlarımızın ve oğullarımızın birtakım zorluklarla karşılaştıklarını görüyoruz. İşte onların ilim öğrenmek suretiyle yaptıkları küçük cihad sırasında karşılaştıkları bazı zorluklara karşı gösterdikleri mücadele büyük cihaddır. Mucahid YILDIZ Tarih, ibret almadığımızdan tekerrür ediyor. Bunu bilmeyenimiz yoktur. Ancak yine de ibret almamakta ısrarlıyız. Dün nasıl bütün Avrupa Fransa önderliğinde Endülüs’e saldırıp, din, dil, ırk ayırmadan insanları katlettiyse, bu yazının kaleme alındığı şu dakikalarda siyonist rejim de Gazze'yi bombalamakta, genç-yaşlı, kadın-erkek, çocuk ayırmadan insanları katletmekte. Avrupa'sıyla Amerika’sıyla tüm küffar devletleri, siyonist rejime tam destek vermiş durumda. İslam ülkelerindeki devletlere baktığımızda böyle güçlü bir desteği maalesef göremiyoruz. Gazze'de…

Okumaya devam edin Dün Endülüs, Bugün Filistin!

Endülüs’ten İspanya’ya

Siyasi üstünlük kurma düşüncesi mücadeleyi beraberinde getirmiş ve yaşanılan yıkımı gözler önüne sermiştir. ‘Ben senden daha iyi idare ederim’ düşüncesi ihtirası beraberinde getirmiş ve devletlerin gerilemesi, yıkılması yahut değişime uğraması, yeni devletler, milletler ve dinlerin hakimiyet kurmak için her yola başvurmalarına haklı gerekçe gösterilmiştir. Çünkü Asr-ı Saadet’in ilk dönemleri hariç siyasi mücadeleler hep ‘ben daha iyi yönetirim’ ihtirası ile varlığını devam ettirmiş ve ilerleme bu şekilde olmuştur. Betül ZEYREK Denilebilir ki Endülüs olmasaydı Rönesans olmazdı. Endülüs'ten İspanya'ya geçiş. Müslümanım diyen herkes Endülüs'ü bilmeli diye düşünüyorum. Elimizdeki bu eser 29 Kasım 1992 yılında yapılan sekiz konuşmacının tebliğ sunduğu TDV Yayın Kurulu Başkanı S. Hayri Bolay’ın açılış…

Okumaya devam edin Endülüs’ten İspanya’ya

Abdülhak Hamit Tarhan ile Endülüs’ün Fethi

Eserin baş kahramanı Tarık,Osmanlının kötü günler geçirdiği bir dönemde Türk gençlerine kahraman prototipi olarak çizilir. Endülüs’ü fetheden kişi olarak Musa b. Nusayr tarafından kıskanılıp hapse atıldığında dahi sakin tavrından vazgeçmemiş kendisinden ödün vermeden cezasını çekmeye gittiğinde bu sefer de okuyucunun kalbini fethetmeyi başarmıştır. Gözde ÇİMEN Bebek Hekimbaşı Yalısı’ndan Şairi Azamlığa 1852 yılı, İstanbul Bebek’teki Hekimbaşı Yalısı'nda tarihçi ve diplomat Müverrih Hayrullah Efendi ile Kafkasya’dan kaçırılıp cariye yapılan Münteha Hanım dört çocuklarından üçüncüsü olan Abdülhak Hamit Tarhan’ın dünyaya gelişinin sevincini yaşamakla meşgullerdi. Köklü ve eski bir ulema ailesi olarak yaşamlarını sürdürdükleri bu yalıda oğulları gelecekte Türk şairinin en önemli yazarlarından biri olarak tarihçi, diplomat ve oyun…

Okumaya devam edin Abdülhak Hamit Tarhan ile Endülüs’ün Fethi

Endülüs Halkının Sultan Bayezid’e Mektubu

Kültürümüzün taşıyıcı unsurlarından biri, edebiyattır. Hassaten de şiirdir. Zaferler, mutluluklar, yenilgiler, hüzünler şiirle nakşedilmiştir. Endülüs’ün düşüşünü en iyi anlatan metinlerden biri, Ebü’l-Bekâ Salih er-Rundî’nin (ö. 684/1285) Türkçeye “Endülüs Mersiyesi”, “Endülüs’e Ağıt” gibi isimlerle tercüme edilen Risâü’l-Endelüs (el-Kasidetü’n-Nûniyye fî Risâi’l-Endelüs) şiiridir. Bu bağlamda, Endülüs müslümanları Haçlılar karşısında zora düştüklerinde, zamanın Osmanlı padişahı Bâyezîd-i Velî’ye yazdıkları şiir de zikredilmelidir. Türk okuyucusunun ilk defa Diriliş dergisinde (sayı: 107-108, 3-10 Ağustos 1990) merhum Mahmut Kanık çevirisiyle tanıştığı şiir, istiğâse (yardım dileme, feryâdnâme) kasidesidir. Şiir hakkında sonraki yıllarda, Ramazan Meşe tarafından akademik ve ilmî bir inceleme yapılmıştır (Amasya İlahiyat Dergisi, sayı: 14, Haziran 2020, ss. 52-79). Dergimiz İnsicam’ın Endülüs dosyasını…

Okumaya devam edin Endülüs Halkının Sultan Bayezid’e Mektubu

İslamilik ve Sosyal Bilimler

Tabii bilimler yeni bir yöntemle evreni açıklamaya çalışırlarken, Kopernik devrimi örneğinden de anlaşılacağı üzere teolojisini kendi içinde üretmeye başlamıştır. Fakat insan ve toplum alanında epistemolojiyi üretecek ya da yeni yöntemle gerçekliği ortaya çıkaracak olan bilimlere ihtiyaç duyulmuştur ki, tabii bilimleri takiben sosyoloji, psikoloji, antropoloji, etnoloji vb. diğer sosyal bilimler devreye girmiştir. Mustafa TEKİN Prof. Dr., İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fak. Din Sosyolojisi A.B.D. Başkanı. Sosyal bilimlerin birçok boyutu ve disiplini ile ilgili bu zamana kadar farklı ölçeklerde ve zeminlerde tartışmalar yapılmıştır ve yapılmaya devam etmektedir. Batı dışı ülkeler ve özellikle Müslüman toplumlar söz konusu olduğunda “İslamilik” sosyal bilimler alanında önemli bir tartışma konusudur. Fakat İslamilik meselesini,…

Okumaya devam edin İslamilik ve Sosyal Bilimler