Rıza, Talep ve Ölüm ile Anlam

Anlamanın oluşmasına imkân verdiği bir fenomen de affetmektir: Affetmek, doğası gereği anlamakla mümkün olabilecek bir neticedir. Anlamayan ya da anlayamayan affedemez. Anlamak, bilmenin de tanımanın da hissetmenin de ve nihayet inanmanın da fevkinde kuşatıcı bir kabiliyettir. Mustafa ESER “Anlam zihinde bulunduğuna, şeylerden ve dilden bağımsız olduğuna göre onun biri şeylere diğeri dile bakan iki yönü vardır. İşte bu bağlamda anlam; şeylere bakan yönü ile bilgi ('ilm, suret), dile bakan yönü ile anlam (ma'na) yani kendisidir. Demek ki konuşma ya da iletişim; anlamı veren ve anlamı alan olmak üzere iki kutup arasında gerçekleşmektedir. Anlamın verici kutbunu anlatılan (mana), alıcı kutbunu anlaşılan (mefhum) şey oluşturmaktadır. Şu halde…

Okumaya devam edin Rıza, Talep ve Ölüm ile Anlam

Sükût

Gönlümüz öyle ağır bir yük, öyle büyük bir acizliğin altında eziliyor ki ne anlatsak ne söylesek nafile. Kardeşlerinin şehadetine, annelerinin, babalarının şehadet yolculuğuna şahit olan yavrucaklar görüyoruz. Kardeşlerin birbirini teselli ettiği küçücük çocuklar. Korkulu bakışlar, dehşetle bakan masum gözler, acılı anneler, çaresiz babalar… Ya rab sen merhametlilerin en merhametlisisin. Kardeşlerimizi zaferle müşerref eyle. Şehadetle şereflendirdiğin gibi. Öznur GÖRÜR KISAR    Filistinli kardeşlerimizin birçoğu şehadet yolculukları ile bize bir diriliş şarkısı fısıldayıp gittiler. Dünyanın en yalnız, en mahzun fakat en izzetli, en şerefli vedası oldu gidişleri. Sanki büyük bir film platosundan en gerçekçi sahneler telefon ekranlarına, TV haberlerine yansıyordu. Dünyanın sessizliğinin başka bir açıklaması olabilir miydi?…

Okumaya devam edin Sükût

İnci Mercan Gerdanlığı -29-

Hâlid İbn-İ Velîd (Radıyallahü anh) Hâlid b. Velîd, Hicri 8. yılındaki Mekke’nin fethine iştirak etmişti. Dört ayrı birlik halinde şehre giren İslam ordusunun sağ kolunu yönetiyordu. Müslümanlar Mekke’ye girişte ciddi bir mukavemetle karşılaşmamış ancak kumandanlığını Safvân b. Ümeyye’nin yaptığı Kureyş birliği İslam ordusuna direnince Hâlid’in birliği tarafından kısa sürede bozguna uğratılmıştır. Ahmet POÇANOĞLU Emekli Konya İl Müftüsü    29. HADİS حديث خالد بن الوليد ابن المغيرة بن عبد الله بن عمر بن مخزوم بن يقظة بن كعبب بن لؤي بن غالب بن فهر بن مالك بن قريش، الذي يقال له سيف الله أخبره؛أنه دخل مع رسول الله صلى الله عليه وسلم على ميمونة، زوج النبي…

Okumaya devam edin İnci Mercan Gerdanlığı -29-

Kırk Kandil -29-

ERKAM B. EBİLERKAM Medine’ye ilk hicret edenler arasında yer alan Erkam Bedir, Uhud, Hendek gibi önemli gazvelerin hepsine katıldı. Okuma yazma bildiği için Hz. Peygamber’in vahiy kâtipleri arasında yer alan Erkam, Medine’de zekât memurluğuna tayin edildi. Rıza SAVAŞ Prof. Dr., Dokuz Eylül Üni. İlahiyat Fak. Emekli Öğretim Üyesi 16 veya 17 yaşlarında ilk Müslümanlar arasında yerini alan Erkam b. Ebilerkam’ın yaklaşık olarak miladî 595 yılında doğduğunu söyleyebiliriz. Mekke’nin zengin ve ileri gelen ailelerinden biri olan Mahzûmoğullarına mensuptur.   Hz. Peygamber’e katiplik yaptığı rivayetlerini[1] dikkate aldığımızda genç bir delikanlı iken bu işe başlayan Erkam’ın Hz. Peygamber’in vefatına kadar bu görevi yürüttüğünü söyleyebiliriz.   Hz. Peygamber’e sadakatle bağlanarak Safa…

Okumaya devam edin Kırk Kandil -29-

İslâmcılık Ne Zaman Bitecek?

İslâmcılık tepeden gelen bir anlayış değildi, toplumun alt tabakasında da mâkes bulmadı. Esas olarak başta yazarlar, akademisyenler ve bürokratlar olmak üzere orta sınıf insanlar tarafından desteklendi. Osmanlı bakiyesi bir toplum olarak bugünden baktığımızda II. Abdülhamid’in siyaseti bu iddiamızı nakzeder gibi görünebilir. Vejdi BİLGİN Prof. Dr., Uludağ Üni. İlahiyat Fak. “İslâmcılığın Sonu” mu? Dikkatli kitap okuyucuları “… Sonu” şeklindeki başlığa sahip ne kadar çok kitabın olduğunu muhakkak ki fark etmişlerdir. İngilizce “The End of…” şeklindeki bu başlık olduğu gibi Türkçemize aktarılarak popüler hâle geldi. Düşünürler, akademisyenler, yazarlar hâlâ bu popüler başlıktan vazgeçmedi ve sonuna geldiğini öngördükleri yeni şeylerin peşindeler. Şüphesiz bir düşünce veya sosyal olgu bir…

Okumaya devam edin İslâmcılık Ne Zaman Bitecek?

İslamcılık Üzerine Doğru Sanılan Tekrarlar

İslamcılık modern zamanın hâkim seküler ideolojileri karşısında insanlığa halis bir toplumsal düzen projesi sunar. Bunu gerçekleştirecek vasıtalardan biri siyasettir. İktidarın temini, İslamcı ideallerin hayata geçmesini çabuklaştırıp kolaylaştıracaktır. Genellikle siyasal İslam olarak anılan bu ıslahatçı anlayış bu mülahazalarla hareket etmektedir Mehmet Ali BÜYÜKKARA Prof. Dr., Marmara Üni., İlahiyat Fak. İslamcılık doğal olarak her kavram gibi tanımsız şekilde doğdu.  Bu çıkışa 19. yüzyılın sonu, 20. yüzyılın başı gibi bir tarihleme yapabiliriz. Batı emperyalizminin küresel zafer ilan ettiği günlerden bahsediyoruz. Hususen Batı Aydınlanması menşeli seküler modern ideolojilerin düşünsel saldırılarının zirve yaptığı bir dönemi konuşuyoruz.  İslamcılık bugüne kadar tarihi süreçte kendini tanımlanabilir duruma getirdi, haliyle “ötekilerini” oluşturdu, belli-belirsiz sınırlarını…

Okumaya devam edin İslamcılık Üzerine Doğru Sanılan Tekrarlar

Prof. Dr. İsmail Kara’ya İSLAMCILIK’ı Sorduk

"İslâmcılık yani benim tanımımla İslâmın bir bütün olarak yeniden yorumlanmaya çalışılması, yeni din yorumları, Yeni Selefîlik ve buna uygun bir yaşama üslubu arayışları… Elbette bunun kademeleri, renkleri, farklı tezahürleri var, hem kronolojik olarak hem de farklı coğrafyalar, gruplar itibariyle. Diyelim ki aynı problemi âlimlerle aydınların ele alma biçimleri ve öncelikleri farklılık gösterir veya büyük şehirlerde ortaya çıkmasıyla taşraya yayılması arasında zaman farkları vardır." İNSİCAM S: Hocam bize İslamcılığın doğduğu şartlardan bahsedebilir misiniz? İslamcılık hangi şartlarda doğdu? İslâmcılık fikriyatının ve ardı sıra İslâmcılık hareketlerinin iki kaynağından, iki zemininden bahsedilebilir. Bunlardan biri iç kaynaktır. İslâm ilim ve kültür tarihinde zaten var olan tecdid düşüncesi XVIII. yüzyılın ikinci…

Okumaya devam edin Prof. Dr. İsmail Kara’ya İSLAMCILIK’ı Sorduk

İslamcılık Nedir, Ne Yapmalıdır?

İslamcılık, birey düzeyinde nefsi müdafaanın, aile düzeyinde taassubun, kabile düzeyinde asabiyetin, millet düzeyinde milliyetçiliğin ümmet düzeyindeki bir versiyonudur.  Ümmet düzeyinde yaratılıştan kaynaklanan (halk) bu tavır alış, vahyin etkisinde kaldığı oranda diğer bir ifadeyle ahlakiliği oranında diğerlerinden ayrılır. Ama ahlakın sınırlarının dışına çıktığı oranda seküler milliyetçiliği andıran taşkınlıklara imza atar, ümmet kavramı ırkçılığına dönüşür. Vahdettin İNCE Gazeteci-Yazar İslam alimleri, insanın yaratılışında yer alan öfke gücünün (kuvve-ı gadabiyenin) varlık amacını “insanın kendisine yönelen zararları savması” olarak açıklamışlar. Birey (nefsi müdafaa), aile (taassup), kabile (asabiyet), millet (milliyetçilik) düzeyinde belirecek muhtemel zararlara karşı bu gücümüz potansiyel bir savunma mekanizması olarak yaratılışımızda mevcuttur. İbn Haldun’un dediği gibi insanın doğuştan sahip…

Okumaya devam edin İslamcılık Nedir, Ne Yapmalıdır?

İslamcılık: Dinin Hayatlaşması

İslam dünyasının hemen her bölgesinde farklı meydan okumalara, düşmanlık biçimlerine karşı bir cevap olarak gelişen İslamcılığın ortak zemini İslam’ı bütüncül bir sistem ve kapsamlı bir dünya görüşü olarak sunmak; farklı ideolojilerin bilhassa eğitimli kesimleri, gençleri kuşattığı bir süreçte sahih, kapsayıcı ve özgüvenli bir kimlik inşasına girişmekti. Rıdvan KAYA Yazar- Aktivist Müslüman halklar 18. ve 19. yüzyıllarda sömürgecilik olgusu ile yüz yüze geldiler. İslam coğrafyası bu dönemde neredeyse bir uçtan diğerine esaret altına girdi. Yenilgi sadece askeri alanla sınırlı kalmadı, zihinsel düzeyde de ağır bir tahakküm yaşandı. Saldırı ve kuşatma çok boyutluydu. Askeri, siyasi, ekonomik işgalle birlikte kültürel, psikolojik, zihinsel teslimiyet de dayatılıyordu Hilafetin çökmesi, merkezi…

Okumaya devam edin İslamcılık: Dinin Hayatlaşması

Bir Nefs-i Müdafaa ve Yeniden İnşa Hareketi Olarak İslamcılık

Bizim İslami tecdid olarak kavramsallaştırdığımız bu teklifi adlandırmada literatürde ciddi bir çeşitlilik bulunmaktadır. Nitekim, “ittihâd-ı İslâm”, “vahdet-i İslâmiyye”, “İslâmlık meslek-i mahsûsu”, “İslâmiyet siyaseti” ve “fikr-i İslâmiyet” gibi kavramlarla başlayan adlandırma süreci, kif, Said Halim Paşa ve Ziya Gökalp tarafından ise doğrudan “İslâmlaşmak” şeklinde kavramlaştırılmıştı. Vahdettin IŞIK Dr., İbn Haldun Üni. Medeniyetler İttifakı Enst. I. XIX. yüzyıl Müslümanların küresel bir iktidar odağı olmaktan uzaklaştırılmasıyla sonuçlandı. Yeni durumu anlamlandırmak için girişilen çabaların neticesinde ise çeşitli fikir akımları doğdu. Bazıları “mevcudu koruma”yı önceleyerek yenilenme çabaları karşısında olumsuzlayıcı bir tutum alırken, diğer bir küme de “mevcudu büsbütün değiştirme”yi teklif ediyordu. Üçüncü okuma biçimi ise mevcudu korumayı da yenilenmeyi de…

Okumaya devam edin Bir Nefs-i Müdafaa ve Yeniden İnşa Hareketi Olarak İslamcılık