Başlarken
İNSİCAM, insanı merkeze alan, düşünceyi insanın temel özelliği olarak gören, düşünceden hâsıl olan, yansıyan, ortaya çıkan kültürü, onun ve içinde yaşadığı toplumun kimliğini aksettiren bir mecra olmaya çalışacak.
Allah’ın adıyla, yardımıyla, ihsan ve ikramıyla.
Niçin yeni bir dergi?
Yeni çıkan bir dergiye sorulan ilk soru, budur genelde: “Bunca dergi varken niye bir dergi çıkarıyorsunuz?”
Buna verilecek ilk cevap, “Daha çok dergi olsun diye!”dir. Çünkü her dergi bir okuldur, bir mekteptir. Okul sayısından çekinmeye ne gerek var! Bura(lar)dan yönetici yetişir, yazar yetişir, okur yetişir. Evet, son kelimeyi vurgulayalım: Dergilerde okur da yetiştirir. Geçmişe dönüp baktığımızda dergilerin ilim, kültür ve edebiyat alanlarında ne kadar kıymetli ve mühim işler kotardıklarını bugün rahat bir şekilde görebilmekteyiz. Belki onlar da ilk çıktıklarında benzer sorularla karşılaşmışlardır. Bugün yapılmakta olanların değeri, gelecekte anlaşılacaktır. Rabbimizden niyazımız, bize ileride hayırla, ihtiramla anılacak işler yapmayı nasip etmesidir.
İNSİCAM, insanı merkeze alan, düşünceyi insanın temel özelliği olarak gören, düşünceden hâsıl olan, yansıyan, ortaya çıkan kültürü, onun ve içinde yaşadığı toplumun kimliğini aksettiren bir mecra olmaya çalışacak.
Her dergi çıkarken mutlaka çıkış gerekçelerini hakkında söz söyler. Amaçlarından, yönteminden bahseder.
Jenerikte görüldüğü üzere İNSİCAM, ülkemizin köklü teşkilatlarından İnsan ve Medeniyet Hareketi sahipliğinde çıkmaktadır. Ama bir kurum bülteni hüviyetinde değildir. Kurumun hedef ve hassasiyetlerini gözeterek düşünce ve kültürü merkeze alan bir yayın yapacaktır.
İnsanımıza, toplumumuza ve ülkemize yeni bir heyecan, yeni bir renk katmayı amaçlayan dergimiz Müslümanca bir duruş, bakış, anlayış ve yorumlayışı vazgeçilmez bir ilke olarak benimsemiştir. İNSİCAM geçmişi, bugünü anlamak/yaşamak ve geleceği inşa etmek için olmazsa olmaz olarak görmektedir. Tarihte ortaya çıkan kurumlar -mezhepler, tarikatlar, cemiyetler, teşkilatlar- hatalarıyla, sevaplarıyla bizimdir. Bunlar, bizim düşünce ve kültür dünyamızın mühim birer unsurudur. Onların hatalarına düşmemek, sevaplarının izini sürmek artırmak, daima önümüzde bulunduracağımız bir ilke olacaktır.
Yapılan uzun müzakereler neticesinde, gördüğünüz biçim ve içerikle karşınızdayız. Her sayıda bir konuyu ağırlıklı olarak ele alacağız, inşallah. İlk sayımızda son zamanlarda çokça tartışılan, daha doğrusu eleştirilen İslam düşünce ve kültür tarihinin en önemli birkaç isminden biri olan, Eş‘arî kelâmcısı, Şâfiî fakihi, mutasavvıf, filozoflara yönelttiği eleştirilerle tanınan İslâm düşünürü olan Gazzâlî’yi (vefatı: 14 Cemâziyelâhir 505/18 Aralık 1111) gündeme taşımaya çalıştık. Az ama öz olduğunu düşündüğümüz yazıların siz okuyucularımıza yeni ufuklar açacağını temenni ediyoruz.
Mart ayı biraz da Mehmed Âkif ayıdır. Çanakkale ve Âkif bağlamında şair hakkında kitap yazan kıymetli üç yazarımıza üç soru yönelttik. Verdikleri cevapları ilgiyle okuyacağınızı umuyoruz.
Geçtiğimiz ay içinde vefat eden İslam psikolojisi alanındaki çalışmalarıyla tanınan Malik Bedri’ye ve ülkemizin mühim ilim adamlarından M. Emin Saraç Hocaefendi’ ye, Allah’tan rahmet ve mağfiret niyaz ediyoruz. Her iki hocamız için birer yazımız var. Ayrıca Emin Saraç Hocaefendi’nin 35 yıl önce yayınlanan bir yazısını, rahmete vesile olması duasıyla iktibas ettik.
Önümüzdeki ay, daha nitelikli, daha doyurucu bir İNSİCAM’da buluşmak üzere Allah’a emanet olunuz.
Mustafa Özel
Genel Yayın Yönetmeni
