Kerîm olanın adıyla.
Bizler, vücudumuzun bir emanet olduğuna inanırız. Bu sebepten yemek içmek, bu emanetin korunmasında mühim bir yer tutar. Beden sağlığı ile ruh sağlığı arasında derin ve doğrudan bir ilişki vardır. Yiyecek ve içeceklerin helal ve temiz (tayyib) olması, Kur’an-ı Kerim’in önde gelen emirlerindendir. Vücut sağlığımıza, dolayısıyla ruh sağlığımıza zarar verecek hiçbir şey yenmez, içilmez, bir besin olarak kullanılamaz. Allah’a ibadet edebilmek, kullukta bulunmak ancak sağlıklı olmakla mümkündür.
İnsanların bile isteye kendilerine zarar verecek maddeleri kullandıkları, aile ve toplum huzurunu bozacak davranışları sergiledikleri kadim zamanlardan beri bilinen bir gerçektir. Anlık hazlar, geçici zevkler için kendisinin ve çevresinin geleceğini karartmak, akıllı insanın yapacağı bir davranış olmasa gerektir. Bazen gafletten bazen ruhi bir sıkıntıdan bazen içinde bulunulan çevreden dolayı insanlar yanlış tercihlerde bulunmakta, zamanla bu tercihler kalıcı davranışlara dönüşmektedir. Daha uzun bir zaman içinde bu davranışlara mahkûm olunmaktadır. Zamanla bunlar, teknik ve bilimsel olarak bağımlılık tanımına dâhil olmaktadırlar.
Kadim zamanlarda toplumlar arasındaki ilişkiler ağır ve yavaş işlediğinden yanlış bir hareket ve davranışın yayılması ve yaygınlaşması da o ölçüde oluyordu. Modern zamanlarda ulaşımın, iletişimin hızlanması, çeşitlenmesi her türlü aracın, ürünün, bilginin yayılması ve yaygınlaşmasını da hızlandırmıştır.
Her şeyi metalaştıran kapitalizm, kurduğu çarklarla insanları, eskiden olmadığı kadar birçok şeye bağımlı hale getirmiştir. Her şeye para ve kazanma gözüyle bakanlar din, ahlak ve maneviyat tanımadıkları için insanların, toplumların sağlıklarının, huzurlarının bozulmasını bile kendi lehlerine dönüştürmenin yolunu buldular.
İnsicam’ın Şubat 2026 sayısında; din ve coğrafya ayırt etmeksizin her ülkeye, her topluma musallat olan, insan ve enerji kaybına yol açan bağımlılık konusunu işlemeye çalıştık. Şehirli köylü, eğitimli eğitimsiz, genç yaşlı, kadın erkek, dinli dinsiz demeden her kesimden herkesi derinden etkileyen ve kalıcı hasarlar bırakan bağımlılık, kronik sorunların başında gelmektedir. Birçok sorunun çözümünde olduğu gibi burada da bireye, aileye, topluma ve devlete, sivil ve resmi kurumlara mühim vazifeler düşmektedir. Türkiye’nin dört bir yanında dini, tarihi, fikri, insani ve kültürel çalışmalar yapan İnsan ve Medeniyet Hareketi’nin bir yayın organı olarak bir nebze de olsa görevimizi yapmaya gayret ettik. Hakk’ın ve halkın nezdinde makbul olur inşallah.
*
Ve Gazze. Kanayan yaramız Gazze’de acılar, sıkıntılar, mahrumiyetler azalsa da dinmedi. Yapılan ateşkesle bütün bir insanlık her şeyin normale döneceği düşüncesine ve beklentisine itildi. Ancak siyonazileri bilenler, tanıyanlar değişen bir şeyin olmayacağını gayet iyi biliyorlardı. Çünkü Filistin’de ilk kez ateşkes yapılmamıştı. Bugüne kadar yapılanlara sadık kalmadıklarından buna da sadık kalmayacakları, birçok kişinin ortak düşüncesiydi. Nitekim düşüncelerinde haklı oldukları ortaya çıktı.
İnanıyoruz ki yaşananlar bir gün sona erecek. Rabbimizden niyazımız, bize o günü görmeyi nasip etmesi, kardeşlerimizin sevincine ortak etmesidir.
19 Şubat 2026 Perşembe günü başlayacak olan Mübarek Ramazan ayının hayırlar getirmesini diliyor, sizleri Kerîm olana emanet ediyoruz.
Kalın sağlıcakla!
