Cebimizdeki Sessiz Esaret: Telefon Bağımlılığı

Milyarlarca insanın cebinde taşıdığı bu cihazlar, artık basit bir tercih olmaktan çıkmış, neredeyse zorunlu bir eşlikçiye dönüşmüştür. Tam da bu noktada “sessiz esaret” kavramı anlam kazanmaktadır: Ne bir dayatma vardır ne de açık bir baskı. Ancak dikkatimiz, zamanımız ve ilişkilerimiz, farkına varmadan bu küçük ekranlara teslim edilmektedir. Akıllı telefonlar bizi dünyaya bağlarken, aynı anda bizi kendilerine bağlayan görünmez bir düzene dönüşmektedir. Hatice BALİN Uzm. Sosyolog-Mutlu Aile Mutlu Çocuk Dern. Başk. Bilgi toplumu, iletişim toplumu derken hepimiz bu hızlı dönüşümden payımıza düşeni alıyoruz. Çoğu zaman teknolojik değişimin etkilerini çocuklar ve gençler üzerinden tartışıyor, kaygılarımızı da bu gruplar üzerine yoğunlaştırıyoruz. Oysa bu kez çocukları değil, onlarla birlikte…

Okumaya devam edin Cebimizdeki Sessiz Esaret: Telefon Bağımlılığı

Aidiyet ve İnternet

 Araştırmalar, sorun teşkil etmeyen sosyal medya kullanım alışkanlıklarıyla bağımlılığa sebep olabilecek problemli kullanım arasında ince bir çizgi olduğunu göstermektedir. Genç yetişkinler, sosyal ağlarda ne kadar zaman geçirdiklerinin farkında olmama eğilimindedir. Sosyal medyanın problemli kullanımının sonuçları arasında gerçek hayatta sosyal katılımının azalması ve ilişki sorunları yer almaktadır. Ahmet Serdar ERMİŞ Uzm. Klinik Psikolog/ Sosyal Hizmet Uzmanı Geçmişten günümüze insanlığın en temel ihtiyaçlarından biri de aidiyet duygusudur. Belki de her birimiz yaşamımızın farklı dönemlerinde bu ihtiyaca yönelik bir arayış içinde olduğumuzu hissetmişizdir. Kimimiz bunu bir varoluşsal sancı olarak nitelendirir kimimiz ise kendini bulma yolculuğu olarak adlandırabilir. Aidiyeti tek bir boyuta indirgememiz de mümkün değildir. Kişinin ailesine, bir…

Okumaya devam edin Aidiyet ve İnternet

İnsanın Kendi Tekâmülüne Çektiği Set: Bağımlılık

Bu noktada irade terbiyesinin sadece kişinin üstesinden geleceği bir mesele olmadığı; aksine insana sınır, yön ve süreklilik kazandıran bir anlam çerçevesine ihtiyaç duyduğu anlaşılır. Din, iradeyi tesadüfe bırakmayan; onu sorumluluk, disiplin ve istikamet şuuruyla inşa eden en etkili zemini sunar. Nihal PAKIRDAŞI İnsan, aile bağları içinde şekillenmeye ve kendini inşa etmeye başlar. Yaşı ilerledikçe kendi serüveni içerisinde inanç, inandığı değerler, çevre, fikirler, zanaat, sanat vb. hayatın dinamiğini besleyen unsurlarla bağ kurarak varoluşsal sürecini anlamlandırır. Bu süreç içerisinde neye bağlandığı kadar nasıl bağlandığı sorusu yaşamına yön veren hayati bir öneme sahiptir. Çünkü bağlanma biçimi, insanın kişilik gelişimini ya besler ya da bağımlılığa sürükleyerek zayıflatır. Gelenekselliğin hüküm…

Okumaya devam edin İnsanın Kendi Tekâmülüne Çektiği Set: Bağımlılık

Sorun Haz Değil, Hızdır: Dijital Alışkanlıkların Nörobiyolojisi Üzerine Kısa Bir Not

Dolayısıyla mesele “ekran her şeyin sebebi” demek değil. Asıl problem şu: Hızlı geri bildirim döngüleri, zaten kırılgan olan motivasyon sistemlerini daha da baskılıyor. Bu, ahlaki bir çöküş değil; zamanlama problemi. Benin BÜYÜKSELVİ AKV / BAYDER Son yıllarda dijital platformlar hakkında konuşurken aynı kelimeler tekrar ediliyor: bağımlılık, ele geçirilme, dopamin patlaması. Bu anlatı cazip — ama eksik. Sorun, insanların haz araması değil. Sorun, geri bildirimin hızı. İnsan beyni, milyonlarca yıl boyunca yavaş ve seyrek ödüllere göre evrimleşti. Av başarıyla sonuçlandığında, sosyal onay kazanıldığında ya da uzun vadeli bir hedefe yaklaşıldığında… Dopamin sistemi bu gecikmeli geri bildirimlerle çalışacak şekilde ayarlandı. Bugün ise bu sistem, saniyeler içinde tekrar…

Okumaya devam edin Sorun Haz Değil, Hızdır: Dijital Alışkanlıkların Nörobiyolojisi Üzerine Kısa Bir Not

Yeni Çağ Pandemisi: Sosyal Medya Bağımlılığı

Sosyal medya kullanımımızı bilinçli hale getirmek ve sağlıklı sınırlar koymak mümkündür. Bilinçli bir sosyal medya kullanımı için otomatik pilottan çıkıp şu soruları kendimize sorabiliriz: Ne kadar süre vakit geçiriyoruz, en çok hangi uygulamaları kullanıyoruz, ne zaman kendimizi sosyal medyada sürekli reels kaydırırken buluyoruz, taşımakta zorlandığımız duygular var mı, yaşamımız etkileniyor mu? Bu soruların cevaplarına göre kullanımlarımızı sağlıklı sınırlara çekebiliriz. Ahsen Karakaş Klinik Psikolog Günlük yaşamımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelen sosyal medya platformları ile uzaklar yakın olmakta, tarihte hiç görülmemiş bir biçimde gelişmelerden anbean haberdar olmaktayız. İnsanlarla hiç olmadığı kadar bağlantıdayız; yıllardır görüşmediğimiz ilkokul arkadaşımızla bağlantı kuruyor, başka insanların hayatları, dünya ve ülkemizdeki gelişmeler sürekli…

Okumaya devam edin Yeni Çağ Pandemisi: Sosyal Medya Bağımlılığı

Neyi Susturmak İstiyoruz?

İnsan, her duyguyu düzenleyebilecek kapasiteyle doğmuyor. Duygularla ne yapılacağını, nasıl sakinleşileceğini, neyin paylaşılabilir neyin taşınabilir olduğunu çoğu zaman erken ilişkiler içinde öğreniyoruz. Duygunun fark edilmediği, karşılanmadığı ya da geçersizleştirildiği bir ortamda büyüyen birey için bazı hisler “fazla” hâle gelebiliyor. Utanç, değersizlik, terk edilme korkusu, bastırılmış öfke… Bunlar yalnızca yoğun oldukları için değil, kişinin benlik algısıyla iç içe geçtikleri için de zorlayıcı. İrem Nur AKPINAR Psikolog Bağımlılıkla ilgili konuşurken çoğu zaman ilk olarak şuna odaklanıyoruz: Ne kullanılıyor, ne kadar kullanılıyor, ne sıklıkla tekrarlanıyor? Bu sorular anlaşılır. Çünkü görünenle uğraşmak daha güvenli. Somut olan, ölçülebilen, tanımlanabilen şeyler insanı rahatlatıyor ama psikolojik açıdan baktığımızda bağımlılığın belirleyici tarafı çoğu…

Okumaya devam edin Neyi Susturmak İstiyoruz?

Hasan Paşa Camii İmam-Hatibi Levent Uçkan ile Cami Merkezli Bağımlılıkla Mücadele Üzerine Bir Röportaj

Tanımımız şuydu: Şimdi bir bağımlıyla, bağımlılık süreci devam ederken, dediğim gibi emniyet dışında bir başka devlet birimi ilgilenebilir mi? Bu ilgilenme olmadığında bu bağımlıyı tren istasyonunun orada size işte valizini/tinerini çekerken veya işte kafası yerinde değilken bir çorba içmeye çalışırken bir şişlenme vakasındaki bir fail olarak bulabilirsiniz. Bu emniyet açısından ve halk açısından büyük bir sıkıntı. 2-3 tane bağımlıyı bir köşede 2-3 tanesiyle başka bir köşede mi karşılaşmak istersiniz yoksa bir cami bunları 8 saat uyutmasını ve toplumun üstünden 8 saati kaldırmasını mı? İşte burada iki saat çorbasını, çayını ikram edilerek bir sosyalite oluşturuldu. Röportaj: Reyhan ÖZSOY SORU 1: Selam aleyküm hocam, öncelikle röportaj teklifimizi…

Okumaya devam edin Hasan Paşa Camii İmam-Hatibi Levent Uçkan ile Cami Merkezli Bağımlılıkla Mücadele Üzerine Bir Röportaj

Açlık Nerede Başlar?

Yeme Bağımlılığı: Bir Kontrol Sorunu mu Bir Düzenleme Çabası mı? Açlık çoğu zaman bedensel bir sinyal olarak ele alınır. Oysa klinik odada yeme davranışına yakından bakıldığında, bazı açlıkların bedenden çok daha eski bir yere ait olduğu fark edilir. Mide doludur ama bir şey eksiktir. Kişi ne yerse yesin, o eksiklik hissi tam olarak yerini bulmaz. Çünkü burada aç olan beden değil; görülmemiş, tutulmamış, karşılanmamış  içsel ihtiyaçlardır. Hilal AKAY Klinik Psikolog Maslow, ihtiyaçlar hiyerarşisini oluştururken yemeği en temele yerleştirir. Çünkü insanın hayatta kalabilmesi için önce doyabilmesi gerekir; açken güvenlikten, ait olmaktan ya da kendini gerçekleştirmekten söz etmek mümkün değildir. Beslenme bu anlamda yalnızca fizyolojik bir gereksinim…

Okumaya devam edin Açlık Nerede Başlar?

Modern Çağın İmtihanı: Sanal Kumar ve Dijital Bağımlılık

Işıklı ekranlarda karanlık alışkanlıklarımız gün geçtikçe artıyor sanki. Zamanı tüketen bir tuzakla karşı karşıyayız. Kolayca erişim sağladığımız ama kolayca vazgeçemediğimiz alışkanlıklarımız arttı. Çevremizde sık sık duymaya başladığımız sanal kumar da bunlardan biri. Sadece fertleri değil toplumu da tehdit eden bir tehlike var karşımızda. Kaydırarak kaybolduğumuz ekranda bir “tık” ile başlayan esaretimiz söz konusu. Zaferler sanal, yenilgiler gerçek… Sevdegül ÇEKİÇ Uzman Vaiz, Diyanet İşleri Başkanlığı “Mutsuzum! Hayattan keyif alamıyorum.” “Gerginim sürekli. Neredeyse her sabah kaygılı uyanıyorum.” “Kimseyi istemiyorum etrafımda, rahat bırakın beni!” Böyle cümleler duyduğunuz oluyor mu hiç? Ya da bu gibi cümleler dilinize düşüyor mu elinizde olmadan? Zamanınızı yönetemediğiniz, kendinizi çaresiz hissettiğiniz anlarınız var mı?…

Okumaya devam edin Modern Çağın İmtihanı: Sanal Kumar ve Dijital Bağımlılık

Limbik Kapitalizm: Şekerden Ekrana, Beynimizin Zevk Merkezine Kurulan Küresel Tuzak

Günümüzdeki bağımlılık salgınını, dijital çağın bir laneti olarak görmek kolaycılıktır. Oysa bu, yüzyıllar boyunca ilmek ilmek örülmüş bir ağın sonucudur ve bu ağın yapısını anlamak için tarihsel bir yolculuğa çıkmak zorunludur. Haci ÇETİNKAYA DR. Şekerli bir atıştırmalıktan akıllı telefonumuzun ekranına, modern dünya beynimizin zevk merkezini ele geçirmek için tasarlanmış bir labirente dönüştü. Peki, bu sistemin mimarları kim ve bu labirentten bir çıkış yolu var mı? Bir Tablonun Anlattıkları Paul Cézanne’ın 1890’larda tamamladığı meşhur tablosu “Kağıt Oynayanlar”a ilk baktığınızda, tuvalden taşan o ağır Fransız taşrası havasını anında hissedersiniz. Toprak tonları, kasketli adamların yorgun ama odaklanmış yüzleri, ahşap masanın üzerindeki şarap şişesi... Her fırça darbesi, size Aix-en-Provence…

Okumaya devam edin Limbik Kapitalizm: Şekerden Ekrana, Beynimizin Zevk Merkezine Kurulan Küresel Tuzak