Seyyid Kutub fikirleri ve mücadelelerinden dolayı 1954’te on beş yıl hapse mahkûm olur. On yıl hapis yattıktan sonra 1964’te tahliye edilen Kutub, 1965’te tekrar tutuklanır ve yapılan yargılama sonunda idam cezasına çarptırılır ve 1966’da cezası infaz edilir. İdamı İslâm dünyasında büyük yankı uyandıran Kutub’un cesedi bilinmeyen bir yere defnedilir. Kimsenin yazı yazmadığı veya yazamadığı 1930’lu, 40’lı ve 50’li yıllarda yazdığı yazılarla Filistin’e verdiği desteği her defasında açıklayan Seyyid Kutub bir Filistin şehidi olarak kabul edilebilir.
Muhammet Sani ADIGÜZEL
Doç. Dr., Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Öğretim Üyesi

Mısırlı düşünür ve aksiyon adamı Seyyid Kutub (1906-1966) Filistin yazıları yazdı. Daha çok “Fî Zılâli’l-Kur’ân” tefsiriyle tanınan Kutub Filistin’le ilgili yazıları iki ayrı kitap olarak basıldı. Bunlardan birincisinde İsrail Devleti kurulmadan önce yazdığı yazılar bir araya getirildi. “Filistin Davamız” adıyla Türkçeye çevrilen bu kitabın ön kapağında başlayan ve arka kapağında da devam eden satırlar onun bu meseleye bakışını özetler gibidir:
“Akıtılan bir yığın kan ve verilen kurbanlardan sonra diplomasi ile çözüm yolları aramak… Eğer onlarla diplomasi yoluyla konuşursak, bu bizim aptal ve aymaz olduğumuzu gösterir. Çünkü onlar maalesef zayıf halkların diplomasi lügatini anlamıyorlar. O lügati sadece güçlü ve emperyalist ülkeler söz konusu olunca anlıyorlar. Aslında batılılarda vicdan olduğuna inanmanın kendisi bile başlı başına bir facia, başlı başına bir vicdansızlıktır. Bu batılardan öylesine iğreniyor ve tiksiniyorum ki… İstisnasız hepsinden: İngiliz’inden, Fransız’ından, Hollandalılardan… Ve son olarak da Amerikalılardan. Ama sadece bunlardan iğrenip tiksiniyor değilim. Emperyalist vicdanlara sığınanların tümünden de tiksiniyorum. Bizim yolumuz, kesinlikle hiçbir vicdana tutunmamaktır. Çünkü Batı aleminin mustazaflara karşı hiçbir vicdanı yoktur. Kuşkusuz bu Batı Uygarlığı, geçmiş medeniyetlerden hiçbirinin ulaşamayacağı bir iflasla vicdanlarda iflas ettiğini ispat etmiştir.” (Kutub 1991)
Bunlardan ikincisi ise “Yahudi ile Savaşımız” adlı kitaptır. İsrail Devleti kurulduktan sonra yazılan yazılardan oluşan bu kitabın arka kapağında da meselenin önemi dile getirilmektedir:
“Eğer İslâm’ın doğuşundan itibaren Müslümanlar için yapılan düşmanlıkları inceleyecek olursak, en şiddetli düşmanlığın Yahudilerden geldiğini görürüz… Dün olduğu gibi, bugün de aynı ölçüde ve şiddetle Yahudilerin Müslümanlara karşı olan düşmanlıkları sürmektedir. Medine’de başlayan bu düşmanlık, tam on dört asırdır devam edip gelmektedir. İslâm’a, İslâm Peygamberine, Kur’an’a ve İslâm ümmetine en büyük iftirayı Yahudiler yapmıştır. Bugün de Yahudiler, İslâm ve Müslümanlara karşı açık ve kesin olarak bu düşmanlılarını ilan etmiş bulunmaktadır. Bugün yeryüzünde ilan etmiş bulunmaktadır. Bugün yeryüzünde Yahudi’nin en büyük düşmanı Müslümandır. Yahudi her fırsatta bu düşmanlığını açığa vurmakta ve Müslümanlara karşı açıkça meydan okumaktadır.” (Kutub 1990)
Elbette Seyyid Kutub’un Filistin hakkında yazdığı yazılar sadece bu iki kitaptakilerden ibaret değil. Edebî kişiliğiyle de kendinden sıkça söz ettiren Kutub’un (Karlıağa 1996) 1935’te yayımlanan “Meçhul Kıyı” (Görgün 2009) şiir kitabında yer alan ve 1931’de Filistin’de yaşanan kanlı olaylardan teessüre kapılarak yazdığı “Filistin Kahramanlarına” adlı şiiri de Mehmet Emin Kazcı’nın çevirisiyle okunabilir:
tarihin ahdi size
yenilgisizlik her dem
kanların ılgıt ılgıt akıtıldığı toprak
zaferin yurdu madem
oluk oluk akıttığınız
kanlarınızdır inan
sizi hem diriltecek
hem büyütecek olan
özgürlükse amaç
işte yol
cihad yolu
azimle şevkle gireceğiniz
yiğitçe gözü kara
saflara
güçlü olanlar için sonsuzluğa ulaşmak
ey gözü kara, gözü pek yiğit
hiç de zor değil
yeter ki adamayı bil
kendini sonsuzluklara
bir yanda hainlere peşkeş çekilen
bahtsız bir vatan
diğer yanda neyi bekler
bir ölü gibi susan
doğu
zavallı doğu
hep dökülen kanında apaçık yalnızlığı
ve batı
zalim batı
bitmiyor tükenmiyor
kana susamışlığı
doğu
heyhat doğu
bütün bir mahremiyeti
ayak altında kalan
en kutsal değerleri çiğnenen
ve yağmalanan
öyle aldatılmış ki bir uyku sarhoşluğunda
o tarihin
o zekânın sahibi
sanki o değil
geçti bu uyuklama artık
kim olduğumuzu
ister bilsinler
bilmesinler isterse
biz ayaklandık
ey özgürlük kahramanları
selam size kucak kucak
mısırdan
ta yüreklerden
ta gönüllerden ki
sevginizle sımsıcak
umutta
sevinçte
tasada biriz
sizlerle
ey dünya
ve ey ahiret kardeşlerimiz
kalbi sizinle çarpan
bu mısır
inanın hâlâ genç
sevginizle
hâlâ taze
kıpır kıpır
evet emin olun
alevleniyor artık bir ateş
her burcundan
her tepesinden
yiğit doğunun
(Kutub 1991, s. 27-30)
Seyyid Kutub fikirleri ve mücadelelerinden dolayı 1954’te on beş yıl hapse mahkûm olur. On yıl hapis yattıktan sonra 1964’te tahliye edilen Kutub, 1965’te tekrar tutuklanır ve yapılan yargılama sonunda idam cezasına çarptırılır ve 1966’da cezası infaz edilir. İdamı İslâm dünyasında büyük yankı uyandıran Kutub’un cesedi bilinmeyen bir yere defnedilir. Kimsenin yazı yazmadığı veya yazamadığı 1930’lu, 40’lı ve 50’li yıllarda yazdığı yazılarla Filistin’e verdiği desteği her defasında açıklayan Seyyid Kutub bir Filistin şehidi olarak kabul edilebilir.
Kaynakça
Seyyid Kutub (1991). Filistin Davamız. çev. Mehmet Emin Kazcı. İstanbul: Çizgi Yayınları.
Seyyid Kutub (1990). Yahudi ile Savaşımız. çev. Abdülhamid Dağdeviren. İstanbul: Arslan Yayınları.
Hilal Görgün (2009). “Seyyid Kutub”. TDV İslâm Ansiklopedisi, C. 37.
H. Bekir Karlıağa (1996). “Fî Ẓılâli’l-Ḳurʾân”. TDV İslâm Ansiklopedisi, C. 13.
