Adının Huzeyfe Kehlût (doğumu: 11 Şubat 1985), künyesinin ise Ebû İbrahim olduğunu öğrendiğimiz Ebû Ubeyde kimdi? Ebû Ubeyde, şehadetinden sonra anlaşıldığı kadarıyla Kassâm Tugayları tarafından oluşturulan anonim bir kimlikti. Bunu, onun ve diğer mücahidlerin şehadet haberini veren yeni askeri sözcünün adının da Ebû Ubeyde olmasından anlıyoruz. Muhtemel ki o da şehadet mertebesine ulaştığında, yeni gelen sözcü de Ebû Ubeyde olacak. Yani Ebû Ubeydeler bitmeyecek. O zaman hepimiz şöyle haykıralım: “Hepimiz Ebû Ubeyde’yiz!”
Mustafa ÖZEL
Prof. Dr., FSMVÜ

Filistin, kanayan bir yara olarak yüz yılı aşkın bir süredir gündemimizin ilk sırasındaki yerini koruyor. Etrafı bereketli kılınan bu topraklar insanlığın, dünyanın merkezi. Birçok peygamber buradan çıkmış, burayı yurt edinmiş, bu coğrafyada yaşayanlara manevi ve ilahi bir ruh üflemiştir. Peygamberler diyarı olan bu topraklar kötülerin, kötülüğün, kötücülüğün de yuvası olmuştur. Hak ve hakikatin batılla, doğrunun yanlışla, güzelin çirkinle mücadelesi, en sert ve en çetin şekliyle burada cereyan etmiştir.
Peygamberimiz Efendimiz Muhammed (s.a.v.) ile birlikte yeniden ve bir daha şereflenen bu mukaddes belde, Haçlıların elinde kaldığı zaman dilimi hariç, Müslüman’ın, Hıristiyan’ın, Yahudi’nin birlikte yaşama imkânı bulduğu yer olmuştur. Siyonizmin ihdası bu toprakların huzurunu kaçırmış, yıllardır birlikte yaşayan çeşitli din ve mezheplere mensup insanlar arasındaki ahengi bozmuştur. O ahenk, hâlâ yoktur. Birinci Cihan Harbi sonrasındaki İngiliz işgali ve manda yönetimi, o ahengi tarihin derinliklerine gömmüştür.
Yahudilerin “tanrının seçilmiş milleti” oldukları safsatası siyonistleri azdırmış, bu azgınlıklara karşı bölgedeki Müslümanlar haklı olarak direniş göstermiştir. Bu direniş, yaklaşık 130 yıllık bir geçmişe sahiptir. Direnen isimler değişmiş, ancak direniş kesintisiz devam etmiştir. Direnenler kimi zaman İzzeddîn Kassâm kimi zaman Emin el-Hüseynî kimi zaman Yâsir Arafât kimi zaman Şeyh Ahmed Yâsîn etrafında toplanmışlardır. Her direniş liderinin çevresinde etkin bir direniş halkası ve lider özellikleri taşıyan dava adamları var olagelmiştir. Lider kültünden ziyade ekip ruhu başat bir unsur olmuştur. Liderler ölünce, mücadele ve mukavemet devam etmiştir.
14 Aralık 1987 tarihinde HAMAS’ın (Hareketü’l-Mukâvemeti’l-İslâmiyye: İslami Direniş Hareketi) kurulmasıyla Filistin’deki direniş yeni bir boyut kazandı. Direnişin öncülüğünü uzun yıllar sosyalist, laik, milliyetçi yönleri ağır basan FKÖ (Munazzametü’t-Tahrîri’l-Filistîniyye: Filistin Kurtuluş Örgütü) yaptı. Birçok örgütü içinde barındıran FKÖ’nün ana omurgasını Fetih (el-Feth) oluşturuyordu. Soğuk Savaş döneminin sona ermesiyle birlikte dünyada siyasal ve toplumsal manada büyük değişimler meydana geldi. Söz konusu dönemde daha çok sosyalizm ve komünizm karşısında konumlanan/konumlandırılan İslami hassasiyeti baskın ve ön planda olan kişi ve gruplar, kendilerini daha dini/İslami bir kimlik ve amaçla ortaya koydular. HAMAS bu yeni dönemde Filistin’de, halk nezdinde büyük bir karşılık buldu. Özellikle Gazze Şeridi açısından durum daha belirgindi. FKÖ’nün ve Batı Şeria merkezli Filistin devletinin terör devleti İsrail’le olan ilişkileri, HAMAS’a olan teveccühü artıran sebeplerin başında geliyordu. Hareket, yüz yılı aşan direniş tecrübesini iyi okumuştu.
HAMAS zamanla iç ve yan birimler oluşturmuştu. Bunların başında adını, yukarıda ismini zikrettiğimiz İzzeddîn Kassâm’dan alan ve HAMAS’ın askeri kanadını oluşturan İzzeddîn Kassâm Tugayları gelmekteydi. Sıkı bir teşkilat olan Kassâm Tugayları, 90’ların ilk yıllarında kuruldu. 28 Eylül 2000 tarihinde İsrail’in eski başbakanlarından Ariel Şaron’un Mescid-i Aksâ’yı ziyaret etmesi, İkinci İntifada’ya, diğer adıyla Aksa İntifadası’na yol açtı. Bu olay HAMAS’ın, İzzeddîn Kassâm Tugayları’nın dünyada daha bilinir olmasını sağladı.
Dünya, Ebû Ubeyde’yi Ekim 2004’te 17 gün süren “Öfke Günleri” operasyonuyla tanıdı. Esas tanınması ise 25 Haziran 2006 tarihinde İsrailli asker Gilad Shalit’in tutsak edildiğini resmî bir açıklamayla duyurmasıyla oldu. 2014’te Şaul Aron adlı İsrail askerinin esir alındığını duyurduğunda neredeyse onun ismini bilmeyen kimse kalmamıştı.
O günlerden şehadetine kadar Ebû Ubeyde’nin kim olduğu konusunda birçok spekülasyon yapıldı. Ancak bunların hepsi havada kaldı. Şehadetinden sonra ortaya çıkan bilgilerde, o kimliği belirsiz kişinin halkın içinde normal bir hayat sürdüğü anlaşıldı. Gazze İslam Üniversitesi’nde, “Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam Arasında Arz-ı Mukaddes (Kutsal Topraklar)” adlı yüksek lisans tezini 2013 yılında bitirdiği görüldü. 656 sayfa olan tezde, 276’sı basılı, 25’i elektronik olmak üzere toplamda 301 kaynak kullanılmıştı. Doktora öğrencisi olduğu da ortaya çıkan bilgiler arasındaydı.
Ebû Ubeyde, 7 Ekim 2023 Cumartesi günü başlayan Aksâ Tufanı Operasyonu’yla birlikte dünya gündemine oturmuştu. Operasyonun ilk aylarında düzenli olarak yaptığı basın açıklamaları, dünya kamuoyu tarafından heyecanla beklenir olmuştu. Bu açıklamalarda o, hem başta Gazzeliler olmak üzere Filistinlilere, Filistin davasına sahip çıkan bütün insanlara teşekkür ediyor, hem de yaşanan son gelişmeler hakkında bilgi veriyordu. Yaklaşık 15-20 dakika süren bu konuşmalar, bir ayet-i kerime merkeze alınarak ve başka ayetlerle de desteklenerek yapılıyordu. Açıklama metinlerinin bir ekip tarafından hazırlandığı açıktı. Muhteva çok sağlam, mesajlar net ve anlaşılır idi. Konuşmalarda Gazzelilerin motivasyonunu sağlama niyet, gayret ve çabası ön plandaydı. Çünkü bölgede yaşayan halkın desteği olmazsa bunların yapılma imkânı yoktu.
Adının Huzeyfe Kehlût (doğumu: 11 Şubat 1985), künyesinin ise Ebû İbrahim olduğunu öğrendiğimiz Ebû Ubeyde kimdi? Ebû Ubeyde, şehadetinden sonra anlaşıldığı kadarıyla Kassâm Tugayları tarafından oluşturulan anonim bir kimlikti. Bunu, onun ve diğer mücahidlerin şehadet haberini veren yeni askeri sözcünün adının da Ebû Ubeyde olmasından anlıyoruz. Muhtemel ki o da şehadet mertebesine ulaştığında, yeni gelen sözcü de Ebû Ubeyde olacak. Yani Ebû Ubeydeler bitmeyecek. O zaman hepimiz şöyle haykıralım: “Hepimiz Ebû Ubeyde’yiz!”
Yazımıza, komutan Ebû Ubeyde’nin her konuşmasının sonunda tekrar ettiği, dinleyenlerin ve izleyenlerin zihinlerine çakılan şu kelimelerle nihayet verelim: “Bu bir cihaddır; sonu ya galibiyet ya şehadettir.” O, çok arzuladığı şehadet mertebesine erdi. O ilk değildi, son da olmayacak. Şehîdler kervanı, kıyamete kadar yoluna devam edecek.
Önden gidenlere selam olsun!
