Modern İbrânîce: Kısa Yahudi Tarihi

Süleyman Mabedi’nin yıkılması ve halkın Bâbil’e sürülerek yaklaşık yarım asır süren bir sürgün hayatı yaşaması, Yahudi tarihinin ilk büyük sürgünü ve en önemli hadiselerinden biri olarak kabul edilir.

Elif ATABAŞ

(Viyana Ekonomi Üniversitesi mezunu. İşine ara vermiş tam zamanlı bir anne ve ev hanımı. Okumayı ve yazmayı seven bir blog yazarı. https://balkandays.blogspot.com/ )

Hz. Yusuf ile Mısır’a yerleşen on iki kardeş ve dolayısıyla on iki İsrail kabilesi, zamanla bölgede azınlık konumuna düşerek köleleştirilir. Onları Mısır’dan kurtaracak kişi ise Hz. Musa’dır. Kur’an-ı Kerim’de “Beni İsrail” olarak geçen İsrailoğulları, II. Ramses döneminde Hz. Musa önderliğinde Mısır’dan Filistin’e giden yolculuğuna Kızıldeniz’den geçerek başlar. Yahudi inancına göre bu çıkış, Fısıh (Pesah) Bayramı olarak kutlanmaktadır. Çölde geçirdikleri günlerde, kendilerine her gün kudret helvası ve bıldırcın eti ikram edilen İsrailoğulları, bir müddet sonra şikâyet etmeye başlar. Bu esnada Hz. Musa, Sina Dağı’nda kırk gün süren inzivaya çekilir ve “on emir” ile döndüğünde, kavmini altın buzağıya taparken bulur. Devamında, Filistin’e savaşarak girmeyi reddettikleri için, kutsal topraklara ayak basmaları yasaklanır.[1]

Seneler sonra girdikleri kutsal topraklarda, Yahudi inancına göre, Kral Davud ve Kral Süleyman dönemlerinde altın çağlarını yaşarlar. Kral Süleyman’ın ölümünün ardından krallık ikiye bölünür. Asurlular tarafından gelen yıkım ve sonrasında da Babil sürgünü başlar. Süleyman Mabedi’nin yıkılması ve halkın Bâbil’e sürülerek yaklaşık yarım asır süren bir sürgün hayatı yaşaması, Yahudi tarihinin ilk büyük sürgünü ve en önemli hadiselerinden biri olarak kabul edilir.[2] M.S. 70 yılında Romalı komutan Titus’un bölgeyi ele geçirmesiyle ikinci sürgün başlar ve böylece Yahudiler, dünyanın dört bir tarafına dağılırlar. Gittikleri ülkelerde bulundukları coğrafya ve kültüre uyum sağlamaya çalışan Yahudiler, zamanla İbraniceyi unutur ve onu sadece ibadet dili olarak kullanmaya başlar. Hatta İbraniceye ilahi bir anlam yüklenerek günlük konuşmada kullanımı reddedilir.[3]

Peki, bir gün İsrail Devleti kurulduğunda ve dünyanın her tarafına dağılmış Yahudiler geri döndüklerinde, birlik ve beraberliği sağlayacak ortak dil olarak neyi kullanacaklardı? Zira her biri, bulundukları ülkelerde d İbranice ile karışmış farklı diller konuşuyordu.  Almanya’da konuşulan Almanca ve İbranice karışımı “Yidiş” ya da İspanya’da yaşayanların kullandığı İspanyolca ve İbranice karışımı olan “Ladino” dilleri bunlara örnek olarak verilebilir.

Eliezer Ben-Yehuda ve İbranice

Eliezer Yitzhak Perlman, 7 Ocak 1858’de bugün Belarus’un kuzeyinde yer alan Vilna bölgesine  bağlı Luzki’de doğdu. İlk eğitimini “Yeşiva” denilen bir Yahudi okulunda aldı. Anne ve babası onun haham olmasını istiyordu. Bu nedenle 1871’de, Polotsk’taki dayısının yanına, Talmud akademisinde okumak üzere gönderildi. Fakat işler hiç de ailesinin düşündüğü gibi gitmedi. Dillere, özellikle de İbraniceye özel bir ilgisi olan Yehuda Talmut dışında da bir şeyler okumak istiyordu. Bu noktada aslında tam da istediği gerçekleşti denilebilir. Gittiği okulun hahamı, Haskala’dan yani Yahudi Aydınlanmasından etkilenmesi sonucu Aydınlanma Edebiyatı ile tanıştı. O güne dek yalnızca dini metinlerde gördüğü İbraniceyi romanlarda okumaya başladı. Ancak dayısının bunu öğrenmesi üzerine okuldan alındı.  Fakat Eliezer eve dönmemeye karar verdi. Müstakbel kayınpederi tarafından evlat edinildi ve hayatına orada devam etmeye başladı.[4] Lise eğitimi için Beyaz Rusya’nın önde gelen şehirlerinden biri olan Dünaburg’daki bir Gymnasium’a gönderildi. 1877’de liseyi bitirdikten sonra, üniversite eğitimi için Paris’e gitti.[5]

Ailesinin haham olmasını istediği ama Rusya’nın siyasi konjonktüründen etkilenerek farklı yerlere savrulan bir genç, İbraniceye duyduğu sevgi ise hiçbir zaman azalmadı ve bu sevgi uğruna tüm hayatını adadı. Okuldan kaçtığı için evine dönemedi; kayınpederinin evinde müstakbel eşinden Almanca, Fransızca ve Rusça dersleri aldı. Maddi imkansızlıklar ve geçirdiği tüberküloz hastalığına rağmen mücadelesini sürdürdü.[6]

Eliezer Ben-Yehuda, İbraniceyi yeniden canlandıran kişi olarak, bu uğurda günde en az 16 saat çalışmıştır. Ben-Yehuda, İbranice dilinin canlandırılması fikrine ilk olarak Paris’te yaşarken kapıldı. Bu süreçte, modern kavramları karşılayacak İbranice jargonunun eksikliğinden bahsetti ve boşluğu doldurmak için İbranice sözcükleri yenilemeye başladı. Ardından, Ben-Yehuda kapsamlı bir İbranice sözlüğün temeli olarak, tüm dönemlerdeki İbranice edebiyatından sözcükler listelemeye başladı. Üç başarısız yayın girişiminin ardından sözlüğü, Antik ve Modern İbranicenin Tam Sözlüğü adıyla 1908’de Berlin’de yayımlanmıştır. Sözlük, 1908 ile 1959 yılları arasında aşamalı olarak basılmış ve ek bir giriş cildi ile 16 cilt olarak planlanmıştır. İlk beş cilt, I. Dünya Savaşı başlamadan ve Ben-Yehuda 16 Aralık 1922’de hayatını kaybetmeden önce yayımlanmıştır. Ben-Yehuda, ölmeden altıncı ve yedinci ciltleri düzenledi ve bunlar da ölümünden sonra basıldı.[7]

“Ben-Yehuda 1922’de Kudüs’te tüberkülozdan öldüğünde İsrail’in kurulmasına daha 26 yıl vardı. Ama yeni devletin dili, kültürel altyapısı, kurum ve metinleri çoktan hazırdı. Bütün bunlar ömrü boyunca tek başına deliler gibi çalışan bir adamın ve ondan ilham alanların çabalarıyla gerçekleşmişti.”[8]

Ben-Yehuda’nın temel hedefi, İbranicenin aile içinde konuşulan doğal bir dil haline gelmesi, çocukların ebeveynlerinden ana dil olarak İbranice öğrenmesi ve Filistin’deki Yahudi toplumunda günlük yaşamdan edebiyata ve entelektüel alanlara kadar her alanda kullanılmasıydı. Bunun için ilk pilot denemeyi de kendi evinde ve ilk oğlu üzerinde gerçekleştirmekten de çekinmedi. Bu konuda çok sıkı bir program izleyen Yehuda, oğlu konuşmaya başlayıncaya dek onu hiç kimseyle görüştürmedi. Ona göre, çocuklar modern İbraniceyi öğrenirse, aileler de bu dili doğal olarak benimseyecekti. Bu çalışmaların sonucunda 1890’larda ilk defa tamamen İbranice eğitim veren bir anaokulu açıldı. Kısa süre içinde derslerin tümünün İbranice olduğu liseler açıldı. Böylece I. Dünya Savaşı’ndan yaklaşık on yıl önce doğan çocuklar, yüzyıllar sonra ana dili İbranice olan ilk nesil olacaktı.[9]

Sonuç olarak hiçbir toplumsal ya da kültürel başarı, komplo teorileri üzerine inşa edilmez. Her büyük dönüşümün ardında, kararlılıkla ve sabırla çalışan bireyler bulunmaktadır. Öte yandan yeni tarihçi İsrailli yazar İlan Pappe’nin “İsrail Hakkında On Mit” kitabında belirttiği gibi ne Filistin boş bir ülkeydi ne de Yahudiler ülkesiz bir halk. Tüm diğer mitlerin yanında gerçek olan bir şey varsa o da hedefleri uğruna çalışmalarıdır. 7 Ekim 2023’ten bu yana zihinleri felç eden bu halden, ancak Doğu ve Batı’da en zorlu koşullarda gösterilen başarı örneklerini bulup çıkararak ve her gün daha fazla çalışarak çıkmak mümkün gözükmektedir. Ayrıca Eliezer Ben-Yehuda’nın başarısının, ona inananlarca finansal olarak desteklendiği de unutulmamalıdır.

 “Karşı propaganda incelikli olduğu kadar karmaşıktır da ve savunmasız yakalanırsanız davanızın duyulmasını sağlamanız güçtür. Modern Filistin tarihi hakkında iyice bilgi sahibi olmak bu tür tartışma ve yüzleşmelerde çok değerlidir.”[10]

Nurettin Topçu’nun İsyan Ahlakı kitabında ifade ettiği gibi:

“Aklı başında bir insanlık, kendini asla gayesi ve gerçekleştireceği mukadderatı olmayan bir varlık olarak düşünemeyecektir. Kendi gayesini bilecek noktaya erişmese bile o, sanki bu gayeye arka arkaya gelen nesillerin sonsuzluğunda ulaşılacakmış gibi hareket edecektir.”

“Biz yaklaşık yüz seneden bu yana Filistin’de devam eden büyük bir haysiyet ve insanlık hikâyesine şahitlik ediyoruz. Biz bu haysiyet hikâyesinin neresindeyiz? Bu haysiyet hikâyesine, bir şekilde ucundan kenarından da olsa nasıl dâhil olabiliriz? Bizim karşımızda büyük bir disiplinle ve ciddiyetle çalışan bir düşman var. Biz bu düşman karşısında ağlamayacağız. Biz çok çalışacağız. Ancak bu şekilde Filistin davasına destek olabiliriz.” (Peren Birsaygılı Mut)

KAYNAKÇA

Karahan, Semiha. Bir Hakikat Şehri Kudüs. İnsan Yayınları: 2021.

TDV İslam Ansiklopedisi,“Yahudilik”. https://islamansiklopedisi.org.tr/yahudilik#1 

Kılınç, Taha. Dil ve İşgal. Ketebe Yayınları: 2024.

St. John, Robert. The Revival of a Classical Tongue Eliezer Ben Yehuda and the Modern Hebrew Language.

Pappe, Ilan. İsrail Hakkında On Mit (Çeviren: S.Erdem Türközü), Nika Yayınevi:2018.

Hebrew Academy, “Eliezer Ben Yehuda” https://en.hebrew-academy.org.il/hebrew-language/ben yehuda/ 

Kılınç, Taha. Kudüs Yazıları. Aşina Yayınları: 2021.

Ben-Yehuda, Eliezer. A Dream Come True (Translated by T. Muraoka) Cambridge Studies:1993


[1] Semiha Karahan, Bir Hakikat Şehri Kudüs (İnsan Yayınları:2021), 50.

[2] “Yahudilik”, TDV İslam Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/yahudilik#1 

[3] Taha Kılınç, Dil ve İşgal (Ketebe Yayınları: 2024),24

[4]“Eliezer Ben Yehuda”, Hebrew Academy, https://en.hebrew-academy.org.il/hebrew-language/ben yehuda/

[5] St. John, The Revival of a Classical Tongue Eliezer Ben Yehuda and the Modern Hebrew Language, 20

[6] Kılınç, Dil ve İşgal.

[7] Eliezer Ben Yehuda”, Hebrew Academy, https://en.hebrew-academy.org.il/hebrew-language/ben yehuda/ (Accessed October 1, 2024).

[8] Taha Kılınç, Kudüs Yazıları (Aşina Yayınları: 2021), 57

[9] Eliezer Ben-Yehuda , A Dream Come True,11

[10] Pappe, İsrail Hakkında On Mit, 15