Sezai Karakoç’ta Şiir Sanatı’ndan Fikirler Meydanına Atılım Evresi Üzerine

Benim burada ileri sürmek istediğim “şey”, Sezai Karakoç’un temel özelliklerinden bir tanesi olmak bakımından görülmelidir. Cumhuriyet Türkiye’sinde kendisinden önce başlamış bir bilincin sürdürücüsü olmak sevgi ve bilinciyle sürekli çalışmış bir genç adam, daha aile ocağında başlamış bir sorumluluk duygusu taşımasıyla; henüz ilkokulda iken öğretmenlerinin gözünde yektâ bir öğrenci (ve “talebe”deki “talep eden” fıtri gelişiyle) bir gelecek vadettiği, Hâtıralar kitabında öz yaşam sürprizlerinden de anlaşılmaktadır. Lise ve üniversite yıllarındaki gelişmelerle birlikte iyice kavranabilecek bir şey; yetenek ve kişilik uyumudur. Kâmil Eşfak Berki Bunca eserin müellifi, bir Sezai Karakoç'un eserlerine yazma öncesini merak etme hissi ile bakacak olsaydı onu genişçe ve derinlemesine okusaydı bir düşünce adamı olduğunun…

Okumaya devam edin Sezai Karakoç’ta Şiir Sanatı’ndan Fikirler Meydanına Atılım Evresi Üzerine

Mehmet Erdoğan: “Sezai Karakoç’un Mirası, Şahsiyeti ve Davasıdır”

Din, tarih, coğrafya, medeniyet, kültür, dil, siyaset, ekonomi, ontoloji, insan ve çevre faktörlerini birlikte ve harmanlayarak değerlendirir. Amacı ve neticeyi de asla atlamaz. Böylece bir konu hakkında veya olayla ilgili yorum yaptığında büyük bir zihnî dolaşım yaşayarak sebep ve sonuca yaklaşır. Söyleşi: Mustafa ÖZEL S: İsterseniz önce kısaca sizi tanıyalım? – 1961 yılında Rize’de doğdum. İmam-hatip lisesi ve ilâhiyat fakültesi mezunuyum. Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı’nda sırasıyla imam-hatip, musahhih, uzman, idareci ve müşavir olarak 26 yıl çalışıp, 2018 yılında emekli oldum. Özel bir yayınevinde uzaktan editörlük yapıyorum. Geçmişte Ayane dergisini çıkardım (1988-1990), bazı gazete ve dergilerde gençlik-edebiyat ve kültür-sanat sayfaları hazırladım, bazı dergilerin…

Okumaya devam edin Mehmet Erdoğan: “Sezai Karakoç’un Mirası, Şahsiyeti ve Davasıdır”

Türkiye’de Araştırılması Gereken Başını Açmak mıdır Yoksa Örtmek mi?

Gittikçe çoğalan bu örneklere bakarak toplumun başörtüsüne yüklediği anlamın ters yüz olduğunu söylemek mümkün mü? Elbette ki hayır. Başörtüsü hâlâ dinî bir emir olarak görülüyor, başörtü takanların dinin emirlerini yerine getirmesi bekleniyor. Vejdi BİLGİN Prof. Dr., Uludağ Üni. İlahiyat Fak., Felsefe ve Din Bilimleri Böl., Din Sosyolojisi Sokağımızın hemen altında bir cadde, onun altında da bir kız meslek lisesi bulunuyor. Bu okulda çoğunluğu oluşturmamakla birlikte çok sayıda başörtülü öğrenci var. Örtülü kızların içinde, diğer kızlar gibi sigara içenlerin veya erkek arkadaşı olanların yabancı bakışlardan kaçmak için tenha sokağımıza gelmelerine alıştık. Artık konserlerde kapalı kadınları görmek sıradanlaştı. Ramazanlarda kafelerde bir şeyler yiyip içen kapalıları görmek de.…

Okumaya devam edin Türkiye’de Araştırılması Gereken Başını Açmak mıdır Yoksa Örtmek mi?

Tam ya da Tamam’ın İmkânı

Modern psikolojide kendini gerçekleştirme gayreti, bizim medeniyetimizde insanı kâmil olma gayreti ile karşılanabilir belki. Her iki gayrette de insanın, kendine yapması gereken yatırımlar ve harcaması gereken mesailer vardır. Mustafa ESER Yazar  “İnsan, cismaniyetinin fizikî âlemle ilgisine rağmen bu âlemin fiilî durumlarına bel bağlamadan daima büyük uğraşlar ve işler peşinde koşar, uzun soluklu projeler ve planlar yapar. Bütün bunların sebebi gerçekte insanın bu dünyadan daha iyi bir dünyayı var etmenin arayışı içerisinde olmasıdır. Öyle ki insan daha iyi bir dünyayı gerçekleştirdiğini düşündüğünde dahi ona itibar etmez, onunla yetinmez ve bundan daha iyi bir dünya arayışını sürdürür… ” -Taha Abdurrahman, Dinin Ruhu Eşya her daim hareket halindedir.…

Okumaya devam edin Tam ya da Tamam’ın İmkânı

Kiralık İdeolojik Silahlar

Son olarak hatırlatmak isterim ki kadraja girmeyen yönleriyle kilisenin, sömürmenin, monarşinin, anarşinin ve zaten yüzyıllardır var olan iktisadi uçurumun derdiyle dertlenmiş Batı’nın “medeniyet” anlayışı ve kendilerine has eğitim sistemi, Türk milletinin birçok alanda tam anlamıyla başarılı olmasına imkân tanımayacaktır. Şehnaz FINDIK  “Ulu bir çınarın kovuğuna sığınmış bu aziz millet, kendi gölgesinden korkmayı kimden öğrendi?” Kabul ediyorum, öyle sessiz sakin sorulabilecek bir soru değil bu. Çok matah bir soru da değil üstelik. Ama can yakan, dirsek çürüten, kalp kurutan sorular için iyi bir girizgâh. Sahi, kimden öğrendik bizi biz yapan mukaddesatı korkunç bulmayı? Hangi kudretin mahsulü bu utanç duygusu ki samimiyetten, ihlastan, vicdandan ve merhametten “maraz”…

Okumaya devam edin Kiralık İdeolojik Silahlar

Ebü’l-Müfessirîn: Müfessirlerin Babası “İsmail Cerrahoğlu”

Eczaneye iki gazete gelmektedir; İstanbul’dan Cumhuriyet, Ankara’dan Ulus. Bir gün Ulus gazetesinde Ankara’da 21 Kasım 1949’da ilahiyat fakültesi açıldığını okur. Aile genç İsmail’in, ne olduğunu bilmedikleri ama adından dinî bir okul olduğu anlaşılan bu okulda okumasını ister. Mustafa ÖZEL Prof. Dr., FSMVÜ İslami İlimler Fak. Fotoğraf: Harun SAVUT- Ayşenur ÖZBAKKAL İslamî eğitimin Türkiye’de yıllarca kasten amden, bile isteye ademe mahkûm edildiği, sosyo-kültürel tarihî bir hakikattir. Osmanlı Devletinin son yıllarında iyice içinden çıkılmaz bir hal alan, bir sorunlar yumağına dönüşen eğitim, bugün de devasa problemlerle cebelleşmeye devam etmektedir. Yeni dönemde şekillendirilmeye çalışılan din-devlet, din-toplum ilişkilerinin istendiği biçimde bir kıvam bulabilmesi için öncelik, İslamî eğitimden uzak durulmaya…

Okumaya devam edin Ebü’l-Müfessirîn: Müfessirlerin Babası “İsmail Cerrahoğlu”

Roma’da Yaz Okulu ve Mevlid

Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarında elde edilen tecrübeler, medeniyetlerin “ben” ve “öteki” tasavvurlarının da ne olduğu hakkında bize en doğru ipuçlarını sunmaktadır. Mülayim Sadık Kul Bu sene yaz okulumuzu Roma’da düzenledik. Malum Pandemi döneminde bu tür faaliyetlerin tamamı askıya alınmıştı. Avrupa’da ilâhiyat eğitimi veren resmi bir kurum için Avrupa ülkelerinden birinde yaz okulunu organize etmek, elbette daha kolaydı. Yaz okulu programı hem ilmî hem de kültürel kazanımı birlikte hedeflediği için gittiğiniz ülke bu anlamda önemliydi. Dolayısıyla Roma’yı seçerken de bu anlamda özellikle Hristiyan dünyası açısından ne anlama geldiğini biliyorduk. Kısacası böyle bir hedefle organize ettiğimiz yaz okulunda, gittiğimiz coğrafyanın dinler ve medeniyetler tarihi açısından bize…

Okumaya devam edin Roma’da Yaz Okulu ve Mevlid

Yeni Bir Ebeveyn Güncellemeniz Var!

İletişim çağı, aynı zamanda özentiliği, kolay yoldan para kazanma isteğini ve kişilik bozuklukları gibi sorunlarını da beraberinde getiriyor. Bu sebeple bizim zamanımızda böyle değildi gibi söylemleri bir kenara bırakıp günümüz teknolojisini anlamaya çalışarak gençlerle aramızdaki köprüyü kurmalıyız. Bu köprüyü kurmak için gerekirse bizzat teknolojiden faydalanabiliriz. Ahmet Furkan ONAT Grafik Tasarımcı Ne olacak bu gençlerin hali? Şimdiki gençler sorumsuz? Ellerinde telefon önlerini görmüyorlar? Bir rivayete göre zamanın bilge adamı Aristo’nun (m.ö. 385-323) yanına bir grup insan gelip, ‘Ne olacak bu gençlerin hali?’ diye sormuşlar. Aristo onlara dönerek şöyle demiş, ‘Sizlerin de babaları sizler için aynı soruyu sormuşlardı.’ Son zamanlarda bu tarz hayıflanmaları çok sık duyar olduk.…

Okumaya devam edin Yeni Bir Ebeveyn Güncellemeniz Var!

Sinema Felsefesi: Sinema ve Fenomenoloji

Sanatın gücü, insanın söylemek istediği her ne varsa onu daha etkili ve güçlü bir şekilde söyleyebilmesidir denilebilir. Bu anlamda sanatın kendine has bir dili, düzeni ve söylem şekli vardır. Aşkın YILDIZ Sinemanın anlatı kabiliyeti ve olanakları ortaya çıktığı ilk günden beri sürekli gelişmiştir. Bu gelişmede, teknik bilgi ve becerinin ilerlemesi kadar hiç şüphesiz sanatçı ve yönetmenlerin bakış açılarının da katkıları olmuştur. İlk yıllarda, sanat olup olamayacağı ve tiyatro, edebiyat ve plastik sanatlara göre konumu sorgulanan sinema; Lumiere Kardeşlerin kısa görüntülerinden başlayarak, Griffith, Kuleşov ve Eisenstein gibi yönetmenlerin montaj kabiliyetleri ile birlikte, ses teknolojisi ve daha birçok unsurla birlikte gelişip kendine has dilini oluşturarak 1930’ların yeni…

Okumaya devam edin Sinema Felsefesi: Sinema ve Fenomenoloji

Bregenz’de Cami Merkezli Faaliyetler

Avusturya’nın diyaneti ATİB’in camisi ATİB Bregenz hakkında cemaatinden yönetimine kadar çeşitli insanlarla konuşarak çalışmalara dair detaylı bilgiler edinme fırsatı buldum. Zübeyir ŞEKERCİ Yeryüzünde ne olup bittiğini, muhtelif coğrafyaların toplumlar üzerinde nasıl bir etki bıraktığını, cihanşümul değişimlerin/dönüşümlerin insana kazandırdıklarını ve kaybettirdiklerini anlayabilmek için seyahat etmek oldukça mühim bir fiil. Kur’an’ın inen ilk ayetinde ifade edilen “Oku!” emri, kitabî olduğu kadar yaşanılan dünyayı da beş duyu ile takip etmekle ilgilidir. Bu minvalde bir Müslüman imkân dahilinde seyahat etmelidir. Bahusus, gördüğünü değerli bir şekilde aktarmalıdır. Eylül ayında 15 gün kadar Avrupa’nın çeşitli beldelerine seyahatlerde bulundum. Normal   seyrinde niyetim, bu seyahat çerçevesinde birkaç konu başlığı üzerinde durup aktarmaktı ancak…

Okumaya devam edin Bregenz’de Cami Merkezli Faaliyetler