S/öz İle Yolculuğumuz

İnsan, kendini hem kaybeder hem bulur lakin dua ile taçlandırırsa yolun sonunda güzellikler ile buluşur. Söz ile değil söze ulaşmada sükût ile devam ediyoruz yolumuza. Betül Zeyrek Bazı kitapların ruha iyi gelen yanı vardır.  Okuduğunuz vakit kendi kendiniz ile dertleştiğinizi hissedersiniz. Okuduğunuz her bir cümle aslında kendinize bile anlatmaya cesaret edemediğiniz yaralarınızı hatırlatır size. O yüzden daha bir heyecanla okursunuz. Sizi size anlatıyordur çünkü. Herkesin, içinde yaşadığı yaralarla dolu bir yalnızlığı vardır ama ne anlatmaya cesaret edebilir ne de iyileşmesine müsaade edebilir. İşte o yaralarınız sizi hayata bağlar, nefes almanızı kolaylaştırır, bu dünyayı yaşanılır hale getirir. İnsan yara alır, yaralanır... Ama yoluna devam eder, düştüğü…

Okumaya devam edin S/öz İle Yolculuğumuz

Onur Yürüyüşü Böyle Olur!

Saraçhane’den Beyazıt meydanına yürüyen kalabalığa atfedilen ve yapıştırılmak istenen bir yafta var: “Büyük Aile Buluşması” için ısrarla ve kasıtla “LGBT bireyleri nefret söylemleri ile hedef alarak tehdit ettiler” cümlesi kuruluyor. Aynı zamanda ekranlarda ve sosyal medyada dillendiriliyor. Halbuki bu onurlu ve vakarlı yürüyüş, tüm ahlaksızlık savunucularına “Onur Yürüyüşü Böyle Olur!” dedirten bir olgunluk ve sakinlikte geçti. Selahaddin SEMİZ Uzm. Dr. 18 Eylül 2022 pazar günü İstanbul Fatih Saraçhane’de ‘Ailelerimizle, Ailemiz için buluşuyoruz’ üst başlığı ile büyük aile yürüyüşü yapıldı. Alt başlıkta ‘Çocuklarımızın LGBT Dayatmasından korunması için Yürüyoruz’ konulu yürüyüş, aslında son zamanlarda aile yapımızı tehdit eden her türlü dayatma, sapkınlık ve kötülüğe karşı yapıldı. Bu faaliyet, sivil toplum adına…

Okumaya devam edin Onur Yürüyüşü Böyle Olur!

Polyanna Bizim Neyimiz Olur?

Bizim kültürümüze kaynaklık eden, bizi diğer toplumlardan farklı kılan yani bizi biz yapan “şey” nedir? Mesela düğünlerimiz, tüketim alışkanlıklarımız, giyinme biçimlerimiz, güldüğümüz şeyler, ağladıklarımız? Derviş Çelebi Hayata olumlu bakmak, başımıza gelen kötü olarak nitelendirilen şeyleri iyiye yorarak avunmak, kötü olanı göz ardı etmek, yaşadığımız toplumda “polyannacılık” olarak adlandırılıyor ve hatta bir miktar da küçümseniyor. Burada küçümseme kelimesine kaynaklık eden “avunmak” kelimesine dikkatinizi çekmek isterim, bizde olumsuz çağrışımlar uyandıran bu kavramanın altını, pardon üstünü çizmemize sebep nedir hiç düşündünüz mü? Acaba başka hangi kavramların üzerini farkında olmadan çiziyoruz?  Tekrar “polyannacılık” kavramına dönecek olursak, bence bu kavram her konuda olduğu gibi bu konuda da kültürel bir işgal…

Okumaya devam edin Polyanna Bizim Neyimiz Olur?

Yemek Yeme Tarifi

Aman canım, o da fazla alınganlık etmiş diyebilirsiniz. O güne kadar yaptığı her yemek beğenilmiş olamaz sonuçta, değil mi? Haklısınız, ancak burada dikkatinizi, kendisinden özür dilenmesi beklenen kişiye yöneltmenizi rica edeceğim. Manceron’un “Lezzetli”sini beğenmeyen kişi bir din adamıydı. Elif ÇEVİK  “Siz ey midesi guruldayanlar, bana gelin, sizi iyileştireyim.” [1] 1765’te çorbacı M. Boulanger, restoranının girişine astığı Latince bir deyişle böyle sesleniyordu Fransa halkına. Canlandırmak, onarmak, iyileştirmek manasına gelen “restaurant” kelimesi de böylelikle, kurulan ilk restoran olarak kabul edilen Champ-d’Oiseau’nün duvarını süslüyordu. O yıllarda dışarıda yemek yeme kültürü yoktu. Tabii seyahat eden tüccarlar, misyonerler ya da askerler için hizmet veren hanlar bulunuyordu. Fakat burada yenen yemekler…

Okumaya devam edin Yemek Yeme Tarifi

İnci Mercan Gerdanlığı -18-

Ebû Saîd el-Hudrî (R.A.) Ebû Saîd el-Hudrî (r.a) mükerrerleriyle birlikte 1170 hadis rivayet etmiş; 16 hadis Buhârî’nin, 52 hadis Müslim’in sahihlerinde münferiden yer almış, 111 hadiste ise Buhari ve Müslim ittifak etmişlerdir. Ahmet POÇANOĞLU Emekli Konya İl Müftüsü      Ebû Saîd el-Hudrî Said İbn-i Sinan (r.a) İbn-i Sa’lebe İbn-i Ubeyd İbn-il eceber İbn-i Avf İbn- i Haris İbn-i Hazrec hadisi: Ebû Saîd el-Hudrîşöyle dedi: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem minbere oturmuş biz de onun etrafına oturmuştuk. Rasulullah şöyle buyurdu:      “Benden sonra size dünya nimetlerinin ve zînetlerinin açılmasından korkuyorum.”      Bunun üzerine bir sahabi ayağa kalkarak:      ‒Yâ Rasulallah! Hiç hayır, şer getirir mi? diye sordu.     Peygamber…

Okumaya devam edin İnci Mercan Gerdanlığı -18-

Kırk Kandil -18-

Osman b. Maz'ûn (R.A.) Osman b. Maz’ûn’un Medine’ye kalabalık bir akraba grubuyla hicret edip yerleştiği belirtilmiştir. Maz’un’un üç oğlu Osman, Kudame ve Abdullah ile amca oğulları Ma’mer b. Haris Medine’de Abdullah b. Seleme el-Aclanî’ye misafir olmuşlardı. Vakıdî, Maz’un ailesinin kadını, erkeği, çocuğu, yaşlısı, genci hep beraber Medine’ye hicret ettiğini ve Mekke’deki evlerine kilit vurduklarını ifade eder.   Rıza SAVAŞ Prof. Dr., Dokuz Eylül Üni. İlahiyat Fak. Emekli Öğretim Üyesi Şecerede de görülen Maz’un’un üç oğlu Osman, Kudame ve Abdullah ile amca oğulları Ma’mer Mekke’de ilk Müslüman olanlar arasında yerlerini almışlardır. Osman b. Maz’un’un ilk on üç Müslümandan sonra Müslüman olduğu kaynaklara yansımıştır. İslam’a girdikten dört beş…

Okumaya devam edin Kırk Kandil -18-

Müziğin Öyküsünde Yerimiz

Türkiye’nin öyküsünde darbelerin on yıllık ritimleri, müziği etkilemekten geri kalmadı. 12 Eylül İhtilali ile birlikte sağ-sol çatışması durdu. Türkiye askeri vesayet altına girdi. Yeni yasaklar, kısıtlamalar hayatın her alanını etkiledi. Sanat da bundan payını aldı. Kimi sanatçılar yasaklı hale gelirken, sahnelenecek her etkinlik denetime, başka deyimle keyfiliğe açılmış oldu. Ahmet MERCAN Müzik ve İnsan Sözün güçsüz kaldığı, merama hurufatın yetmediği durumda, insanı şiir ve daha ziyade de müzik ifade eder. Yoğun acı, hüzün, sevinç, coşku hallerinde kendiliğinden ortaya çıkan ifade tarzı, adeta iç sıkışıklığı farklı bir formda ortaya koyarken, dinlenip tekrarlanacak güçlü iletişim hâsıl olur. İnsan hallerinin ifadesi olan müzik tarihinin, bu itibarla insanla yaşıt…

Okumaya devam edin Müziğin Öyküsünde Yerimiz

Serencâm-ı Ezgi

O zamanlar, altyapı, beste, güfte, sound gibi müziği oluşturan ana unsurlara itiraz ve eleştiriler yapılmamakta, yapılsa dahi bunlar müziği gerçekten bilen çok az sayıda kişiden gelmekteydi. Abdülbaki KÖMÜR İslamcı kesimin müzik olgusuyla ciddi bir biçimde ilgilenişi, yaklaşık 80 yılların öncesine dayanmakta. İlk olarak bant tiyatrolarında rastladığımız ezgiler, kısa bir süre sonra kaset haline gelerek yeni bir akım başlatılmış oldu. 80'li yılları her yönüyle göz önüne getirmeden salt “müzik” değerlendirmesi yapmak, “İslami müzik” diye nitelendirilen müziğin ortaya çıkışını, beslendiği kaynakları ve bugün geldiği son noktayı sağlıklı değerlendirmek mümkün değildir. 12 Eylül darbesine kadar ciddi anlamda bir İslamcı gençlik hatta İslamcı kesim yoktu… İslamcı denilebilecekler, hala “sağcı”lık…

Okumaya devam edin Serencâm-ı Ezgi

Seksenlerin Ezgileri Ya Da Bir Yol Hikâyesi

Gençlere gelince onlar zannedildiği (ve hatta kendilerinin zannettikleri) kadar başka değiller. Araçlar, teknikler, koşullar farklılaşsa da insana dair değişen bir şey olmadığı kanısındayız. Detaylar değişebilir ancak esaslar değil. Ömer KARAOĞLU Kırk yıla yaklaşan bir hikâye bizim müzik yolculuğumuz. Gençlik yıllarında Hicret adlı bant tiyatrosu için besteleme cüretini gösterdiğimiz birkaç eserle dinleyiciyle buluşmuştuk. Ulvi Alacakaptan’ın yönettiği İbrahim Sadri’nin kaleme aldığı çalışmayı, esasında hiç tasarlamadığımız (en azından bizim) yeni çalışmalar izledi. Yapımcı Zaman Yayıncılık’tı. Bizden kısa bir süre önce Mute Destanı ve Musab bin Umeyr adlı eserler ilk iki örnekti. Ardından diğer çalışmalar geldi.  Bu yeni eserler, Tevbe, Hudeybiye, Mekke’nin Fethi gibi adlarla aynı formatı izlerken Gün…

Okumaya devam edin Seksenlerin Ezgileri Ya Da Bir Yol Hikâyesi

Ezgilere Dâir

Asım Köksal’ın İslâm Tarihi o yıllarda yazılıyor, cilt cilt yayınlanıyor, her cilt çıkınca ciddi bir okur kitlesi tarafından hemen alınıp kısa zamanda okunuyordu. İslâm Tarihi’nin Mute Gazası’nı anlattığı cilt yayınlanınca, ilk senaryoya ilham verdi. Kenan YABANİGÜL Kenan Yabanigül kimdir? 09.01.1956 yılında, Sivas’ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini orada tamamladı. Lise yıllarında MTTB ile tanıştı. 1972-1973 yılları arasında teşkilatın muhasebesine baktı. Yükseköğrenimini İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliğinde tamamladı. Talebelik yılları Milli Türk Talebe Birliği’nde geçti. 1976-1977 yıllarında icra konseyi başkanlığı yaptı. Askere gidinceye kadar mühendis olarak çalıştı. Askerden sonra ticarete atıldı. Tabii talebeyken de mezuniyetten sonra da gençlik ile irtibatı son hızla devam etti. Gençlerin…

Okumaya devam edin Ezgilere Dâir