Ezgilerle Büyüdük
Dar zamanda ezgilere sarıldık, zor zamanda ezgi söyleyerek umutlandık. Faruk EŞLİK Seksenli yılların sonu, doksanlı yılların başıydı. Toyduk, farkındalıktan uzaktık, bazılarımız çocuk, bazılarımız da hayatın baharında gencecik delikanlılardık. Küçük dokunuşlara ihtiyacımız vardı. Çoğumuz İmam-Hatip Lisesi sevdasıyla sıkıntılar çekerek okuma gayretindeydik; “Yeşerdik çiçek açtık hayatın baharında, ne havaya ne suya gönle düşen cemreyiz. Ilık bir imbat gibi kara kış ortasında, ne havaya ne suya gönle düşen cemreyiz.” diye başlayan ezgiler duymaya başladık. Cemre düşen gönül rahat durmuyordu artık; “Ezgi Okulu”na başlamıştık. Teknolojik iletişim kanallarının bugünkü kadar güçlü ve etkili olmadığı bir dönemde kulağımıza İslam coğrafyasında olup bitenleri mırıldanıyordu ezgiler: “Kudüs” diye başladık derslere; Aykut Kuşkaya…
