Halvet Der Encümen ya da Raşit Küçük Hoca

İnsanımızın acılarını, sorunlarını, sevinçlerini en yakından izleyen bir dikkat, rikkat, şefkat ve şecaat ruhuna sahiptir. Bu nedenle ilim alanında eserler verirken günlük siyasi gelişmeleri yakından izledi, gerektiğinde elini taşın altına koymaktan çekinmedi. Kemal KAHRAMAN Dr., Tarihçi Gençlik çağlarımızdan bu yana hayat tablomuzun en güzide, en mutena varlıkları arasında yer alan güzel insanlar, arkalarında buruk bir tat bırakarak bir daha dönmemek üzere gidiyor. Farkında mıyız? Gerçekten farkında olsaydık lokmalar boğazımıza dizilir, pandemiye yakalanmış gibi hayatın rengini, kokusunu, tadını alamaz olurduk. Belki de bize sunulan nimetler karşısında alabildiğine şükran duygularıyla dolar, gündelik hesaplardan, kaygılardan kolayca sıyrılırdık. Bu da hayatın hakikatine nüfuz ederek gerçek anlamda manevi lezzet almamızı…

Okumaya devam edin Halvet Der Encümen ya da Raşit Küçük Hoca

Edebe Muhtacız*

İslâm toplumlarını ortadan kaldırmak isteyen iç ve dış düşmanlar, onların içlerinde bulunan edep önderlerini ve örnek şahsiyetleri, yok edilmesi gereken ilk hedefler seçmişlerdir. Bizim yakın tarihimiz, bunun unutulmaması gereken dramatik misallerle doludur. Prof. Dr. Raşit KÜÇÜK *Bu yazı, İslâm dergisinden (sayı: 30, Şubat 1986, s. 53-55) alıntıdır. Edep, birçoğumuz tarifini yapamasak bile Türkçede kullandığımız Arapça asıllı bir kelimedir. Davranış ve muamelesini beğendiğimiz, ahlâk ve faziletini takdir ettiğimiz kimseler için edepli; bunun aksine hareket edenler için de edepsiz tabirini bilerek ve şuurla kullanırız. Böylece kişileri değerlendirmiş oluruz. Kâmus mütercimi Asım Efendi, edebi şöyle tarif eder: “Zerâfet ve usluluk ki, nâsla kavlen ve fi’len lutf-i muâmele ve…

Okumaya devam edin Edebe Muhtacız*

Neoliberal Din ve Anlam Arayışı

Kendisiyle iletişimi bozulan insan, kendisine iyi gelecek sorular soramaz ve özgürleşme adı altında sistemin çizgilerinden taşmadan sömürülmeye devam eder. Ruhundaki boşluğu dolduracak hazine yine Neoliberal söylem ve kavramlardan müteşekkil bankaların içindedir. Şehnaz FINDIK  “Modern devlet, küreselleşme projesi ile işbirliği ve mücadelesinde, rakipsiz bir biçimde, maddi gerçeklik dünyasına angaje olarak kalır. Neredeyse tek ve nihai arzusu maddi kazançtan ibaret olan homo economicus’a bağlıdır ve onu yüceltir. Bu, İslam’ın ahlaki olarak inşa edilmiş homo economicus’uyla ve onun yönetimiyle, daha yüce bir ahlaki tahakküme bağlı olan bu türle tam bir zıtlık içindedir. (...) Bu ahlaki homo economicus olmadan İslam’ın, Müslümanların ya da Müslüman bir medeniyetin var olması, en…

Okumaya devam edin Neoliberal Din ve Anlam Arayışı

Kant’ın Ödevinden Ders Çıkarılmalı mı?

Avrupa’ya ilk yolculuk yaptığımda mezkûr anlatılara yakından şahitlik etmiş, oraların “öteki”lerinin hikayelerini dinlemeye çalışmış ve monotonluğun donuk yüzüyle tanışmıştım. Ne ki bu birkaç sefer ile tekrar edecek ve her gitmeye yeni meseleler ekleyecektim heybeme. Zübeyir ŞEKERCİ Geçtiğimiz 150-200 yıl öncesine değin hayatın nasıl yaşanması, neyin, nasıl yapılması ve içtimai iklimin hangi aşamalara göre belirlenmesi ile ilgili bütün meselelerin referansı din idi. Ahlak temellendirmesi aleni şekilde din üzerinden yapılırken, Avrupa'da dönemin modernist dindarlarının öncülüğünde farkında olarak yahut olmayarak din, içtimai hayattan tecrit edildi ve herkes kendi inancı ile baş başa bırakıldı. Yerine ise profan bir söylem getirildi. Dinin belki de en mühim kaidelerinden olan "ahlak" bir…

Okumaya devam edin Kant’ın Ödevinden Ders Çıkarılmalı mı?

Rasim Özdenören

Özdenören öykücülüğünde deruni ve akılcı yan hep yan yana yürümüş, biri diğerinin önüne geçmemiştir. Bulunduğu toplumu oldukça iyi yansıtmıştır, çok iyi gözlem yapmış, hiçbir ayrıntıyı kaçırmamıştır. Betül ZEYREK Rasim Özdenören deyince herkeste olduğu gibi benim de gözümde canlanan şey; davası uğruna gösterdiği dik duruşu, değişen dünya düzenine kapılmadan kendi özgün yazım dünyasını koruyabilmesidir. Yazılarını kaleme alırken ki amacı, insanı ve toplumu anlamak olarak değerlendirilse de aslında kendini anlama ve tanıma çabası da vardır burada. Bir nevi toplumun ve kendi vicdanının sesi olmaya çalışmıştır.  Heybetli sesle içinde duyulmayan seslere ses oluyor diyebiliriz. Değişen düzene inat fikrini savunmuş ve asla okuyucusunu aldatmamıştır. Özgün olmayı seçmiş ve o…

Okumaya devam edin Rasim Özdenören

She Has No Equal In Turkey

Alıntı: Sezai Karakoç Çev. Aişe Aslı Sancar Yusuf Yazar She Has No Equal In Turkey She awakes before the sunrise Her tongue swells, her heart bleeds She Works from dawn ‘till dusk, becoming enlightened How fortunate if you can understand her grief She pities the poor working women Her knees tremble at the thought of harming someone’s heart She is fragile, from crystal, she has no equal in Turkey An unknown Mariam, not form marble, but sacred If you look into her eyes you will melt like snow If yu wave your hand she will shake from the draft She appears like a deer seeking…

Okumaya devam edin She Has No Equal In Turkey

Mutfağın Sesi, Sözün Büyüsü

Muhabbet diyorduk ya hani, işte bu kavram ister istemez insanı anılar sokağına alır götürür. Götürür de bir daha dönülemez öyle kolay kolay. Öznur GÖRÜR KISAR Eğitimci   ‘Muhabbet ömrü aşan bir duygu’ dedi, yorgun fakat huzur veren sesi ile söyleşide bulunan bir gönül insanı. Bir telefon uygulamasından geliyordu bu ses. Ölüm ile ayrılık duygusunun bizde bıraktığı tesir, hemencecik unutulup nihayete eriverecek, bitiverecek bir şey değil elbette diye düşündü. Öyle olsaydı eğer gidenlerin bizde bıraktığı duygular, anılar eski bir bohçaya sarılıp bir rafa, bir sandığa kaldırılı verilirdi, değil mi? Belki de birileri öyle başa çıkabiliyordur; bilinmez. Sahi belki de böylesi daha mümkün kılar nefes alabilmeyi, yaşamayı.…

Okumaya devam edin Mutfağın Sesi, Sözün Büyüsü

Birkaç El Arabası Kömür

Soğuk bir kış akşamı evimizin zili çaldı. Kapıyı açtığımızda karşımızda cami cemaatinden Samsunlu Hamit Abi vardı. El arabasıyla getirdiği kömürleri evin önüne boşaltmıştı. Bu bir başlangıçmış. Cemal BALIBEY Üniversiteyi kazanan öğrencilerin kayıt günleriydi. Bahçeköy'de kayıt işlemleri esnasında yeni öğrencilere yardımcı olurken aynı zamanda bu durumu, onlarla tanışmak için fırsat biliyordum. Tanışırken bazı ipuçlarına dikkat ederek aklen ve kalben yakınlık hissettiğim öğrencilerle ilk teması kurmuş oluyordum. Çoğunluğu Anadolu'dan gelen bu öğrenciler için kalacak yer bulmak en müşkül işlerden biriydi. Kayıttan sonra onları Sarıyer'deki öğrenci evinde bir iki akşam misafir eder, daha yakından tanımaya çalışırdım. Onlara, yurt çıkana ya da yerleşecek bir ev bulana kadar misafirliklerinin devam…

Okumaya devam edin Birkaç El Arabası Kömür

Yeryüzünde Harama Batmamış Bir Belde Var mı?

Geliriniz arttıkça talepleriniz de buna bağlı olarak aritmetik olarak artar. Ateşinize sürekli odun taşınır ve ateş yükseldikçe daha fazla odun gerekir. İşte yoksulluğun yoksunluğa (bağımlılığa) dönüştüğü yer, kırılma noktası, burasıdır. Bu noktada siz eşyaya değil, eşya size hâkim olmaya başlamış demektir. Derviş Çelebi Üstad Mustafa Kutlu’nun Yoksulluk İçimizde isimli hikâyesinin kadın kahramanı Süheyla, yaşadığı bir dizi sorgulamadan sonra bir başka dünyanın, bir başka Süheyla ile mümkün olduğu gerçeğine teslim olur ve çalıştığı işten ayrılarak hayatında yanlış olan ne varsa onları değiştirmek için kendisi ve çevresiyle zorlu bir mücadeleye başlar. Bu süreçte onu en fazla zorlayan ise başta nefsi olmak üzere kendisine yakınlık duyduğu erkek arkadaşı…

Okumaya devam edin Yeryüzünde Harama Batmamış Bir Belde Var mı?

İnci Mercan Gerdanlığı -19-

Cabir ibn Abdullah (R.A.) Yine geçmiş ümmetler ancak su ile temizleniyorlardı. Ama İslam, ümmetten su bulamayanlar ve su kullanması kendisine zarar veren acizler için toprağı da (abdest ve gusül ve taharet için) temizleyici kıldı. Ahmet POÇANOĞLU Emekli Konya İl Müftüsü                                                                                                                                  Câbir İbn-i Abdullah İbn-i Amr İbn-i Haram İbn-i Sa’lebe İbn-i Haram İbn-i Ka’b İbn-i Ğanem İbn-i Ka’b İbn-i Selime- İmam-ı Kebir, Müctehid, Hafız-, Ebu Abdillah, Ebu Abdirrahman, El Ensari, El Hazreci (r. anhüma) Hadisi: Rasulullah’ın (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dediği nakledilmiştir:      ‘‘Benden önceki (nebilerden) hiç birisine verilmeyen beş şey bana verildi: Bir aylık yol kadar yerden (düşmanımın kalbine) korku…

Okumaya devam edin İnci Mercan Gerdanlığı -19-