Sekülerizmin Kavramsal Temelleri ve Tezahür Biçimleri

Küresel düzlemde moderniteyle beraber sekülerizmin bir yaşama disiplini şeklinde ortaya çıkması ile batıdan doğuya doğru evrimsel bir süreç takip ettiğini müşahede ediyoruz. Seküler yaşam biçimine karşı çok fazla direnemeyen Avrupa Hristiyan dünyası, Protestan mezhebiyle beraber yıkılan dindarlık anlayışları tüm Avrupa’da dinin etkisini yitirmesiyle sonuçlanmıştır. İslam dünyası ve uzak doğu gibi birçok bölgede sekülerizmin etkileri 1900’lü yıllarda başlasa bile tesiri günümüzde daha fazla belirginlik kazanmıştır. Muhammed Garip Cesur Sekülerizm, en sade ve yalın haliyle dinin hakikat olarak telakki ettiği temel duruştan, hadiselere yaklaşım tarzından, yaşam biçiminden uzaklaşarak dünyevi eksende bir düşünce perspektifi ortaya çıkarmak (ilahi olanı hayatın dışına itmek), dini metin ve kıstasların ürettiği yaşam biçimini…

Okumaya devam edin Sekülerizmin Kavramsal Temelleri ve Tezahür Biçimleri

Kadim Bir Mesele Olarak Sekülerleşme

İslam coğrafyasında ve Osmanlı’da dıştan ve içten yapılan tüm dayatmalara rağmen Müslümanlar büyük oranda kendi kimliklerini muhafaza etmişlerdir. Sekülerizmin yatay, laisizmin dikey baskı ve kuşatma politikası, inananlar tarafından püskürtülmüştür. Elitist, işbirlikçi küçük bir grup ve köken itibariyle da şüpheli olan azınlık bazı topluluklar haricinde geniş kitleler İslam’la kurmuş olduğu kişisel ve toplumsal bağı sürdürmeye devam etmiştir. İsa ÖZÇELİK Sekülerleşme, insanlık tarihi boyunca paralel bir gelişme göstermiş olmasına rağmen, Batı modernleşmesi sonrasında kullanılmaya başlanan bir terim olarak karşımıza çıkar. Sekülerleşme, yaşanan süreci tanımlamak için kullanılan bir terim iken sekülerizm, bu sürecin ideolojik yönünü ifade etmek için kullanılır. Köken olarak şimdiki zaman, devir, nesil, çağ, asır anlamlarına…

Okumaya devam edin Kadim Bir Mesele Olarak Sekülerleşme

Seküler Aklın Mahiyeti ve Din

Dinin bir mana yolu ve ahlaki, fizikötesi ve toplumsal yaşamın düzenine dair bir akaid ve hukuk oluşturma misyonuna karşın seküler aklın sahip olduğu esaslı bir iddiası ve değer sistemi söz konusu değildir. Bu haliyle seküler aklın, dini bağlamda yeterli, sistematik ve reel bir kurumsallaşmaya müsait olamayacağını söylemek yerinde olacaktır. Şehnaz FINDIK “Semavî kitaplar ‘iman’ denen hem emredici hem de gönülleri fethedici ve hiçbir şeye indirgenemeyecek olan o akli tavrı ilham ederler.”[1] der, Fazlurrahman. Esasında aklın, Rahman ve Rahim olan ile irtibatında kendisine verilen üstün donanıma dikkat çeker. Sadece yaşamını koruyacak kadar yiyip içebilmesi mümkün bir bedenin, yaşamının çok daha ötesine taşan bir akıl kapasitesine ulaşabilmesi,…

Okumaya devam edin Seküler Aklın Mahiyeti ve Din

Kadir Canatan ile Sekülerlik Üzerine

" Sekülerlik teorisi, sosyolojik verilere dayanarak bir adım daha ileri gidip geleceğin toplumunda da dine yer olmayacağını ve bunun yerine bilimin geçeceğini iddia etmektedir. " Prof. Dr. Kadir Canatan ile sekülerlik üzerine konuştuk. İstifadenize. Değerli hocam, isterseniz sekülerliğin tarihinden söz edelim evvela. Bu düşünce ve anlayışın tarihi nerelere kadar uzanabilir? Tarihteki ilk nüveleri, tezahürleri nelerdir? Önce kavramsal olarak laiklik ile sekülerlik kavramları arasında fark olduğunu belirtelim. Sekülerlik ile laikliğin hâlâ birbirine karıştırıldığı ülkemizde, bunlar birbirlerinin yerine geçen eş anlamlı kavramlar gibi kullanılıyor. Oysa laiklik bir siyaset bilim kavramı, sekülerlik de bir sosyoloji kavramıdır. Laiklik, siyasal alanda kilisenin geri çekilmesini ve kilise-devlet ayrılığı ilkesini ifade eder.…

Okumaya devam edin Kadir Canatan ile Sekülerlik Üzerine

Sekülerizm İcadı Kapaksız Sürahiler

Toplumdaki muhafazakarların sekülerleşmeye başladığı, sekülerlerin daha da sekülerleşmek istediği bu zaman diliminde vicdanları rahatlatacak fetvayı, Şerif Mardin 2007 yılında “mahalle baskısı” kavramı ile verir. Mardin, “mahalle baskısı” kavramını; Osmanlı mahalle kültürü ile cumhuriyet sonrası mahalle kültürünün etkisini karşılaştırarak açıklamış; Osmanlı Devleti’nde mahallenin gerçek bir birim olduğunu, mahalle içinde caminin, imamın, onun okuttuğu kitabın yanında esnaf ve tekkenin de var olduğunu dile getirmiştir. Nihal PAKIRDAŞI Dört duvarı ev yapan eşyalar vardır. Halı, koltuk, perde gibi demirbaş eşyaların yanında küçük ev gereçleri arasında yer alan sürahi de bu kategoriye girer. Kısa bir süreliğine evinizde sürahinin olmadığını hayal ederseniz yaşam kaliteniz için sürahinin neden bu kadar vazgeçilmez olduğunu…

Okumaya devam edin Sekülerizm İcadı Kapaksız Sürahiler

Kur’an-ı Kerim’in Dünyaya Bakışı

Karun kıssası işte bu zihniyete, bu anlayışa sert, köklü ve kalıcı bir cevaptır. Haksızlık, zulüm, sömürü, zevk ve safa üzerine inşa edilen bir hayat, bir gün elbette yıkılacaktır. Mustafa ÖZEL FSMVÜ, İslami İlimler Fak. Yeryüzünde insanın varlığının sürebilmesi, beslenmesine bağlıdır. Beslenmesi de çalışmasına ve kazanmasına. Çalışıp kazanmadan hayatta kalmak mümkün değildir. Ancak çalışıp kazanma eylemi sınırsız, ilkesiz olunca insan hem kendine hem de başkalarına zarar verebilmektedir. Her konuda ve her işte dengeyi gözeten dinimizin rehberi Kur’an-ı Kerim, inananların dünyayla ilişkilerinde de dengeli olmasını istemiştir. Bunu öncelikle ahirete iman etmeyi, İslam’ın esaslarından biri haline getirmekle yapmıştır. Kur’an’da yirmiye yakın ayet-i kerimede Allah’a iman ile ahirete iman…

Okumaya devam edin Kur’an-ı Kerim’in Dünyaya Bakışı

Müslüman Mahallesindeki Salyangozcular

Türkiye ve İslam coğrafyaları söz konusu olduğunda ise neredeyse bütün siyasal ve sosyal problemler, din ve dindarlar üzerinden ele alınır ve bunun faturası da maalesef onlara kesilir. Belki yüzyıldır bu faturanın kendilerine kesildiği din ve dindarların ne siyaset adına ne de kamusal alanla alakalı bir tasarrufları olmamasına rağmen bu durum değişmez. Mülayim Sadık Kul Sekülerizm ve Laiklik Osmanlı sonrası kurulan yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin temel dinamiklerinden biri olmuştur.  Modernizmin Osmanlı aydınları ve uleması arasında tartışılmaya başladığı tarih ise çok daha eskidir. Tanzimatla başlayan yenilikler aslında bir yönüyle devletin din ve dini kurumlarla ilişkisinin yeniden dizayn edilmesi ile yakından alakalıdır. Bu bağlamda sekülerizm modern Avrupa devlet modelinin…

Okumaya devam edin Müslüman Mahallesindeki Salyangozcular

Hollanda’da Kilise-Devlet Ayrılığı

Özgürlük hareketi “Tanrı’dan özgürlük” istikametinde gelişti ve çağdaş Prometeuslardan biri Nietzsche “Tanrı’nın öldüğünü” deklare etti. Aydınlanmacılar Avrupa merkezli bir dünya tasavvur ettiler. Yeni bir kilise gibi tasarladıkları “akıl ve bilim”in Avrupa’dan başlayarak tüm dünyaya özgürlük getireceğine ve gelecek yüzyıllarda dinin toplumda yerinin kalmayacağına inandılar. Fatih OKUMUŞ Dr. Fatih Okumuş, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üni., İlahiyat Fak. Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde uzak bir beldede ahali zaman zaman köy evinde toplanıp hep birlikte yemek yermiş. Yemekte kimin nereye oturacağına, sofraya hangi renk örtüler serileceğine, çatalın hangi elle tutulacağına, yemekten önce mi sonra mı dua edileceğine hasılı enikten cücüğe her şeye karar veren bir gelin bacı…

Okumaya devam edin Hollanda’da Kilise-Devlet Ayrılığı

Hayatı Dünyadan İbaret Görmek

Batılılar sekülerleşme ile laiklik arasında bir fark olduğunu ileri sürmektedirler. Zira sekülerleştiklerinde kiliseyi tamamen hayatlarından çıkarmadıklarından laiklikten farklı olduğunu düşünürler. Laiklik, hayatın hiçbir yerinde sembolik bile olsa dine yer vermemektir. Kendi ülkelerinde sekülerliğin hâkim olmasını isteyen batılılar, İslam aleminde laiklik istemektedirler. Çünkü kurdukları düzendeki adaletsizlikler karşısında kilise hiçbir varlık göstermediği gibi bu düzene ayak uydurmuştur. Bu adaletsizliğe karşı başkaldıran tek inanç sistemi İslam'dır. Mucahid YILDIZ İlk insan Hz. Âdem (a.s.)'ın yaratılışından sonra Allah (c.c.) bütün meleklere olduğu gibi İblis'e de secde etmesini emretti. Ancak o bu emre itaat etmedi ve makamından kovuldu. Bunun üzerine Cenabı Hak'tan mühlet isteyen İblis (şeytan), insanları Hak yoldan çıkarmak için…

Okumaya devam edin Hayatı Dünyadan İbaret Görmek

Bir Hesaplaşma Meydanı Olarak Taksim

Taksim ve gezi bu bakımdan Cumhuriyet’in sekülerleşme projesinin sembolü haline gelmiştir. Böylece Taksim’e yapılacak her müdahale aslında Türkiye’nin sekülerleşme idealine yapılmış bir müdahale olarak kabul edilecektir. Türkiye siyasetinde 1950’li yıllardan sonra ortaya çıkan ve 1980’li yıllardan sonra ise giderek yükselen muhafazakâr hareketliliğin de ilgi alanında Taksim meydanının var olması bu bakımdan bir tesadüf değildir. Hüseyin Nasrullah İnan İstanbul Teknik Üni. Şehir ve Bölge Planlama Doktora Öğrencisi Canlıların tamamı gündelik yaşamlarını sürdürebilmek, en azından hayatta kalabilmek için sunulu mekânda ufak çaplı yahut devasa birtakım değişiklikler yapmak zorundadır. Bu zorunda olma hali, evvel emirde tüm canlılara tanımlanmış olan hayata tutunmak için mücadele etme güdüsünün (survive) bir sonucudur.…

Okumaya devam edin Bir Hesaplaşma Meydanı Olarak Taksim