Alev Erkilet ile Sekülerleşmeyi Konuştuk

"Toplumlar dışarıdan veya yukarıdan dayatılan ve zora dayanan sekülerleştirme uygulamalarına karşı daha direngen olabilirler ve kendilerini korumak için gereken tedbirleri alırlar. Tarihsel olarak hep böyle olmuştur. Ama Amerika örneğinde olduğu gibi göreli bir serbestlik ortamı içinde dinin araçsallaştırılmasına karşı koymak daha güç olabilir. Bu süreci teşhis etmek bile başlı başına bir zorluk arz eder. Kapitalizmin hayatımıza dâhil ettiği formların benimsenmesindeki kolaylık da bunu gösteren örneklerden biridir." İbn Haldun Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alev Erkilet ile sekülerleşme üzerine konuştuk. İstifadenize. İNSİCAM Hocam, genel hatlarıyla sekülerizm nedir? Türkiye bu kavram bağlamında nereye düşer? Sekülerizm, dinin ya da dini düşüncenin toplumun diğer alanlarını etkilememesi, onlardan ayrışmış olması…

Okumaya devam edin Alev Erkilet ile Sekülerleşmeyi Konuştuk

Sekülerleşme ve Din

Neden Avrupa ve Amerika sorusu akıllara gelebilir elbette, bunun iki temel sebebinden bahsediliyor. Birinci sebep modernleşmenin kaynağı ve ulaştığı zirve noktası olmalarından ötürü, bu iki coğrafyanın dinin konumunu tespit etme açısından önemli olması. İkinci ise kökenleri itibariyle sekülerleşme ve din ilişkisi üzerinde son derece kayda değer bir bilgi birikiminin bu coğrafyalarda olmasıdır. Betül ZEYREK İlk baskısını 2007 yılında yayınlamış olan bu eser on yılı aşkın bir süre sonra yani 2020 yılında İbn Haldun Üniversitesi Yayınları tarafından yeniden baskıya uygun görülmüş ve yeni baskıya özel bir önsöz yazılarak basılmıştır. Yazar Sayın Mehmet Özay: “1969 yılında Üsküdar'da dünyaya geldi. İlk, orta ve lise öğrenimini Üsküdar'da tamamladı. Özay,…

Okumaya devam edin Sekülerleşme ve Din

Allah’ın Rengine Boyanmak

Gerçek Müslüman olmak gecenin şahidi ve şehidi olmaktır. Müslüman bir şahsiyet ve hareket sahibi olmak, Allah’ın rengiyle boyanmaktır. Arif ALTUNBAŞ Allah ve Allah’ın taraftarlarının tarafında olmak, İslami bir kişiliğe, kimliğe, özelliğe, güzelliğe sahip olarak örnek bir insan, ahlak, karakter ve şahsiyete sahip olmakla olunur. Müslüman olarak benim tarafım; Allah’ın benim için seçtiği Hak ve hakikatin kendisi olan Kur’an ve Sünnet’in tarafıdır. Bütün renkler ve onların tonları, özellikleri, güzellikleri ve incelikleri, özünü İslam’dan alır. İslami şahsiyet sahibi olan insan, ruhunu ve bedenini İslam’ın bu özellikleriyle donatır. Hiçbir rengin, ırkın, soy-sop ve milletin diğerine karşı herhangi bir üstünlüğü yoktur. İnsanlar arasında üstünlük ancak Allah’a yaklaşmak ve en…

Okumaya devam edin Allah’ın Rengine Boyanmak

Kavuşmayan Kapılar, Akşam Sefaları, Saliha Abla

Tüm bunları bir çocuğun asla sıkılıp, alıp başını gidemeyeceği şekilde, harikulade bir kurgu ve cazibe ile anlatırdı Saliha abla. Tiyatral anlatımı ile kendimi tam da o mevzunun öznesi ve baş kahramanı gibi düşler, adeta o dünyanın içinde kaybolurdum. Öznur GÖRÜR KISAR    Çocukluğumun kahramanını sorsalar bir gün; hiç düşünmeden Saliha abla deyiveririm. İlk Kur’an-ı Kerim öğretmenim, tanıdığım ilk bilge insan.    Evindeki tahta döşemelerinin garip ve esrarlı gıcırtısı, tahta oda kapılarının tam kavuşmadığı (Kavuşmak: Anneannemin kapıyı örtme kavramı ile eş anlamlı kullandığı bir deyiş) mütevazi ve sade ev ortamında, onun misafiri olmak, bir çocuğun adeta Samanyolu’nda bir keşif yolculuğunda olması anlamına gelirdi benim için. Kavuşma…

Okumaya devam edin Kavuşmayan Kapılar, Akşam Sefaları, Saliha Abla

Sezar’ın Papağana Dönüşmesi; Vak’a mı, Vakıa mı?

Varlığın tümü, âlem. Âlem hakikatle örtüşmekte; zamanda ve mekânda zira. Öyleyse rezerve edilen masalar umurumda değil, zira âlemin bir parçası olarak varım. Zehra TUNÇ İMH Genel Sekreter Yard. Dostların kanı masada bir kâsede... Vücutları çöllerde susuz…  Bir selama hapsetmişken gülen yüzleri; çığlıkları sabaha kadar zindan arkadaşı omuzlara dokunan dostların, sırtlarda bıraktığı soğuk metaller çeviriyor Sezar'ı papağana. Bulut gibi yumuşak ağlamaklı bir dostluk gösterirler, şimşekli, karanlık günleri saklayarak. “Defolun” diye haykırmak istiyorsa kalbimin kapıları, tentürdiyot istemez. Zamanı kuşlara yem atarak geçirmek ister sarılmayı unutan avuçlarım... Sorry sir, all the seats are reserved. Sarılmayı unutan avuçlarımda nabzı atmayan artık kelimeler; kabul etmiyorum, hepsi gerçek, nabzı atmayan gerçek…

Okumaya devam edin Sezar’ın Papağana Dönüşmesi; Vak’a mı, Vakıa mı?

Devinim, Akış, Eylem

İnsan, çeşitli donanımlarla daha nitelikli hale geldikçe akışın fıkhını kavrar. Bu akışa yön vermek istiyorsa yani bir tasarım derdindeyse, bunu mümkün kılmanın ancak akışa tabi olmakla olacağını fehmeder. Huzur da sekine de bu tabiiyettedir. Olacak olan olur, olmaktadır. Mustafa ESER Varlık devinim halindedir. Mikro âlemden makro âleme kadar her katmanda heyecanlı bir dinamizm vardır. Bu hareketliliğin bazılarının nizamı hemen anlaşılabilir ama bazılarının nizamı bir çırpıda anlaşılacak halde değildir. Üzerinde farklı pencerelerden bakılıp düşünülmesiyle insicamı bir parça anlaşılabilir belki. Bazılarının kozmosunu anlamaya ömürler kifayet etmeyebilir. Ama kaosta bile bir kozmos vardır. Çünkü varlık, anlam demektir. Anlam ancak amaçla mümkündür. Amaç ise muhakkak nizam ile erişilendir. Hareket…

Okumaya devam edin Devinim, Akış, Eylem

Çöp Adamlar Cumhuriyeti

Doğa ise ortak kullandığımız bir ev değil mi? En masum olanımız çöplerimizi çöp sepetine boşaltıyoruz. Onları da belediye işçileri olan çöpçüler alıp doğanın çöplük haline getirdikleri bir köşesine yığıyorlar. Bizimse içimiz rahat yataklarımıza uzanıyoruz. Evimizin içi temiz ya! Derviş ÇELEBİ Düşünün, sıcak bir yaz sabahı güzelce kahvaltınızı etmişsiniz. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte düşmüşsünüz yollara. Amacınız, bir haftalık güzel bir tatil yapmak. Arabanız altınızda; işiniz, derdiniz, tasanız arkanızda; asfaltı yeni dökülmüş yol önünüzde uzayıp gidiyor. Radyoda sevdiğiniz sanatçı, her kimse onun sesi, sol cam açık, dışarda hafif serin bir rüzgâr esiyor, kolunuzu pencerenin camına dayamışsınız. Kısaca keyfiniz gıcır yani! Sigaranızdan derin bir nefes alıyorsunuz ve izmariti…

Okumaya devam edin Çöp Adamlar Cumhuriyeti

İnci Mercan Gerdanlığı -27-

Bera İbn-i Azib (R.A.) Hz. Peygamber (s.a.v) “Dua ibadetin ta kendisidir.” buyurmuştur. Bu sebeple Kur’an’daki dua ayetleriyle ya da Peygamber Efendimizin öğrettiği dua adabına uyarak, onun dilinden dökülen cümlelerle Allah’a yalvarmak duaların en güzelidir. Ahmet POÇANOĞLU Emekli Konya İl Müftüsü    27. HADİS حديث براء بن عازب بن الحارث بن عدي بن مجدعة بن حارثة بن الحارث بن الخزرج بن عمرو بن مالك بن الأوس إِذَا أتَيْتَ مَضْجَعَكَ، فَتَوَضَّأْ وُضُوءَكَ لِلصَّلَاةِ، ثُمَّ اضْطَجِعْ علَى شِقِّكَ الأيْمَنِ، ثُمَّ قُلْ: اللَّهُمَّ أسْلَمْتُ وجْهِي إلَيْكَ، وفَوَّضْتُ أمْرِي إلَيْكَ، وأَلْجَأْتُ ظَهْرِي إلَيْكَ، رَغْبَةً ورَهْبَةً إلَيْكَ، لا مَلْجَأَ ولَا مَنْجَا مِنْكَ إلَّا إلَيْكَ، اللَّهُمَّ آمَنْتُ بكِتَابِكَ الذي أنْزَلْتَ، وبِنَبِيِّكَ الذي…

Okumaya devam edin İnci Mercan Gerdanlığı -27-

Kırk Kandil -27-

Ammar B. Yasir Müşriklerin dayanılmaz baskı ve işkencelerine artık tahammülü kalmadığı bir gün Ammar, sırf bu işkencelerden kurtulmak maksadıyla onların arzusuna uyarak Lat ve Uzza lehinde ve Hz. Peygamber’in aleyhinde konuşmak zorunda kaldı. Rıza SAVAŞ Prof. Dr., Dokuz Eylül Üni. İlahiyat Fak. Emekli Öğr. Üyesi Güney Arabistan’da yaşayan Ans kabilesine mensup olan Ammar’ın babası Yasir b. Amir ile kardeşleri Haris ve Malik kaybolan dördüncü kardeşlerini bulmak için Yemen’den Mekke’ye geldiler. İki kardeşi geri dönen Yasir Mahzum oğullarından Ebu Huzeyfe’nin himayesine girdi ve Sümeyye bint Hayyat adlı cariyesiyle evlenip Mekke’ye yerleşti. Bu evlilikten Ammar dünyaya geldi. Hz. Peygamber’in Dârülerkam’da bulunduğu sırada İslam’a giren Ammar, Müslümanlığını açıklayan…

Okumaya devam edin Kırk Kandil -27-

Milliyetçilik- Muhafazakarlık- Ümmetçilik: (Yerellik ‘Yerlilik’- Muhafazakarlık- Evrensellik)

Kullandığımız dil de değişiyor. Eskiden beynelmilel denilirdi. Sonra milletlerarası oldu. Şimdi de uluslararası deniliyor. Dünya literatürü de değişiyor. Cemiyet-i akvam, milletler cemiyeti bugün artık Birleşmiş Milletler olmuş. Kazım SAĞLAM Bu üç kavram, üç anlayış, üç dünya görüşü; yer yer kesişir, yer yer çatışır, yer yer uyuşur.  Bunları birbirinden kesin kes ayırmak mümkün değil. Bu ülkede, bu kavramlar ve onlar dolayısıyla fikir yürütenler, dikkatli ve temkinli hareket etmek zorundadırlar, aksi halde bu farklılıklar düşmanlık vesilesi oluverir. Bu meyanda bu kavramları yerli yerince kullanırsak belki problem olmaktan çıkar, yekdiğerini besler hale gelebilir. Bu sebeple önce bu kavramların ne olduğu ve nasıl anlaşıldığı üzerinde biraz durmakta fayda var.…

Okumaya devam edin Milliyetçilik- Muhafazakarlık- Ümmetçilik: (Yerellik ‘Yerlilik’- Muhafazakarlık- Evrensellik)