Dönüş

“İslami sinema” teması etrafında gelişen birçok temsil, meselesini incelikli bir şekilde ele almıyor. Tersine, bir misyonerlik faaliyeti sürdürmeyi amaçlayarak mesajını seyircinin gözüne sokmayı önemsiyor. Bu bakımdan Büyük Yolculuk filmi bu toprakların sinema dili nasıl kurulmalı sorusuna cevap olabilecek birtakım dersler içeriyor.  Hüseyin Nasrullah İNAN İstanbul Teknik Üni. Şehir ve Bölge Planlama Doktora Öğrencisi Güç yetiren her Müslümanın bir yolculuk fikrini ömrü boyunca bir dilek olarak sinesinde büyütüp durması fikri, şu çağda neredeyse her gün seyahat ve etkileşim halinde olan bizler için ilk bakışta o kadar da çarpıcı gelmeyebilir. Fakat bundan yüzyıl öncesinde bile dünyadaki insan nüfusunun çoğunun ömrünü köyü veya en fazla şehrinin sınırları içerisinde,…

Okumaya devam edin Dönüş

İlişkilerde İletişim Krizleri

Küsmek ve duvar örmek, kısacası kendini iletişime kapatarak karşı tarafı şekillendirmektir.  Bu durum ilişkinizde ciddi iletişim kopukluğuna sebep olur. Bu davranıştan kaynaklı eşiniz tam olarak sorunu anlayamayabilir. Küsen taraf karşı tarafın suçluluk duymasına sebep olabilir. Kerem GÜMÜŞ Uzm. Psikolog İletişim, insanlar arası kurulan duygu ve düşünce alışverişidir. İnsanlığın varoluşundan beri insan hayatının en belirgin özelliği iletişim kurmasıdır. Öyle ki bebek bile henüz doğmadan önce anne karnında iletişime geçer. Bu durum bize insanın iletişime ihtiyaç duyan bir varlık olduğunu kanıtlar niteliktedir. İlişkilerde İletişim Anlatmak İçin Değil, Anlamak İçin Kullanılmalıdır Bağlanma teorisi, sevdiğimiz kişinin hayatımızda sığınağımız olduğunu savunur. Sığınak olarak gördüğümüz kişi duygularımıza bir yanıt oluşturamadığında onunla…

Okumaya devam edin İlişkilerde İletişim Krizleri

Şehirli İnsanın Doğayla Sınavı

Teknoloji ile zafer kazandığı zannında olan insan, sınırsızlaştıkça güçsüzleşti. Her ne kadar güçlü ve hâkim olduğumuza ikna olmuş olsak da bizler son derece sınırlı ve aciz varlıklarız. Gözde ÇİMEN Kendi içinde sürekli gelişen, değişen, canlı-cansız tüm varlıklar “doğa” olarak nitelendirilir. Hepimiz bir bütünün parçası olarak kendimize özgü yaşam biçimlerimizi sürdürürken, birbirimizin var oluşunu da etkileriz. Doğa... Ahengin özü, yaşamın kaynağı.  Zorlu doğa yaşamını terk edip şehirleşmeye başlayan insan, bu süreçte eski habitatına yabancılaşıp onunla kavga eder hale geldi. Hükmetme çabası içerisinde sanki doğanın sadece insana hizmet etme zorunluluğu varmış gibi bize boyun eğmesini istiyor, kararlarımızı sorgulamadan uygulamaya geçirip sadece bizim koyduğumuz sınırlara göre yaşamı devam…

Okumaya devam edin Şehirli İnsanın Doğayla Sınavı

İznik’te Sabah Namazı

2000-2010 arasında restorasyonu tamamlanıp açılan cami “mabed” hissini tam manasıyla veremiyor.  Namaz kılma yerinin bir "platform" kıvamında olması, Roma ve öncesi dönemlere ait kalıntıların bariz şekilde ayyuka çıkarılması gibi birtakım turizme dayalı faaliyetler caminin hüviyetine zarar veriyor. Zübeyir ŞEKERCİ Fotoğraf: Zübeyir ŞEKERCİ Yine bir sabah namazı yolculuğu. Organizasyon amirimiz Gürsel Tanrıverdi abi bu sefer rotayı İstanbul dışına, İznik Ayasofya'ya kırdı. İstanbul içi yapılan sabah namazı buluşmaları bizi kesmemiş ve Gebze Çoban Mustafa Paşa Camii sonrası bu sefer rotayı İznik Ayasofya olarak belirlemiştik.  Gece 00-01 gibi yola çıkıp varacak şekilde plan yapıldı. Fatih Camii’nden hareket edildi, yolculuk başladı. Osmangazi köprüsünden geçmeden hareket edildiği takdirde 10 dakika…

Okumaya devam edin İznik’te Sabah Namazı

Ötekinin Bizliği

Salaha ulaşmak ve ulaştırmak, var olan düzeni bozmamak, fıtratın ve hilkatin duru akışını takip etmek ve bütün varlığa emanet nazarı ile bakıp kendimizi de varlık âleminin ahenkli bir parçası olarak konumlandırmak, amaçların belki de en muteber olanıdır. Mustafa ESER  “Neoliberal üretim ilişkisi tarafından desteklenen ve sömürülen güçlendirilmiş ego, ötekinden  giderek daha da uzaklaşır. Çoğalmış ego, ötekinin sesine tamamen  duyarsızdır. Kendiyle ilişkisinin narsistik aşırı yüklenmesi,  bizi ötekine karşı tamamen kör sağır kılar.”  Byung-Chul Han, Ötekini Kovmak  Ben idrakinin oluşması için bir ötekine ihtiyaç duyulur. Sınır çizebilmek için sınırın içi kadar sınırın dışında kalan da mühimdir. Ben nerede başlar ve ben’in sınırları nerede biter? Öteki, tek düze…

Okumaya devam edin Ötekinin Bizliği

Ölümün Soğuk Yüzü ve Muhammed Nuh Kasadar

Seyr-i sulûk’ta makamların en yücesi Allah sevgisi’dir der İmam Gazâlî hazretleri. Ruhun dirilişi ancak bu sevgiyle kaimdir. Müminlerin en sevdiklerini kaybettiklerinde de hayata tutunmaları asıl sevgilinin Hayy ve Kayyûm oluşuyla bağlantılıdır. Mülayim Sadık Kul Ölüm bize gerçekten neyi hatırlatır ya da haykırır! Bunu her ölümle birlikte kendimize mutlaka sormuşuzdur? Yakın bir akrabanızı ya da dostunuzu kaybettiğiniz de içinizden kopan nedir? Nefesinizi kesen, derinden derine hissettiğiniz ince sızı nedir? Tarif edebilir misiniz? Hele bir de bu ölüm hiç beklemediğiniz bir anda ve barbarlıkta gerçekleşmişse bu acıyı ölçecek hangi vicdan hangi mizan vardır ki? Yaşanılan bir çok duygu gibi bu da şahsidir ve insan bunu kendi içinde…

Okumaya devam edin Ölümün Soğuk Yüzü ve Muhammed Nuh Kasadar

LGBT+İQA Sorunlarına Genel Bakış -II-

Genel olarak yeni toplumsal hareketlerin dünyada 1960’ların sonlarından itibaren küreselleşme, post-modernleşme ve post-endüstriyelleşmeye paralel olarak ortaya çıktığı, katılımcıları ve amaçları itibariyle eski toplumsal hareketlerden ayrışmakta olduğu kabul edilmektedir. Hatice BALİN Uzm. Sosyolog Toplumda yaşanılan değişimler bir takım hareketliliği de beraberinde getirir. İşte bu toplumsal hareketler toplumdaki olumlu veya olumsuz genelde o dönemin yöneticilerine aykırı gelen hak arayışları olarak da görülebilir. Daha detaylı bir tanımlama yapacak olursak; toplumsal hareketleri, sosyal bir sorunu çözmek, toplumda meydana gelen bir değişimi desteklemek ya da engellemek amacıyla belli bir grup tarafından yürütülen örgütlü kolektif faaliyetler olarak tanımlamak mümkündür. Bu hareketliliği öne çıkaran faktörleri sayacak olursak, sanayileşme ve onun yarattığı toplumsal…

Okumaya devam edin LGBT+İQA Sorunlarına Genel Bakış -II-

İnci Mercan Gerdanlığı -26-

EBU ZER el-GIFÂRÎ (Radıyallahu anh) Duyduğu hakikati kâinata haykırmak, her önüne gelene anlatmak istiyordu. Peygamberimiz, ona tedbirli olması tavsiyesinde bulundu, “Ey Ebu Zer! Bu işi şimdilik gizli tut. Memleketine dön. Bizim ortaya çıktığımızı haber aldığında döner, gelirsin.” buyurdu. Fakat Ebu Zer, “Seni hak ile gönderen Allah’a yemin ederim ki ben bu hakikati müşriklerin ortasında haykıracağım!” dedi. Ahmet POÇANOĞLU Emekli Konya İl Müftüsü    26. HADİS  حديث ابي زرجندب بن جنادة ابن سفيان الغفاري الكناني عن المعرور قال: لَقِيتُ أبَا ذَرٍّ بالرَّبَذَةِ، وعليه حُلَّةٌ، وعلَى غُلَامِهِ حُلَّةٌ، فَسَأَلْتُهُ عن ذلكَ، فَقالَ: إنِّي سَابَبْتُ رَجُلًا فَعَيَّرْتُهُ بأُمِّهِ، فَقالَ لي النبيُّ صَلَّى اللهُ عليه وسلَّمَ: يا أبَا ذَرٍّ…

Okumaya devam edin İnci Mercan Gerdanlığı -26-

Esma Binti Yezid: Medine’de Sahabî Kadınların Öncüsü

Esma bir başka gün de Hz. Peygamber’e giderek kadınların özel durumları konusunda bilgi almıştır. Onun bu tavrını takdir eden Hz. Aişe, utanma duygusunun Ensar kadınlarının dinlerini öğrenmesine engel olmadığını belirtmiştir.  Rıza SAVAŞ Prof. Dr., Dokuz Eylül Üni., İlahiyat Fak. Emekli Öğretim Üyesi yer-i Nebi Evs kabilesine mensup bir hanım olan Esma bint Yezid, Hz. Peygamber’e biat eden kadınlardandı. İslam’a ilk giren Medinelilerden olduğu anlaşılan bu hanım, Rasulullah’a biatı konusunda ilklerden olduğunu ifade etmiştir. Esma medeni cesareti, kahramanlığı ve kadın hakları konusundaki duyarlılığı ile adını tarihe kaydettiren hanımlardan biridir. Kadınlardaki bu olumlu gelişmede Hz. Peygamber’in onların eğitim ve öğretimine özen göstermesini unutmamak gerekir. Bu konuda kaynakların…

Okumaya devam edin Esma Binti Yezid: Medine’de Sahabî Kadınların Öncüsü

Osman Batur’un Altay Halkına Yazdığı Mektup*

*Ömer Kul, Altay Kartalı Osman Batur Han, Rumuz Yayınları, İstanbul:2019, ss. 62-63. İnsicam-Alıntı  “Birlikte büyüyen arkadaş, akraba ve küçük-büyükler. Bu mektubu yazmamım sebebi her Kazak çarvacısı bana Batur ismini koymuş, bu dört-beş sene içerisinde gündüz dikkatimi bozmuyor, gece uyumuyor, kışın üşüyor, yazın terliyor, gece uyuduğumda atımın üstünde uyuyor, taşları yastık yapıyor, çizmemi ayağımdan çıkarmıyor ve o çizme ile sudan, gölden geçiyorum. Ben sadece şahsım için, Çin teşkilatı beni yakalamasın veya çarvacıları hor görmesinler diye savaşmıyorum. 11 senedir Çin, bütün Doğu Türkistan’ı işgal etmiş ve altı büyük siyaseti burada uygulamıştır. Kazaklarla diğer milletlerin aynı olduğunu söylüyorlar. Ama iyi verim veren yerlere hep Çinlileri gönderiyorlar. Doğu Türkistan’daki…

Okumaya devam edin Osman Batur’un Altay Halkına Yazdığı Mektup*