Wabi-Sabi Estetiği ve Çay Seremonisi: İslam Nazarıyla Japon Kültürünü Tefekkür Etmek

Çay seremonisi, kişinin inançlarının güzelliğini ve hakikatini ifade etmenin yegâne Japon yöntemidir. Basitçe ifade etmek gerekirse, çay odası tüm dinlerden ve kültürel arka planlardan gelmiş çay üstadlarının kendi gerçeklerini ifade edebilecekleri kamusal bir alandır. Naoki Kayyım YAMAMOTO Dr., Marmara Üni. Türkiyat Enstitüsü (Resim 1: Japon Çay Seremonilerinde kullanılan çay gereçleri) Bu makale Dr. Qayyim Naoki Yamamoto’nun “Muslim Scholars in Japan: Contemplationing Islam in a Non-Muslim Society” başlıklı konferansından derlenmiştir. Centre for Asian and Middle Eastern Studies (CAMES)’in ‘East Asia and Islam: Present, Past, and Future’ başlıklı üç bölümlük konferans dizisinin ikinci bölümüdür. Giriş “Tarihte İslam kendisinin kültür dostu olduğunu göstermiş ve bu bağlamda kristal berraklığında…

Okumaya devam edin Wabi-Sabi Estetiği ve Çay Seremonisi: İslam Nazarıyla Japon Kültürünü Tefekkür Etmek

Güzeli Aramak

Güzelin varlığı; bize his ve coşku yolu ile kendisini anlatmasına karşın güzelin kendisinin tanımını kendisinden müteşekkil olarak yapmak zordur. Çünkü kendinde olan, kendinde hissedilen güzelliği tanımlamak, o şeyi aşikâr kılmaya çalışırken aynı zamanda bir örtü de yaratır. Betül YAVUZ Hera mı? Athena mı? Afrodit mi? Seçim, İda dağlarında gerçekleşecektir ve seçimi yapacak olan Zeus tarafından görevlendirilmiş, Paris’tir. Mitolojide güzeli seçmekle görevlendirilmiş olan, adaleti temsil eden Paris, bu seçim karşısında oldukça kararsızdır. Paris seçim için düşünürken, güzellerin vaatleri başlar. Hera, Paris'i Avrupa ve Asya'nın kralı yapmayı önermiştir. Athena, savaşta kullanabileceği bilgeliği ve yetenekleri vereceğini söyler, Afrodit ise dünyanın en güzel kadınının aşkını vermeyi teklif eder. Bu…

Okumaya devam edin Güzeli Aramak

Soğuk Diyarın Sıcak Fertleri

Seyahat boyunca vakit namazlarını cemaatle kılmaya gayret gösterdiğimizde camilerin cemaat yoğunluğu, buranın insanına olan muhabbetimizi artırırken yeni tanıştığımız insanların ikram etmedeki ısrarları hamiyetperverliklerine dair düşüncelerimizi pekiştirmişti. Doğduğu yerden ötelere açılmamakta ısrarcı olan Erzurum insanının evrensel anlamda örnek alınması gereken güzel hasletleri, sahip oldukları ve sıkı sıkı bağlandıkları inanç değerleriyle doğru orantılıdır desek, iddialı bir cümle kurmuş olmayız zannediyorum. Zübeyir ŞEKERCİ “Erzurum kilidi mülk-i İslam’ın Mevla’ya emanet olsun Erzurum” Mostar Köprüsü’nü ilk gördüğümüz zaman, köprüye doğru yürürken hayranlığımızı dile getirmiş ve bir süre olduğumuz mevkide muhabbet etmiştik. Köprüyü sol cepheden gören o mevkide bir dadaşla tanışıp akabinde yolumuzun Erzurum’a düşeceğini kim bilebilirdi ki? Bosna’dan geldikten sonra…

Okumaya devam edin Soğuk Diyarın Sıcak Fertleri

Sükûnet için Mesken

İyilik, öyle bir güce sahiptir ki ondan gafil olduğunuzda tükenebilir, zehirlenebilirsiniz. İyilik pek çok surete bürünebilir. Bu suretler arasında inşa ve imar da vardır. Mustafa ESER Öğretmen-Yazar Fotoğraf: Şehnaz Fındık  “Sanat eseri, varlık ve kâinat tasavvurunun yapılana yansımasıdır. Eserini ortaya koyarken aldığı her karar, sanatkârın varlık ve varlığın güçleri hakkındaki tasavvuruna göre şekillenir. Bu özellikleri ile sanat, din ve ahlak alanında yer alır. Biçim ve varlık tasavvurunun bütünlüğünün bilinci ile oluşan sorumluluk, tutarlılık duygusu “beşer”i “insan”a dönüştüren adımdır.” Turgut Cansever – Mimarî Üzerine Düşünceler  Debdebeli bir hayatın içinde modern insan. Öyle çok güzelliği ıskalıyor ki. Hızın ve hazzın peşinden delice koşarken çoğunlukla kendini de geride…

Okumaya devam edin Sükûnet için Mesken

Gün Sonlu, Dünya Yalan, Biz Fani idik

Doğan büyüyor, insan yaşlanıyor, yeni eskiyor, gün bitiyor, gece sonlanıyor, bahar yaza, yaz kışa olağanüstü bir hızla dönüşüveriyor. Rutin işler arasında zamanın etkileri, varlıkta derin ve istikrarlı bir şekilde vuku buluyordu. Öznur GÖRÜR KISAR Eğitimci Fotoğraf: Şehnaz Fındık Yeni gün, alacakaranlık görüntüsünü üzerinden yavaş yavaş atmaya çalışırken; sokaklar hayli hareketli bir koşuşturmaya sahne olmaya başlamıştı bile. Beyler ellerinde akşamdan hazır edilen çöp poşetleri ile apartman kapılarında birer birer beliriyor, mahalle başlarında öğrenci bekleyen okul servisleri, sokak trafiğini iyiden iyiye hareketlendiriyordu. Ellerinden tuttukları çocuklarını hafifçe çekiştirip, alelacele okula yetiştirmeye çalışan anneler bir taraftan da çocuğun gün içerisinde dikkat etmesini istedikleri hususları ardı ardına sıralıyorlardı. Emekli amcalar…

Okumaya devam edin Gün Sonlu, Dünya Yalan, Biz Fani idik

İnci Mercan Gerdanlığı -21

Muâz ibn Cebel (R.A.) Akabe bey’atında Resulullah’a (s.a.v.) bey’at eden Muâz b. Cebel bey’atına sadık kalmış ve ömrü boyunca Hz. Peygamber ile beraber bütün gazve ve seriyeler katılmıştır. Ahmet POÇANOĞLU Emekli Konya İl Müftüsü .     Muâz İbn-i Cebel (Radıyallahu Anh) İbn-i Amr İbn-i Evs İbn-i Aiz İbn-i Adiy İbn-i Ka’b İbn-i Amr İbn-i Üdey İbn-i Sa’d İbn-i Ali İbn-i Esed İbn-i Saride İbn-iYezid İbn-i Cuşem İbn-i Hazrec hadisi: Şöyle dedi:Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in binitinin arka tarafına binmiştim, onunla aramda ancak semerin arka kaşı vardı, bana:       “Ya Muâz İbn-i Cebel!” diye seslendi. Ben de “lebbeyk ya Rasulallah ve sadeyk (buyur ya Rasulallah,…

Okumaya devam edin İnci Mercan Gerdanlığı -21

Kırk Kandil -21-

Fatıma Bint Esed (R.A.) Hz. Muhammed, peygamberlikle görevlendirildiğinde, oğulları Ali ve Cafer Hz. Peygamber’e inandılar. Kocası Ebu Talib de Hz. Peygamber’e hep destek oldu. Fatıma bint Esed, bir peygamber yetiştirmiş, bir oğlu İslam ordusunun komutanı olarak Mute Savaşı’nda şehid düşmüş ve bir oğlu da İslam devletinin dördüncü halifesi olmuş büyük bir kadındır. Rıza SAVAŞ Prof. Dr., Dokuz Eylül Üni. İlahiyat Fak. Emekli Öğretim Üyesi Bilindiği üzere Hz. Peygamber’in dedesi Abdulmuttalib, torunu Muhammed’i ölümünden sonra amcası Ebu Talib’e emanet etti. Böylece Ebu Talib’in eşi Fâtıma bint Esed, ona sekiz yaşından itibaren annelik etmeye başladı. Hz. Peygamber’in belirttiğine göre kendi çocuklarından önce onu doyurup gözetirdi. Fatıma bint…

Okumaya devam edin Kırk Kandil -21-

Türk-İslam Medeniyetinde Şehir

Şehir ile medeniyet kavramı arasında doğrudan bir ilişki vardır. Şehir, insan tasavvurunun bir ürünüdür. İnsanların yaşama dair ihtiyaçlarını karşılama arzusu, ahlakî, hukukî, kültür, sanat dahil olmak üzere maddi ve manevi tüm dünya görüşünün fiziki alana yansımasıdır. Süleyman KIZILTOPRAK Prof. Dr., Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tarih Bölümü Türk-İslam medeniyetinde şehir ifadesini karşılayan başlıca üç kelime vardır: Şehir, kent ve medine. Türkçede ise yoğun olarak kullanılan ve Farsçadan geçen iki kelime, şehri ifade eder; şehir ve kent.  Kent ve şehir kelimesi; sözlük anlamı olarak eğitim, yönetim, ticaret ve sanayi gibi merkezlerin çevresinde oluşan konutlarla çevrili büyük yerleşim merkezlerini ifade ediyor. Şehir ile medeniyet kavramı arasında doğrudan…

Okumaya devam edin Türk-İslam Medeniyetinde Şehir

İki Gönül Bir Olunca, Samanlık Seyran Olur Mu?

“Dünyada mekân, ahirette iman” diye duydum çok sonradan. Oysa benim çocukluğumda mekânlara mündemiç bir iman vardı. İman, mekândan münezzeh değildi yani. Derviş Çelebi Tek katlı betonun yeni icat edildiği ama henüz yaygınlaşmadığı yıllarda, tutkal olarak kara çamurun kullanıldığı, taşların üst üste konularak inşa edilen eski bir köy evinin önünde duruyorum. Ev dediysem aklınıza iki artı bir daire gelmesin, hepi topu tek bir odadan söz ediyorum. Yatak odası, misafir odası, mutfak, bütün görevler bu yirmi metre kare odanın omzuna yüklenmiş. Ahşap bir kapıdan, ki aynı zamanda evin hem dış hem de iç tek kapısıdır, eve sağ ayağımla, besmele çekerek giriyorum ve selam veriyorum. Dedemden öğrendim, eve…

Okumaya devam edin İki Gönül Bir Olunca, Samanlık Seyran Olur Mu?

Ev, Mekân, Şehir Buharlaşırken, Sanal Dünyanın Gerçekliğe Dönüşmesi

Daha önce ev hayatın merkeziydi ve bütün hareketlilikler bir şekilde evle nihayete ererdi. İnsanlar için dışarısı bir gurbetti, hep yuvaya dönme heyecanı yaşanırdı. Modern hayat evden dışarıya adeta kaçarcasına bir akışı tetikleyen bu yeni mekânlarla, insanları dışarıya bağlarken evi de nesneleştirdi. Böylece ev bir tür otele dönüştürülmüş oldu.  İsa ÖZÇELİK Eşyayla kurduğu iletişimin cismani boyutu, insanı bir yer ile ilişkili kılar. Bu ilişkisel pozisyonlar farklı mekânsallıkların ortaya çıkmasını sağlar. Kevn kökünden gelen mekân olgusu, insanın var olma biçimine yön verdiği gibi ona varlığı şekillendirme imkânı da oluşturur. İçtimai bir varlık olan insan, doğada kalıcı olmak ve hayatını idame ettirmek için yoğun bir hareketlilik gösterirken, bu…

Okumaya devam edin Ev, Mekân, Şehir Buharlaşırken, Sanal Dünyanın Gerçekliğe Dönüşmesi