Kentte Dindar Kalmak Mümkün Ama Nasıl?

Bugün yeni bir fıkıh anlayışına ihtiyacımızın olduğu açık. “Şehirde” dindar kalabilmek istiyor isek, yeni iş yapma modelleri, yeni bir tebliğ ve davet metodu üretmek zorundayız. Derviş Çelebi Meşhur hikâyedir, zamanlardan bir zamanda, iki Allah dostu kardeş yaşarmış. Biri dağda çoban diğeri şehirde ayakkabı tamircisi. Dağda çoban olan, günlerden bir gün şehirdeki kardeşini ziyarete gelmiş, gelirken de yanında hediye olarak iki kilo keçi sütü getirmiş. Hikâye bu ya hediye sütü keramet nişanesi olarak bir bez çıkına sarıp getirmiş ve dükkânın duvarında bir çiviye iliştirmiş. Hoş beş derken iki kardeşin sohbeti bir müşterinin gelişiyle kesilmiş. Gelen müşteri ayakkabısını boyatmak isteyen gayri müslim bir hanım imiş. Hanım, boyama…

Okumaya devam edin Kentte Dindar Kalmak Mümkün Ama Nasıl?

Mesuliyetin Kutsallığı – Ve’l-asr!

İnsanın mücadelesi nihayetinde kendisiyledir. Kendini, yapmaktan hoşlandığı ile yapmak zorunda olduğu şeyler arasında sıkışmış hisseder ve bu ezelî mücadele ömürlük bir uğraşıya dönüşür. Mustafa ESER Eğitimci-Yazar  “Tüm çağlarda ve tüm insan topluluklarında, ciddiye alınması gereken her erdem öğretisinin (tugendlehre) arka planında, benliğin inkârı (selbstüberwindung) vardır ve hala da öyledir. Etik öğretisi her zaman “şöyle yapmalısın” türünde ve bir şekilde ilkel benliğimize ters gelen bir buyruğu, gerilimli bir karşı karşıya gelme durumunu içerir. “Yapabilirim” ile “yapmalısın” arasındaki bu tuhaf karşıtlık nerden kaynaklanır?” Erwin Schrödinger Tahir b. Aşur (v.1973) ‘makasıdu’ş-şeria’yı, yani hukukun gayelerini, “kanun koyucunun hükümleri vaz ederken, gözettiği ve hedeflediği hikmet, hedef, gerekçe ve manalardır” şeklinde…

Okumaya devam edin Mesuliyetin Kutsallığı – Ve’l-asr!

Kestane Şekeri

Gel otur biraz haydi, çok yoruyor dünya seni... Bazen dedi, anneler hayalde de evlatlarını düşünür, hayal aleminde de çıkar gelir okşar çocuklarının saçlarını. Öznur GÖRÜR KISAR Eğitimci  “Bu insanlar arasında kalbim, sık bir ormanda dolaşan kelebek gibi, ne tarafa uçsa ağaçlara çarpıyor. Nasıl kurtulmalı bu darlıktan?”, cümlelerini özenle not almıştı. Hemen sonrasında bu enfes tespitin kendisinde uyandırdığı duyguları sıralamıştı.  Bu minik not defteri, bu cümleler, onları okudukça içinde bir şeylerin kopuverdiğini hissediyordu. Boğazında düğümlenen her ne ise onu zapt etmeye çalıştı. Annesinin yıllar önce aldığı küçük notlar ve alıntılardan oluşuyordu bu küçük defter. Boğazındaki o tuhaf düğüm, gözündeki damla, öylece duruyor; bakışlarını uzaklara dikip, başka…

Okumaya devam edin Kestane Şekeri

Âkif

Sezai Karakoç’a göre Âkif’in fikir kaynağı, bizzat toplum ve toplumda yaşayan düşüncedir. Başka bir yerde ise bunu biraz daha açarak onun fikirlerini sokaktan, aileden, klasik kültürden, toplumdan, devletin sarsıntılı halinden ve nihayet kendisinden aldığına dikkat çeker. Mustafa ÖZEL Prof. Dr., FSMVÜ İslami İlimler Fak. Milleti millet yapan, değerlerdir. Milletin millet olarak kalmasını sağlayanlar ise şahsiyetlerdir. O değerleri yaşatanlar, millet var oldukça, yaşadıkça yaşarlar. Yakın tarihimizin ön alıcı, yön verici, yol gösterici, kurucu, yapıcı şahsiyetlerinin önde gelenlerinden biri, hiç şüphesiz İslam şairi merhûm Mehmed Âkif’tir. Büyük Devletimizin yıkılışının acılarını, yeni devletin kuruluşunun sancılarını çeken ruh ve gönül mimarımız İstiklâl Marşı’mızın şairi Âkif (d. 20 Aralık 1873),…

Okumaya devam edin Âkif

İnci Mercan Gerdanlığı -20-

Hz. Aişe (R.A.) Kuvvetli hafızası sayesinde Hz. Peygamber’in hadis ve sünnetinin daha sonraki nesillere ulaştırılmasında emsalsiz hizmetler ifa etti. Rivayet ettiği hadislerin sayısı 2210’dur. Bu hadislerden; 54’ ü Buhârî’nin, 69’ u Müslim’in sahihlerinde münferiden yer almış, 174 hadiste ise Buhari ve Müslim ittifak etmiştir. Ahmet POÇANOĞLU Emekli Konya İl Müftüsü    Aişe Bint-i Ebû Bekir es-Sıddîk, Abdullah İbni Ebi Kuhafe Osman İbn-i Âmir İbn-i Amr İbn-i Kâ’b İbn-i Sa’d İbn-i Teym İbn-i Mürre İbn-i Kâ’b İbn-i Lüey el-Kureşî et-Teymî mü’minlerin annesi Aişe (r.anha)hadisi: “Mü’min kadınlar Rasulullah’a (s.a.v) hicret ederek geldikleri zaman, “Ey Peygamber! Mümin kadınlar Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayacakları, hırsızlık yapmayacakları, zina etmeyecekleri, çocuklarını…

Okumaya devam edin İnci Mercan Gerdanlığı -20-

Kırk Kandil -20-

Rukiye Bint Rasulillah (R.A.) Rasûlullah’ın emriyle Hz. Osman, ağır hasta olan Rukiye ile ilgilenmesi için Medine’de kalmış ve Bedir’e katılamamıştır. Rukiye, Müslümanlar Bedir savaşında iken (2 h./624 m.) öldü.4 Rukiye’nin cenazesini Ümmü Eymen’in yıkadığı nakledilir. Rıza SAVAŞ Prof. Dr., Dokuz Eylül Üni. İlahiyat Fak. Emekli Öğretim Üyesi Rasûlullah’ın (s.a.v.) kızının adı olması sebebiyle Müslümanlar da bu ismi çocuklarına vermektedirler. Arapça bir kelime olan ve Sümeyye kalıbında Rukayye/ رُقَيَّة olarak kullanılan bu isim, Türkçemizde Rukiye diye kullanılır. Bu kelime; yükselen, yükseğe çıkan, sıkıntı ve belalardan uzak kalan anlamını da içerir. Hz. Peygamber’in 25 yaşında, yaklaşık olarak miladi 594 yılında Hz. Hatice ile evlendiği düşünülür ve kızları…

Okumaya devam edin Kırk Kandil -20-

Sonsuzluk Dili ve Ke-Ke-Me Teslimiyet

İslam’ın apaçık; mekân, zaman ve insan seçmeden çağrıya duran söylemi, aynı zamanda etkili bir dildir. Kendine has bir vücut dili zamanın içinden mekânı geçerek sonsuza akan duru ırmağı andırır. Diri, coşkun ve ihya eden bu akışın meramı, insanı ebedi kurtuluşa çağırmaktır. Ahmet MERCAN İnsanın yeryüzü macerasının peygamberle başlaması önemlidir. İhtiyaçlarını karşılayacak sayısız nimetle donatılmış arza inen insanı yalnız bırakmayan, ona rehberlik eden vahyin varlığı pek çok hikmete kapı aralar. İnsana kendini, yaratıcısını, yaratılış amacını; ölümü, ahireti tanıtan ve dünyada ihtiyacı olan ölçüyü veren vahiy, peygamberden peygambere devredilen bilgi ve uygulama olarak hayati öneme sahiptir. Duru bir ırmak gibi akan vahyin bilgisi incelendiğinde, insanın meramına denk…

Okumaya devam edin Sonsuzluk Dili ve Ke-Ke-Me Teslimiyet

Dinin Dili Ruhundadır

Her insana tebliğciden giden yol farklı olabilir. Öncelikle tebliğde sözün tekelini kırmak gerekir. Duruş, tavır, model, yaklaşım, intiba, imaj, ses, yansıma… gibi daha birçok etki alanı insandan insana uzayan mesafeleri kısaltma vazifesi görmektedir. Hüseyin AKIN Şair-Yazar Çizgi: Hasan Aycın Tebliğ en sahih biçimde mesajı muhataba ulaştırma ameliyesidir. Kelimenin menşeinden de anlaşılacağı üzere tebliğin iki temel vasfı vardır: Birincisi, mesajın ulaştıranın zihninde ve kalbinde doğru biçimde yer almış olması, ikincisi ise muhatabın zihnine ve kalbine doğrudan intikal etmesi. Kelimeleri cümle yapan şey anlamı hakkıyla ifade edebilecek güçte olmalarıdır. Cümlenin bünyesinde taşıdığı şeyin din olduğunu düşündüğümüzde bu yapının en önemli tuğlasını teşkil eden kelimelerden tutunuz da cümlenin…

Okumaya devam edin Dinin Dili Ruhundadır

Kâl Dili ve Hâl Dili Açısından Müslümanın Beslenme Kaynakları

İnsan için üç dil vardır: Konuşmak, yazmak, yaşamak. Bu, bazen ikili tasnife indirilerek kâl dili ve hâl dili olarak da söylenir. Üçlü tasnifi şöyle yapabiliriz: Kâl dili, hâl dili, kalem dili. Kalem yazıyı, kâl konuşmayı, hâl ise yaşamayı ifade etmektedir. Erol ERDOĞAN İlahiyatçı- Sosyolog Beslendikleri insanı etkiler. İnsan neyle besleniyorsa odur, diyebiliriz. Yediklerimiz ve içtiklerimiz bedenimizi, okuduklarımız ve öğrendiklerimiz bilgimizi, gördüklerimiz ve dinlediklerimiz hafızamızı, arkadaşlarımız ve çevremiz davranışlarımızı, yaşadıklarımız ve eğitimimiz hayata bakışımızı, hepsi birden kişiliğimizi şekillendirir. Dil de beslenir. İnsanın okudukları, duydukları, dinledikleri, gördükleri, acısıyla tatlısıyla yaşadıkları dilini etkiler. İnsanın beslendiği kaynaklar, kişinin anlama ve analizini, kelime hazinesini, cümle kurgularını, hitap ve telaffuzunu, mimiklerini…

Okumaya devam edin Kâl Dili ve Hâl Dili Açısından Müslümanın Beslenme Kaynakları

Dili Kullanma Becerisini Elde Etmek

Güncel konulara değinirken umumi insanlık anlayışını ve İslam’ın genel hükümlerini göz önünde bulundurmalıdır. İyi bildiği konular üzerinden yürümeli ve üstesinden gelemeyeceği konulara girmemeli. Kâzım SAĞLAM Din dilini kullanmak ile dili kullanmak arasında bir fark yok. Din dilini kullanmak demek; davette/tebliğde, dini anlatmada, dini bir meseleyi izah etmede vb. kullandığımız dil veya takındığımız tavır. Bu hususta belli unsurlar var. Din, dini meseleyi anlatan kişi (davetçi, hoca vb.), muhatap ve kullanılan dil- iletişim aracı-.  Bu unsurların her birini iyice tahlil etmek, anlamak ve hikmetli bir şekilde vazifeyi icra etmek. Bu çok kapsamlı bir mesele. Kısaca bazı hususlara değineceğim. Yüce Allah bize dil ile hitap ediyor.  Dili düzgün…

Okumaya devam edin Dili Kullanma Becerisini Elde Etmek