Hangi Ütopya?

Toplumsal hafızamızdaki en önemli kodlardan biri de şehirler. Şehirler, toplumların bilinçaltı belleklerine dahi hükmederek, hayata olan bakış açısını şekillendiriyor. Rabia ŞEKERCİ GÜLER İletişim Bilimleri Uzmanı Bayraklar ve haritalardır, mekânları şehir yapan. Şehirleri memleket yapan da insan... İnsanın dili, dini, sevinci, kederi, giyimi, yiyimi ise şehirleri memleket yapar. Mekân kelimesinin köküne baktığımızda Arapça 'kevn' sözcüğü çıkıyor karşımıza. Kevn ise, tasavvufta 'var olmak' anlamını taşıyor. Evet, varoluş ve bir mekâna ait oluş... Kim bilir belki de bu yüzden büyükler çoğu kez, yeni tanıştıktıklara insana, ‘memleket neresi?’ diye sorar. Çünkü memleketinin neresi olduğu, çoğu zaman belirli işaretler ve kodlar gönderir karşı tarafa. Toplumsal hafızamızdaki en önemli kodlardan biri…

Okumaya devam edin Hangi Ütopya?

İnsanlar mı Mekânı Değiştirir, Mekânlar mı İnsanı?

Kendisini tanımlarken kültürel değerleri değil de modernlik, gelir ya da ihtiyaç durumuna göre tanımlamalar yapanlar için mekân, biraz daha farklı beklentiler ile inşa edilmekte, bu da şehirlerin ortak kültürden hızla uzaklaşılmasına ya da yeni bir kültür oluşmasına neden olmaktadır.  Sonuçta geriye dönüp baktığımızda tek tek konutlar belki kabul edilebilir ancak topluca bir değeri, kültürü, işaret etmeyen şehirlere doğru yol aldığımız gerçeği ile karşı karşıya kalabiliyoruz. Ömer DOĞAN Yeryüzü Mühendisleri Derneği Başkanı                Mekân, her dönemde insanlar için önemli olmuştur. Yaşanılan mekân, insanların iç dünyasını, kültürünü, gelir seviyesini, sanat algısını en yalın şekli ile yansıtır. Mahalle ve semtler toplulukları, kentler ise daha büyük toplumları anlamak…

Okumaya devam edin İnsanlar mı Mekânı Değiştirir, Mekânlar mı İnsanı?

Edmondo De Amicis’in İstanbul’u

Bu maceraya, 19. yüzyılın İstanbul’una kapılanlardan biri de Edmondo De Amicis olur. Amicis’i tanıtırken oğlunun günlüklerinden ilham alarak yazdığı meşhur Çocuk Kalbi kitabı dersem epey bir okuyucu ilk ve ortaokul döneminden hatırlayacaktır. Gözde ÇİMEN (Edmondo De Amicis, 1874) İnsanın anlam arayışında, kimliğini ve benliğini keşfedip bulmasında hatta oluşturmasında en büyük destekçi kuvvetlerden birisinin yolculuk yapmak olduğunu söylesem? Basit bir mekân değişimi gibi görünse de aslında bu eylem, içinde bulunduğumuz ortamdan veya ruh halinden uzaklaştığımızı düşünürken tam olarak yine en çok kendimize ve ruhumuza yaklaştığımız anlar birikimidir. Çünkü insan, en çok da seyahat ederken kendisini anlamaya ve tefekkür etmeye yaklaşır. Bireysel tarihimizde öyle yolculuklarımız olmuştur ki…

Okumaya devam edin Edmondo De Amicis’in İstanbul’u

Sevgili Musa

Şehitlik Türkiye’de de farklı anlamlarla karşımıza çıkar. Bu anlamlar temelde dini, milli ve devrimci şehitlik anlayışları olarak kendini gösterir. Dini olarak, Türkiye’de genel kabul olan İslam’ın Sünni yorumu üzerinden şehitlik anlamlandırılır. Elif ÇEVİK Fotoğraf: Sevde Öztürk (BM Türk Şehitliği, Busan, Güney Kore) Malumunuz, miladi takvime göre yeni bir yıla, 2023’e girdik. Yeni bir yıla girmek, artısıyla eksisiyle, geçen günlerin hesabını görmek ve ölü toprağını üzerinizden atmak için güzel bir fırsattır. Bu tıpkı tebdili mekân yapmaya benzer. Zira mekân değişince imkân da değişir ve olmaz sanılanları oldurmak mümkün olur. Mekân, imkân ve mümkün; kökleri aynı harflerde bulan bu üç kelimeden ne çıkarabilirim diye düşünürken, zihnim beni…

Okumaya devam edin Sevgili Musa

Erguvanname ile Şehir ve Medeniyet

İnsan, kültür ve bilgi birikimiyle bir şehri imar etmektedir. Yani şehre baktığınızda tarihle, kültürle, maddi ve manevi bir ruhla karşı karşıyasınızdır. İnsana anlam katan tüm özellikler içinde yaşadığımız mekânların bizzat kendilerinde vardır. Hatice BALİN Uzm. Sosyolog İnsanın zihni mekân odaklı düşünmeye alışıktır. Osmanlı döneminde yapı yol vs. gibi yerler inşa edilirken, yeryüzü, toprak ve zemin uygunluğuna bakılırdı. Sadece bununla kalmayıp, komşuluk bilincine riayet edilerek mahremiyete uygun olarak evler inşa edilirdi. Kendi medeniyetimize göre inşa edilen mekânlar, o dönemin şehrin yapısını, kültürünü, siyasi ve sosyo ekonomik durumunu da yansıtmaktaydı. Böylelikle o dönemin mimarisi, şehrin yapısı, geçmiş ile gelecek arasında bağ kurmamızı sağlardı.  İnsan mekân odaklı düşünüp…

Okumaya devam edin Erguvanname ile Şehir ve Medeniyet

Ev, Mekân, Şehir; Ruhta İz; Çocukluk, Gençlik, İhtiyarlık!

Annem elimizden tutup bizi Fatih Camii’ne sabah namazına götürdü bu kez, hep oyun değil tabii cami avlusunda. İmam ve ilk saftaki amcalar eskiden yeşil halılı olan yerde namazlarını kılıyordu. O yeşil halıya basmak için anneme yalvardığımı hatırlıyorum, çocukluk işte, temiz, saf. Zehra TUNÇ İMH Genel Sekreter Yardımcısı Edirnekapı'dan içeriye girdiğim vakit huzurlu bir derin nefes alıyorum. Bunu Fatihliler çok iyi bilir. Hatta onlardan hemen her seferinde bu cümleyi duymanız da mümkün. Bir adım ötesi; annemin bir tavafında, Kâbe’ye bakarak aldığı niyet, bir yakarış, dua: “Allah'ım beni Fatih Sultan Mehmed Hân hazretlerinin komşuluğundan ayırma!” Âmin. Evet, evet hakikaten âmin. 1970’te Sivas'tan İstanbul’a göç ettiklerinde ilk bir…

Okumaya devam edin Ev, Mekân, Şehir; Ruhta İz; Çocukluk, Gençlik, İhtiyarlık!

Kadim Dünyanın İpuçları

Ve Üsküp... Bize kadim dünyamızı hatırlatan, şiirlerde, şarkılarda, türkülerde yaşayan, Yahya Kemal’e ilham veren şehir. Kadim dünyada şehirler ve nehirler birbirini izler. Vardar üzerinde Mimar Sinan tarafından yaptırılan taş köprü adeta iki dünya arasında kurulmuş. Birbirini anlamaya davet ediyor Kemal KAHRAMAN Dr., Tarihçi Devr-i fütuhu sur-i Sirafil müjdeler Hak’dan nizam-ı alemi temine er gelür Yahya Kemal Geçtiğimiz günlerde yolumuz Makedonya’ya düştü. Üsküp havaalanına indikten sonra genel anlamda ülkeyi görmeyi planladık. Batı’ya doğru gittiğimizde karşımıza Kalkandelen çıkıyor. Onlar Tetovo diyor. Müslüman Arnavut nüfusun yaşadığı bölgenin önemli bir şehri. Orada Harabati Baba tekkesi görülmesi gereken bir yer. Avlusu, ince süslemelere sahip ahşap yapıları, veranda, cumba, sundurma ve…

Okumaya devam edin Kadim Dünyanın İpuçları

Altın Buzağı

Herkesin miras aldığı veya elde ettiği değerler ile put inşa edilmişti. Dolayısıyla başkalarına öykünerek inşa ettikleri tanrı aynı zamanda kendi tanrıları da olmuş oluyordu. Üstelik içinde Musa’nın dininin sosu da vardı. Yaptıkları şey din adınaydı ve kendilerinindi. Zübeyir NİŞANCI Dr. Öğretim Üyesi, Marmara Üni. Sosyoloji Bölümü  “Altın buzağı” olayı var, Musa (a.s) kıssasında. Musa kavminin Mısırlılara öykünerek Samiri'nin öncülüğünde yaptığı altın buzağı hikayesi. O kıssadan öğrendiklerimi birkaç soru etrafında günümüz dünyasında karşımıza çıkan söylemlerden örnekler vererek paylaşmak isterim. Altın Buzağı neydi ve Mısırlılar neden ona tapardı?Neden Musa (a.s) kavmi de altın buzağı yapmak istedi?Samiri Musa kavmini buzağı yapmaya nasıl ikna etti?Samiri’nin buzağıya resullerin ayak izinden…

Okumaya devam edin Altın Buzağı

Şehitler Makamı: Bosna

Akif Emre abinin “yüzünde gölgesi olmayan” diye nitelediği Aliya’nın mezarına geldiğimizde bir garip hissetmiştik kendimizi. Onca hapis, yasak ve zulüm sonucunda sergilemiş olduğu duruş, Müslümanın menzilini belirliyor hiç şüphesiz. Zübeyir ŞEKERCİ Fotoğraf: Zübeyir Şekerci Gençlerin yoğunlukta olduğu bir cemaat. Kurtuluş yakın mıdır? Allahualem... Yaklaşık iki ay kadar evvel -pandemi döneminin ikinci senesi- dört arkadaşın ortaklaşa aldığı indirimli biletler yerini heyecanlı bir bekleyişe bırakmıştı. Bir yandan “ya hasta olursak?”, “ya son gün pozitif çıkar da sorun olursa?” kabilinden sorular zihinleri yorarken öte yandan seyahate hazırlık başlamıştı.  Kalacak yerden gidilecek şehirlere, ziyaret edilecek makamlardan görülecek eserlere değin heyecanlı bir çalışma. Neyse ki içlerinden birisi tarihçiydi ve bu…

Okumaya devam edin Şehitler Makamı: Bosna

Kaybolan Ruhun Derin Yarası

Bir şehrin ruhunu oluşturan manevi unsurlar; o şehirdeki yapılar, sokaklardır. Özellikle kadim şehirlerdeki medeniyeti, o şehirlerdeki cami, kilise, tiyatro, sinema gibi yapılardan hareketle öğreniyoruz.   Betül ZEYREK Öğretmen-Yazar Mekâna Sinen Ruh: Sezai Karakoç’un Şiir ve Hikâyelerinde Şehir ve Medeniyet isimli eser, Fikri Kula’ya ait bir tez çalışmasının kitaplaşmış hali. Fikri Kula; 1992 yılında Üsküdar’da dünyaya gelmiş. 2014 yılında Marmara Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun olduktan sonra yüksek lisans eğitimini de yine Marmara Üniversitesi’nde Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü’nde 2016 yılında tamamlamış. Kula, halen aynı üniversitede doktora eğitimine devam etmektedir. Ayrıca Nisan 2017 yılı itibari ile Aksaray Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde görev yapmaktadır. Turkish…

Okumaya devam edin Kaybolan Ruhun Derin Yarası