“Hepimiz Ebû Ubeyde’yiz!”

Adının Huzeyfe Kehlût (doğumu: 11 Şubat 1985), künyesinin ise Ebû İbrahim olduğunu öğrendiğimiz Ebû Ubeyde kimdi? Ebû Ubeyde, şehadetinden sonra anlaşıldığı kadarıyla Kassâm Tugayları tarafından oluşturulan anonim bir kimlikti. Bunu, onun ve diğer mücahidlerin şehadet haberini veren yeni askeri sözcünün adının da Ebû Ubeyde olmasından anlıyoruz. Muhtemel ki o da şehadet mertebesine ulaştığında, yeni gelen sözcü de Ebû Ubeyde olacak. Yani Ebû Ubeydeler bitmeyecek. O zaman hepimiz şöyle haykıralım: “Hepimiz Ebû Ubeyde’yiz!” Mustafa ÖZEL Prof. Dr., FSMVÜ Filistin, kanayan bir yara olarak yüz yılı aşkın bir süredir gündemimizin ilk sırasındaki yerini koruyor. Etrafı bereketli kılınan bu topraklar insanlığın, dünyanın merkezi. Birçok peygamber buradan çıkmış, burayı…

Okumaya devam edin “Hepimiz Ebû Ubeyde’yiz!”

Sosyolojileri Değiştiren Tarihî Örnekler ve Bu Bağlamda Gazze’nin Geleceğe Açtığı Pencere -II-

Müslümanların egemen oldukları topraklarda belli bir güvenlik ve rahatlık içinde olsalar da Avrupa’da lanetli muamelesi görmüş ve dışlanmışlardır. Çok yakın dönemlere kadar yüzlerce yıl Avrupa ülkelerinde ‘parya’, ‘yabancı’ ve ‘tehlikeli unsur’ gibi hor görücü ve dışlayıcı sıfatlarla anılmaları ve yer yer daha sert nefret söylemlerine konu edilmeleri nadir görülen bir şey değildi. Müslümanların yansıra 15. yüzyıl sonlarında (1492) Yahudilerin de İspanya’dan kovuluşları yeni bir göç sebebi olur. Yusuf YAZAR                                                                                                                      Yazının birinci bölümünün giriş kısmında, sosyolojik yapı ve tutumlarda değişimleri oluşturan bir olgu olarak toplumun, özellikle ekonomik boyutlu büyük, zenginleşme olarak ifade edilebilecek bir sıçrama yapmasına vesile olacak, fark oluşturucu ve oyun değiştirici bir…

Okumaya devam edin Sosyolojileri Değiştiren Tarihî Örnekler ve Bu Bağlamda Gazze’nin Geleceğe Açtığı Pencere -II-

Sosyolojileri Değiştiren Tarihî Örnekler ve Bu Bağlamda Gazze’nin Geleceğe Açtığı Pencere -I

Yüzyıllarca sürmüş olan sömürgecilik, Batılıların kendi vicdanlarında uç veren rahatsızlığı bastırıp rahatlatmak için kullandığı ve “gelişmemiş” doğuluyu kendisine rağmen medenîleştirme misyonunu üstlendiği imasını içeren “beyaz adamın yükü” yaklaşımı da Batılı toplumlarda o yıllardan itibaren görülmeye başlanan sosyoloji farklılaşmasının işareti olmuştur. Yusuf Yazar Bir toplumun ya da geniş bir coğrafyada bulunan toplumların sosyolojik yapı ve durumları (hayata, kendilerine, içinde bulundukları coğrafyaya ya da uzak çevrelere ve dünyaya bakışları, toplumsal yapıları, genel tutum ve davranışları –hayat tarzları–), o coğrafyada tezahür etmiş bazı büyük etkilerle belli bir süreçte bir şekilde farklılaşıp değişebilir ve bu farklılaşma ile değişme, giderek dalga dalga diğer coğrafyalara da yayılabilir. Sözünü etmiş olduğumuz bu…

Okumaya devam edin Sosyolojileri Değiştiren Tarihî Örnekler ve Bu Bağlamda Gazze’nin Geleceğe Açtığı Pencere -I

Çocuk Yaşarsa İnsanlık Yaşar

"Hiçbir Çocuk Kendi Yarasını Kendi Sarmamalı" İster bombalar ve kurşunlar ile olsun, isterse sistematik bir şekilde açlık veya farklı yollarla olsun çocuğun unutuluşu, yalnızca fiziksel uzaklık ile açıklanamaz. Bu unutuluş, Batı’daki ekranın temsil rejimiyle doğrudan ilişkilidir. Ekran sadece bir teknoloji değil, bir biçimlendirme aracıdır. Acıyı göstermez, acıyı paketler. Çocuğu sunmaz, çocuğu biçimlendirir. Rahmeti taşımaz, rahmeti sansürler. Muhammed Fesih KAYA "Söylesene Vera, çocuklara sıkılan hangi kurşun kahpece değildir?" Numan Arıman “Kelebeklerin bile çocuklardan daha uzun süre yaşadığı bir coğrafyada, size hangi şiiri yazayım?"  Ahmed Arif                                                                                                                            Bu iki cümle, yalnızca birer şiir dizesi değil; insanlığın kendine yönelttiği en yalın ve en yakıcı sorulardır. Çocuk, insanlığın…

Okumaya devam edin Çocuk Yaşarsa İnsanlık Yaşar

Filistin Davası Bir Toprak Meselesi Değil: Vahdettin Işık ile Özel Söyleşi (Üçüncü Bölüm)

"Gazzeliler iki önemli başarı elde etmiştir: Birincisi, Batının nasıl bir sömürü, barbarlık ve zulüm odağı olduğunu dünyaya açıkça göstermişlerdir. İkincisi ise bu sistemden mağdur olan insanların vicdanlarını ortaklaştırıp harekete geçirmişlerdir." Röportaj: Dr. Nour Alhila Nour Alhila: Batı medeniyetinden söz ediyorduk; günümüzde Batı medeniyetine ilişkin genel algılar ve değerlendirmeler nasıl şekillenmektedir? Vahdettin Işık: Batı medeniyetinin maskesinin bu kadar açıkça düştüğü, kitlesel düzeyde görülmemişti. Geçmişte derslerde Batı medeniyeti üzerine konuşurken bu konudaki eleştirilerimiz bazen “ideolojik” olarak nitelendiriliyor ve öğrencilerimiz de bu durumu anlamakta zorlanıyordu. Ancak bugün artık çoğu gence Batı’nın medeni bir dünya olduğu anlatılamaz. Bu noktada binlerce âlimin, akademisyenin ve kurumun başaramadığını Gazze halkı gerçekleştirmiştir. Gazzeliler…

Okumaya devam edin Filistin Davası Bir Toprak Meselesi Değil: Vahdettin Işık ile Özel Söyleşi (Üçüncü Bölüm)

Tufan Üzerine Sorgulamalar

İsrail, yakıt, enerji sistemleri, elektrik ve insanların yaşamını sürdürebilmesi için gerekli temel ürünlerin girişini yasakladı; Filistinli balıkçıların denize açılmasını engelledi; Gazze ile İsrail arasındaki geçiş noktalarını kapattı. Yabancı aktivistlerin ve uluslararası dayanışma hareketlerinin çeşitli yollarla bu ablukayı kırma çabalarına rağmen, İsrail geri adım atmadı ve aksine Gazze’ye karşı askerî saldırılarını artırdı. Hasan Ârif BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM Yakın tarihimizde, tarihin akışını olağanüstü şekilde etkileyen bir dizi dönüm noktasına tanıklık ettik. 2001 yılının 11 Eylül gününü çok iyi hatırlıyorum. Televizyonu açtığımda, herkes gibi – hatta tüm dünya gibi – büyük bir şaşkınlıkla, canlı yayınlarda iki sivil uçağın New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’nin ikiz kulelerine çarptığı, kulelerin ve içindekilerin yerle…

Okumaya devam edin Tufan Üzerine Sorgulamalar

Aksâ Tufanı Üçüncü Yılını Doldururken

Bugün Filistin’de, dolayısıyla Orta Doğu’da ve dolayısıyla dünyada bir barış olacaksa, bütün bir insanlık olarak huzur içinde yaşayacaksak terörle var olan ve terörle varlığını sürdüren bu cinayet şebekesinin ortadan kaldırılması, sadece Müslümanların değil bütün insanlığın boynuna borçtur. Mustafa ÖZEL Prof. Dr., FSMVÜ Tarih kargaşalarla, karmaşalarla, savaşlarla doludur. Bunlar için her şey bir sebep olabilir. Ama merkezde duran ve asla değişmeyen bir hakikat vardır: Çıkar. İnsan ve toplum için kendi çıkarı söz konusu olduğunda, orada maalesef hak, hukuk, adalet, insaf, merhamet gibi değerler ve kavramlar hemen devre dışı kalır. Artık egemen olan kan, gözyaşı, cinayet, katliam, zulüm, işkence gibi insanlık dışı, insanlık karşıtı kavramlardır. Bütün bu…

Okumaya devam edin Aksâ Tufanı Üçüncü Yılını Doldururken

Gazze Uğrunda Suskunluk

Aşağıdaki metin, Mahmud Derviş’in, ölümünden yedi yıl sonra yayımlanan Yevmiyyâtü’l-huzni’l-‘âdî (Sıradan Hüzün Günlükleri) adlı kitabının 126-129. sayfalarından çevrilmiştir (Mahmud Derviş Vakfı, Ramallah, 2015). Metnin yazıldığı tarihi bilmiyoruz. Fakat 9 Ağustos 2008’de aramızdan ayrılışından önceki günlerden, haftalardan, aylardan birinde kaleme alındığını söyleyebiliriz. Şairin sözünü ettiği “dört yıl”, Siyonist çetenin 2005 Ağustos-Eylül aylarında Gazze’den Yahudi yerleşimcileri çekme uygulamasına işaret ediyor olmalı. Yerleşimciler çekildikten sonra Siyonist çete, Gazze’ye daha şiddetli bir pervasızlıkla saldırmaya başladı. Bu pervasızlık 7 Ekim 2023’ten sonra katlanarak arttı ve bütün insanlığı utandıracak bir vahşet sergisine yol açtı. Mahmud Derviş’in 17 yıl önce yaptığı yorumlar, maalesef bugün de geçerli. İnsanlığın acı, acıklı, acıtıcı, apaçık gerçekliği!     …

Okumaya devam edin Gazze Uğrunda Suskunluk

7 Ekim Aksa Tufanı’yla Başlayan Sürecin Anatomisi

Hamas direnişi ve 7 Ekim Aksa Tufanı, her şeyin ötesinde, işgalci Siyonistlerin soykırım ve etnik temizliğe dayalı emperyalist-kolonici yüzünü bütün çıplaklığıyla ortaya çıkardı. Şinasi GÜNDÜZ Prof. Dr., İstanbul Üni. 7 Ekim 2023 Aksa Tufanı Operasyonu’ndan bugüne, yaklaşık iki yıllık sürede başta Gazze olmak üzere Filistin’de eşi benzeri görülmemiş bir katliam, soykırım ve etnik temizlik yaşandı. Basına yansıyan sınırlı açıklamaların ötesinde, kimi tahminlere göre sayısı yüz binlere varan ve büyük çoğunluğu çocuklar ve kadınlardan oluşan —kimi hesaplamalara göre, medyada dillendirilen rakamlardan çok fazlası, 600 binin üzerinde insan Gazze’de katledilmiştir ve bunun yarısından fazlasını çocuklar oluşturmaktadır — masum insan vahşice katledildi. Gazze, Batı Şeria ve Filistin’in diğer…

Okumaya devam edin 7 Ekim Aksa Tufanı’yla Başlayan Sürecin Anatomisi

Zulüm 1902’de Başladı

Sosyal medyada bir fotoğrafı paylaşmak, bir kampanyaya destek vermek, boykot çağrılarına kulak vermek bile bu vicdan haritasının sınırlarını belirliyor. Market raflarında, dijital platformlarda, hatta günlük tüketim alışkanlıklarımızda bile Gazze’deki bir çocuğun nefesiyle aramızda görünmez bir bağ var. Suavi Kemal YAZGIÇ Yazar (Çizgi: Z. Hilal ÖZDER) Kavramlar, eskilerin deyimiyle “hüdayinabit” bitkiler gibi aniden yerden bitmezler. Kavramların da, kelimelerin de birer tarihi vardır. İnsanlar, kavramları geliştirirken sadece kültürlerini değil, çıkarlarını da gözetirler. Mesela, önce Levant vardı. Batılılar, Akdeniz’in doğu sahillerinde bulunan geniş bir araziyi, Latincede “kalkmak, yükselmek, güneşin doğması” anlamlarına gelen levare fiilinden türeyen bu kavramla adlandırmıştı. Bu, Eski Yunan’ın yaşadığımız topraklara “Anatolia” demesiyle aynı mantığa dayanıyordu:…

Okumaya devam edin Zulüm 1902’de Başladı