Çıkmaz Sokak ve Mülayim Tekin Okulu

Mülayim Tekin gibi, özverili, çalışkan, hilm sahibi ve abid bir ismin orada yaşatılması örneklik açısından çok isabetli ve güzel bir tercih olmuştu. Nisa IRIZ-Mehmet IRIZ İnsan Vakfı Yardım Birimi Suriye topraklarına acı düşeli on yılı aştı. Her gün bir önceki vakti aratır oldu. On yıldır aralıksız bir şekilde insanların üstüne bombalar ve mermiler yağıyor. Oyunlar oynanan sokaklara, tedavi görülen hastanelere, eğitim alınan okullara ateşler düşüyor. Yüz binlerce insan öldürüldü. Milyonlarca insan topraklarını, evlerini ve sevdiklerini terk etmek zorunda kaldı. Bir grup kendilerini sınırın diğer tarafına atabildi. Onlar yaşadıkları tüm sıkıntılara rağmen nasipli olanlardı. Başta Türkiye olmak üzere bazı ülkeler insanlığa kapılarını açtı. Vatanlarını, topraklarını, imkânlarını…

Okumaya devam edin Çıkmaz Sokak ve Mülayim Tekin Okulu

Güneyin İncisi: ŞÂM-I ŞERÎF

Kendi dönemi ve vefatını izleyen zamanlarda “Kutbü’l-ârifîn” unvanıyla anıldı. Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethedeceğini, Yavuz Sultan Selim’in Şam’a geleceğini, keşif yoluyla önceden haber vermiştir Rıdvan CANIM Prof. Dr., Trakya Üni. Edebiyat Fak. Şam’dan önce size biraz Malula’dan bahsetmeliyim. Suriye seyahatimizin ilk konaklama yeri, Malula oldu. Arami dilinde “geçiş yeri, geçit” anlamına gelen bu kasabayı gelip görmeden önce bir düzlükler ülkesi diyebileceğimiz Suriye’de, neyin geçidi olabilir ki, diyebilirsiniz haklı olarak. Fakat coğrafi yapısıyla biraz Mardin ve çevresini andıran, muhteşem kayalık dağların çevrelediği, tarih öncesinden kalma mağara evleriyle Malula, bir zamanlar Hz. Meryem ve oğlu Hz. İsa’nın uğradığı bir yerleşim bölgesi olmuştur. Anlayacağınız Hristiyanların kutsal şehirlerinden biridir…

Okumaya devam edin Güneyin İncisi: ŞÂM-I ŞERÎF

İnsan Güvenliğini Yeniden Düşünmek

Somali’de, Burma’da ve hatta yanı başımızdaki Azerbaycan’ın 2020’de verdiği Karabağ Savaşı’nda dahi Batı, kendi kavramlarında boğulmuştur. Güvenliğe, kalkınmaya ve yardıma konu olan “insan” asla Batı kafatasının ürünü olmayandır. Hristiyan olsa dahi aforoz edilen Doğu kiliseleri de buna dâhildir, iş birlikçisi Bereketli Hilal toplulukları da. Hal böyle iken kim, hangi evrensel ve insani yaklaşımlardan söz edebilir? Şehnaz FINDIK Soğuk Savaş dönemi bilhassa Yumuşama (Detant) Dönemi ile başlayan süreç, insan, birey odaklı kalkınma ve insan hakları kavramlarının öne çıkmasına zemin hazırlamıştır. Bu sürece dikkat çeken ilk önemli belge olan 1975 tarihli Helsinki Sözleşmesi, beraberinde birtakım yükümlülükler, dikkat ve çabayı doğuran önemli bir girişim olarak telakki edilmiştir. Güvenliğin,…

Okumaya devam edin İnsan Güvenliğini Yeniden Düşünmek