Yürekten Gelen Sesler

Yolculuklarımızda arabamızın teyp kasetleri bu ezgileri söylerdi. Her şeyden önce Kur’an ve Sünneti öğretmek için gayret ettiğimiz evlatlarımızı, ilaveten bu ezgilerin sözleriyle büyüttük.

Mucahid YILDIZ

Ezgiler sözünü işittiğimde, merhum Bahattin Yıldız abimiz tarafından kurulan yeni adıyla Özgün Yayıncılık ilk adıyla Rahmet Yayıncılığın çıkardığı kaset hatırıma gelir. Zannedersem bizim camiada ezgiler ya da marşlar içeren ilk teyp kaseti oydu. Seksen darbesinden önce, milletin başına bela olan derin devlet illetinin türlü oyunları sonucu ülke baştan başa çatışmalarla kaynıyordu. Her gün mutlaka sağ-sol kavgalarında ölen ve yaralananların haberleri gündemi işgal ediyordu. Tarafların kıraathaneleri, dernek lokalleri vs. makinalı tüfeklerle taranıyor, kardeşler birbirlerine vurdurtuluyordu.

Böyle bir atmosferde damarlarında deli kan akan gençlerde heyecan doruk noktada olduğundan, biz İslamcıların dilinde de ezgilerden ziyade heyecanla söylenen, hareketli marşlar vardı. Ve bunlardan bazı cümleler, gece yarılarında ellerine boya kutularını alan gayretli gençler tarafından duvarlara dahi yazılıyordu.

‘Kör dünyanın göbeğine,

Hak yol İslam yazacağız,

Kuşların gözbebeğine,

Hak yol İslam yazacağız.’

Darbeden sonraki dönemde, artık bu çatışma ortamı sona erdirildiğinden önceki heyecanların yerini daha mutedil hareket etmek gerektiğini savunan düşünceler yer aldı. Böylece eski hareketli ve sert diyebileceğimiz marşların yerini ezgiler aldı.

Ses tonlarını biçimlendirerek kulağa hoş gelen ya da hoş gelmeyen bir musikiye dönüştürme kabiliyeti yeryüzündeki canlılardan yalnızca insanlara bahşedilen bir hususiyettir. Maalesef son yüzyılda Müslümanlar her alanda olduğu gibi musikide de İslami motiflerden uzaklaşmışlar ya da uzaklaştırılmışlardır. Cumhuriyetin daha ilk yıllarında halk fakirlik içerisinde açlıkla mücadele ederken, dönemin şefi, devlet bütçesinden harcattığı yüksek miktarlardaki paralarla, Anadolu’nun belirli yerlerinde belirli bir zümreye ait türkülerin sözlerini toplattırdı.

Her ne kadar mevlidlerde söylenen ilahi geleneği hep süregelmişse de Cumhuriyet sonrasında şarkılarımızda ve türkülerimizdeki düşünce ve duygu derinliği ortadan kaldırılarak, yerine süfli duyguların dile getirildiği parçalar piyasaya hâkim olmuştur.

Son 30 yıldan fazla bir sürede ise İslamcı camia içinde gelişen, duygu ve düşüncelerimizi musikiye döken ezgi türü eserler hızla çoğaldı. Her alanda olduğu gibi bu sektörde de gayret sarf eden insanlarımız büyük ekonomik sıkıntılara rağmen, gerçekten dinlemeye değer çok güzel eserler ortaya çıkarmayı başardılar.

Acizane biz de bu eserlerin başta Almanya olmak üzere Avrupa’da yayılması ve daha çok insanlarımız tarafından, süfli basit sözler içeren parçaları dinlemek yerine bu güzel ezgileri dinlemeleri için bir süre çalıştık. Türkiye’den iki şirketin ortaklığında Almanya’da kurduğumuz bir dağıtım şirketi ile onlarca teyp kaseti ile birlikte video kasetlerini başta camilerimizin kütüphaneleri olmak üzere, birçok yerde satılması için gayret ettik.

Bir de o zamana kadar hiç yapılmamış olan bir ilki gerçekleştirdik. Bunları kendimizi övmek maksadıyla anlatmıyorum. Her türlü kibirden Allah’a sığınırım. Gelecek neslin bunlardan haberdar olması gerektiğini düşündüğüm için aktarıyorum.

Hem daha büyük insan kitlesinin İslami mücadeleyi dile getiren bu ezgilerden haberdar olmaları hem de canlı olarak dinleyebilme imkanları olsun diye yaklaşık otuz yıl önce konserler tertipledik. Almanya’nın Köln, Duisburg, Hamburg ve Berlin şehirlerinde, Hollanda’nın Rotterdam şehrinde bu konserleri organize edebildik. O zamanlar özel televizyon kanalları falan yoktu. Duyurmak için imkanlarımız kısıtlıydı. Konserlerimizin sanatçıları Hüseyin Goncagül, Ömer Karaoğlu ve Abdülbaki Kömür idi. Ayrıca, Almanya’nın Krefeld şehrinde yüksek tahsil gören Fas ve Cezayirli arkadaşlarımızdan bir grup da Arapça neşideleri ile konserlerimize ayrı bir renk katmıştı.

Yolculuklarımızda arabamızın teyp kasetleri bu ezgileri söylerdi. Her şeyden önce Kur’an ve Sünneti öğretmek için gayret ettiğimiz evlatlarımızı, ilaveten bu ezgilerin sözleriyle büyüttük. Ezgilerimizde dile getirilen duyguların, heyecanların onların da kalplerinde ve kafalarında yerleşmesini istiyorduk. Şimdilerde bu yöndeki çalışmaların çok yetersiz olduğu ve yeni yetişen neslin bu heyecanlardan mahrum kaldığı kanaatindeyim. Küçüklerimizin ilgisini çeken, dinlediklerinde ya da izlediklerinde canlarını sıkmayan, Kur’an ve Sünnet dairesi içinde gerekli mesajları verebilen yeni eserlerin verilmesi gerektiğini düşünüyorum.