İstihdam Hakkı ve Hakkın İstihdamı

İnsan daimi bir karar halindedir, evet; ama bu halin meşru ve muteber olduğunu iddia edemez. İnsanın alması gereken kararların belki de en kıymetlisi müdahale kabiliyetini dizginleyebilmesidir. Müdahil olmayı bir hak olarak görmekten vazgeçmektir. Herhangi bir kabiliyetin varlığı o kabiliyetin icrasının meşruiyetine delil teşkil etmez. Yapabiliyorsun, evet ama bu yapabileceğin anlamına gelmez. Mustafa ESER “Dışından bakanlar için İslam’ın koyduğu esaslar çok sınırlayıcı, hareket serbestini çok daraltıcı gibi görünebilir. Nitekim Hıristiyan anlayışı Müslümanlığın insan hayatının her safhasına dair hükümler taşıyor olmasını çok daraltılmış kayıtlar şeklinde anlamaktadır. Batı medeniyetinin değerleri göz önüne alınarak yapılan bir değerlendirme elbet meseleyi böyle anlar. Çünkü bu medeniyette beş duyunun mutlaklığı yaşanmakta, zihin…

Okumaya devam edin İstihdam Hakkı ve Hakkın İstihdamı

Bakış Açısı

Görmek ve anlamak için nereye baktığımız kadar nereden baktığımız da mühimdir. Bakış açısı ile manzara tamamen değişebilir. Peki doğru açı diye bir şey mümkün müdür? Zeynep YÜCEL Görmek; bakmaktan daha kallavi bir fiildir. Çünkü bakmak, anlamını görmekten alır. Eğer göremiyorsan bakmanın bir anlamı da kalmaz. Zamansal bir sıralama yapacaksak, tabi ki önce bakılır, sonra görülür. Gördüğümüz şey, bir anlam olarak resmedilir tasavvurumuzda. Sonraki bakışlarda ve görüşlerde bir anlam yükleyici olarak artık bu resmin etkisi olacaktır. Bu bir çıkış noktası hatta sabite olacaktır belki de. Görmek ve anlamak için nereye baktığımız kadar nereden baktığımız da mühimdir. Bakış açısı ile manzara tamamen değişebilir. Peki doğru açı diye…

Okumaya devam edin Bakış Açısı

Yavuz Sultan Selim Han’dan Mektup Var

Benim için unutulmaz ve muhteşem bir gündü Kudüs’e girdiğim gün. Peygamber Efendimizin isra ve miracı yaşadığı bu kutsal şehir, Hazreti Ömer’in, Salahaddin Eyyûbî’nin emanetiydi. İşte ben o şehirdeydim şimdi. Davud, Süleyman, Musa, Harun, Zekeriya, Yahya ve İsa peygamberlerimizin maneviyatının kuşattığı Kudüs, bundan sonra Kuds-ü Şerif olarak anılacaktı. Mustafa ÖZEL Prof. Dr., FSMVÜ İslami İlimler Fak. Evlatlarım! Civanmertlerim! Ben Selim, Osmanlı padişahları içinde adı ilk Selim olan; Birinci Selim. Siz beni daha Yavuz Sultan Selim olarak bilirsiniz. Osmanlı’nın dokuzuncu padişahıyım. Çok kolay olmadı Devlet-i Aliyye’nin idaresini ele almak. Uzun mücadelelerin ardından babam İkinci Bayezid’den saltanatı devraldım. Kardeşlerim Ahmet ve Korkut’u, devletin selameti için öldürtmek zorunda kaldım.…

Okumaya devam edin Yavuz Sultan Selim Han’dan Mektup Var

Bedir’in Gözlerinin Anlattığıdır

Bedir, insanın yaşarken gözlerini ve kalbini bağışlaması nasıl bir şey söylesene kardeşim Rabbine? Öznur GÖRÜR KISAR Bir çift yeşil gözün koskoca dünyaya hiç konuşmadan çok büyük acıları anlattığı bir dünya burası.  Gazzeli Bedir Dahlan …  İsrail esareti altında tutulduğu bir ay boyunca genç bir insanın bu kadar kısa sürede hayat ışığının nasıl son bulduğunun kanıtı. Bedir, senin gözlerin Gazze çocuklarının sesi, Filistin kadınlarının çığlığı, bir babanın şehit evladı ile vedası, vahşi köpeklerin üzerlerine salındığı ninenin korkusu ve çaresizliğidir.   Bedir, senin gözlerin sessiz kalan dünyaya sessiz bir manifesto ile bakıp haykırmandır.   Bedir, senin gözlerin katılaşmış kalplere apaçık bir kafa tutuş, bir isyan mermisidir.  …

Okumaya devam edin Bedir’in Gözlerinin Anlattığıdır

İnci Mercan Gerdanlığı -36-

ÜMMÜ HARAM BİNT-İ MİLHAN (Radıyallahü Anha) Ümmü Harâm bint Milhan, Hz. Peygamber’in bi’setinden önce Medine’de doğmuştur, Hazrec kabilesinin Neccâroğulları kolundandır. Rasulullah’ın dedesi Abdülmuttalib’in annesi Selmâ, Neccâroğulları’ndan olduğu için Ümmü Harâm ve Ümmü Süleym ile Resûl-i Ekrem arasında süt veya soy bakımından teyze-yeğen ilişkisi vardı. Ahmet POÇANOĞLU Emekli Konya İl Müftüsü    36. HADİS حديث أُمُّ حَرامٍ بنت ملحان رضِيَ اللهُ عنها عن انس ابن مالك رضي الله عنه: كانَ رَسولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عليه وسلَّمَ يَدْخُلُ علَى أُمِّ حَرامٍ بنْتِ مِلْحانَ، وكانَتْ تَحْتَ عُبادَةَ بنِ الصَّامِتِ، فَدَخَلَ عليها يَوْمًا فأطْعَمَتْهُ، وجَعَلَتْ تَفْلِي رَأْسَهُ، فَنامَ رَسولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عليه وسلَّمَ، ثُمَّ اسْتَيْقَظَ وهو يَضْحَكُ، قالَتْ:…

Okumaya devam edin İnci Mercan Gerdanlığı -36-

Terbiye ve Ahlak Ocağı Olarak Tasavvuf

Yöntem ve meşreb farkından dolayı pek çok tarikat mevcuttur. Diyanet İslam Ansiklopedisi’nde bunlardan 340 tanesinin ismi zikredilmiş ve zikredilmeyen daha pek çok tarikatın varlığından söz edilmiştir. Maarif ve meşhur olanlar ve özellikle Türk âleminde yaygın olanların 12 olduğu ifade edilir. Bunlar Kadiriyye, Yeseviyye, Rifaiyye, Kübreviyye, Medyeniyye, Desûkiyye, Bedeviyye, Şazeliyye, Ekberiyye, Mevleviyye, Nakşibendiyye, Halvetiyye. Ali Rıza TEMEL Dinin şeklinden ziyade ruhunu ve derinliğini ifade eden tasavvuf, insanın manevi arınmasını, ahlaki meziyetlerle süslenip insan-ı kâmil olma yolunda ilerlemesini hedefleyen bir disiplindir. Bazıları tasavvufa “bâtıni fıkıh” olarak da tanımlamıştır. Dini ve ahlaki açıdan kalbin temizlenmesi insanın ahlaki meziyetlerle süslenmesini esas alan ilk zahit ve sûfiler insanların fiillerini bedenin…

Okumaya devam edin Terbiye ve Ahlak Ocağı Olarak Tasavvuf

Tasavvuf: Vuslat Yolculuğu

Tasavvufun gayesi nedir? Bu soruyu tasavvufun tariflerinden hareketle şu şekilde cevaplamak mümkündür: Allah'ın adını sevgi, ihlas ve acziyet ile daima dilde ve gönülde hazır edip yakin gelinceye, yani ölüm gelinceye kadar havf ve reca (korku ve ümit) halinde ve ihsan (Allah’ın daima bizi gördüğü) bilinciyle kulluk yapmaktır. Mustafa ÖZSARAY Dr.,, FSMVÜ İslami İlimler Fakültesi İslami ilimler arasında tarifi en çok yapılan ilim dalı tasavvuftur dersek hatalı olmaz. Çünkü sûfîler tasavvuf hakkında farklı farklı tarifler yapmışlardır. Aynı sûfinin birden çok tarif yaptığı da görülmektedir. Bu sebeple tabakat ve tezkire türü tasavvufî kitaplarda yüzlerce tasavvuf tarifine rastlamak mümkündür. Bunlardan birkaçı şöyledir:             “Tasavvuf bir arınmadır. Allah’tan başkasından…

Okumaya devam edin Tasavvuf: Vuslat Yolculuğu

İmam Gazâlî’nin Tasavvuf Anlayışı

Tasavvufta silsilenin ve bir önceki gönül halkasına dâhil olmanın ne kadar kıymetli olduğunu ehli bilir. Birileri hüdâ-i nâbit gibi ortaya çıkıp şeyhlik ve mürebbilik iddiasında bulunamazlar! Bulunsalar da ehli katında itibar edilmezler. Her ciddi meselenin bir kuralı olduğu gibi ilim ve irfan mektepleri de kendilerini böyle bir ilim ağının dinamizmi ve bütünlüğü içinde konumlandırmışlardır. Mülayim Sadık Kul Besmele, hamdele ve salveleden sonra, Mustafa kardeşim, İnsicam dergisinin temmuz sayısı için İmam Gazâlî’nin tasavvuf anlayışını yazmamı istedi. Bu vazife bu konuda doktora yapmış birisi için aslında bir açıdan çok kolay gözükmekle birlikte, diğer taraftan konunun genişliği ve ihtiva ettiği konular açısından müşkül bir durumdu. Günlerdir nasıl bir…

Okumaya devam edin İmam Gazâlî’nin Tasavvuf Anlayışı

Tasavvuf Yaşadığımız Çağa Ne Vaad Ediyor veya Plazada Tasavvufun Tatbiki Mümkün mü?

Mesela kapitalist sistemde ticaret yapmaya çalışan, işçi çalıştıran namazında niyazında Müslüman bir iş verenin, işçisinin hakkını, büyük ölçüde işçiyi sömürmek üzere çerçevesi tayin edilen kanunlara göre değil de hesap günü Allah’ın bundan sual edeceği hakikatini göz önüne alarak vermesini kim, hangi surette sağlayacak? Abdurrahman Mıhçıoğlu Araş. Gör. Dr. FSMVÜ İslami İlimler Fak. Tasavvufun geçmişte kaldığı, modern hayatta yeri olmadığı ve bu sebeple de günümüz insanının dertlerine şifa olmayacağı birtakım çevreler tarafından dillendiriliyor ve şu soru soruluyor: “Tasavvuf yaşadığımız çağa ne vaad ediyor veya plazalarda tasavvuf mümkün mü?” Aslında bu soru, “İslâm’ın bugün bize söyleyebileceği bir şey var mı?” veya “Günümüz tüccarının/iş adamının ve tüketicisinin Müslüman…

Okumaya devam edin Tasavvuf Yaşadığımız Çağa Ne Vaad Ediyor veya Plazada Tasavvufun Tatbiki Mümkün mü?

Prof. Dr. Hasan Kâmil Yılmaz ile Tasavvuf Üzerine

İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hasan Kâmil Yılmaz ile tasavvuf konusunda merak edilenleri konuştuk. İstifadenize. İNSİCAM Kıymetli hocam isterseniz evvela tasavvufun doğuşuna yol açan sebeplerden bahsedelim. Müslümanlar neler yaşadılar ki bugün adına tasavvuf, tarikat denilen müessese ve uygulamalar doğmuştur? Tasavvufun adı, muhtevası, İslamîliği meselesi baştan beri tartışılan meseleler arasında yer almaktadır. Bunun temel sebeplerinden biri de tasavvufun adıyla alakalıdır. Adı itibariyle Asr-ı Saadet’te bulunmadığı zehabının oluşturduğu kanaattir. Hâlbuki III. asır sûfilerinden Ebu’l Hasan Busenci’nin çok güzel bir sözü var. Diyor ki, “Tasavvuf, Asrı- Saadet’te adı konmayan, şimdi adı konulan ama kendisi olmayan bir ilim ve hayat biçimidir.” Evet, Asr-ı Saadet’te…

Okumaya devam edin Prof. Dr. Hasan Kâmil Yılmaz ile Tasavvuf Üzerine