Orta Asya Kitaplığı

Orta Asya, Türk milletinin yurdu, gönül sofrası ve özüdür. Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Moğolistan’ı da içine alan ve kimi tarihçilere göre Çin’den başlayıp Afganistan’a kadar uzanan coğrafyanın tamamı Orta Asya’dır.

Biz de İnsicam dergisi olarak, siz değerli okurlarımız için Orta Asya devletlerinin dili, dini, kültürü, tarihi, sosyolojisi ve daha birçok unsurunu kaleme alan; bu coğrafyadaki etnik yahut siyasal varlığı inceleyen önemli eserlerden birkaçını tanıtmak istedik.

Buyurunuz.

İNSİCAM

1. Rusya’nın Ruhu

Turhan Dilmaç

(Ötüken Neşriyat, 2022, 288 syf.)

Dilmaç bu eserinde Rusya’nın tarihsel süreçte şahit olduğu işgal girişimlerinin sonucu olarak bir paradoks oluşturacak şekilde savunmacı/yayılmacı bir kimliğe sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Rusya’nın bu kimliği ile tarihsel süreçten bu yana Türkiye’de daima kamuoyu ve/veya yönetici elitlerin ilgisini çeken bir bölge olduğuna ancak karşılıklı tüm tarihsel etkileşime ve coğrafi yakınlığa rağmen Türkiye’de Rusya ve Rus tarihinin kamuoyu tarafından çok da bilinmediğine dikkat çekiyor.

Yazar, günümüz Rusya’sının tarihsel perspektifinin Sovyetler döneminden öteye; Rus İmparatorluğu’na, Knez Hanlığına ve Kiev Rusya’sına dek uzandığını belirtiyor ve Sovyet döneminden daha fazla bu dönemlere atıf yapıldığını dile getiriyor.

Eser, Rusya’nın bilhassa günümüzde Ukrayna ve Orta Asya üzerindeki aidiyet, kimlik ve siyasal düzen taleplerini açıklayıcı bir nitelikte olup Rusya’nın anlaşılmasını kolaylaştırıyor.

2. Panislâmizm’den Büyük Asyacılığa Osmanlı İmparatorluğu, Japonya ve Orta Asya

Ali Merthan Dündar

(Ötüken Neşriyat, 2021, 248 syf.)

Orta Asya’daki Türk ve Japon nüfusunu inceleyen ve Prof. Dr. Ali Merthan Dündar’ın doktora tezinden kitaplaştırılan bu eser, Osmanlı Devleti’nin Orta Asya’ya nüfuzunu ve daha sonra Japonya’nın bölgeye dair politikalarını inceliyor. Dündar, bu eserde Pan-İslamizm, Pan-Türkizm ve Pan-Turanizm yaklaşımlarını inceleyerek Orta Asya’daki Japon ve Türk mücadelesini kapsamlı bir şekilde ele alıyor.

Japonya’ya yönelik Meiji Restorasyonu öncesinden başlayarak Japonya’nın İslam Dünyasına Propagandaları ile sürdürdüğü incelemelerinde Japonya’nın Rusya, Çin ve Doğu Türkistan’daki Müslümanlara yönelik propaganda ve nüfuz etme faaliyetlerine yer veriyor. Japonya’nın ajanlık faaliyetleri, İslam ile tanışması ve Orta Asya’ya gönderilen heyetler ve buradaki ilişkiler oldukça edebi bir üslup ile ele alınıyor.

3. Bağımsızlığının 30. Yılında Türk Basınında Kazakistan

Fahri Solak

(TDBB Yayınları, 2022, 562 syf.)

Türk Dünyası Belediyeler Birliği’nden 2022 yılında neşredilen bu eserde, Dr. Fahri Solak Kazakistan’ın tarihi, kültürü, sosyolojisi, yer altı kaynakları, jeopolitik konumu ve siyasal hayatına dair genel bir çerçeve çiziyor. Kazak halkının etnik ve sosyolojik özelliklerine dair çokça bilginin yer aldığı bu eserde Solak, Türkiye’nin Orta Asya Cumhuriyetleri arasında en kapsamlı ve istikrarlı ilişkiler tesis ettiği ülke olan Kazakistan’ın günümüzdeki ilişkilerine ve sorunlarına dikkat çekiyor. 

Solak, Türkiye-Kazakistan ilişkilerindeki derinleşme alanlarına, ikili ilişkilerin doğasına ve sosyo-ekonomik faaliyetlere değiniyor. Kitapta Türkiye’de yayımlanan gazetelerde 1991-2021 yılları arasında Kazakistan ile ilgili çıkan haberler yer alıyor. Eserde Türk-Kazak ilişkilerinin seyri ve içeriği gazete haberleri bağlamında inceleniyor.

4. Türkistan ve Avrasya Steplerinde Rus Yayılmacılığı- Bir Sömürge İmparatorluğunun Oluşumu (1500 -1800)

Michael Khodarkovsky

(Çev. Mehmet Akif Koç, Selenge Yayınları, Türkçe Çeviri: 2021 /İlk Basım: 2002, 360 syf.)

Loyola Üniversitesi’nde Rus imparatorluğu, karşılaştırmalı imparatorluklar, sömürgecilik ve Batı üzerine dersler veren Tarih Profesörü Michael Khodarkovsk’nin kaleme aldığı eser, kapsamlı bir arşiv çalışmasıdır. Rusların, Türkistan coğrafyası ve Avrasya’daki yayılmacılığını ve buralardaki kolonizasyon faaliyetlerini inceliyor. Günümüz Türk dünyasının sorunlarını da yakından ilgilendiren, tarihsel verileri içeren bu eser, beş ana bölümden oluşuyor. Yazar, Avrasya steplerinde bir yanda Hristiyan kent merkezleri ve dinamik tarım-sanayi ekonomisi olan askeri-bürokratik güç olarak Rusya’yı öte yandan da akrabalık temelli ve sosyal organizasyonlarda daha statik olan göçebe Hristiyan toplulukların uyumsuzluklarını ortaya koyuyor. Rusların bilhassa 15. yüzyıldan itibaren istilalara karşın Rusların savunma ve devletleşme tepkilerinin yeni bir imparatorluk kurulmasını zorunlu hale getirdiğini ve bu imparatorluğun temelinin de yayılmacı olduğunu savunuyor.

Eser bir bütün halinde Rusya’nın yayılmacı politikalarının tarihsel argümanlarını inceliyor.