Toplumsal kabul: Almanya’da imam olarak çalışırken, ümmet varlığımıza ve kültürel dinamiklere uyum sağlamak önemlidir. Toplumsal kabul ve entegrasyon süreci, yerel halkla etkileşime girme; Almanya’daki değerleri ve yasal gereksinimleri anlama ve yerel toplumun beklentilerine uygun şekilde hizmet etme becerisi gerektirebilir.
Emre SARIÇAYIR
DİTİB Georgsmarienhütte Fatih Camii Din Görevlisi

Almanya’da Türk toplumu, uzun bir tarihe sahip ve sayıca büyük bir topluluğu temsil etmektedir. Türk kökenli insanlar, Almanya’ya farklı zamanlarda gelmişlerdir. İlk dalgalar, genellikle 1960’larda ve 1970’lerde iş gücü ihtiyacı nedeniyle Türkiye’den gelen göçmen işçilerle başlamıştır. Daha sonraki yıllarda, aile birleşimi ve diğer faktörlerle birlikte daha fazla Türk kökenli insan Almanya’ya yerleşmiştir.
Bahse konu olan yıllarda yurt dışına işçi olarak giden Türk vatandaşları, gittikleri yerden dönmeyeceklerini anladıklarında ailelerini de yanlarına aldırarak bulundukları yere yerleşmişlerdir. Vaktiyle işçi olarak göç eden Türkler, birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi Almanya’da da artık yerleşik bir unsur olarak varlıklarını sürdürmektedirler. Türkiye’den Batı Avrupa ülkelerine giden işçi göçünün başlangıçta tahmin edilmeyen sonuçlarından biri de, bu insanların dini ihtiyaçlarının karşılanmasında ortaya çıkmıştır. Birçok problemle karşılaşan bu insanlar, gerekli din hizmetini almakta da güçlükler yaşamışlardır. Göçmen işçiler bir takım dini görevlerini yerine getirmek, orada yetişen nesillerine kendi dinlerini anlatabilmek, milli ve dini kimliği korumak için küçük yerler kiralayarak ya da satın alarak mescitler ve camiler yapmışlardır. T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı, Türklerin kendi aralarında kurdukları bu derneklerde Diyanet İşleri Türk İslam Birliği vasıtasıyla gerekli din hizmetinin alınması için çeşitli imkânlar sağlamış, bu bağlamda 1980’li yılların başından itibaren din görevlileri göndermiş ve halkın dini ihtiyaçları ile resmi kanallardan ilgilenilmeye başlanmıştır.
Bu kapsamda yurtdışında din hizmeti verme fırsatını yakalayan din görevlileri, bununla beraber bazı zorluk ve problemler de yaşamaktadır.
Bunların başlıcaları şunlardır:
Dil Bariyeri: Ülkenin ana dilini bilmemek, iletişimde zorluk yaşanmasına ve günlük yaşamda sorunlarla karşılaşmaya neden olabilmektedir. Görevlendirildiği ülkenin dilini yeteri kadar bilememek; bürokratik işlemlerde zorluk yaşanmasına, Müslüman olanlar ve Müslüman olmak isteyenler ile istenilen düzeyde iletişim kurulamamasına ve yeni kuşak gençler ile iletişimde zorluk yaşanmasına neden olmaktadır.
Eğitim Alanında Yaşanan Problemler: Fiziki mekân yetersizliği. Fiziki mekân, öğrenme sürecinin gerçekleştiği ortamdır. Sınıflar, kütüphaneler, atölyeler ve diğer eğitim alanları, öğrencilerin öğrenme deneyimini etkiler. Bu mekânlar, öğrencilerin etkileşime girmesine, işbirliği yapmasına, araştırma yapmasına ve yaratıcı düşünmelerine olanak tanımalıdır. Fiziki mekânların yetersizliği, öğrenci ve öğretici açısından büyük bir dezavantaj olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bölgemizde bulunan öğrenciler, genel itibariyle hafta sonları camide eğitim ve öğretime katılmaktadır. Bu da bir haftalık süreçte evde tekrar edemeyen veya etmeyen öğrencilerin verilen bilgiyi çabuk unutmasına sebep olmaktadır.
Eğitim, dernek yönetimi içerisinde bulunan veliler birliği ve din görevlisi koordinasyonu ile yapılmaktadır. Veliler birliğinin pasif olması veya din görevlisi ile uyumsuzluğu, büyük bir koordinasyon sıkıntısına yol açmaktadır. Veliler birliği ve din görevlisinin aktif ve uyumlu görev yaptığı yerlerde eğitim ve öğretimin daha verimli olduğu veya olacağı yadsınamaz bir gerçektir.
Bununla beraber hafta sonları kursa katılan öğrencilerin devamsızlık ve kursa ilgisizlik sorunu da büyük bir dezavantaj oluşturmaktadır. Tüm bu olumsuzluklara rağmen eğitimde özveri, gayret ve samimiyet, başarılı bir öğrenme ortamının oluşturulmasında kritik öneme sahip olacağı kanaatiyle çalışmalarımıza devam etmekteyiz.
Sosyal Hayatta Yaşanan Problemler
Yurtdışında görevlendirilen din görevlilerinin birinci derece yakınları, sosyal hayata uyum sağlamakta zorlanmaktadır. Görev yapacağı bölgeye gitmeden önce yakınlarının dil bilgisinin olmaması ve görev yerindeki cemaatin ya da topluluğun iş yükünün fazla olması münasebetiyle din görevlisi ve yakınlarıyla yeteri kadar ilgilenmemeleri, din görevlisi ve beraberindekileri sosyolojik olarak yıpratmakta ve uyum sağlama sürecini uzatmaktadır.
Toplumsal Kabul: Almanya’da imam olarak çalışırken, ümmet varlığımıza ve kültürel dinamiklere uyum sağlamak önemlidir. Toplumsal kabul ve entegrasyon süreci, yerel halkla etkileşime girme; Almanya’daki değerleri ve yasal gereksinimleri anlama ve yerel toplumun beklentilerine uygun şekilde hizmet etme becerisi gerektirebilir. Bu durum için din görevlisi özel olarak eğitilmeli, bilgilendirilmelidir.
Sonuç olarak, her durum farklılık gösterebilir ve bazı sıkıntılar başka meslek grupları ya da bireyler için geçerli olabilir. Önemli olan, bu zorlukları aşmak için gereken çabayı göstermek, yerel toplumla iletişim kurmak, gerekli eğitim ve yetkinliklere sahip olmaktır.
Sivil Toplum Kuruluşları ve yardımseverlerin destekleriyle eğitimde fiziki mekânların daha iyi hale gelmesi yönünde gayret göstermek, başarıyı da beraberinde getirecektir. Öte yandan din görevlisinin Almanca dil bilgisi bağlamında kendisini geliştirmesi için destek sağlanması, gençler ve öğrenciler başta olmak üzere cemaate sahih bilgiyi aktarma noktasında büyük bir katkı sağlayacaktır.
